suleymani-uzerinden-bolgesel-gerilim
Süleymani Üzerinden Bölgesel Gerilim

Süleymani Üzerinden Bölgesel Gerilim

711 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

2019’u uğurlarken Irak’ta meydana gelen olaylar üzerine 2020 başında ABD’nin Irak topraklarında çok üst tonda İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi öldürmesi üzerine gelinen nokta bütün dünyayı alarma geçirdi. Ortaya çıkan şu, Irak’ta hat safhada bir belirsizliği, İran-ABD gerilimi ise bir savaşa evrilme tehlikesini işaret ettiğidir.

Süleymani İran Devrimi’ne katılmış, birçok iç ve dış çatışmalarda inisiyatif almış, devlet ve halk tarafından takdir görmüş bir figür olmasına rağmen, özellikle ABD ve Batı için dikkat çektiği üzere, İran’ın Vekalet Savaşı’nda İran’ın yayılmacı siyasetinin uygulayıcısı ve başında olan güçlü biriydi, siyaset, dini yorum, askeri bakımdan parlamış bir kişiydi. Dolayısıyla İran’ın bölgedeki yayılmacılık politikalarında ne olup olmayacağı hakkındaki durumun belirsizliğinin yanı sıra, İran’ın bu şartlar içinde Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Bahreyn ve Afganistan’da yürüttüğü faaliyetin nasıl gerçekleştireceği hususu oldu.

ABD-İran arasındaki en belirgin çatışma alanı Irak ve Hürmüz Boğazı’nda gerçekleşmekteydi. Obama döneminde ABD’nin Irak’tan asker çekmesi sonrasında doğan boşluğu İran’ın bu vekil gücünün altyapısını inşa ettiği siyasi ve askeri yapı doldurmuştu. Bir yandan Irak’ta Merkezi Hükümet Şii liderlerce güçlenmiş, diğer yandan Haşdi Şabi gibi silahlı güç kurulmuştu. Ayrıca Irak için de bir vekil (proxy) güç kurulmuştu, bunun adı Kataib Hizbullah idi. Bu Irak Hizbullah’ı Lübnan, Suriye ve diğer yerlerdeki Hizbullah’tan pek farklı değildi, hatta hepsi birbirine İran Hizbullahı üzerinden bağlıydı.

Özellikle Trump işbaşına gelince ABD’nin bölgede İran’ın bu tür bir meşruiyeti tartışmalı biçimdeki bir örgütle doldurmak istemesi kabul edilir görülmedi. Neticesi ne oldu? Trump buradaki tüm güçleri terörist listesine aldı, hatta İran Devrim Muhafızları’nı (IRGC) ilk önce terörist ilan etti. Bağdat’ta 3 Ocak sabahı SİHA taarruzu ile öldürülen İran Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile Irak Kataib Hizbullahı Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi Mühendis, beraberinde dört asker daha var, özellikle seçilmiş bir hedefti.

Ama neden? Çünkü Bağdat Büyükelçiliği’ne Iraklı grupların provoke edilerek Yeşil Bölge’yi aşmaları üzerine işgaline doğru gidilmesi olayının karşılığını ABD bu tonda değil, başka yerlere saldırarak da verebilirdi. O zaman değişik çevrelerce Sülaymani’nin öldürülmesi spekülatif tarafları da içinde barındıran bir olay olarak değerlendirildi. “Acaba azil sürecini yaşayıp köşeye sıkışmış görülen Trump’ın Kasım 2020 seçimlerini kazanabilmek adına mı böylesi bir eylemi gerçekleştirdi,” sorusu dahi akıllara geldi.

Ama durum bu değildi, ABD-İran gerilimi üzerine tırmanan durumda hesaba katılması gereken çok konu hatırlardaydı. Bir defa en önemli konu ABD-İran 2015 Nükleer Anlaşması’nın ABD tarafından iptaliydi. ABD Ulusal Strateji Dokümanı’na İran’ı hedef ülke olarak yazmıştı. Buradaki metinde “rejim değişmeli” demekteydi. Sonra yaptırımlar devreye girdi. Mayıs 2018’de Dışişleri Bakanı Pompeo 12 Maddelik bildiri yayımladı, İran’da istenenlerin tümü bu belgede işaret edilmişti. Sonra ABD Körfez ülkelerine askeri yığınağına hız verdi. Hürmüz’de çeşitli olaylar yaşandı. ABD tarafından gerilim bu noktaya bir bütün halinde sevk edildi. Süleymani tam bir hedef konumunda görüldü. Ama bu bilinen bir yöntem değildi, Süleymani terörist muamelesi ile hedefti, tıpkı DAEŞ sözde lideri Bağdadi gibi işaret edilmişti.

Süleymani’nin cenazesi kalabalıklar halinde gezdiriliyor, Salı günü Kirman’da defin töreni tamamlanacak. İran yasta. “İntikam!” sesleri yükseliyor. Şimdi hemen herkes bekliyor, acaba İran nasıl karşılık verecek diye. Eğer yüksek perdeden bir karşılık olursa bu kez ABD ne yapar deniyor. Eğer ABD çıtayı bir miktar daha yukarılara taşırsa bunun bir savaşa doğru gitmesinden endişe duyuluyor. Hemen her kesim şimdi bunu görerek İran’a diyor ki, “Aman itidalli davranın!”

Ne olur? İşte bu sorunun cevabı İran’ın vereceği karar bağlı olacak. Köklü devlet geleneğine sahip İranlı yapı bakalım ne tür bir karşılık verme pozisyonunu seçecek?

Irak mı? Zavallı Irak!.. Saddam döneminin bitirilmesi aşamalarında iki savaş hali yaşadı. Petrol denizinde yüzen bir ülke olan Irak halen kendini toparlayamadı. Belirsizlik sürüyor. Dün Parlamento karar aldı, özellikle ABD askerleri kastedilerek yabancı askerler çıkarılsın diye hükümete yetki verildi. Uygulaması zor bir karar. Trump, “Çok masraf yaptım, Irak halkını korumak için üs inşa ettim, çıkmak öyle kolay değil,” benzeri bir açıklama yaptı. Son intikallerle beraber Irak’taki ABD asker sayısı 5 bini geçti. ABD Irak’ı asla boşaltmaz, bu da ayrı bir konudur.

Türkiye olayları yakinen izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da işaret ettiği üzere bölgede “denge” politikası ile inisiyatif almış durumda, “istikrar, itidal, barış,” sözcüklerini yineliyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Libya’ya Asker Gönderilmesi

DİĞER YAZI

Türkiye’nin Yeni İstihbarat Vizyonu

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.