amerikanin-guncel-suriye-diplomasisi
Amerika'nın Güncel Suriye Diplomasisi

Amerika’nın Güncel Suriye Diplomasisi

815 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Suriye meselesi bizlere gösterdi ki sorumluluk sahibi ve saygın devlet ile tersi durumdakiler arasında farklar bir hayli fazla haldedir. Bugün (12.2.2020) bir televizyon kanalında ABD’nin Suriye temsilcisi Büyükelçi James Jeffey’i izledim. Bir diplomat olarak ne kadar da sağlam konuşmalar yapıyor (!) dersiniz. Söylediklerinden anladığım ise bir hayli farklı. Nasıl olsa bu oyun ülkelerle ve diğer aktörlerle hem sahada hem de masada oynanıyor. Eninde sonunda Suriye’de bir noktaya varılacak. Ancak anlaşıldı ki gelinen bu safha artık öncekilerden bir hayli farklı. O halde inceleyelim bakalım durum nedir?

Sadece Türkiye değil, ABD gözüyle de böyledir; Esad güvenilmez bir liderdir, katildir, halkına zulmediyor, ülkesinin üçte birini hiç kontrol edemiyor, sırtını İran, Rusya ve teröristlere dayamış haldedir, ülkesi harap olmuştur, ne anayasal süreci yapacak ne de restorasyona para bulabilecek durumdalar, halkına varil bombası ve kimyasal silah kullanmış birileri halen ortada… Rusya ve İran oradayken ve Esad bu tarz bir yolda duruyorken, Batı ülkeleri Suriye’ye ekonomik yardım yapmak ve istemiyor, hatta Arap Birliği de bu sebeple Suriye’yi içlerinden çıkardı deniyor.

Ama Cenevre’de yürütülen faaliyetler için Birleşmiş Milletler çerçevesindeki çalışmalarda çoğunluk ülkelerin resmi tavrı ile Esad muhatap kabul ediliyor.

Rusya ve İran kendi varlıkları için rejimi destekliyorlar, üstelik Esad’ın kirli savaşına ortak olarak suçlu duruma düşüyorlar. İran, Rusya ve Esad çözümü BM’nin de gösterdiği yerde, barışta, anlaşmakta görmüyor askeri çözüm arıyorlar ve sahada ateş ettikleri ve evlerinden sürdükleri insanlar kendi insanları, Suriyeliler.

Jeffrey’in söylediğine göre gruplaşmalar şöyle: 

  • Sorumluluk sahibi ülkeler: ABD, koalisyonla birlikte hareket eden ülkeler (başta Fransa’yı kastediyor,) İsrail, Türkiye sorumluluk sahibi ve dikkatli davranan ülkeler. Rusya, İran ve Suriye’nin rejim güçleri sorumsuz olanlar. 
  • Büyük ülkeler: ABD, koalisyonla birlikte hareket eden ülkeler (yine Fransa,) İsrail, Türkiye, Rusya ülkelerin savaşmaması için dikkatli davranıyorlar. İran da bu sıralananlar gibi büyük devlet ancak savaş nedir bilmiyor ve yaptığı savaşın büyümesini istiyor, tıpkı Esad rejimi gibi hareket içinde. 
  • Özverili ülke: Türkiye Lübnan ve Ürdün sığınmacılardan dolayı ellerinden geleni yapan ülkeler. Ancak özellikle Türkiye dünyada en fazla sığınmacılar için çaba sarf eden bir ülke. Yardım konusunda Türkiye yetmez, mutlaka maddi destek sağlanmalı. Jeffey’in söylediğine göre sığınmacılar konusunda BM ve uluslararası camia nezdinde ABD üç konferansa katıldı, yakında bir konferans daha toplanmasını ilgililere iletmişler. Bizim bildiğimiz bu tür konferanslar yapılıyor ancak somut bir sonuç çıkmıyor. (Diğer ülkeler 30 milyon, ABD 10 milyon dolar yardım vermişler.)

Suriye meselesinde ABD’nin Türkiye politikasında ne düşündüğüne bakalım:

  • Suriye’de Türkiye’nin pozisyonun tam anlamıyla meşru, hukuki olduğunu söylüyor ve Türkiye’yi destekliyor. Hukuki pozisyonda Türkiye, Birleşmiş Milletler kararları ve Soçi mutabakatı ile haklıdır deniyor.
  • ABD Türkiye ile Suriye ve Libya konusunda aynı fikirde olduklarını düşünüyor. Jeffrey buna jeostratejik çıkar tanımını getiriyor.
  • Türkiye’nin NATO yardımı almasının Brüksel’de Savunma Bakanlarınca görüşüldüğünü söylüyor, hava savunma silahı konusunda ABD Türkiye’nin desteğe ihtiyacı bulunduğunu onaylıyor. Ayrıca ABD ve NATO şemsiyesi ile Türkiye’ye istihbarat desteği verilmesinden yanalar.
  • ABD Barış Pınarı Harekat bölgesinden 22 Ekim mutabakatı gereği taahhütlerine uygun olarak YPG unsurlarının çıkarıldığını söylüyor. Halbuki biz biliyoruz, YPG’li teröristler tüm Fırat’ın doğusundan çıkartılacak idi. (Bu konuyu Jeffrey çarptırıyor.) Halen var olan ve eylem yapan teröristlerin organize olmadığını iddia ediyor. Fırat’ın doğusunda ve aslında Türkiye’nin boydan boya sınırında eğer YPG varsa bunun çıkarılmamasından sorumlu ülkenin Rusya olduğunu işaret ediyor. Yani Türkiye’ye, ben gerekeni yaptım, yapmayan Rusya, git ondan hesap sor demiş oluyor.

Rusya ve İran’ın meşruiyetleri Esad’ın daveti üzerinedir ve Esad giderse onlar da evlerine döneceklerdir. ABD ise Suriye’de iki sebeple meşruiyet almış durumda:

  • Esad kimyasal silah kullandığında,
  • DAEŞ terör örgütü ile mücadele.

ABD’nin asıl meselesi Suriye’de dengeyi kendi lehine çeviren Rusya’dan ileri gelmektedir. ABD ortaya çıkan bu krizden azami sonuç elde ederek, NATO ve özellikle Türkiye’yi yanına alarak, esasen Rusya’nın Suriye’den çıkmasını istemektedir. Bu istek aynı zamanda İran ile ilgili de geçerlidir. Genel olarak ABD, İsrail’in çıkarına da bunu temin etmek adına faaliyet içindedir.

Rusya ve İran destekli Esad bu kez baltayı taşa vurdu. Rusya ve İran destekli Esad İdlib’de, Soçi Mutabakatı gereği Çatışmasızlık Bölgesi’nde, üstelik ateşkes ilan edilmiş olduğu halde, Türk askerine ateş ederek, ülkeler ve hatta NATO’dan dolayı ittifaklar arası bir savaşa vesile olabilecek çok ciddi bir olumsuzluğu yarattı. Burada NATO’nun karşısındaki ittifak Rusya, İran ve Esad oluyor haliyle. Suriye’de Petrolü koruyorlardı ya, şimdi konu değişti, ABD açısından duruma el atma hakkı var ortada ve Türkiye’yi müttefiklikle alakalı politikalarla tam destekleyerek Suriye’deki zayıflayan pozisyonunu tekrar güçlendirme avantajını buldu. Bundan dolayı bugünlerde ABD Türkiye’ye çok yakın durmaya başladı ve ilgililerin konuşmaları bile dikkat çekici biçimde değişti.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Yakın Dönem Türk-Amerikan İlişkileri

DİĞER YAZI

Diplomasi Nedir?

Politika 'ın son yazıları