egitim-ogretim-donemi-acilisi
Eğitim-Öğretim Dönemi Açılışı

Eğitim-Öğretim Dönemi Açılışı

Okuyucu

Eğitim-öğretim dönemlerinde aileler için büyük bir heyecan vardır. Hele yeni okula başlayanlar için öğrenci kadar veli de kendini okula yazdırır. Başka bir tattır…

Bu dönemde politikacılar nutuk atarlar, okullar için şu kadar kara tahta çaktık, şu kadar tebeşir gönderdik… Değil mi?

“Benden önce işin içinde şeytana uymuşlar var idi, ben hepsini kovacak bir politika izledim, eğitim-öğretimi en iyi ben düzenledim ve şimdi millet bana şükretsin.”

Bu nasıl? Söylenmiş değil, mealen aktarılmış bir bap.

Bana göre göstergeler önceliklidir. Örneğin sokağa çıkalım, bir fotoğraf çekelim, kimin ne kadar iş yaptığı bir fikir verecektir. Bir işyerine eleman arayalım, sonuç meydandadır. OECD karşılaştırmalarına bakalım, kimlerden kaç basamak gerilerdeyiz. Fazla söze ne hacet?

“Ben OECD, Dünya Bankası falan anlamam, ben… ben… ben…”

Bu da bir yöntem!

Sahi, bizim partilerin programlarında neden çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşlarının değerlendirmelerine istinaden alınan tedbirler bağlamında bir ilerleme stratejisi olmaz?

Hangi devirde ve hangi eğilimle olduğu bir yana, neden eğitim-öğretim politikalarımızda rejimi veya iktidarın ideolojisini savunacak militanları yetiştirir gibi bakış açıları savunulur? Bizlerin politikadan anladığı bu mudur? Kişisel, duygusal ve hatta bilimsel olmayan eğitim programlarına neden bu kadar önem verilir? Acaba kendimizle ilgili bir şüphemiz mi var?

Minik çocuğunun elinden tutmuş ana sınıfına götüren genç anne bu önemli politikacıların savaş varmış gibi bağırarak okul açılığı nutku atmasından korkmuş olmalı ki, tedirgin yürüyor! Çocuk ne yapsın?..

Neyse, haydi derse! Nasıl olsa yılın yarısından fazlası tatil; turizmi desteklemek, karda kışta evde kalmak gibi pek çok sebep bulunur ve sınıf bir şekilde atlanır. Eğitim programlarını sıkıştırmak belki bir bizde vardır. Hem önemli olan okul değil, büyük sınavlara hazırlanmaktır. Analar-babalar çeksinler çileyi. Çile içinde ödev yapmak da var, para saçmak da, değil mi?

Acaba Milli Eğitim Bakanlığı örneğin 2050 yılı için Türkiye’yi kapsayan şekilde insan gücü ihtiyaçlarına dair bir rapor hazırlamış mıdır? Tornacı teknisyen ne kadar olmalı, sağlıkçı, uçak makinisti, imam-hatip, vs.

Sizce politikacılara ve Milli Eğitim’deki akademisyenlerin veya bürokratların hesabına göre; iki kere iki kaç eder?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Konjonktür ve Paradigma

DİĞER YAZI

Hac’daki Yanlış

Kültür 'ın son yazıları

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis

Politika ve Odaklanma

Yaşamımızda çok temel konuları tartışmak zorunda kaldık. Örneğin diyoruz ki başka gezegenimiz yok! Bu zaman diliminin