avrasya-jeopolitigi-ve-cicanin-degeri
Avrasya Jeopolitiği ve CICA’nın Değeri

Avrasya Jeopolitiği ve CICA’nın Değeri

496 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA) 5. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Tacikistan Cumhuriyeti’nin başkenti Duşanbe’de gerçekleştirildi. Bu vesileyle, CICA kapsamında düşünerek Avrasya’nın jeopolitiğini ele alalım. Neden Avrasya konusunu inceliyoruz? Çünkü Asya coğrafyasının aslında Pasifik’in karşı kısıyla ilgisinden çok syanın uzantısı Avrupa ile doğal birleşimi söz konusudur. Amerika CICA’yı Pasifik’e çekmekle ilgilenebilir. Ama Asyalı ülkeler CICA’nın ilgisini öncelikle ve mutlaka Avrupa doğrultusunda gerçekleştirmelidir. Bunu en iyi sağlayacak proje Çin’in Modern İpekYolu da denebilecek Kuşak ve Yol İnisiyatifidir. Avrupa buna gönüllü olmalı ve Avrasya’yı bütün halde tutmaya gayret etmelidir. Pratikte konu budur. Ayrıca Türkiye Avrasya politikalarının lokomotifidir ve gerekeni yapmaktadır. Ancak konunun bütünüyle incelenecek tarafları vardır.

Önce CICA’yı tanımayanlar için bir hatırlatma yapalım:

CICA ülkeleri hangileri? Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Kamboçya, Çin, Mısır, Hindistan, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Pakistan, Filistin, Katar, Güney Kore, Rusya, Sri Lanka, Tacikistan, Tayland, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan, Vietnam olmak üzere 26 ülke var. Gözlemci devletler; Beyaz Rusya, Endonezya, Japonya, Laos, Malezya, Filipinler, Ukrayna ve ABD. AGİT ve BM dahil uluslararası organizasyonlar yine gözlemci statüsündeler.

CICA’nın amacı nedir? Şöyle sıralanıyor: Asya’da barışı, güvenliği ve istikrarı artırmaya yönelik çok taraflı yaklaşımlar geliştirerek işbirliğini artırmak; terörizm tehdidini her türlü biçiminde ve tezahüründe ortadan kaldırmak; yasadışı uyuşturucu üretimi ve ticareti ile mücadele; Asya’daki refah ve istikrar için ticari ve ekonomik işbirliğini teşvik etmek; çevre ile ilgili tüm konularda işbirliği yapmak; kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesine ve sonunda ortadan kaldırılmasına gayret etmek; insani sorunları ele almak için önlemler geliştirmek; medeniyetler arasındaki ilişkilerde karşılıklı saygı, anlayış ve hoşgörüyü teşvik etmek; üye devletler arasında “Güven Geliştirme Tedbirleri”nin uygulanmasını kolaylaştırmak.

Yeri gelmişken prensiplerine de bir göz atalım: Eşitlik ve egemenlik; tehdit veya güç kullanımından kaçınma; üye devletlerin toprak bütünlüğü; anlaşmazlıkların barışçıl çözümü; üye devletlerin iç işlerine karışmama; silahsızlanma ve silah kontrolü; ekonomide, sosyal ve kültürel konularda işbirliği; insan hakları ve temel özgürlükler.

Şimdi fiili duruma bakalım:

CICA neredeyse BM gibi! İnsanın aklına başka bir şey gelmez zaten… Neden bu şekilde söylüyorum? Fiili durum önemli de ondan. Bugün dünyanın en önemli sorunları bu CICA ülkelerinin sorumluluğundaki; Ortadoğu’dan Pasifik’e, Kuzey Buz Denizi’nden Hint Okyanusu’na kadar uzanmaktadır.

Soğuk Savaş bitti, sonra paylaşım savaşları dönemi başladı. ABD Ortadoğu’ya el attı, Karadeniz ve Hazar çevresinde Turuncu Devrimler oldu, Arap ülkelerinde Arap Baharı süreci başladı, Rusya, Çin ve Hindistan serbest piyasa ekonomisine geçinde dünyada ekonomik ve kültürel dengeler değişti. Enerji ihtiyacı arttı CICA ülkeleri birer enerji ve ilgili tesisler yönüyle aşırı talep yarattı. Ayrıca küresel ulaştırma trafiğinin temposu arttı. Doğal olarak dünya ekonomisi büyüdü. Bu bağlamda Asya ön plandaydı. Dünyada kimyasal element tablosunda ne ararsanız Orta Asya’da var. Herkesin ihtiyacını karşılayacak kapasitede çalıştırılan madenleri var. Ama kontrol, hakimiyet, paylaşım!.. Kazakistan’daki nükleer kapasitenin kontrolü sağlandı. Ama İsrail’in Filistin’e bakış açısı değişmedi ve hatta konu ABD ile birlikte daha da karmaşık hale getirildi. Kuzey Kore vakti gelince kullanılacak olan bir bomba hüviyetinde. Tayvan ise kaşınmaya başladığında sıkıntı oluşturacak bir çıban halinde. Güney Çin Denizi’nin çeperi ve genel olarak Pasifik ülkeleri giderek daha da silahlanmakta. Her şeyin ötesinde ideolojik terörün yerine küresel radikal dini terör geçirildi. Bu tarz bir tehdit algısı asıl tehdit olarak gösterilirken bu tip bir aparatla politika yapmanın önü açıldı.

“Asya mı, Avrasya mı denmeli?” diye sorulsa ne dersiniz? Asya ile Avrupa’yı bölen akıl her ne ise onlara sormak gerekiyor. Coğrafi tanımlamalar bir yana, fiilen asıl Dünya Savaşları zamanında bölmüşler bu ana kıtayı. Bir kere bölündüyse bütün hesaplar da ayrı tutulmaya başlanıyor.

“Asya’mı, Ortadoğu mu?” diye sorulsa ne dersiniz? Ortadoğu’yu Avrasya’dan ayıran özellikler nedir? Afrika’yı bir tarafa koyalım, ama Hürmüz Boğazı’nın veya Kızıl Deniz’in Ortadoğu’da olduğunu söylerseniz zaten bölmüş olursunuz. “Ortadoğulular şuradan sorumlu, ben de Ortadoğuluların hamisiyim, o halde ben de sorumluyum…” Bu akıl nedir böyle!..

Biliyorum, bu tip soruları sormanın yeri CICA değil, BM bile değil. Ancak akademilerde tartışılacak konular bunlar. Ama işin esasını anlamak için buradan başlayıp bir düşünce geliştirmenin yararına inanıyorum ve bundan dolayı hatırlatıyorum. Eğer ABD veya İsrail, Çin veya Rusya, CICA sorumluluk alanında bir paylaşım savaşı veriyorlarsa, o halde diğerleri sorunların üstlenildiği ülkeler statüsünde olacaklardır. Paylaşımın özünde ne var? Yönetmek, ekonomik gücü artırmak, hükümran olmak… Sorunlar neler? Terör, bölünme, ayrışma, uyuşturucu, gibi şeyler… Bu şartlarda tarlalarda, madenlerde, hizmet alanlarında çalışan ülke insanlarının, CICA amaçlarında ve prensiplerinde tarif edildiği şekilde, insan hakları, temel hak ve özgürlükler gibi konularda durumları tartışmasız ölçekte olabilir mi?

Diğer konulara değinmiyorum bile, Çin’in ve Hindistan’ın çevreye verdiği zarar azalacağı yerde artıyor. Çin giderek silahlanıyor ama önemlisi kitle imha silahları bakımında ABD’ye karşı bir dengeleyici olma yolunda. Bu dengeleme uzayda da sorunlu saha yaratıyor. Uyuşturucu trafiği ise dikkat çekici ölçekte…

Konulara bakın: Terör, Filistin, İsrail’in zulmü, Kudüs, Arap ülkelerinin giderek sertleşmeleri ve sorun yaratan taraf olmaları… nerde kaldı “amaçlar” ve “prensipler” diye sormanın zamanı değil mi? Madem ki bir zirve yapılıyor, o halde herkesin eteğindeki taşları döküp evine dönmesi mi önemli yoksa bağlayıcı kararların alınması mı? Bugün siz Orta Asya’da ve Hazar’da çoğu ülkeyi yan yana oturtamazsınız, tıpkı Ortadoğu’da görüldüğü gibi!.. “Diplomasi öldü mü?” diye sorarsınız…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada şöyle söyledi: “Konferansı hep birlikte sahiplenmemiz gerekiyor. Takvime bağlı somut bazı hedefler belirlemek suretiyle bu alandaki çalışmalarımıza ivme kazandırmalıyız. Maalesef düzenli düzensizlik hâkim. Yakın coğrafyamızda terörizmle mücadele ediyoruz. Barış, refah ve istikrar doğrultusunda şekillendirme gayretindeyiz. Komşumuz Suriye’de istikrar sağlanması için elimizden geleni yapıyoruz…” Evet, CICA’da hâkim güçlerin oldubittilerine karşılık somut adım atan kaç ülke var şeklinde sorarsanız ancak Türkiye’yi görebilirsiniz. Hatta aynı güçler Türkiye’yi bile karıştırmak istediler, öyle değil mi?

Yeni paylaşım savaşında Çin’in içindeki özerk bölgelerin yeni dönemde sırasıyla hasmı olan güçlerce kaşınacağı ve buraların ayrılıkçı hareketlere başlayacağı, hatta küresel terör ağlarıyla (kanlı ve siber terör yönü ağır) birlikte çatışmanın alanının tüm Asya’yı kasıp kavuracağı aşikâr! Bu öngörüyü yapıyorum, çünkü CICA’dan bir şeyler bekliyorum, ama olmadığını da görüyorum.

Yine Çin’den bahsedelim, özellikle Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nden… Doğru gözle bakıldığında bu inisiyatif Avrasya’yı esas alan bir Modern İpekYolu projesidir. Zira denizden de gelseniz, karadan da veya Arktik bölgeden de, birleşen coğrafya bütünüyle Avrasya’dır. ABD, İngiltere, İsrail Avrasya’da hakim pozisyonda, kuralları koyan, enerjiye hükmeden olmak istiyor. Avrasyalı ülkeler ise burası bizim demek istiyor ve köprüleri kuracağız manasında projeler geliştiriyor.

Avrupa! Merkezi Avrupa neden CICA ile ilgilenmiyor? Coğrafi nedenlerle mi? Amerika bile, Pasifik’in karşı kıyısından bakıp ilgileniyorsa bir nedeni var. Avrupa bunu düşünemiyor mu? Almanya ve Fransa’nın dünya ticaretine bakış tarzıyla bile açıklasak aslında Merkezi Avrupa’nın Asya ülkeleri ile ilişkisinin önünde bir engel yok. Ama jeopolitik eksende düşünce üretmekte geri kalıyorlar.

Türkiye önemlidir. Avrupa CICA’yı düşünmeye başladıkça ve Asya genişleme yoluna girdikçe Türkiye’nin köprü görevi öne çıkacaktır. Neticede demiryolu, karayolu, deniz yolu, enerji hatları, limanlar, gümrükler, tarifler, kolaylıklar, işletmeler, hizmetler, hepsine bütün bakıp en kolay birleşim yeri Türkiye’dir. Türkiye Avrasya politikalarının lokomotifidir!

Sonuç:

Problemi tanımlarken önce fikirsel açıdan konuyu ele aldık, ardında önce CICA bu amaçları gerçekleştiremez dedik. Son noktada, Avrasya bağlamında somut projelerden başlayarak hâkim güçlerin kimler ve ülke amaçlarının neler olduğu konusunda ortaklarla mutabakat sağlanırsa, işte bu haliyle CICA doğru yola girebilir diye bir sonuca varmış olduk. Avrasya halen gelişmesini sürdürüyor. Sorunlar da çıkacak. O zaman Asya’nın daha da büyüyecek türden sorunlarını göz önüne alalım. CICA gibi “konferans” türü toplantı zeminleri, Avrasya’nın gerçek sahiplerinin kararlar alabildiği zeminlere dönüştürülürse işe yarar.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Jeopolitik Bedel Paylaşımı

DİĞER YAZI

ABD-İran Gerginliği Tırmanıyor

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,