abd-neden-ve-nasil-ikili-oynuyor
ABD Neden ve Nasıl İkili Oynuyor?

ABD Neden ve Nasıl İkili Oynuyor?

13 Eylül 2019
Okuyucu

Birleşmiş Milletler, New York’ta Erdoğan-Trump arasında gerçekleşeceği ifade edilen zirvede Güvenli Bölge konusunun konuşulacağı biliniyor. ABD Savunma Bakanlığı ve sahadaki ucu Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) içine yuvalanmış şahin kanadın, şimdiden bu konuyu sabote edecek hazırlıklar içinde olduğuna dair emareler alınmaktadır. Bugünlerde medyada görülenler bunun kanıtıdır.

Bir yandan Amerikalılar Türk askeriyle havadan ve karadan devriye faaliyetlerini gerçekleştiriyorlar, diğer yandan Türk tarafını kışkırtacağını çok iyi bildikleri bazı medyaları servis ediyorlar. Aynı zamanda, CENTCOM’un nezaretinde tırlar dolusu malzeme ve mühimmat sevkiyatına devam ediyorlar. En son kara devriyesi yapıldığı günlerde ABD Irak-Suriye sınır kapısı Semelka’dan 55 tırlık malzemeyi bölgeye soktu ve bunun görüntüleri medyada yer aldı. Bu sevk edilen malzemede bazıları Tel Abyad’a da getirildi.

Bu sürecin en kötü olan kısmı ne biliyor musunuz? Aynı anda olan ikilemler: SDG’ye yardım ve eğitim sürerken, Türkiye’ye müştereklik çabası için ümit verilmeye çalışılıyor. İşin çok zor olduğu anlatılıyor. Sürekli zaman kazanıcı hamlelerle Türk tarafının önüne bir uzatma hakkı ilave ediliyor. SDG halen ABD’nin ortağı olarak resmediliyor. Basında bu gibi hususlar var. ABD kararlı görünüyorsa, terörden ayrı bir faaliyet için değil, SDG’yi desteklemekte kararlı görülüyor. Sadece Fırat’ın doğusunda değil, Batısında da Heyet Tahrir el Şam’a (HTŞ) karşı taarruz planlıyorlar. ABD, HTŞ’ye yeniden güçlenen El Kaide unsuru diyorlar ve küresel terörle mücadele için meşruiyet sağlıyorlar. HTŞ radikal terörist, bu doğru ama savaş yöntemi bu mu tartışılır. Örneğin HTŞ’ye para desteği veren bazı Körfez ülkelerine neden engel olunmuyor? Suriye’de Suriyeli halkın barışa kavuşmasının ötesinde bir tavırla rakiplerinin durumuna göre adım atmayı yeğliyorlar. Yani bir planları var, planlarını gerçekleştirirken ve bunu medya ve diplomasiyle örtüyorlar.

Sahadaki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denen terör örgütü unsurlarının tahkimatlarını gizlemeden güçlendiriyorlar. Bu tahkimatların çoğunun yerleşim yerlerinde olduğu, eğitimlerin ise yerleşim yerlerindeki mukavemet taktikleriyle ilgili olduğu alenen görülen temalardır.

Öyleyse ABD şöyle yapıyor diyebiliriz: Birleşik/Müşterek Harekat Merkezi (B/MHM) adıyla yürütülen faaliyette Türk askerine arazide bazı noktaları göstermekteler, buna karşılık yerleşim yerlerini SDG için korunaklı hale getirmeye devam etmekteler.

Yukarıda gösterilen helikopter içindeki fotoğrafta Türk askerinin elinde bir işaretli harita var. Burada devriyenin nasıl yapıldığına dair ipuçları da görülüyor. haritada 16 adet uçuş bacağı işaretli ve uçulan yer yerleşim yerlerinin dışında. Bu rotada kontrol edilen 4 yerin detaylı görüntüsü var. Buraların PKK/YPK ile mi, yoksa DAEŞ ile mi ilintili kapatılmış mevziler olduğu anlaşılamıyor. Ancak görevi açıklayan ABD ve SDG kaynaklarının ifadeleri manidar.

Türkiye’yi tahrik edeceğini düşündükleri medya organlarındaki bilgilerde detaylar var. Bunlardan bazılarını işaret edelim: ABD ve SDG’nin kol kola olduğu açık. Farklı bir tutum yok. İçerikler ABD sitelerinde görülenler ile SDG’dekiler aynı. Paylaşımlar bile aynı. Bu yönde paslaştıkları açık. Kara devriyesi SDG tarafından video ve fotoğrafı çekilip sitelerine konmuş halde. Çok rahatlar. Kullanılan ifadeler içinde PKK/YPG veya Güvenli Bölge gibi bir husus yer almıyor. Özenle seçilmiş ifadeler var. Şöyle ki; “NATO müttefiki Türkiye… DAEŞ’i yenilgiye uğratan SDG… Güvenlik mekanizması faaliyeti…” Aslında bu manzumeyi bütün ABD’nin bütün resmi dokümanlarında da aynı şekilde görmek mümkün.

