terorist-esada-kim-dur-diyecek
Terörist Esad'a Kim Dur Diyecek?

Terörist Esad’a Kim Dur Diyecek?

719 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Dün gece saatlerinde Türk birliklerinin İdlib’i korumak, sığınmacı akınının önüne geçmek, terörizme önlem almak, rejim güçlerinin M4-M5 yollarını kontrolünü engellemek ve Esad’ın yeni bir zulmünün önüne geçmek adına stratejik Serakib kasabası çevresine birlik takviye ettiğini yazmıştım. Yazımda şu ifadeyi kullanmıştım: “Bakalım sabah nasıl olacak?” Bu sabah Esad güçleri topçu ateşi ile 4 askerimiz şehit oldu ve 9 askerimiz de yaralı. Bunun üzerine misliyle karşılık verildi ve 46 Suriye hedefi hava ve kara unsurları ile vuruldu. Önümüzdeki günlerde çok çeşitli biçimlerde bu konuyu konuşacağız.

Önce şunu izah edeyim, Suriye’nin meşru devlet başkanı Esad terör yapıyor mu, yapmıyor mu? Terör devleti tabiri var mı, yok mu? Fazla söze gerek yok sanırım, uluslararası anlaşmalara kulak asmayan, masum insanların üstüne varil bombası ve kimyasal silahla saldıran, ülkesini dokuz yıldır harabeye çeviren biri saygın bir lider olabilir mi? Elbete terörist listeleri için her ülkenin tasarrufu olmaya başladı, örneğin çok. Bana göre Esad terör üretiyor, o halde!..

Rejim dört ay önce Han Şeyhun ve Morik saldırılarını başlattığında Rusya araya girmiş, “çatışmasızlık bölgesi” içindeki Türk birliklerine zarar vermemeye ilişkin taahhütte bulunmuştu. Bu durumdan anladığımız, Rusya destekli Rejim güya teröristleri desteklemek amacıyla kuzeye ilerleyecekler ve Türk askeri gözlem noktalarında duruma müdahale etmeden bekleyecek! Nerede kaldı çatışmasızlık?

Dünden beri olanlara bakalım. Ateşkese rağmen, Esad’ın kontrolünden sorumlu ve garantör ülke Rusya destekli Rejim güçleri bölgeyi güya terörden arındırmak adına kuzeye doğru, İdlib kent merkezini alacak biçimde operasyonunu sürdürecek, milyonu bulan sığınmacı için umursamaz bir tavır takınılacak ve Türkiye bütün bu olanları seyredecek! Bu mümkün olmadığına göre ve defaaten Rusya’ya ifade edildiği halde yaşananlar uluslararası hukukla bağdaşmaz niteliktedir. Üstelik bir görmezden gelme ve diplomatik açıdan saygısızlık tavrı söz konusudur.

Bu görmezden gelme hususuna karşılık Türkiye sınırlarının emniyetini almak için duruma dahil olarak uluslararası ikili anlaşmalar ile meşru haklar bağlamında Serakib’e ilerledi, burada amaç belli! İşte bu noktada rejim güçleri, ki o konu kontrollü oldu/olmadı tartışmaları bir yana, neticede resmen NATO müttefiki bir ülke olan Türkiye’nin askerine ateş açtı. Bu kazaen değil, düşmanca bir tavır oldu. Sonuçta Türkiye tarafından karşılığı misliyle verildi. Ancak konu şudur, Türkiye ve Rejim karşı karşıya gelmiştir. Rusya bu noktada artık kenarda beklemek zorundadır.

Rejim ikinci bir hataya düşerse bu kez Türk askeri yine gerekeni yapar. Ancak basitçe açıklarsak, Türkiye diyor ki, “Rejim güçleri siz M4-M5 karayolunun kuzeyine gelmeyin, çünkü burası güvenli bölgedir.” Bu fiili bir durumdur. Eğer buraya Esad’ın müdahalesi olursa harekat devam edecektir. M4-M5 karayolunun güneyinde kalan Türkiye’nin gözlem noktaları var. Bunlara yönelen herhangi bir saldırı olursa yine müdahale gerçekleştirilir ve M4-M5 karayolunun güneyine doğru harekat genişletilebilir.

Suriye sınırında Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatı adı konarak gerçekleştirildi. Bu konu ise Astana ve Soçi süreçlerinin gereği olarak “çatışmasızlık bölgesi” taahhüdüyle tespit edilmiş bir alandadır ve icra edilen görevler de mutabakatla işaret edilmiş, taahhütler daha sonra ikili görüşmelerle pekiştirilmiştir. Ancak olumsuz tüm gelişmeler neticede Türk askerinin bir harekat yapmasına sebep olmuştur. Bu harekatın bugün bir adı yok. Ancak NATO üyesi ülke Türkiye bundan sonraki adımını atarken müttefiklerine de bilgi vererek, amaç, kapsam, süre ifade ederek, belki adı dahi konarak harekatı sürdürülebilir. İşte bu durumda sürecin işlemesi başka bir hal alır.

Türkiye’nin tepkisi sadece İdlib bölgesinde de kalmayabilir. Fırat’ın doğusu bölgesinde Rusya ile yine gerçekleştirilen mutabakat var. Rusya’nın buradaki Güvenli Bölge’de YPG terör örgütünü çıkartmakla ilgili taahhüdü var. Rusya bu taahhüdünü de sağlayamadı. O zaman Türkiye Barış Pınarı bölgesinin dışındaki alanı güvenli hale getirmek adına mevcut harekatını sürdürebilir.

Alanda güç boşluğu ve kaotik bir durum var. Ancak terörü geri plandan sinsice destekleyen ve bölgedeki olumsuzluklarda kendine çıkar sağlayan başka güç odakları da var. Bu bölge her tür istismara açıktır. Türkiye sahaya inerek istikrarsızlığı ortadan kaldırmak adına yine bir inisiyatif kullanmak zorunda kalmıştır. Bu şartlarda Türkiye hakkı olarak Rusya’dan taahhütlerini yerine getirmesini bekleyecektir. Hatta Türkiye Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa ülkeleri bağlamında da barışçı katkıda bulunmasını bekleyecektir.

Bu noktada soru şudur, terörist Esad’a kim dur diyecek? Eğer Rusya bu kez de yükümlülüğünü yerine getirmez ise Suriye’de barış ve istikrarı tesis ve kendi sınırlarını korumak için Türkiye Esad’a gereken cevabı verir. Suriye meselesi çok uzadı. Bu hale getirenler binlerce kilometreden buraya geldi. Herkesin bir hesabı oldu, bir tek Türkiye mecbur kaldığı şartlarda konuya müdahildir. Birleşmiş Milletler çerçevesinde Cenevre’de süren bir süreç var, buna odaklanmak gerekiyor. Yeni anayasa yazılmalı ve Suriye’de seçim yapılmalıdır. Bunu geciktirmek için her kim ne yapıyorsa yanlıştır, bu insanlığa ve en yakın Suriye halkına zarar vermektedir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türk Askeri İdlib’de

DİĞER YAZI

Güç Boşluğu

Güvenlik 'ın son yazıları

Mimetik Yaklaşım ve Savaş

Günümüzün medya ve siyasetle ilgili sorunlarını mimetik alan etkileşimiyle ele alacağım. Köklü adımların atılmasında geçmişten geleceğe

İstikrarsızlık

Barış Pınarı Operasyonu zamanında yaptığım konuşmalarda defaten ifade ettim, "Terör örgütü PKK, ABD’nin özellikle ikinci Körfez

Akıllı Güç

ABD’nin küresel üstünlüğü tartışılıyordu ve Joseph S. Nye 2005 yılında etraflıca yazdı, Yumuşak Güç (Soft Power)