jeopolitik-bedel-paylasimi
Jeopolitik Bedel Paylaşımı

Jeopolitik Bedel Paylaşımı

11 Haziran 2019
Okuyucu

Son günlerde ABD ile silah sistemleri üzerinden bir kutuplaşma sürecine girdik. Masada pek çok tartışılan dosya varken bu konu üzerinden söylenenler beklenenden fazla gelişti ve jeopolitik ayrımla ifade edilebilecek bir hale dönüştü. ABD tarafında Türkiye’ye, “Rusya ile ilişki kesmelisin, tarafını belirlemelisin,” dercesine bir yaklaşım söz konusu oldu. Buradaki konunun sadece Rus S-400 füze sistemleri veya ABD F-35 uçakları olmadığı açıktır. Esasen meseleyi jeopolitik bağlamda görmemiz gerekiyor. Bu yazıda ABD, NATO, Avrupa ve Avrasya alanlarındaki jeopolitik kırılmayı ve taraflara düşen sorumlulukları işaret edeceğim. Güncel jeopolitik girişimlerin ve bedellerinin ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayacağım.

Türkiye egemen bir ülkedir. Örneğin, uçak yapacağım derken bir ülkeye teslim olmayacaktır. Elbette bu böyle! Önce bu noktayı işaret etmek gerekiyor. Bir güç mücadelesi neyi gerektiriyorsa o yapılır.

Burada tarihi sebeplerle de ilişkili olarak, müttefikler arasında karşılıklı dostluklar ve işbirliği meseleleri üzerine anlaşmak varken, tek taraflı çıkarların ve buna bağlı ileri sürülen tehditvari yaptırımların öne çıktığı günümüzde, bu silah sistemlerinin bilerek önemli bir soruna dönüştürülmesi kabul edilecek bir konu değildir.

Ancak bir ittifakta çıkarlar ortak ise değişik hal ve şartlara göre ortaya çıkacak sorunlardan dolayı ödenecek bedellerin de paylaşılması sonucu doğar. Dolayısıyla ödenecek bedeller de ortak hale gelir. Yani, Türkiye ve ABD arasındaki meselelerde NATO ülkeleri şapkayı önüne koyup bir daha düşünmelidirler. Konuya uzun soluklu düşünerek yaklaşmalıdırlar. Çünkü kazanç ortaksa kayıp da ortaktır!

ABD’nin, bilinenlerin yanı sıra, özellikle İsrail’e, Yunanistan’a, Arap ülkelerine, bazı Doğu Avrupa ve Pasifik’teki ülkelere, NATO’ya sormadan gelişmiş silah sistemlerini sanki yığarcasına satması ne anlam taşımaktadır? Türkiye’ye Patriot füze sistemi vermek istememesi (ve hatta Predator İHA/SİHA sistemlerini de buna ilave edebiliriz) ile başlayan süreçten sonra, bugünkü S-400 ve F-35 sorununun ortaya çıkmasıyla, ABD’nin Türkiye’yi kendi seçimini yapmaya zorlamasının anlamı esasen ne olabilir? Bu soruyu NATO ülkeleri kendine sormalıdır. Avrupa’nın savunmasını tekrar tartışmaya açan Almanya ve Fransa’dan başlayarak bu önemli hususları açıklamak gerekiyor, öyle değil mi?

Demek oluyor ki, ABD Başkanı Donald Trump döneminde daha da belirginleştiği üzere, sadece Türkiye meselesinde değil aslında küresel çapta bir karar verme sürecine girilmiştir. Karar vermesi gerekenlerin içinde ilk Merkezi Avrupa ve Uzak Asya bulunmaktadır. Bunun için Avrasya ana kıtası hakkında bütünüyle bir jeopolitik okuma yapılmalıdır. Dünya Savaşlarıyla belirginleştiği gibi, Avrasya ana kıtasının jeopolitik bütünlüğü dönemsel açıdan güçlü olanın tek taraflı politikalarıyla Asya ve Avrupa şeklinde bölünmek istenmiştir. Diğer yandan “Medeniyetler Çatışması” tezini ortaya koyan Samuel Huntington’un o meşhur “jeopolitik fay hatları” anlatımını da hatırlamamızda yarar vardır.

Bugün benzeri şekilde stratejik-bölücü politikaları görmekteyiz. Asya’nın Çin, Hindistan ve buna Rusya’yı da ilave edersek bu bloğun, Merkezi Avrupa’ya karşıymış gibi takdim edildiği politikaların kime faydası olabilir ki? Türkiye’nin bir fay hattı üzerinde olan ülkeymiş gibi kabul edilmesinin Avrasya jeopolitiğinde karşılığı ne olabilir ki? Dolayısıyla ortaya sürülenlere dikkatlice bakıldığında şu görülüyor: Bütün ülkelere, ittifakları, kıtalara ödetilmek istenen belli bir bedel var. Bu husus tarihsel açıdan sorumluluğun azami ortaya konması gereken dönemlerin meselesidir. Liderlerin ve parlamentoların popülist politikalardan ve fırsatçı yaklaşımlardan uzak durması gerekmektedir.

NATO özellikle Soğuk Savaş’ta belli bir işlev görmüş temel bir güvenlik örgütüdür. Bu dönemin sonrasında kendi içinde de tartışılır hale gelmiştir. En son Trump NATO ülkelerine “Para verin, işe yarayın!” dercesine çıkışmıştır. Bu aynı zamanda “Para yoksa bana karışamazsınız,” demek de oluyor herhalde…

Rusya jeostratejik olarak tam bir Avrasya ülkesidir. Dolayısıyla bu sorumluluğu taşıyacak politikaları öne sürmelidir. önce meseleye sahip çıkacak olan ülkelerden biri budur. Diğer ise Çin’dir. Neden? Çünkü ortaya koyduğu Kuşak ve Yol İnisiyatifi (yeni İpek Yolu) tam bir Avrasya projesidir. Bir başka ülke Türkiye olmaktadır. Türkiye Avrasya’da medeniyetler arası köprü konumunda bir ülkedir. Bu çerçeve asla unutulmamalıdır. Öyleyse Avrupa’nın politikalarını belirlerken sorumluluk duyması şarttır. Bedelin herkese bir yansıması olacağı açıktır.

Türkiye sorumluluğunun idraki içinde, vatanını ve milletini koruma hakkını kimseye devretmeyecek bilinçte ve dünyaya doğru düzgün bir barış gelmesi adına samimi politikalarını sürdüren bir ülkedir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

trump-ile-yola-devam-mi
ÖNCEKİ YAZI

Trump ile Yola Devam mı?

avrasya-jeopolitigi-ve-cicanin-degeri
DİĞER YAZI

Avrasya Jeopolitiği ve CICA’nın Değeri

Politika 'ın son yazıları

48 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
76 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
83 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
77 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
112 views

İran’ın Riskli Durumu

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün (24 Ocak) Ankara'da idi. Ben de merakla bekledim, net ne açıklama olacak diye. Ekonomik Konsey gereği yapılan anlaşmaları kastetmiyorum. Benim görmek istediğim stratejik ve jeopolitik duruma getirilebilecek açıklık idi. Ne gördüm? Bugünden sonra Türkiye hem çok dikkatli olmalı, hem İran'dan alabileceklerini azami şekilde kısa dönemde almalı. Ama risk yok! Zira riskin çok yüksek olduğu bir döneme girdik, bunu göremeyenlere özellikle işaret etmek isterim. Sonuçta amaç Türkiye'nin gelişmesi, güçlenmesidir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme