Barış Yolunda

12 Aralık 2022
Okuyucu

Rusya ve Ukrayna savaşının bu aşamasındaki soru, barış ne zaman olacak? Bu savaş başlayalı 10 ay doldu. Bugünün şartlarına bakarak bazı tespitleri yapalım, önümüzdeki döneme dair tahminler üzerine yoğunlaşalım ve Türkiye’nin konumunu ortaya koyalım.

TESPİTLER

Önce şu hususu hatırlayalım, ABD ve Rusya aralarında anlaşma sağlayabilselerdi bu savaş hiç başlamazdı. Savaştan önce Joe Biden ve Vladimir Putin 2021’de Cenevre’de görüştüler ve anlaşamadılar.

ABD ve İngiltere bu savaşın biraz daha sürmesini istiyor. Peki ne kadar daha? Bunu bu iki ülke biliyor olmalı. Amaçları Rusya’nın zayıflatılması ve Batı’ya meydan okuyamayacak seviyeye çekilmesiydi. Halen Rusya’nın bu seviyeye ilişkin durumunun ölçüsü ABD’de ve İngiltere’de.

ABD ve İngiltere, Volodymyr Zelensky liderliğindeki Ukrayna’ya her türlü desteğini aralıksız sürdürüyor. Bu destek karşılığını buluyor, Ukrayna direniyor ve sahada önemli kazanımları elde ediyor.

İlk barış veya ateşkes şartları görüşüldüğünde, hatta Türkiye’nin çabalarının geliştiği Mart 2022’de oluşan şartlar ile Aralık 2022’deki şartlar arasında çok önemli farklılıklar var.

Rusya aşırı miktarlarda personel, silah, mühimmat harcadı, bugün cephe hattını destekleyebilmek için ürettikleri silah ve mühimmat yeterli seviyede değil, personel ise seferberlikle silah altına alınanlar düşünüldüğünde bunların yeterince eğitimlerinin tamamlanamadığı bir dönemdeyiz. Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore’den bazı askeri alımlarla ikmalini sürdürüyor.

Rusya dikkate değer bir miktarda zayıfladı. Bu miktar ABD ile ortaklarının, askeri güç olarak NATO’nun, Rusya’ya üstünlük sağladığı bir durumu ortaya çıkardı. ABD Başkanı Joe Biden ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in beyanlarına bakıldığında, daha caydırıcı ve baskıyı artırıcı türden hamleler yaparak, pozisyonlarını tahkim etmektedirler.

Zelensky’nin morali artmış durumdadır. Zelensky, Kırım ve ilhak edilen dört bölge tamamen Ukrayna’ya iade edilmediği şartta bir barışın mümkün olmayacağını ve savaşın devam edeceğini açıklamaktadır.

Putin, şartlar değişti diyor. Putin, Kırım ve ilhak edilen dört bölgenin Rusya’ya verileceği şartta bir barış masasına oturulabileceğini işaret ediyor.

NATO, kendi alanlarında ve daha çok Doğu Avrupa’da konuşlu durumuyla kapasitesini artırdı (savaş öncesine göre 5 kat kadar). Hatta NATO nükleer gücünü hazır hale getirerek caydırıcılığını sahaya aksettirdi.

Bir başka konu da NATO savaş esnasında genişleme perspektifinde somut adımlar atarak, Moskova’nın çevrelenmesinde bir ilerleme kaydetti.

Savaş başlamadan önceki tartışmaları hatırlayalım, Putin, Ukrayna’nın NATO’ya girmemesini ileri sürmekteydi. Elbette Ukrayna bugün için savaş sürerken NATO’ya alınmayacaktır, ancak bugün Kiev Yönetimi fiilen bir NATO ülkesi gibidir.

OLASILIKLAR

Rusya Federasyonu için birkaç seçenek var. Bunlar; kendi liderliğiyle Batı ile müzakereye başlaması ve bir onurlu çıkış bulması; Moskova’nın kayıpları düşünerek Putin yerine başka bir liderlik pozisyonu ile müzakere arayışına geçebileceği ışığını yakması; Putin’in gemileri yakmak istemesi (bunun tek seçeceği nükleer gücü kullanmak ise bu tür güçlü emareler vermesi hali konuşuluyor ancak ben bu tür düşüncelere ihtiyatla yaklaşıyorum).

Ne olabilir? Eğer Zelensky, NATO’ya katılma iddiasından vaz geçtiğini ifade eder ise problemli noktalardan biri aşılabilir. Ana tartışma noktası ise daha zorludur. Kırım ve dört ilhak edilen bölgenin (Luhanks, Donetsk, Herson ve Zaporizhzhia) tam olarak Rusya toprağı olması yerine karşılıklı müzakereyle bir ara formül yaratabilir ise ancak böyle bir durumda barış masasına yaklaşılabilir.

Peki, ABD böyle bir anlaşma zeminini ne kadar ister? Biden, Putin’in önce kendisiyle görüşüp, belli alanlarda ABD’nin şartlarını kabul etmesini isteyebilir. Bunlar ABD’nin kendi beklentileridir, Ukrayna ikinci planda kalır. En başta ifade ettiğim gibi, zaten Biden, Putin ile belli şartlarda anlaşamadığı için bu savaş başladı. Gelinen bu noktada bir değişiklik olur mu? Bu halin seviye ölçeklemesini sadece ABD biliyor.

Zelensky, Putin ile anlaşma yolunu, kendini destekleyen ABD üzerinden giderek arar ise barış masası uzak görülüyor, bir süre daha bu savaş sürebilir. Buna karşılık, eğer Zelensky samimiyetle barışı ister ve ara formüllerle sonuca gitmeyi kabul eder ise daha önceden barış girişimini başlatan Türkiye veya bir Avrupa Birliği ülkesi üzerinden gidebilir.

TÜRKİYE

Eğer barış için samimi bir yaklaşım aranıyor ise elbette Türkiye en uygun adrestir. Türkiye başından bu yana bölgesinde barış ve istikrar için samimi bir gayret içerisindedir. Savaşan tarafların liderlerin duydukları güven çerçevesinde süren bütün somut ve pozitif ilerlemeler Türkiye inisiyatifiyle gerçekleştirilmiştir. Halen Türkiye liderler diplomasisini aktif şekilde sürdürmektedir.

Ancak şu husus da ortaya çıktı, farkında mıyız, kendi coğrafyamızdaki bir barış için ABD ve Türkiye birbirlerine alternatif oldular. Eğer ABD savaşı devam ettirmek istiyor ise bu Türkiye’nin istemediği bir durumdur ve bu yaklaşımla, ABD ve Türkiye de barış anlamında rekabet halindedir, denebilir.

NATO üyesi Türkiye bu savaşın bir an önce bitmesini somut bir biçimde isterken ve bu yolda çaba sarf ederken, ABD ortaklığıyla hareket eden diğer NATO üyeleri acaba ne düşünüyorlar? Savaşta tamam mı devam mı? Burada Türkiye’nin NATO misyonuna ve uygulanan planlarına dair herhangi bir şey ifade etmiyorum, diğer üyeler ne düşünüyorlar, bunu merak ediyorum. Eğer Avrupa Birliği’nden NATO üyesi olanlar Ukrayna’daki savaşın sonlandırılması çabalarında Türkiye’den ayrışıyorlar ise bu da tespit edilmesi gereken diğer bir konudur.

Barışı zikrederkenki ülkeler arası çıkar farkı oldukça açık!

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

STRATEJİK BAKIŞLA SURİYE MESELESİ

DİĞER YAZI

Avaza Zirvesi ve Trans Hazar Doğalgaz Boru Hattı

Politika 'ın son yazıları

49 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
79 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
84 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
78 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
113 views

İran’ın Riskli Durumu

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün (24 Ocak) Ankara'da idi. Ben de merakla bekledim, net ne açıklama olacak diye. Ekonomik Konsey gereği yapılan anlaşmaları kastetmiyorum. Benim görmek istediğim stratejik ve jeopolitik duruma getirilebilecek açıklık idi. Ne gördüm? Bugünden sonra Türkiye hem çok dikkatli olmalı, hem İran'dan alabileceklerini azami şekilde kısa dönemde almalı. Ama risk yok! Zira riskin çok yüksek olduğu bir döneme girdik, bunu göremeyenlere özellikle işaret etmek isterim. Sonuçta amaç Türkiye'nin gelişmesi, güçlenmesidir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme