sonsuz-savas-meselesi
Sonsuz Savaş Meselesi

ABD’nin Suriye’ye Bakışındaki Çarpıklık

Okuyucu

RAND Corporation’un yeni yayımladığı (2019) birçok araştırmacının katıldığı “America’s Strategy-Resource Mismatch, Addressing the Gaps Between U.S. National Strategy and Military Capacity” isimli dokümanında “Büyük Ortadoğu ve Afganistan” bölümü, “İslam Devleti ve Diğer Cihadist Hareketlere Karşı Mücadele” başlığı altında incelenen konuları gözden geçirirken ABD’nin bir mantık hatası içinde mi olduğunu, yoksa gerçekten bölgeyi öyle mi değerlendirmek istediğini düşündüm. Ortadaki yapay gerçekliğin sorularını sordum kendime. Bu hususu paylaşmak istedim sizinle.

RAND’ın bu incelemesi küresel çaptadır. Dokümanda Rusya ile Avrupa kanadında, Çin ve K. Kore ile Pasifik bölgesinde, terörle ve İran’la Büyük Ortadoğu’da nasıl baş edileceğinin gerekçeleriyle birlikte tasarıları var ve bunlara göre ABD savunma bütçelemesinden harcanacak masrafları göstermeye çalışmışlar.

Dokümanda Türkiye ile ilgili olan kısma baktığımda bir paragrafta (sayfa 142) ciddi bir tutarsızlık olduğunu gördüm. Şöyle diyordu: “İran etkisinin dikkate alınmasının yanı sıra DAEŞ’in yeniden birleşmesini önlemek için Doğu Suriye çabaların odak noktası olacak. Korkulan odur ki, özgürleşmiş bölge ihmal edilmiş haldedir, Sünni-Arap fanatiklerinin desteğiyle ve potansiyeliyle ittirilen topluluklar DAEŞ’in kuvvetlerinin veya gelecekteki halefi kuruluşların arkasında olacak. Ardından gelen soru, ABD’nin bu bölgeyi güvenceye alınmasına ve istikrara kavuşturulmasına yardım edip etmeyeceğine veya Şam’ın ABD’nin yardımlarıyla kurtardığı halklara egemenlik verilmesine izin verip vermeyeceğidir. ABD desteğine ihtiyaç duyan Suriye-Fırat bölgesinde, Washington’un Moskova ile müzakere ettiği çatışmasızlık hatlarında, Menbiç’den Rakka’ya ve ardından, Deir ez Zur şehri hariç olacak şekilde, Mayadin’den Albu Kamel hatlarında, istikrarı sağlama devriye görevini üstlenmeye dönük sorumluluk bölgelerinin belirlenmesi önerilmektedir. Bu düzenlemenin dayanıklılığına tehdit, Amerika’nın Doğu Suriye’deki Kürt ortakları için kalıcı özerkliğe karşı olan hem Esad rejiminin hem de Türkiye’nin muhalefetiyle gelmektedir.

Bölgede ABD’nin üslendiği görev ne? DAEŞ ve benzeri “cihadist” örgütlerden halkı korumak mı? Bunun için tek çare “özgürleşmiş bölge” oluşturmak mı? Dokümanın diğer bölümlerini de okuduğum için şöyle yazabilirim: DAEŞ’e ve gelecekte benzeri terör örgütlerine çare, ABD bütçesinden sarf edilenlerle bir şekle getirilen, YPG’den geliştirilerek belirginleştirilen SDG mi? Sünni fanatikler bugün nasıl DAEŞ’in ortaya çıkmasına sebep oldular, yarın da benzeri örgütler mi doğacak? ABD hesabını buna göre mi yapıyor? ABD hesabını buna göre yaptığına göre bölgedeki ülkeler de aynı hesaba göre mi işlem yapmalı? Bu tasarı kabul edilmezse ABD bölgeye destek vermeyecek mi? Eğer Şam yönetimi ABD’nin bu çabasını kabul etmezse, yani “özgür” SDG’ye “otonom” bir bölge vermeyi kabul etmezse, görevdeki başarısızlığın sebebi bu mu olacak? ABD, Rusya ile ne görüşüyor? Ortak devriye mi yapacaklar? Rusya SDG’yi kabul mü etti? ABD ve Rusya arasında sorumluluk bölgeleri mi ihdas edildi?

Bu sorular bir yana, şimdi gelelim başka bir hususa. ABD’ye ve planına muhalif Türkiye ve Esad Rejimi gösteriliyor. ABD’nin düşüncesine göre Türkiye ve Şam neye muhalif imiş? ABD’nin belirlediği SDG bölgesinin kalıcı özerkliğine mi? Suriye bölündü mü? Bölünmesi mi gerekiyor? Suriye bölünmezse bölge halkları ve ülkeler DAEŞ ve benzerleriyle mücadelede zora mı düşerler? ABD’nin DAEŞ ile mücadelesine engel oluyor diye Türkiye ve Esad’ı yan yana getirmek ne derece doğru?

Bütün bunlar RAND’ın araştırmacılarının hatası olarak gösterilebilir. Ancak eğer ABD dışişleri ve savunma bürokrasisi benzer düşünceler içinde ise bu tutarsızlığı birilerinin kendilerine göstermesi gerekir. ABD’nin bölgedeki savaşının odağında DAEŞ olabilir, bu kendilerinin bileceği bir iştir. Ama Suriye meselesi başka bir şeydir. Suriye meselesinin her bir tarafını DAEŞ ile açıklamak çok büyük bir hatadır. ABD’nin Suriye’ye bakışındaki bu denli büyük bir hatanın mevcudiyetine inanmak safdillik olur. Elbette ana başlık “çıkarların tesisi” şeklinde olmalıdır. Açıkça işine böyle geldiğini söylese daha doğru olacak ve kendileriyle konuşurken gerçekçi bir yaklaşım sergilenecektir. Bütçe işlerini açıklamak için ABD halkı bu tür “yapay gerçeklikler” ile mi ikna ediliyor, bu konuyu da tartışmak bizlere düşmez.

Türkiye’nin olaya bakışını bir daha tekrar edelim: Türkiye Esad rejimine ve bölgedeki her türlü teröre karşıdır. Terör üreten devletlere de karşıdır. Çünkü bunlar bir bütündür. Türkiye Suriye ve Irak’ta toprak bütünlüğünden yanadır. Türkiye 3,5 milyon Suriyeli sığınmacının bir an önce evlerine dönmesini istemektedir. Bunun için kalıcı barış ve çözüm acilen gereklidir.

Acaba ABD’nin diğer bölgelere ilişkin değerlendirmeleri de Suriye’deki gibi mi diye somayacağım…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Terör ve Hukuk Açmazı

DİĞER YAZI

Türkiye’nin Bölgedeki Pozisyonu

Politika 'ın son yazıları

’Hırsız ABD’

Dün, bugün medyada Suriye, Rakka bölgesinde karayolu üzerindeki uzunca bir tanker konvoyunun video görüntüsünün yayımlanması üzerine

Pelosi Esintisi

ABD Temsilciler Meclisi Nancy Pelosi'nin Asya-Pasifik bölgesine ve bunun içinde Tayvan'a yaptığı ziyaret (2-3 Ağustos 2022)

Ortadoğu’da Bloklaşma

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Jeo Biden'ın uluslararası ilişkiler açısından çokça sözü edilecek bir ziyaret programı gerçekleşti.