abd-ve-iran-40-yilda-neyi-degistirdi
ABD ve İran 40 Yılda Neyi Değiştirdi

ABD ve İran 40 Yılda Neyi Değiştirdi

387 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

İran devriminin 40. yılındayız. Görkemli Şah Rıza Pehlevi dönemi daha dün gibiyken, 1979 yılında İran İslam Devrimi’ni yapan Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin heyecanlı kalabalık tarafından Tahran Havaalanında karşılandığı o görüntüler de gözümüzün önünde duruyor. Dünya sahnesinde 1979’dan bu yana İran hep gündemde oldu. İranlı yöneticiler Amerika’ya “şeytanın ülkesi”, Amerikalı yöneticiler ise İran’a “şer ülkesi” muamelesi yaptı. Mesele elbette bir yönüyle bu dünyalık petrol paylaşımı, diğer yönüyle de öteki dünyalık dine hizmet idi! İşte soru şu: Humeyni yönetimi yaptıkları devrim sayesinde dünyalık ve öbür dünyalık beklentilerini karşılayabildiler mi, geçen 40 yıla bakıp bu konuda ne söyleyebilirler, yoksa bu sorunun cevabını vermek için dünya uzunca süre daha beklemek zorunda mı? Diğer yandan ABD din ve mezhep üzerinde yürüttüğü politikalarla gerçek amacına ulaşabildi mi, insanlık bu tür konularla meşgul olmaya ihtiyaç duyuyor mu?

İran halkına veya Amerikan halkına dönüp sormak gerekiyor, “Yukarıdaki sorularda siz ne söyleyebilirsiniz?” diye. Türkiye’ye çok sık gelip giden İranlılara ben bu soruyu sordum, ama Amerikalılara sorma fırsatım olmadı. Muhatap olduğum İranlılar, “Böylesi şekilde bir savaş iddiasında olmasaydık daha rahat yaşardık,” dediler. Hatta Amerika’ya yönelik olarak, “Orada da çocuklarımızı okutmak isterdik, ticaret yapmak isterdik…” gibi bir konuları ifade ettiler.

Amerikalılara sorma fırsatım olsaydı herhalde cevap şöyle bir şey olacaktı: “Terörist devlet!” Bu yüksek perdeden sözleri sade vatandaşlara kimler söyletiyor olabilir? Medya mı, politikacılar mı bilmiyorum. Ama kesin olarak şöyle bakmak mümkün; Amerikan vatandaşı hiçbir surette asıl konulardan birinin petrol kavgası olduğunu düşünmedikleridir. Bu gerçek konuyu olsa olsa Amerika’da belli bir zümre dile getirebilir.

O halde bu denli farklı, “şeytanların ve kötülüklerin…” dile getirildiği bu kavgaya dünya uzunca süredir neden tanıklık ediyor? “Yaratılmış gerçeklik” böylesi farklı bir algıya mı sebep oluyor? Acaba bu tarz farklı yaklaşımlar başka ülke politikacıları tarafından da sahneleniyor mu? İnanın sade insanlar böylesi uç noktalarda değiller, günlük yaşamsal mücadelelerle ilgililer.

