meselenin-ozu-issizlik-mi
Meselenin Özü İşsizlik mi?

Meselenin Özü İşsizlik mi?

489 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

İşsizliğe rakamsal olarak mı felsefi olarak mı bakmak gereklidir? Şıklar: İki şekilde de bakılmalı, iki şekilde de bakılmamalı, devlet istatistik yayımladığına göre rakamsal olan yeterli. Sizce hangisi? “Sonuç önemli!” diyenler çoğunlukta gibi. “İş olsun, ülkede dengeler otursun, refah ve güvenlik artsın,” deniyor değil mi? Bakalım öyleyse…

İş ve işsizlik konusundan kim sorumlu, önce devlet mi yoksa iş dünyası mı tümden o ülke insanı mı? Sorular bu şekle girince konuya başka bakılacaktır, “tüm veriler bilinmeli, ekonomi başta, ülkenin kuruluş ve işletme dinamikleri de siyaset de sosyoloji de hatta bireylerin psikolojileri bile…” denecektir. O halde sorunun temelinde olan algı, bir ülkede, “her türlü dinamiği aynı anda görmek istiyorsanız önce işsizliğe bakın yeter,” diyebilirsiniz.

Türkiye’ye bakın, ne görüyorsunuz? Kayıtlı, kayıtsız çalışan, mevsimlik çalışan, çalışıyor görünen, yattığı yerden para kazanan, memur mu işçi mi belli olmayan, köylü mü ırgat mı bey mi anlaşılmayan, çocuk, kadın demeden çalışan…

İşsizlik denen şey kendi kendine mi oluyor? Gençlerde başka yaşlılarda başka mı oluyor? Eğer genç nüfus işsiz ise o ülkede geleceğe ne şekilde bakılır? İşsiz bütün gençleri örneğin askere almak bir çare midir? Öyle ya, biz asker milletiz!..

O zaman konunun adı; “devlet, toplum ve birey olarak organizasyon demek” mi oluyor? Organize olabilen toplumlar ile bizdeki yapı mukayese edilmeli mi? Edilirse nerelere varılır?..

Ekonomistlere işsizlik konusunu soruyorlar, tarihte hep sorulmuş… John Maynard Keynes tüketim mallarına olan ihtiyaçların arttırılmasını işsizliğe çözüm olarak görüyor. Friedrich Hayek ise gerçek dünyada yaşanacak sonuç için “kalıcı işsizlik” cevabını veriyor. Hangisi doğru? Neden hâlâ işsizlik bir sorun? İşsizlik insanla ilgilidir. Değer ve üretim enflasyonu ile insanın kendisi, hepsi veya bir kısmı, aynı anda veya peşi sıra, işsizliğin sebebidir.

Evet, işsizlik insanla ilgilidir! Yağmur duasına çıkan insanlar nasıl değer üretirler? Değer üretmekte sorunu olan insanlar işsizlikle neden bu denli uğraşıyor ki?

Türkiye’de işsizlik oranlarına bakalım. TÜİK verilerine göre istatistik şöyle: Haziran 2017 döneminde işsizlik yüzde 10,2 oldu. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı bu dönemde geçen yılın aynı dönemine göre 124 bin kişi artarak 3 milyon 251 bin kişi oldu. Tarım dışı işsizlik oranı da değişim göstermeyerek yüzde 12,2 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1,2 puanlık artış ile yüzde 20,6 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran değişim göstermeyerek yüzde 10,4 olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 52 bin kişi artarak 28 milyon 703 bin kişi, istihdam oranı ise 0,9 puanlık artış ile yüzde 48 oldu. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 180 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 872 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 20,1’i tarım, yüzde 18,8’i sanayi, yüzde 7,6’sı inşaat, yüzde 53,6’sı ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,1 puan, sanayi sektörünün payı 0,5 puan azalırken, inşaat sektörünün payı 0,1 puan, hizmet sektörünün payı 0,5 puan arttı. İşgücü bu dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 176 bin kişi artarak 31 milyon 954 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 1 puan artarak yüzde 53,4 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,7 puanlık artışla yüzde 73, kadınlarda ise 1,1 puanlık artışla yüzde 34,1 olarak gerçekleşti. İşte, rakamlar bunlar, saymışız ve artık biliyoruz…

Bu rakamlara kimler bakıyor? Yapacakları ne? Eğer devlet, demokrasi, serbest piyasa, yatırım, ticaret, finans, eğitim, kültür, yaşam tarzı vs. temel konuları anlayamadıysak, kafamız karışıksa ve belli ölçüde bunları bugün bile halledemediysek; “bu rakamları OECD ülkeleri yazıyor, biz de yazdık, buyurun…” mu diyeceğiz? Buyurduk!..

Bana göre Türkiye devlet ve millet halinde net bir şekilde şu hatırlattığı; devlet, demokrasi, serbest piyasa, yatırım, ticaret, finans, eğitim, kültür, yaşam tarzı konularında kararını kesin versin, bunu bir yere yazsın, herkes okusun, anlasın. Çünkü rakamlar sürekli değişiyor, bu bilinç daha önemli. Bu bilinç özgün bir organizasyon ile bağları sağlamlaştırır. Sağlan yapılar güven verir. Ancak bunun sonucunda değer üretilebilir. Değer diğer alanları da değerlendirir! Bunu unutmamak gerekir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Guliyev’in Hatırlattıkları

DİĞER YAZI

Evrenin ABC’si

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka