abd-iran-gerginligi-tirmaniyor
ABD-İran Gerginliği Tırmanıyor

ABD-İran Gerginliği Tırmanıyor

389 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

ABD ve İran arasındaki gerginliğin tırmanması sürmekte ve temponun giderek artacağı görünmekte! Bu yazıda yaşananları değerlendirdikten sonra bu tırmanmanın yönünü inceleyelim.

Geçtiğimiz günlerde ABD kaynaklı medyada savunma konularına hâkim politikacı ve yazar Richard N. Haass’ın imzasıyla ABD-İran gerginliği ele alınmıştır. Bu yazı bir durum değerlendirmesi şeklindedir. Haass’ın bu yazısına bakınca bilinenlerin ötesinde bir şey olmadığını da anlamış olduk. Olayların kronolojisi ve beklentiler açısından bakıldığında Haass’ın açıklamaları konuyu yeterince toparlamış görülüyor; ancak bir önerisi yok. Aslında başkalarının da yok.

Örneğin geçen hafta Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin tarafları barıştırmak adına bir başarısız çabası oldu. Abe, ay sonunda Japonya’da G20 zirvesine ev sahipliği yapacak. Bu önemli konuda şimdiden bir yeşil ışık yakmanın yararına inandığı için arifesinde konu hakkında çaba sarf etti.

Diğer yandan, önce Barack Obama tarafından 2015’te imzalanan, sonra Donald Trump tarafından 2018’de iptal edilen nükleer anlaşmaya (JCPOA) garantör olan Avrupa Birliği, İngiltere, Almanya ve Fransa halen İran ile görüşmeler yürütüyorlar, ama onlardan da bir sonuç alındığını söylemek mümkün değil.

ABD ne yapmak istiyor? Bilindiği gibi Trump yönetiminin 2018 Ulusal Strateji dokümanında tehdit ülkeler listesinde Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran yer alıyor. ABD sonuçta, İran’daki rejimi değiştirmek, İsrail ile Ortadoğu’da yürüttüğü planı uygulamak, enerji fiyatlarını ve yollarını kontrol etmek, kitle imha silahları tehdidine yeni bir aktör girmesine engel olmak istiyor. Eğer İran’da rejim ABD ve İsrail’in istediği şekilde olur ise diğer amaçların da gerçekleştirebileceğine inanılıyor. Bugünlerde tırmanan İran-ABD gerginliği bu konudaki operasyonel hedefleri elde etmekle ilgili gelişmektedir. ABD yaptırımlarını, askeri ve diplomatik baskı temposunu giderek artırmaktadır. Askeri olarak ABD’nin Basra’da 5nci Filosu ve Akdeniz’de 6ncı Filosu vardır. B-52 bombardıman uçakları dahil bölgeye ilave intikaller gerçekleştirmiştir.

Görünür biçimde olanlar ise şöyle sıralanabilir:

  • İki ay önce ABD İran Devrim Muhafızlarını terörist örgüt olarak ilan etti. Bunların kontrolündeki bazı unsurlar Lübnan ve Suriye’de bulunmaktaydı ve İsrail bu unsurlara uzun zamandan beri taarruzlar gerçekleştirmekteydi. İsrail ve ABD bu unsurların bölgedeki tüm etkinliklerinden rahatsız. Sadece Suriye ve Lübnan değil, Yemen de Irak da bu şekilde görülmekte. Başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ABD ve İsrail’in bu amaçlarını desteklemektedir.
  • ABD 2015 nükleer anlaşmasını (JCPOA) iptal edince beraberinde ekonomik yaptırımları da devreye koydu. Bunun şiddetini artırıyor. Yaptırımlar İran’ın ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor. 2018’de İran ekonomisi yüzde 4 küçülmüştü, 2019 için beklenen yüzde 6’lık daha küçülme olacağı yönde. Büyük ölçüde petrol ve gaz satmakla ekonomisini sürdüren İran’ın önemli ticari çıkış noktaları Hürmüz Boğazı’ndaki tankerler ve değişik istikametteki boru hatlarıdır. ABD enerji piyasasını düzenlemek ve ulaşımını kontrol etmek için İran’daki rejimin kendi sözüne sadık kalmasını talep ediyor. Piyasalarda OPEC ile belli bir etkinliği olan ABD’nin İran’dan gelen ters yöndeki politikaların bir yola konmasını sağlamak istiyor. Bu yaptırımlarla, enerjiyle, ticaretle alakalı ABD politikaları ise İran’ı giderek zora sokuyor. ABD iddialarına göre İran Hürmüz’de tankerlere mayınla, Yemen’deki grupların marifetiyle dron kullanarak da Suudi Arabistan’a karşı saldırılar yapıyor. İran ise bu ABD iddialarını yalanladı. Sonuçta giderek İran’ın petrol satışı ve ekonomik girdisi düşmektedir. Küresel piyasalarda ise petrol fiyatlarında oynamalar görülmektedir.
  • ABD ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) bilgilerine göre İran yakın zamanda uranyum zenginleştirmenin temposunu artırmaktadır. Bu da nükleer silah üretme potansiyeli anlamında bir konudur. İran yetkilileri 2015 anlaşmasının ABD tarafından 2018’de iptalinden sonra bir yıl, 2019’a kadar hem nükleer anlaşmaya sadık kaldığını hem de bu konuyla bağlantılı uygulanan ABD’nin yaptırımlarından dolayı ekonomisinin zarar gördüğünü, bunun tazmin edilmesi gerektiğini söylemektedir. Ayrıca İran, bu bir yıldan sonra, nükleer çalışmaların sürdüğünü ancak nükleer silah üretmek gibi bir amaçlarının olmadığı savunmaktadır.

Bu çerçevedeki amaçları ve gelişmeleri üç aşağı beş yukarı bilmekteyiz. Yaşanacak gelişmeleri de takip etmeye devam edeceğiz. Ama şu kadarını söylemekte yarar var, ABD’nin İran’a yönelik çok yönlü operasyona başladığını görüyoruz. Askeri anlamda harp ikaz emaresi üretme yönündeki çabaları daha da artacaktır. Yumuşak güç ile İran halkının iradesini değiştirmekle alakalı girişimleri yoğunlaşacaktır. Ekonomik açıdan başka sorunların gelişebileceğini şimdiden söyleyebiliriz. İran yönetimi ve rejim güçleri ise daha agresif bir tutum içine girecektir. Bölgede tansiyon giderek artacaktır. Bundan önce çevre ülkeler, daha sonra küresel çapta birçok ülke etkilenecektir. AB ülkeleri, Japonya, Türkiye, Rusya, Çin ise olup biteni algılamakta ve tarafları itidalli davranmaya davet etmektedirler. Bu cümleden şunu da anlamak gerekir, ABD ve İran’a dayanarak gelişen, Hürmüz’deki tanker olayları türünden, bölgedeki her sıcak gelişmeye karşı ülkelerin temkinki yaklaşmaları önemlidir. Çünkü daha önce Saddam ve Irak deneyiminden de öğrendiğimiz gibi, dünya kamuoyunu ve uluslararası kurumları etkilemek amaçlı çok eylemin meydana gelebilceğini söylemeliyiz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Avrasya Jeopolitiği ve CICA’nın Değeri

DİĞER YAZI

Kıbrıs’ta Durum Özeti ve Çipras’ın Son Oyunu

Politika 'ın son yazıları