S-400 ve SU-35

900 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bugünlerde Rus kaynaklarında, Rusya’nın Türkiye ile ikinci bir S-400 paket anlaşmasının imzalandığını, öte yandan SU-35 anlaşması imzalamaya hazır oldukları biçiminde haberleri gördük. Türkiye tarafından henüz bir açıklama olmadığına göre bu konulara ihtiyatlı bakmaya devam edelim. Ancak bir beyin fırtınası yapacak olursak, bir Hava Kuvveti bakımından S-400 hava savunma sistemi ile F-35 av uçağının ne anlam taşıdığını irdeleyebiliriz. Böyle yapalım.

Önce şunu ifade edelim, S-400’lerle SU-35’leri Rosoboronexport isimli tek bir şirketten temin etmek mümkün olabiliyor.

Türkiye Rusya’dan alacak olursa, yine bir hava savunma sistemi olarak av uçağıyla ilgileniyor, taarruzu değil. Amaç ülkeyi savunmaktır, hatta ittifakın savunmasına katkı sağlamaktır.

Halen Türkiye Rusya’dan iki sistem S-400 stratejik hava savunma füze sistemlerini satın aldı. Bunlar mobil sistemler olup üstün kabiliyetlerle donanmış durumdadır. Peki, ikinci bir anlaşma ile bir miktar daha füze alınması ne anlam taşır? 

En belirgin açıklama şu olabilir:

  • Türkiye’nin hava savunma füze sistemi ihtiyacı tamamlanıyor.
  • Türkiye ile Rusya belli oranlarda ortak hava savunma sistemi üretimi yapacak, dolayısıyla teknoloji transferi söz konusu olacak.

SU-35 av uçağı hava savunma füze sistemlerinden daha başka bir alanı işaret ediyor. Entegre bir hava savunma inşasında bir halka daha tamamlanmış oluyor denebilir.

SU-35, SU-27 NATO kodlu Flanker’ın geliştirilmişi, tek kişilik, çift motorlu, üstün manevra kabiliyetine sahip, kısa pistten kalkabilen, dördüncü nesil hava savunma (av) uçağıdır. Nesil olarak F-16’lara karşılık gelebilir. 

F-35 ise beşinci nesil bir uçaktır, bu çok farklı bir konudur. Bu durumda en azından halen fiili olarak dünyada emsali olmayan yarı otonom harekât yapabilen ve yapay zekalı bir av-bombardıman uçak sisteminden bahsetmiş oluruz. Geçmişte F-35’leri fazlasıyla irdeledik. Konumuz bu da değil. Burada sadece klasmanı tarif etmiş oldu.

Önce şunu açıklayalım, Türkiye F-4 uçaklarını F-35 uçaklarıyla modernize edecekti, peşinden peyderpey F-16’ları ise Milli Muharip Uçak (MMU) olan TF-X ile değiştirecekti. SU-35 ancak ara dönem uçağı olur, yani MMU üretilinceye kadar geçici ihtiyaçları karşılama maksadı taşır.

ABD tarafı F-35 projesinden Türkiye’yi çıkardım diyor. Türkiye F-16’ları modernize ediyor, ömrünü uzatacak modifikasyonları milli imkanlarla yapıyor. Hatta Türkiye F-16’lara milli mühimmatlarını yüklüyor ve gayet de başarılı sonuçlar alıyor. 

Peki, ara avcı uçağı olarak Türkiye Rusya’dan SU-35 alır mı veya almalı mı? Sayısal bir açıklama yapalım:

  • 22-35 adet arası SU-35 alırsanız bu bir ara çözümdür; F-4’leri modernize etmek ve MMU projesine kadar ihtiyacı karşılamak maksadına hizmet eder. (30-50 yıl arası perspektif)
  • 35-75 adet arası SU-35 orta vadeli savaş uçağı ihtiyacını karşılama planı uygulanıyor demektir. (50-70 yıl arası perspektif)
  • 75 adet üstü olursa temel savaş uçağı olarak SU-35 seçildi demek olur. (70 yıl üstü perspektif)

Şimdi SU-35 seçiminin neden tercih edilebileceği konusunu irdeleyelim. Şöyle açıklayalım:

  • Hava savunma görevlerinde SU-35’ler S-400’ler ile müşterek kullanım avantajını kullanır.
  • Hava savunma sistemlerinin (uçak, radar, füze, uçaksavar) aynı kaynaktan teminle ve bir aile prensibiyle çalışması için Rusya’nın Türkiye’ye ilave olarak radar ve hava savunma silahı teknolojisinden bazı önemlilerini vermesi gerekir. En başta çeşitli tipteki radarlar (atış kontrol, arama, takip, dopler, vs.) olabilir.
  • SU-35’lere milli mühimmatın (havadan havaya füze ile havadan yere güdümlü bomba ve füze) kullanılabileceği imkanlar sağlanır. 
  • İlave silah sistemleri teknolojisi de verilebilir. Hatta Rusya Türkiye’ye uzun menzilli stratejik füze yapma teknolojisinde önemli aktarımlarda bulunabilir. 
  • En önemlisi MMU için Rusya’dan teknoloji aktarımı meselesi olabilir. Türkiye’nin MMU’da asıl ihtiyaçları motor ve aviyoniklerle (uçuş elektroniğiyle) ilgilidir. (Pazarlıkta neler olur, şu an bunları bilmek söz konusu değildir, ihtimalleri sıralıyoruz.)
  • Maliyet, etkinlik ve kesintisiz lojistik destek imkanları sunulmalıdır.

Görüldüğü gibi ABD, NATO ve jeopolitik denklemlerden ayrı düşünülür ise Rusya menşeili S-400 ve SU-35 sistemleri hakkında ortaya atılan haberleri yüzeysel olarak anlamlandırmak mümkün olabiliyor.

Ancak gelişen şartlarda ABD tarafından Türkiye’ye verilmeyen F-35’lerin İsrail’e sorgusuz sualsiz verildiği, hatta Yunanistan’a bile 22 adet verilmesi konusunun görüşüldüğü bilgileri var. Türkiye etrafında Türkiye’nin politikalarına karşı ittifak içine giren Fransa gibi bir ülke de var. Türkiye stratejik tesislerini ve imkanlarını çoğaltıyor (nükleer güç santralleri, boru hatları, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, doğalgaz üretim tesisleri, vs.) ve bunların savunulmasına ihtiyacı da ortada.

Bir başka konu daha var. Rus menşeili S-400 füze sistemi ve savaş uçağı harekât kapsama alanı dikkate alınırsa Asya’da Rusya, Türkiye, Hindistan ve Çin bir bütünlük arz edecektir. Bu küresel sistemlerin dağılımında hava savunma örgüsü içinde stratejik bir değer üretir.

Bir hatırlatma, yakın zamanda Rusya Mısır’a da SU-35 uçağı sattı.

Ne olur? Şimdi bu soruyu cevaplayalım. Türkiye’nin içinde olduğu şartlarda ve tehdit algısı hesaplarında;

  • İkinci paket S-400 anlaşmasına dair Rusya’nın Türkiye’ye başka avantajlar sunmuş olması gerekiyor, bu avantajlar teknoloji aktarımı, politik kazanım gibi hususlar olabileceği gibi salt uygun koşullarda SU-35 uçağı satışı ile ilgili olabilir.
  • Böyle bir satışta Su-35 av uçaklarının 22-35 adet arası olması muhtemeldir. 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Lübnan Çöktü

DİĞER YAZI

Postmodern Mücadele

Güvenlik 'ın son yazıları

Elektromanyetik Savaş

Bu dönemde stratejik savunma ve caydırıcılık bakımından başat güçler tarafından önemli adımlar atılıyor. Konuyu sadece nükleer

Jeopolitik Zorunluluk

Jeopolitik önde, kapsayıcı ve jeoekonomi ile desteklenen biçimde olmalı. Bölgesel dinamikler gözetilerek bu temel anlayışa dayalı