pakistan-teror-saldirisinin-dusundurdukleri
Pakistan Terör Saldırısının Düşündürdükleri

Pakistan Terör Saldırısının Düşündürdükleri

384 Tıklama
5 Dakikalık Okuma
Okuyucu

IŞİD’in gerçekleştirdiği İstanbul eyleminden 14 gün, Brüksel eyleminden 5 gün, Bağdat eyleminden 2 gün sonra bu kez Pakistan’da yine cihatçıların gerçekleştirdiği bir eyleme maruz kalındı. Pazar günü (27 Mart 2016) Lahor kentinde gerçekleştirilen İkbal Park terör saldırısının dikkat çeken noktaları neler, birlikte bakalım mı?

Terör eylemi sonrası yetkililer çoğu kadın, 17’si çocuk 72 ölü, 300 civarı yaralı olduğunu açıkladı. Sebebi ne olursa olsun bu eylem masumlara yönelik bir saldırı olması sebebiyle tüm insanlığı hedef almış görülmektedir.

Terör eylemini Taliban’a bağlı Cemaat-ül Ahrar isimli gruba bağlı bir canlı bomba gerçekleştirdi. Eylemden hemen sonra teröristler Twitter üzerinden “Hıristiyanları hedef aldık…” diye bir açıklama yaptılar. Başka açıklamalarda teröristlerin Paskalya kutlamasına karşı bir eylem yaptıkları işaret edildi.

Lahor’da toplumun %2’si Hristiyan’dır. Çocuklar ve kadınlar lunaparkta Paskalya Yortusu’nu kutluyorlardı. Saldırı sonrası Batı dünyası eyleme, “İslami Terör” dedi. Böylelikle öteden beri süregelen sistemli çabalar sonuç verdi ve “İslam=Terör” anlayışı dünyaya yerleştirilmiş oldu, veya böyle olması isteniyor. Olaya bu yönüyle bakanlar arasında, “Bu küresel bir din savaşıdır,” tanımını yapanlar ortaya çıktı. Bunun “Medeniyetler İttifakı” değil, Samuel P. Huntington’un hatırlattığı “Medeniyetler Çatışması” olduğu tescillenmiş oldu.

Batı dünyası nükleer silah sahibi Pakistan’da bu tür cihatçı aşırı uçların terör eylemi gerçekleştirmelerinden derin endişe duydular. Eylemin Washington’da gerçekleştirilecek (31 Mart – 01 Nisan 2016) Nükleer Güvenlik Zirvesi öncesinde gerçekleşmesi dikkat çekti. En başta Hindistan teröristlerin eline geçebilecek nükleer tehdide dikkat çekti. Yani bir adım sonra terörün “canlı bomba” değil, “canlı nükleer bomba” olabileceği korkusu ortaya atıldı.

Sonuç şu mu? Dinler savaşı, medeniyetler çatışması, terörist İslam, canlı bombalama eylemleri, Müslüman bir teröristin elinde nükleer silah olması tehlikesi… Ne kadar vahim!.. Bu durumu kabul etmek mümkün değildir. İnsanlık böyle bir gidişi durdurabilecek iradeye sahip değil midir? Kim, ne kazanıyor bu çatışmadan? Kontrol kimde?

Başka bir soru: Türkiye ne taraftadır? Belli kesimlerin politikaları bu tür bir savaşta bir taraf mı? Bu ikinci soru nereden çıktı demeyin. Bazı mahallelerde, bazı dernek toplantılarında, bazı mekteplerde politika dersi verenler var. Buralarda “yeni bir toplum/nesil uyandırılıyor” adı altında taraflı toplum oluşturuluyor. Eğer bir taraf olma politikaları alttan alta sosyo-kültürel, politik, akademik ve pek çok yönü ile yerleştirilmeye çalışılıyorsa, şu iyi bilinmelidir; yanılmışların ardından daha fazla gidilmemelidir. Düşünün, sıklıkla “ileri demokrasinin” sözünü ederken bu tür bir sorunun içine düşmek kime ne sağlayacak? Bize ne terörist bataklığı ne de çatışma alanı gereklidir. Ilımlı veya radikalist, Türkiye böyle bir savaşta yoktur, olmamalıdır. Aman, derim ve sadece sahih olanla yetinelim, politika yaparken kalp kırmayalım ve göz çıkarmayalım, sadece insanlığa hizmet edelim!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye Açısından İstihbarat Nedir, Ne Olmalıdır?

DİĞER YAZI

Elli Milyon Kişinin Bilgisi Çalındı: Bişey olmaz!

Güvenlik 'ın son yazıları

Belarus-Polonya Göçmen Krizi

Geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan ve dünya gündemine oturan Belarus ve Polonya sınırında kendini gösteren düzensiz göçmen

Modern Savunma Teorisi

Bu teoriyi ortaya atmamın nedeni güncel savunma anlayışının eksiksiz anlaşılmasını sağlamaktır. Ülkemizde bazı çevrelerce savunma konusu