Türkiye’nin Bölgedeki Pozisyonu

Politika

Dünyada ve özellikle bölgemizde neler oluyor? Durum çok ciddi! Öteden beri bu hususları konusu geldikçe açıklamaya çalıştım. Parçalar halindeki olayları büyük resmin içine koyarak tarif ettim. Arada bir de parçaları toparlamak ve sadece büyük resmi öne çıkararak görüş bildirmekte yarar oluyor. Bu yazıda daha çok hedefim bu olacak.

Bugün isabetli bir “durum tespiti” yapmak gerekiyor. Eğer yapılmak istenen konunun bir “güçler mücadelesi” olduğunu anlamayan varsa zamanı yok, çünkü yarın çok geç olacak! Kural şu: Gücünü doğru yerde ve zamanında kullanacaksın, başka türlü olmaz!

Nedir bazı konu başlıkları? Ticaret Savaşı, ABD-Çin rekabeti, Çin’in Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifi ve Made in China 2025 projeleri, Siber Savaş… ABD’nin Rusya ile yaptığı INF nükleer anlaşmadan çekilmesi… Kuzey Kore’de nükleer denemeler, Güney Çin Denizi’nde sorunlar… Yeni Zelanda ve Sri Lanka terör eylemleri… Hindistan-Pakistan gerilimi, Keşmir ve Belucistan sorunları… İran ile 2015 nükleer anlaşmasından ABD’nin çekilmesi. ABD’nin İran’ı öncelikli hedef göstermesi…

Doğu Akdeniz’de gelişen olaylar… ABD ve Avrupa aynı çizgideler. Ne için? İsrail’in, Mısır’ın, Yunanistan’ın ve Kıbrıslı Rumların ortak çalışmaları için. Ada’ya asker yığıyorlar, üsler açıyorlar. Çıkan gazı (Yunanistan ve İtalya üzerinden) Avrupa’ya bağlama yolları belirlendi, çalışmalar başladı. Avrupa belirgin şekilde hem AB kapsamında hem de Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölge konularında Kıbrıslı Rumların yanında tavır alması dikkat çekiyor. ABD, Avrupa’nın bu BM’ye rağmen Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de İsrail ve Rumlar ile gelişen adımları onaylaması da dikkat çekiyor. Hal böyle olunca Türkiye’nin Kıbrıs’taki kalıcı çözüm çabaları, münhasır ekonomik bölge konuları, Yunanistan ile geçmişten gelen deniz hak ve menfaatleri bahsindeki görüşmeleri acil çözüm bekleyen temel konular haline dönüşüyor. Türkiye ikinci sondaj gemisini de bölgeye sürüyor. Birinci gemi ile denizde alınan sonuçlar dikkat çekmesin istendiğinden henüz açıklanmıyor, ama çok önemli gelişmeler var. Dolayısıyla Türkiye’nin denizde attığı ve atacağı adımlar var. Şimdilik Deniz Kurdu Tatbikatı ile (3 denizde de) büyük bir güç gösterisi yapılıyor. Başka somut adımlar da açıklanacak…

Doğu Akdeniz deyince sadece deniz anlaşılmasın, karadaki alan da var. Suriye en belirgin konudur. ABD Suriye’de bizim Fırat’ın doğusu dediğimiz alanı soğuttu, görüşmeler devam ediyor. Ama diğer yandan açıkça işaret ediyor, PKK terör örgütünün son şekli SDG’ye destek sürüyor. Rusya İdlib’de kontrolü altındaki bölgede rejimin ateşine izin veriyor ve bu bölgedeki çıkarları üzerine bir planı devreye koydu. Rusya İdlib’de Türkiye ile anlaştığı halde bugünlerde acele etme ihtiyacı duydu. Bu önemli! Türkiye’nin burada gözlem noktaları var ve şu an bütün olasılıklar için hazırlık yapıyor. Ayrıca Türkiye’ye yeni bir göç dalgası olabilir. Rusya ne istiyor? Lazkiye’deki deniz üssünü koruyor ve bölgede kendini garanti altına almak istiyor (bir de hava üssü var, Suriye hava savunmasını kontrol edebiliyor, radar ve füze savunma sistemleri var). ABD ile anlaşma yapar mı? Neden olmasın? Rusya Doğu Akdeniz’de şirketlerle birlikte çalışıyor ve çıkan gaz ile ilgileniyor. Hatta Lazkiye’ye alternatif bir başka deniz üssü daha kurabilir miyim diye düşünüyor.

ABD büyük bir plan için hazırlıklarının son aşamasına geldi, Ramazan’dan sonra bölge iyice ısınacak görünüyor. Konu ne? İran ve bölgedeki bütün İran varlığı (Hizbullah’ın Suriye ve Lübnan’daki milisleri dahil). İran’a ileriki paragrafta bir daha geniş şekilde bakalım. Evet, İsrail ile ABD, Kudüs, Golan Tepeleri, vs. konularda adımlarını attılar. “Yüzyılın Planı” devreye konmayı bekliyor, şartları oluşturuyorlar. Ama şöyle olacak: Ne Filistin ne de başkaları itiraz edemeyeceği bir konjonktürde bu kabul edilecek. Şartlar bu noktaya doğru zorlanıyor. Yani Doğu Akdeniz’de Gazze’nin denizdeki alanı minimize edilirken, karada da çok sınırlı bir alana sıkıştırılacak. Batı Şeria da benzeri bir halde olacak. Bunları neden söylüyorum, planları böyle de ondan.

İran! ABD uçak gemilerini, B-52 bombardıman uçaklarını ve Patriot füze sistemlerini bölgeye gönderme kararı verdi. Daha dün Hürmüz Boğazı’nda ABD bir oyun oynadı ve BAE’nde gemilere saldırı senaryosunu devreye koydu. Söylediği, bu olayı İran’ın yaptığı şeklinde ama buna kimse inanmadı! İnanılsın inanılmasın, NYT açıkladı (Trump bu haberi yalanladı), ABD’nin 150 bin askeri bölgeye intikal ettirme planıyla ilgili bilgiler ortalıkta dolaşıyor. Bu büyüklükteki güç zaten fazla, ama demeki ki bir hesap var. Bir de ABD CENTCOM’a taktik nükleer silah kullanma yetkisini verdi. Hazır Rusya ile INF anlaşmasından da çıkılmışken, B-52’ler bölgede uçacak şekilde görevlendirilmişken, ABD’nin taktik nükleer silah kullanma yetkisini bölge komutanına devretmesi manidar. İran’ı toz duman mı edecekler? Malum, İran ekonomik sıkıntı içinde, yakın zamanda demir, çelik, alüminyum vs. metaller için yeni yaptırımlar devreye kondu. Bir de unutmamak gerekir, Devrim Muhafızları terörist ilan edildi.

Şimdi konuya bütünüyle bakın, bölgemizde ABD, Rusya, İsrail ve İran savaş pozisyonu aldılar. Askeri tabirle, “harp ikaz ve emareleri” için özellikle ABD tarafından bir imalat yapılıyor. Suriye’de her şey olabilir cinsinden bir durum var. Hatta bugün (14 Mayıs) Soçi’de ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Doğu Akdeniz ve Suriye konularını konuştular, durumu gözden geçirdiler. Avrupa ne koparırsam kazanç diyor gibi. Çin, İran sınırından Japon Denizi’ne kadarki sahada meşguliyet içinde… Körfez ülkelerini sıralamayacağım ama Katar susturuldu, Suudiler, BAE, Umman, Bahreyn bir paket haline getirildi. Mısır ise darbeci General Sisi’ye emanet.

Şimdi hedef İran ise Türkiye ne durumda olmalı? ABD gözüyle bakın olaya. S-400, F-35 tartışması sürüyor. Suriye ve IŞİD’den sorumlu James Jeffrey gelip gidiyor. Astana görüşmelerine rağmen (en son Soçi ve Moskova’da liderlerin ikili zirvesi oldu, bugün akşamüzeri (14 Mayıs) İdlib için telefon konuşması yapıldı,) Rusya İdlib’de fitili ateşledi. Esad rejim güçleri bitik halde ama İdlib’de radikal unsurlarını (başta HTŞ) ateş altına aldı. Öyleyse Türkiye meşgul olmalı, denebilir mi?

Türkiye ne yapabilir? Deniz Kurdu Tatbikatına değinmiştim. Ayrıca Doğu Akdeniz ülkelerindeki Büyükelçiler çağrıldı onlara brifing verildi, hedefler hakkında açıklamalar yapıldı. Demek ki Türkiye de bir pozisyon aldı.

Türkiye’nin yaptıkları/yapacakları hakkında akla gelen konuları sıralayalım: Öncelikle iç meselelere ve dışarıdan yapılan propaganda ve ekonomik tehditlere takılıp kalmaz. Elinde çok sayıda kart tutmak ister. Fiili hamleler yapar. Tasarı haldeki konular kazanım değildir. Örneğin, S-400 alır Doğu Akdeniz sahasında Mersin’e konuşlandırır. Hakkı olan F-35’leri ister. Türkiye Doğu Akdeniz ile ilgili yeni kanunlar çıkarır ve dünyaya ilan eder. Kıbrıs’a askeri üs kurar, deklare eder. KKTC’nin tanınması sürecini tekrar açar. Gaz ve petrol çıkarır mümkünse bir-iki uluslararası şirket ile anlaşma imzalar. Libya ile deniz-sınır anlaşması imzalar. Askeri Suriye’de tutar. ABD, İran’a vurduğu saatte Türkiye de Fırat’ın doğusuna vurur. Irak ile müşterek projeleri hayata geçirir. Varsa imkânı, Irak’ta müşterek sondajlara başlar. BM’ye de der ki; bu Kıbrıs meselesi neden bekliyor? Her gün BM’yi uyarır. Rusya ile Türk Akımı ve Akkuyu projeleri var. Bunlar önemli. Mümkünse Çin ile de büyük bir proje başlatır. NATO’yu uyarır, Akdeniz Diyaloğu konusu İsrail’in genişlemesine mi hizmet ediyor, diye sorar. NATO’nun Güney Kıbrıs’ı kendi genişleme alanı olarak görmesine her gün gider engel olur. Peki bu sayılanlar yapılmıyor mu? Aynı şekliyle yapılıyor.

İlişkili yazılar için bakınız:

Leave a Reply

Politika 'ın son yazıları

Suriye’de Zamana Oynamak

Asıl soru, Türkiye’nin Suriye’de zamana oynama şansının olup olmadığıdır. Bilindiği gibi Türkiye

Terörle Başarı Olmaz!

ABD kuzey Suriye’de işgalci konumuna düştü. Küresel radikal terör örgütü DAEŞ’e savaş
DÖN BAŞA