Sahada durum böyleyken, Ankara ve Akçakale’ye askeri-diplomatik faaliyet için (USEUCOM ve CENTCOM’dan) iki korgeneralin ziyaretine şahit olduk. Görüşmelerin verimliliğini Savunma Bakanlığımız biliyor. Ancak onlar Akçakale’deyken diğer yandan yukarıda işaret edilen tüm aymazlıklar da kesintisiz devam ediyor idi, bu da not edildi.

Batı medyası durmuyor. Dün ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), Suriye’nin kuzeydoğusuna 150 asker daha sevk etmeye hazırlandığı iddia edildi. Amerikan New York Times gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, söz konusu askerlerin intikaline yönelik onayın Türkiye ile yapılan faaliyetlerin ilk aşamalarının başarılı olmasına bağlı olduğuna dikkat çekildi. Gönderilecek askerlerin tam olarak ne görev icra edecekleri belirtilmedi. Buna karşılık Pentagon Sözcüsü Binbaşı Sean Robertson, ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna asker sevk edeceği iddialarına ilişkin, “Suriye’deki kuvvet durumumuzda bir değişiklik yok. Kuvvet seviyesi sahadaki koşullara bağlı olarak belirlenecek,” dedi. Trump’ın Suriye’den koordineli bir şekilde çekilme direktifini uygulamaya devam ettiklerini belirten Robertson, “Kuvvet seviyesi sahadaki koşullara bağlı olarak belirlenecek. Güvenlik nedeniyle sayı ve zaman konularına girmeyeceğiz,” ifadelerini kullandı. ABD’nin Türkiye ile Suriye’nin kuzeydoğusunda “güvenlik mekanizmasının” koşullarını süratle uygulamak üzere adımlar attığını aktaran Robertson, “İki ülke arasındaki mutabakatın bazı yerlerdeki sürecinin planlanandan daha hızlı ilerlediğini,” kaydetti. Robertson, “İş birliğimizi, koordinasyon ve istişaremizi artırmak için Türk müttefiklerimizle yakın çalışmaya bağlıyız,” dedi.

Bu tür spekülatif haberler ve yetkililerce basına verilen “formüllü” açıklamalar bir yana, sahada olanlar bellidir. ABD neden 150 askere ihtiyaç duruyor? İki korgeneral 150 asker hesabı için m bölgeye geldiler. Türkiye zaten gereğini yapacak potansiyeldeyken bir ileri aşamaymış gibi ortaya atılan asker takviyesi hususu pek de tatmin edici değildir. Bunun sonucunda Trump Erdoğan’a şöyle mi desin isteniyor: “İşin üzerindeyiz, ilave asker de gönderdim, süreç zor, desteğine ihtiyacım var!”

Durumu nasıl anlamalıyız? New York buluşması öncesinde bahse konu şahinlerin buradaki amacı şöyle: Türkiye’nin Ankara Mutabakatı dışında bir inisiyatifle Fırat’ın doğusuna girmesini engelleme çabaları sürüyor. Eğer girerse “saldırgan ve oyun bozan” görüntü vermesini istiyorlar. Trump-Erdoğan görüşmesinin öncelikle Trump’ın istediği doğrultuda, böyle olmaz ise çok sert bir ortamda gerçekleşmesini sağlamak, var olan güveni zedelemek istiyorlar. Türk tarafını bu tür bir baskı altında tutmanın peşindeler. Türkiye’nin ABD ile arasının bütünüyle bozulmasını gerçekleştirmek isteyenler de yok değil. Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak ve daha sonra sahada Türkiye’yi zor bir çatışmaya çekmek isteniyor.

Onların planı veya oyunu bu olabilir. Ama Türkiye’nin ve Türk askerinin, öyle düşündükleri gibi zaafa düşmeyeceğini hesaba katmaları gerekir ve hatta bu kendi menfaatlerine olur.

Pazartesi günü Ankara’da Putin, Ruhani ve Erdoğan Üçlü Zirvesi gerçekleşecek. Türk tarafı burada ortaklarına süreci kanıtlarıyla sunacak. Buradan ortak bir karar çıkması mümkün. Diğer yandan bu Üçlü Zirve’de İdlib bahsinde de önemli adımlar atılacak. Alt konular bunlar olmasına ilaveten, Suriye’nin genel gidişatına dayalı bir mutabakatın tazelenmesi konusu da söz konusu olacak.

Halen Batı kamuoyu ve medyası bu özel ve kritik konuyu ABD ve SDG’nin yayın organlarındaki ve resmi dokümanlarındaki manzumeye paralel yazıp çizmeye devam ettikleri açık. Bu algının önemli bir baskı aracı olarak kullanıldığını aklımızdan çıkarmamız gerekiyor.

Temkinli ancak cesurca atılacak adımlar planlıdır, şüphe olmasın!

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

rusya-turkiyeyi-gerasimov-doktrini-ile-mi-etkiliyor
ÖNCEKİ YAZI

Rusya Türkiye’yi Gerasimov Doktrini ile mi etkiliyor?

astana-ruhu-olmasaydi
DİĞER YAZI

Astana Ruhu Olmasaydı

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
129 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
97 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme