sorun-konusunun-arkeolojisi
Sorun Konusunun Arkeolojisi

Sorun Konusunun Arkeolojisi

377 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Sorun ne demek? “Sorun insan var olduktan sonra başladı,” dersek doğru olur mu? Örneğin, şu an uzayın bir yerinde iki galaksinin birbirine çarpması kimin için sorundur?

Sorun, üzerinde düşünülen ve çözüm bekleyen bir durum ifadesidir. İşin içinden çıkılmaz bir hal aldı ise işte bu, dert veren ve istenmeyen bir sonuç ifadesi olur.

Burada insandan bahsediyoruz. İnsanın üstün bir irade gücü var. Bu noktadan itibaren sorun kendini gösteriyor. Sorun olmak, sorun etmek…

Mutlak irade yoksa sorun da yoktur. Çünkü karar ve hüküm verme, ölçüp biçme ve geliştirme süreçleri sorunu işler. Bakın insana, bütün bunları yapabildiği için sorunun odağındadır.

Eğer evrenin (veya evrenlerin, alemlerin,) içinde olduğu akıl almaz büyüklükteki bir bilinç sisteminin gelişmesini konuşuyorsak, o vakit insanın dışındaki, ama insanın bilemediği başka bir sorun alanı vardır. Eğer bilemiyorsak, yeni bir haberci bekleyecek miyiz, yoksa daha sonra (zamanı gelince) olup bitenin anlamını öğrenecek miyiz veya daha başka sorunlar görecek miyiz?

Yoksa, “Bütün bunlar bir yana, ölüp gideceğiz, her şey bir hiç olacak,” mı diyeceğiz? “Boş verelim, sorun etmeyelim, işimize bakalım,” mı diyeceğiz?

Mutlak iradenin olduğu bir yerde “adamsende” demek doğru değildir! Desek ne olur? Yeni yıldızlar parlıyor, alem genişliyor ve her gün biri doğuyor… Birinin “önemsiz” fikri alemin işleyişini değiştirebilir mi? Ama yine de herhangi biri için sorun var, demektir.

İnsanlık ve yaşamı için bütün süreçleri okuyalım, bilinen bir sonuçtan bahsedemeyiz. Bana göre sorun, insan, insanlık ve dahi ilgilendiği evrenin bu köşesi üzerinde karar verilecek bir anlamın karşılığıdır.

Bireylerin ve toplumların belli bir sebebe dayalı olarak kendinden veya başkalarından kaynaklı “bir sıkıntı veya dert unsuru” olması ile ilgileneneler olabilir. Bu çözüm geliştiren olmayı değil, hükmü ifade eder. Yaşamın hükmü bu dünyada, tüm insanlık için ise başka bir değerlendirme platformunda çok büyük bir hükmü ifade edebilir.

Hükümler iç içe geçmiş şekillerde yaşamsal kurguda belli sorun sahalarının sonuçları olarak gelişir. Bu durum varoluş süreçlerinin her birinde böyledir. Biri diğerinin sonucu veya yeni bir sorun kapısı olabilir.

Şimdi gelin işin ta başına gidelim ve sorun hakkında bir hüküm verelim. Kur’an’a (vahye) göre ilk sorun Adem’in tanıtılmasını müteakip meleklerin (bilinmez-gayb, mana-anlam-bilinç alemi varlıkları) karşı çıkması olarak işaret edilir. Bu noktada insanoğlu, “kavga çıkaracak, kan dökecek bir varlık” olarak gösterilir. Bu özellikleri ortaya konsa da “isimleri bilme şeklinde gösterilen üstünlükle beraber, yaratma, bilgi üretme, isimlendirme, kavramlaştırma, bilinç sitemine yeni kazançlar verme gücü,” insanoğlunu kabul edilebilir kılmıştır. Bu özellikler esas-mutlak manaya-anlama-bilince aittir.

O halde sorun maddeden mi ileri gelir? İnsanın maddi yönü nefsidir; can ve kişilik dediğimiz bütünlüktür. Kur’an nefsi bundan dolayı eğitilmeye davet eder.

Buradaki yaratma-yaratılma sürecini İsrailiyat okuması ile anlamadığımı belirtmek isterim. Fikrimce bütün süreçler doğaldır, gerçektir, ama anlatımlar alegoriktir (müteşabih). Amaç “sorun” konusunu işaret etmek olduğundan konuyu bu şekilde örnekledim.

Yine aynı ilahi bakışla ikinci sorun İblisin (bilinmez-gayb varlığı) başkaldırmasına sebep olan insanın madden varlığıdır. Çünkü maddi yapı olan çamur-ateş bahsi bize bunu açıklar. Burada İblis (şeytan, yolundan geri dönen, aldatan anlamlarına karşılık gelen isim) Adem’i küçümsemekte, insanın yaratılışının gereksizliğine dikkat çekmektedir.

Yine ifade etmeliyiz ki, bütün bu ifadeler alegoriktir. Kur’an buna “müteşabih” demektedir. Manadan maddeye somut kılma gereği olarak anlatılanlardır. Diyalogları bir toplantı salonuna indirgeyen bütün açıklamalar, gereksiz demeyeceğim ama, kişiseldir, belki başka bir şeydir. Konuya evrenin tümüyle ve bilinç atmosferiyle ilgili kapsayıcı bir ilahi okuma tarzı getirilmezse, bu bile büyük bir sorundur. Neyin sorunu? Aldanmış insan ile kendi varlığını açıklayabilmesine ve idrak edebilmesine ilişkin bir ana sorun.

Yaratan ilahi aktarımında insana örnekleyerek aksettirdiklerini anlayıp-anlamadığını bilinç sisteminde bir veri olarak kayda aldığını (ana kütükte) bildirir. İnsan için sorun, bir okuma ve yaşamını bu okumaya göre düzenleme biçimidir. Bu bir bilgisayar belleği değildir, ama seviyemizde bir alegorik anlatım yapacaksak böyle bir şeydir, denebilir.

Çünkü insanlar için hep bir mekan-ortam vardır. Sorunları yaratma yeri somutlaştıkça insan bir mekan-ortam kurgusu içinde yaşadığını düşünür. Bilemediğimiz çok boyutluluk halleri insanın mekan-ortam boyutunu, hatta zaman boyutunu zorluyorsa, işte bu durumda alegoriler ve örneklemeler gereklidir, diyebiliriz. Çünkü bilinç sistemin sahibinin bir tür mekanının olduğunu söylemek bile insanı zora sokar.

İnsanlık adına Adem ve Havva öznelerini kullanmaya devam edelim. Bu aileden türeyen ilk çocuklar olan Habil ve Kabil’in sorunu bütün insanlığın çatışmasına işaret eden başka bir alegorik anlatımdır. Bir tarafta iyi, diğer tarafta kötü insan hicvedilir.

İyi; bilinç sistemindeki ağırlığı hazmetmiş, yaşamına olması gereken doğrulukta yön vermiş, yararlı olanı üretmeye çabalayan, evrenin tüm dengeleri ile uyumlu, kendisine kadar alegorik şekilde açıklanan bilgiler içinden sorun sahalarını çözmüş bir kişiliktir.

Ya kötü? Kötü için kibirli ve zulme yönelmiş gibi yaşamsal kavramları biliyoruz. Bunların yaşam içindeki uygulamadaki açıklaması aslında başlangıçtan itibaren verilen alegorileri doğru okuyamamak (bilgisizlik), eğer doğru okunuyor ama yine de bir kasıt söz konusu ise bir aldanma ve aldatma yolunu seçme, itiraz ve isyan etme, gerçekten kavgayı çıkaran taraf olma gibi bir istenmeyen yön vardır.

Şimdi bütün bu açıklamaları bir tarafa bırakalım ve en yakınlarımızdan başlayarak kendi deneyimlerimizi inceleyelim. Kardeş kardeşe, eşler arasına, bizlerden olan evlatlarımızla ilişkilerimize bakalım; buradan uluslararası ilişkiler varana dek gözlemimizi derinleştirelim. Ne görüyoruz? Sorun!

Bu sorun nedir? Aslında doğaldır, hatta diyebiliriz ki, bu gereklidir. Sorun sayesinde seçim yapmak söz konusudur. Doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi çok basit ikiliklerde neyi çeçmiş olduğumuz bize ilerlemenin de seçimini yaptırmaktadır. Evrende her şey ancak bir tek sisteme hizmet eder. O, akıl edemeyeceğimiz boyutlarda ve içerikte, mutlak-malum olandır. Malumun hükmünden sorun olur mu? İnsanlığın iradesi gelişirken sorun yaşanıyorsa elbette bunda bir yarar (hayr) vardır.

Farkındasınızdır, günlük sorunlardan hiç bahsetmedim. Onları yenip yenememek bizlerin elinde; bir sorun olup olmamak da… O parti, bu kavga; verilen ücret az geldi, şu gazetenin manşeti yanlış; adam bana yan baktı… Sorun üstün irade bilinciyle hükmedebilmededir ve insanoğlu anlıklarına böyle bakmalıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kimler Yurtseverdir?

DİĞER YAZI

Amorf Yapılar

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka