PKK Terör Örgütünün Akıbeti

Güvenlik

ABD ve Türkiye Suriye’de Güvenli Bölge konusunda anlaştılar. Müşterek Harekât Merkezi’nin ABD’den öncü ekibi Şanlı Urfa’ya ulaştı. Şimdi Türkiye’de hemen herkes merak ediyor, neler olacak? Bu sıralarda bir de Suriye’deki PKK terör örgütünün durumu soruluyor. Nereye gidecekler, nasıl tepki verecekler? Bu tip sorular soruluyor. Bu durumda PKK terör örgütünün akıbeti hakkında bir değerlendirmede bulunalım.

Aparat Terör Örgütleri

Bir örgütün akıbetini değerlendirirken çapını ve işlevini ele almak gerekir. Etnik bölücü PKK terör örgütü bölgesel amaçlar için kullanılan bir aparattır. Başından bu yana işaret ettikleri bellidir. Hatta Kongra Gel ile ilan ettikleri üzere, Türkiye, Irak, İran ve Suriye bölgesi içinde işlev görürler. Bir bölümü kanlı teröristtir, diğer bölümü de STK veya bir parti olarak meşru sistemde kullanılırlar. Dolayısıyla akıbetini de bölgesel açıdan ele almak gerekir.

Diğer örnek aparat örgüt, küresel amaçlı Müslüman coğrafyalarda dejenerasyonu esas alan IŞİD’dir. Bu terör örgütünün akıbetine bakın, örneğin Suriye kuzeyinde işlevini gördü, büyük güçlerce otobüslere bindirildi ve Asya güneyinden Afrika’ya kadar dağıttı. Onları gerektiğinde kullanmak üzere elbette bir kısmı bölgede kaldı. Dünyaya dağıttıkları daha geniş çaplı amaçlar için hazır tutulmaktadır. Hatta yerine ve zamanına göre bunların eylem türleri de değişim gösterebilmektedir.

Yukarıda işaret edilen terör örgütleri yapaydır. Irlanda Kurtuluş Ordusu (IRA) gibi olanlar ise kendini akılla mantıkla fesih edecek türdendir. Ayrılıkçıdır ama taşeron, vekaletçi veya aparat değildir.

Vekalet Savaşları döneminde bir terör örgütü üzerinden politika yapmanın veya teröristle anlaşmaya gitmenin hatası sanki bir noktada buluşuyor gibi. ABD bunlardan ilkini yapan, dizayn eden taraftır. Şimdi Suriye kuzeyinde ikinci konuyla yüzleşecektir. Nasıl bir seri katil yakalanır ve hapishaneden çıkarılmaz ise teröriste de normal insan muamelesi yapılamaz, Çünkü terörist, tıpkı seri katil gibi, sosyo-psikolojik açıdan normalden çok farklı biridir. Ona yapılacak muamele teröriste uygulanacak olandır. Bazen politikacılar, “Konuşur hallederiz,” demektedirler. Bu yanılgıya düşen kaybeder. Göreceğiz, ABD yetkilileri ne yapacaklar?

Irak

Pençe Harekâtı sürüyor. Güvenlik güçlerimiz Irak’ta kuş uçurtmuyor. Hakurk, Metina, Zap, Avaşin Basyan, Gara, Sinat Haftanin, gibi bilinen kamp yerlerine hemen her gün taarruz ediliyor. Sincar ve Kandil baskı altında tutuluyor. Özel harekatlar ile sözde üst düzey teröristler neredeyse başını çıkaramayacak haldeler.

Irak Merkezi Hükümeti ve kuzeydeki Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) ile Türkiye’nin çıkarları bir noktada buluşmuştur. Bir ara IKBY’nin tutumunda bir savrulma olduysa da şu an durumu anlamış görülüyor. Özellikle Erbil’deki hain suikastın neticesinde IKBY, PKK terör örgütü ile ilişkisini tekrar değerlendirmek durumunda kalmıştır.

PKK terör örgütü Kuzey Irak’ta eskisi gibi rahat değildir. Terör örgütü Irak’taki silahlı unsurlarının bir bölümünü Suriye kuzeyine, YPG’ye aktarmış ve bu noktada stratejik bir yer tutma amacı için çaba sarf etmek gerektiğini düşünmektedir.

Asıl ilgilendiğimiz konu Suriye olduğu için İran cephesindeki teröristleri bu noktada sadece aklımızda tutalım.

Suriye

Suriye kuzeyi bölgesi ABD, İsrail ve Avrupa’nın yanlı ve hatalı politikaları neticesinde PKK terör örgütüne önemli bir taşeronluk işlevi yüklemiştir. Terör örgütü bu işlevi kendisi için bir fırsat olarak görmektedir. Eğer Suriye Demokratik Güçleri (SDG) maskesi Türkiye tarafından düşürülmemiş ve önleri kesilmemiş olsaydı bugün kantonları birleştirip denize çıkışlı bir uydu devletçik kuracaklardı. Bir terörist için bu önemli bir dönüşümdü. ABD başta olmak üzere emperyal amaç güden çıkarcı güçler, ne yazık ki hezeyan içeren bu tip bir emeli sanki bir tepsi içinde teröristlere sunmak üzereydiler.

Şu an PKK/YPG terör örgütü ABD ve Türkiye’nin Güvenli Bölge mutabakatının kendileri için ne getirip götüreceği noktasında endişeliler. Sürekli çukur kazıyorlar.

Şurası açık, teröristler Suriye’deki sorunun uzun yıllar devam etmesinden yanalar. “Nasıl olsa zaman içinde meşrulaşırız,” düşüncesindeler. Onun için zamana oynayan tarafların başında örgüt var.

Türkiye’nin ABD ile varılan Ankara mutabakatının sonuç vermemesi için PKK terör örgütü elinden geleni yapacak gözükmektedir. Süreci sabote edecek ve akamete uğratmak niyetindeler. Bu noktadan sonra her türlü sorunu çıkarmak ve provokatif eylemler yapmak isteyeceklerdir. Açıkça amaçları Amerikalıları aldatmak olacaktır. “Nasıl olsa onlara hizmet ettik, bizi bırakmazlar,” diye düşüneceklerdir. Bunun böyle olup olmadığını zaman gösterecektir.

Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurları Suriye halkını da yanına almış şekilde sahadadır. Cerablus, Afrin, El Bab gibi yerlerde hayat normale dönme noktasına gelmiştir. Ara sıra PKK terör örgütü bölgede düzeni bozacak eylemler yapmaktadır. Tel Rıfat bölgesinden Afrin’deki güçlerimize ve masum halka saldırılarda bulunmaktadırlar. Terör onların kullandığı hain bir dildir. Bu insanlık dışı dili kullanmak suretiyle kendilerini göstermeye çalışmak isteyebilirler, ancak nedenleri belli olduğu gibi, sahadaki büyük güçler ve ABD dahil devlet yetkilileri onların bu barış ve istikrarı bozan saldırılarını görmezden gelmektedirler. Bu tip provokasyonlar yarın Fırat’ın doğusu bölgesinde de yaratılabilir. Hatta teröristler, provokasyon için ve ittifakta olduğunu düşündüğü ABD’yi zorlamak için, hapishanelerde tuttuğu yedi bin civarındaki IŞİD militanlarını dahi kullanmaya tevessül edebilirler.

Türkiye Menbiç’te ABD’nin ikili oynadığını ve verdiği sözleri tutmadığını görmüştür ve her şeyi bütün çıplaklığıyla bilmektedir. Ancak bu durumu teröristler de bilmekte ve kullanmak niyetindedirler. Fırat’ın doğusunda kurulmaya çalışılacak Güvenli Bölge veya diğer adıyla Barış Koridoru alanında teröristler ABD’nin yine Türkiye’yi oyalayacağını bekleyeceklerdir.

Sorulan soru şöyle: Eğer PKK terör örgütünün Fırat’ın doğusundaki unsurları, Güvenli Bölge sistematiği neticesinde bölgeyi terk etmeleri hali söz konusu olursa, nereye gidecekler? Sözü edilen Güvenli Bölgenin derinliği, ABD ile beraber veya sadece Türkiye’nin inisiyatifiyle, M4 karayolunun güneyinden geçerse, teröristler güneye kaydırılacaksa, bu noktadan nereye giderler? Çöle mi? Zira bu yolun güneyi neredeyse çöl şartlarına sahiptir. Deir Ez Zor bölgesine mi? Burada o kadar çok terör odağı var ki, PKK terör örgütü oraya sığmaz, yıpranacağını bilir. Bu bölge en son gitmek isteyecekleri bölgedir.

Irak’a gitmeleri onlara pek bir şey kazandırmaz, bu bölgede eski dönemin imkanlarını kaybettikleri açıktır. Bu durumda gizli yollarla Türkiye’ye kaçmayı bile isteyebilirler. Türkiye’ye gelirlerse Mehmetçiğin postalı altına gireceklerini de bilmeleri gerekir.

İşte bu nedenle başat güçler bugüne kadar beslediği bu teröristlere sığınacakları yer veya kılıf bulmak zorundadır. ABD ya çok kurnazca bir planla teröristleri kamufle edecek veya onlara kullanma alanı yaratacak ya da “Bakın başınızın çaresine,” diyecektir. Bakalım bunu nasıl çözecekler?

Olası bir çözüm daha var, örgütün İran’a intikali. Eğer ABD PKK terör örgütünden daha da yararlanmayı düşünüyorsa İran’a gitmelerini sağlamakla ilgilenecektir. Bu bir ihtimaldir. Zira ABD’nin bölgedeki asıl hedeflerinden biri İran’dır. Bu hedef İsrail için de geçerlidir. İran konusu olunca bir tek Avrupa bu oyunu kabul etmeyecektir, ama bunun da önemi olmayabilir.

ABD’nin bir çözümü daha olabilir: PKK/YPG terör örgütünün önemli bir kısmının Kuzey Suriye’de kazdıkları hendekler içinde TSK unsurlarınca etkisiz hale getirilmesine yol açacak açıklığı yaratmalarıdır. Eğer ABD bu yönde bir stratejiyi benimserse Güvenli Bölge mutabakatının seyrinin ilk adımlarından itibaren bunun ipuçlarını görmemiz mümkün olacaktır.

ABD böyle bir şeyi neden kabul etsin, diye sorulabilir. Aslında ABD hiçbir şey kaybetmez, planını başka piyonlarla da devam ettirebilir. Verdiği silahları toplar, olur biter. Türkiye’nin görmek isteyeceği PKK/PYG terör örgütünün bertaraf edilmesidir. ABD’nin bölgede eğit-donat programına sokacağı, yani Suriye’de yeniden satın alabileceği çok insan bulunmaktadır. ABD kendi emellerini zaman alsa da devam ettirir ve her defasında, “İşte gerçek SDG bu,” da diyebilir. Bu şartlarda her şey beklenir.

ABD’nin amacı, Türkiye sınırındaki Fırat’ın batısı ve doğusunu, oradan Irak sınırı paralelinde güneye doğru, Suriye’nin üçte birlik geniş bir bölgesini elinde tutmasıdır. Neticede ülkeyi bir biçimde bölecek düzeni uluslararası sisteme dayatmasıdır. Bölgenin kontrolünün kendinde olduğunu görmek istemektedir. Bölgedeki çıkarları İranlıların ve Rusların ötesinde tutmak istemektedir. İsrail de böyle düşünebilir. Avrupa bu ülkeleri izleyecektir. Masaya oturunca da tamam barış böyle olacak diyebilirler.

Türkiye

Ülke içinde TSK her alanda operasyon düzenlemektedir. PKK terör örgütüne nefes aldırılmamaktadır. Terör örgütüne katılımlar ve para kaynakları azalmıştır.

Yukarıdaki Irak ve Suriye’deki gelişmeleri göz önünde tutarak bir değerlendirme daha yapalım, tam da bu noktada emperyal güçlerin kullanabileceği bir unsuru devreye koyduklarını gördüğümüzü söyleyebiliriz. İmralı’da yatan terörist elebaşı Abdullah Öcalan iki defadır Kandil’e ve Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) mesaj vermektedir. Sanki şunu söylüyor, Irak ve Türkiye’de saklanın, Suriye’yi önemseyin, bu bölgede sesinizi çıkarmadan yerinizde oturun ve zamana oynayın.

Sonuç

PKK terör örgütünün akıbeti bugünden net değildir. Sanırım son şartlar içinde ABD durumu inceliyor. ABD, Avrupa ve İsrail, PKK terör örgütünü nasıl uzun yıllar destekledilerse, şimdi de çözümü kendileri bulacaklar. Hâkim durumda olan elbette ABD’dir. Ona sufle yapan ise İsrail ve Yahudi Lobisidir.

ABD şu yanılgıya gitti, Türkiye ve YPG terör örgütü için, “İkisi de benim müttefikim,” dedi. Bu kabul edilebilecek bir şey değildir. İkincisi, ABD Kuzey-doğu Suriye’de SDG için “egemen” dedi. Bu politik yaklaşım yanlıştı. Eğer silah vermeseydi, arkalarında durmasaydı zaten bu aparat hiç olmazdı. Şimdi ABD bu yanlışlarını tamir etsin bakalım!..

Ankara mutabakatı ile ortaya çıkan durumda, fırsat verdiğince, Türkiye Beyaz Saray’a rehberlik edecektir. ABD gerçekte Türkiye’nin güvenlik risklerini gözetilecek mi, birlikte göreceğiz. Aslında bu mutabakat ABD’nin kararını doğru vermesi için son fırsattır. Çünkü dostluğu çok önemli olan, sadece bölgesel değil, küresel amaçlar için de NATO’dan tutunuz Asya’daki fırsatlara varana kadar, her alanda güvenilir olan bir stratejik ortağı ve müttefiki, yani Türkiye’yi, kısa vadeli bir çözüm olan terörle çıkar elde etme yolunda görmezden gelmeyecektir. Hatta İsrail çok ısrar etse de bu olmayacaktır. ABD’de Yahudi Lobisi’nin de zamanla bu durumu değerlendireceği mümkündür.

Türkiye bu kez bu konuyu bir varlık sebebi olarak ele almaktadır. Bölgenin istikrarı, İran, Doğu Akdeniz, Müslüman Dünyası, Rusya ile ilişkiler gibi pek çok küresel denklem bu kararın içinde ele alınacaktır. Böylesi bir durumda ABD doğru kararı verecektir. PKK terör örgütünün akıbeti için bir çözüm bulacaktır. Bu çözüm basit olarak elbisesi değiştirilip, “Buyurun size SDG,” türü bir önerinin dışında bir şey olacaktır. Çünkü bu konu çoktan kapanmıştır.

Türkiye tarafından kapanmıştır ama eğer ABD yanlışa girerse, hiç olmayacak hayaller, planlar kullanılırlarsa işte bu hem hendi çin hem de Ortadoğu için sorun olur. Nedir bu yanlış? ABD savunma bürokrasisindeki şahinler, “Sayısı binlerle ifade edilen silahlı SDG’yi, Arap NATO’su dene  ülkelerin gücüyle İran’a karşı kullanırım,” derse, işte bu çok büyük bir yanlış olur, hayal budur.

Son bir ihtimal daha, teröristler bölgeye dağıtılmak istenecektir. Önemli bir kısmı kuzey Suriye’de kazdıkları çukurlarda kalacaklardır. Türkiye buna hazırdır. Kalanına bakalım, bir kısmı elbise değiştirip SDG olabilir. Bir kısmı güneylere indirilebilir. Teröristler Avrupa ülkelerine dahi taşınabilir. Çünkü Avrupa bunları uzunca yıllar içinde besledi, bu yanlışı sürdüren ülkeler de var. Yine Irak ve İran için seferber edilenler olacaktır. Teröristler Türkiye’ye dönmeyi de deneyeceklerdir. Bölgesel amaçlı bir terör örgütünün akıbeti böyle olabilir. Görülen o ki bu defa PKK terör örgütü marjinal seviyeye inecektir. Halen Türkiye içinde terörden beklentisi olan var ise aklını başına toplasın!

Bir Cevap Yazın

Güvenlik 'ın son yazıları

DÖN BAŞA