İran kadim Pers Medeniyeti’nin devamıdır, yaklaşık 2 bin 500 yılın değerini kimse inkâr edemez. Halen eğitim durumlarıyla ve temel değerleriyle İran köklü bir kültüre sahip olduklarını göstermektedir. Yakın zamanlara gelelim. Dünya Savaşları sonrasında, 1953’de ABD ve İngiltere İran Petrol Endüstrisini kamulaştırdı. Politika devredeydi, Doktor Muhammed Musaddık yerine Şah Rıza Pehlevi desteklendi. Şah zamanında dünyadaki şartlar “iki kutuplu dünya” ile tarif ediliyordu. SSCB ve ABD bu kutupların uçlarını çekiştirmekteydi. “Carter Doktrini” ile ABD, Yeşil Kuşak Stratejisi’ni devreye koydu. Müslümanlık sayesinde o zamanın “şer ülkesi” komünist SSCB’nin yıkılma planı devreye kondu. Ne var bunda denebilir. Değişik ülkelerdeki Müslümanlar da politikaya dahil oldular; hem ülke içinde hem de uluslararası ilişkilerde. İşte bunun sonucunda Humeyni ile İran İslam Devrimi geldi. Ama beklenen olmadı, devrimci (!) düşünce birden Ortadoğu’nun en belirgin “muhafazakâr” düşüncesini temsil eder oluverdi. Humeyniciler Başkan Carter’dan Amerika’da tedavi amacıyla sığınmış olan Şah Rıza Pehlevi’yi geri istediler. Bu olmayınca İranlı gençler 52 Amerikalıyı 444 gün süreyle rehin alındılar. (Sonra Pehlevi Mısır’da öldü.) 1980’de İran-Irak savaşı başladı. Bu “anlamsız” savaş tam 8 yıl sürdü. Kim ne kazandı bilinmez, ama yaklaşık yarım milyon insan bu savaşta hayatını kaybetti, Saddam kimyasal silah kullandı. Bu olumsuz düzen Ortadoğu’da çok büyük yaralar açtı ve başka travmatik etkilerin sebebi oldu. Nihayet 1989’da Soğuk Savaş sona erdi. Ama Ortadoğu bir hayli yoruldu, yıprandı ve yanlışlıkları kanıksayan bir sosyal soruna sahne oldu.

Amerika’da tam bu zamanlarda “dünya büyük bir satranç tahtası” diyenler vardı (Zbigniew Brzezinski’den hatırlanacaktır). Sanki bir oyun oynanıyor! İran’ın gizli nükleer programı (2002) gün yüzüne çıktı. ABD, o dönem Saddam ile uğraşıyordu ve Irak istila edildi. Bu arada ABD Başkanı George W. Bush o meşhur “şer ekseni” tarifini yapmıştı ve İran bu ülkelerden biriydi.

Köprünün altından çok sular aktı ve 2015 yılında ABD, İran’ın nükleer programını halletme zamanı geldi, diye düşündü. Barışı çağırır şekilde Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ilan edildi. Bir önceki ABD Başkanı Barack H. Obama bu plana çok güveniyordu, hatta Avrupalı çok ülke de Obama’nın yanındaydı. Sonra bilindiği gibi ABD’ye Donald Trump Başkan seçildi.

Varşova’daki ABD destekli bir konferansta Trump Yönetimi İran’a açıkça tavrını koydu. ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte “İran karşıtı koalisyonu” genişletme dönemini açıkladı. 2018 yılı Ulusal Güvenlik Stratejisi dokümanında “şer ekseni” ülkelerinden halen elinde nükleer silahı olan Kuzey Kore “yola getirilebilir ülke” olarak işaret edilirken, “İran’da rejim mutlaka değiştirilmeli” gibi bir yaklaşım dünyaya açıkça ilan edildi. Müteakiben ABD, İran ile nükleer anlaşmayı bozduğunu duyurdu. Daha birkaç gün önce İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “ABD’nin tüm kötülüklerin kaynağı” olduğundan bahsetti. Halen Tahran meydanlarındaki resimler Amerikalıları şeytana benzetir biçimde çiziliyor.

Mesele de bu, bir yandan ABD’nin popülist politikacıları, diğer yandan İran’ın yönetimine nakşolan mollalar kendi halklarına asıl paylaşılamayanları bir türlü söylemiyorlar ve dünya kamuoyuna bir yandan barıştan bahsederken diğer yandan uluslararası kurumlar için büyük bir meşguliyet yaratıyorlar. Geçen 40 yılda, İran konusunda veya iddia edilen soyut düzlemdeki kanaatlerde, dünya neyi halletti? Şurası açık; şimdiden görmek istenen, dünyada bu tür kavgaların sona ermesidir, bir sorun çözülmek isteniyorsa çözülebilir, bakış açıları değiştirilebilir…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küreselcilerin Tarihsel Kurnazlığı

DİĞER YAZI

Lavrov’un İlginç Açıklaması

Politika 'ın son yazıları