Zeytin Dalı

21 Ocak 2018
Okuyucu

Türkiye uluslararası meşru haklarını kullanarak 19 Ocak 2018 tarihinde Suriye’nin Afrin bölgesindeki PKK, YPG ve diğer terör örgütlerine karşı önce hava kuvvetleriyle, özellikle 20 Ocak sabahından itibaren ise kara unsurlarıyla, Zeytin Dalı Harekatı’nı başlatmış bulunmaktadır. Bu tür bir harekatın ne anlama geldiğini, kime karşı yapıldığını, sonuçlarının ne olabileceğini ve sonrası hedefin nereye döneceğini görelim. Burada tarihsel perspektifte Zeytin Dalı’nın anlamını vurgulayalım.

Hatırlanacaktır, 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı yine Enosis terörüne karşı yapmıştık. Sonrasında Amerika Türkiye’ye ambargo uygulamıştı.

Bu Amerika ile ilk ve son olumsuz süreç değildir, olmayacaktır da. Bugün konu Suriye’deki adının “vesayet savaşı” olarak konduğu bir süreçle ilgilidir. İşin içine küresel güçler girmiş durumdadır. Suriye’ye bir biçimde IŞİD terörü musallat olmuştur veya edilmiştir. Esad kendi halkına kimyasal silah dahi kullanmıştır. Suriye vatandaşları bu terörün ve yakıcı savaş süreçlerinin etkisi ile çok zor şartlar yaşamaktadır. Halen Türkiye bu insanlara en fazla kucak açan bir ülkedir. Yakın zamanda Amerika PKK uzantısı PYD/YPG ile güya teröre karşı savaştığını söyleyerek aslında bölgede kendine müzahir bir alan yaratma çabası içine girmiştir. Daha önce Irak’ta yaşandığı gibi şimdi de Suriye’nin toprak bütünlüğünü bölecek bir politikayı gütmeye başlamıştır. Suriye içindeki değişik halkların bir arada yaşaması tehlikeye sokulmuştur. Üstelik bu toplumların birbirlerine düşmanlık besleyecek biçimde ayrışmasını öngören bir anlayış ile hareket edilmiştir. Hatta birlikte hareket etmek için elini uzatan Türkiye’nin itirazlarına geçiştiren cevaplar verilmiş, gayrı ciddi denebilecek bir tutumla bir anlamda terörün ve teröristin meşrulaştırılması süreci söz konusu olmuştur.

Sanırım bu oldubittiye sadece Rusya sesli bir itirazda bulunmakla kalmayacak, başka aklıselim ülkeler ve uluslararası kuruluşlar da tepkilerini ortaya koyacaklardır. Örneğin BM genel kurulunda konu ele alınırken belki Çin gibi ülkeler de Amerika’yı eleştireceklerdir.

Zira Amerika YPG’yi silahlandırmasa idi, bu amaçla son dönemde atılan adımla teröristten devşirmelerle bir sınır birliği kurma girişimi olmasa idi, Türkiye böyle bir harekata kalkışmayacaktı. Türkiye diyor ki; Suriye’de kalıcı değilim, teröre karşıyım, sınırlarımı koruyorum, işim bitince bölgeden çıkacağım. Böyle deyince elbette Amerika “ne işin var orada” diyemeyecektir, dese de aklıselim sesler Amerika’yı tenkit edeceklerdir.

Diplomatik yollar denenmiştir, hatta diplomasi kanalları işletilmektedir. Örneğin Amerika silahlarını alıp ülkesine götürse sorun çözülecektir. Ancak durum öyle olmayabilir. Amerika yaptığında ısrarcı olabilir. Teröristle işbirliğine devam edebilir. Bu durumda bölge ülkeleri, Rusya ve Suriye halkı başta olmak üzere çok ulus bu oldubittiye karşı gelecektir. Türkiye’nin güç kullanarak teröre karşı gösterdiği bu tavra olumlu tepki verecektir. Hatta bu tür bir mukabelede bulunma biçimi post-modern savaş yöntemlerine karşı dünyada başka zamanlar ve bölgeler için de örnek teşkil edecektir. O halde Türkiye; teröre karşı olma, barışı getirme, çeşitli halkları oldubittilerle düzenlemek isteyenlere karşı uluslararası teamülle karşı koyma gibi bir tecrübeyi bugün güç kullanarak öğretmek durumunda kalmıştır.

Bu açıdan bakılırsa Zeytin Dalı Harekatı önemlidir. Hatırlayalım, emperyalist amaçlı İngilizler’in kendinden uzak bir coğrafyada ve hatta kısmen Dünya Savaşı içindeki gücünün tükenmeye başladığı bir anda Yunanlıları ileri sürerek başlattığı Anadolu işgalini durdurmak amaçlı Kurtuluş Savaşı başlatılmıştı. Buna benzer anlayışla, yeni-emperyalizmin böylesi bir müdahalesine Türkiye karşı duruyor. İnsanlığa barışçı bir ders vermek amaçlı köklü bir duruş sergiliyor. Barış ve demokrasi için Türkiye bugün diplomasiyi çağıran türden bir güç kullanma biçimiyle Suriye topraklarındadır.

Olabilecek en kısa sürede Türk askeri Afrin’i teröristten temizleyecektir. Bu işin bir yönüdür. Amerika’ya rağmen yapılan bu harekatın böylesi bir boyutu vardır. Bu nedenle adı Zeytin Dalı’dır.

Ne olacak? Amerika Kıbrıs Harekatı sonrası yaptığı gibi Türkiye’ye bir yaptırım mı geliştirecek? Böyle yapsa çok şey değişecek mi? Bir ülke çok güçlü olabilir. Ama bu dünyada yaşıyoruz. İşler o kadar da basit olmamalı. Değil mi?

Zeytin dalını almak isteyen alır. Türkiye uzattı mı? Uzattı.

Sonrasında Türkiye aynı kapsamda harekatını Fırat’ın batısındaki terörist yapıyı temizlemek için Menbiç‘e doğru çevirmek zorunda kalacaktır. Bu kez Amerika bugün gösterdiği vurdumduymaz diplomatik tepkisini Menbiç harekatı olur ise aynı şekilde sürdürecek midir? Bu bakımda BM’de daimi üye konumundaki Rusya ve Çin gibi ülkeler önemlidir. İlave olarak özellikle demokratik-barışçı Batılı ülkelerin de devreye girmesi beklenir. Hatta NATO kurumsal kimliğiyle, halen kendini patronu olarak gördüğü Amerika’ya, içeriden ama yüksek tonda bir tepki vermesi gerekmektedir. Donald Trump NATO’yu tartışılır yapmıştı. İşte tartışmak için başka bir fiili konu daha. Tamam, NATO tartışılsın ama aynı zamanda, eğer insanlık için doğru yerde olan bir kurumsa, hiç değilse kendi selameti için, bugün tepki vermeli ve inisiyatif göstermelidir. Bu NATO’nun tarihsel perspektifte kurumsal-onurlu bir duruşu anlamına gelir.

Başka bir konu daha. Demiştim ki, Amerika’nın gerçek düşmanı ve çatışması kendi içindedir. Genel anlamda ayrışma “küreselciler ve ulusçular” şeklinde açıklanabilir. Trump bugün “America First” diyerek safını göstermektedir. Sınırlarına duvar örmekte, vize engelleriyle uğraşmakta, Amerikalıyı ön plana çıkaracak politikalar yürütmektedir. Olabilir. Ama bu durum farlıdır. Amerikalılar kendilerine şunu sormalıdırlar: 11 Eylül küresel bir terör idiyse, buna karşı savaşta bütün insanlık el birliği ile karşı koymamalı mı? Burada Amerika kendini tartışılır konuma getirirse insanlık ne kazanacaktır? Bu Amerikalının da bir sınavı haline gelmiş konu olmuştur.

Tek dileğim, kahraman Mehmetçik’in burnu bile kanamamasıdır. Zira bugün onlar tarih önünde çok büyük bir savaş yapıyorlar, hatta ders veriyorlar. Tabi, almak isteyenlere…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

abdnin-post-modern-istihbarat-orgutu
ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Post-Modern İstihbarat Örgütü

cumhurbaskanligi-secimleri-ve-f-35-politikasi
DİĞER YAZI

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve F-35 Politikası

Güvenlik 'ın son yazıları

9 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
34 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
52 views

Küresel Stratejik Savunma 

Bu makalede, küresel savunma ve küresel strateji, savunma sanayiine olan ihtiyaç, bununla refah ve güvenlik yönleriyle kazanılacak avantaj, stratejik plan ve proje konuları ve KAAN projesinin değeri ortaya konacaktır. ABD, Rusya, Birleşik Krallık ve Türkiye örnekleri üzerinde duracağım.
63 views

Ukrayna-Rusya Savaşı ve Geleceği

İkinci yılı dolan, üçüncü yılının da hızlıca geçeceği öngörülen, hemen herkesi ilgilendiren önemli bir savaşı değerlendiriyorum. Bugünden yarına bakılırsa, gelişmeler Ukrayna aleyhine gibiyken, acaba ne yapılırsa durumda önemli bir değişiklik yaratılabilir? Yoksa bugünkü muğlaklık devam mı edecek? Cephede ve stratejik alandaki sorunlar nasıl gelişiyor? Putin, satranç hamlelerini ustaca yapabiliyor mu?
79 views

Dersimiz Terörle Mücadele

Yerel seçimlerin arefesinde medyada uzmanlar arasında ve entelektüel seviyede ilginç tartışmalar oluyor ve ben bunlara bakarak, bugün bile terörle mücadeleyi anlamayanlar var, diyorum. Nasıl mı? Bunu anlatacağım. Ama daha önemlisi, en azından son kez olsun isterim, teröristlerin yöntemlerini, siyaset yapma biçimlerini, sistemli istismarın durumunu, Gri Bölge Operasyonlarını, Hibrit Savaşı ve Asimetrik Savaşı açıklayacağım.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme