Beka

16 Kasım 2022
Okuyucu

Beka gibi çok ciddi bir kavramı öyle çok basit görmeyelim! Hatta işi politika olanların bu gibi konularda hatalı konuşma yapma hakları asla olamaz. Nedir beka?

Baki kalmak deriz; sonsuza dek var olmak ve güçlü kalmayı sürdürmek, işte bu bekadır. Bu manada beka, bir ülke için kullanıldığında, stratejik ve güç parametreleriyle ilgilidir.

Beka, birbirinden ayrılmaz, güvenlik ve refah ikilisini stratejik planla sürdürmeyi ve gücü en üst seviyelerde tutmayı açıklar. Stratejik plan ve çaba sürekli gelişmeyi ve güçlenmeyi gerektirir. Bunun kapsamında vizyon, strateji, plan, hedef, icra, gözlem hepsi var.

Günlük yaşamda “bu da bir beka sorunu” deniyor, bazı yazarlarda ve medyada görüyorum. Beka ile bir mafya örgütüyle mücadeleyi bir tutan eksik akıllara bunu hatırlatmak isterim. Bekanın salt güvenlikçi bakış yönü öne çıkarılıyorsa bu eksiktir, çünkü beka refahtan asla ayrılmazdır.

Güvenlik; stratejik, operatif, taktik ölçekli olur, tıpkı ekonomideki gibidir. Eğer “bir ülkede hırsızlık en az seviyede olmalı derseniz” bu değişmez bir güvenlik kaidesidir, tıpkı “ülkeler ekonomik krizlere karşı doğru mali tedbirler alır” der gibi. Ama bunlar hemen her ülke için geçerli genel bilinen konulardır, her plancının veya uygulayıcının aklında da okullardaki derslerde de bu tip temel ilkeler vardır.

Başka yanlış ifadelere de rastlıyorum. “Şöyle yapılırsa bu ülke batmayacak,” gibi ifadeleri çok değerli bir konuyu işliyormuşçasına sarf eden politikacılar var, bu tam da aynı ölçüde yanlıştır. Bir kere bir politikacı nasıl olur da ülkesinin batabileceğini düşünür ki? Örneğin bir Alman’a, Fransız’a, Amerikalı’ya, İngiliz’e veya Yunan’a gidin, onlar asla ülkelerinin batabileceği fikrinden hareketle politikacılık yapmazlar, bunu politikalarında asla konu etmezler. Çünkü beka, stratejiyle ve milli güçle ilgili olan geleceğin ülküsüdür, tartışılmaz.

Bir terör eyleminden bahsediliyor, peşinden hemen beka deniyor. Bu olmaz. Beka böyle tedbire esas politikaların bütün gerekçesi değildir; elbette bir ülke tedbiri elden bırakmayacak, iki eylemle mi yıkılacak? Hatta gündeme geliyor, bir vekilci (proxy) örgüt ve partinin propagandasına mı bağlı ülkenin istikbali.

Halbuki beka günlük yaşamın güvenlikçi anlatımlarına indirgenemeyecek kadar ciddi bir konudur. Beka, günümüzde milli ve küresel güç unsurlarının hepsinde en iyiler seviyesinde olmak, rekabette iddialı olmak, mümkünse her alanda değilse bazı alanlarda hakim olmak ve bunu sürdürmekle ilgili stratejik bir kavramdır.

Bekayı araştırdığınızda, daha ziyade Batı menşeili bilgilerde, daha çok güvenlikle ve çevreyle ilgili açıklamaları görürsünüz. Bu daha çok İngilizce “survivability” sözcüğünden yararlanan fikirlerin ve endüstrilerin kendi ürünlerini vermelerinden kaynaklanır.

Elbette yer kürenin “sürdürülebilirlik” başlıklı açıklamasında en temel açıklamamız olan baki kalmak anlaşılmaktadır, dünyayı ve kaynakları korumak gerekir. Hatta bir ülke kaynaklarının, ki ülke deniz ülkesi, kara ülkesi ve hava ülkesinin toplamıdır, sürdürülebilirlik bağlamındaki bütün değerlerinin korunmasını gerektirir.

Elbette bir ülkenin tek başına ve bütün kabiliyetlerini kullansa bile doğal afetleri bütünüyle önleme gücü yoksa da, örneğin volkanlar, kasırgalar veya depremler aniden gelişip vurabilecek yıkıcı olaylar şeklinde düşünülse de, tahribatı en az hasarla atlatmanın ve ek kısa sürede ayağa kalkabilmenin yollarını bulmak beka açısından önemli bir konudur. Çünkü beka bahsinde sürekli gelişmek, gelişmeyi sürdürebilmek gerektiği açıktır. O halde örneğin bir deprem ile ülke insan gücünü, üretim kapasitesini, milli hasılasını, dünyada diğer ülkelere güven verecek ve hatta örnek olacak türden tedbirlerini göstermeyi becerebilmelidir, büyük ülke veya büyük güç olmak bunu gerektirir. Aksi halde yıllarca biriktirdiğiniz kapasitenizi acımasız doğanın bir fiskesiyle kaybedecek olursanız, bunun için köklü bir kültür oluşturmadıysanız, bu baki kalma noktasında tereddüt uyandıran stratejik bir boşluk konusu olarak değerlendirilir.

Uygarlığınızın teminatı baki kalmanın ispatıyla mümkündür. Unutmayalım ki tarihte kadim uygarlıkların bir çoğu doğal afetlerle yok olmuşlardır. Yok olan kadim uygarlıkların o döneme ilişkin imkan ve kabiliyetleri ayakta kalabilmeleri için yeterli değilse de bugünün icaplarıyla ve geliştirilmesi gerekli diye düşünelim, hayatta kalmak, baki kalmak bunun için hazır olmakla açıklanabilir bir konudur.

Elbette bir ülkenin bir savaşla, nükleer silahla, füzelerle tahrip olmaması için tedbirler alınmalıdır. Ancak silah endüstrilerinin “survivability onion” türü açıklamaları benim bahsettiğim bekanın alt basamaklarında kalır.

Ben burada beka ile ilgili olarak, bir ülkenin ve bir devletin stratejisine, iddiasına, amacına, hedefine ve milli güvenlik politikasına dönük çabalar bütününe cevap veren açıklamalarla ilgilenmekteyim.

Bekayı konuşurken gözardı edilen bir nokta var, o da güç ile ilgilidir. Güçlü olmayı sürdürmek çok önemlidir. Tarihten derslerde biliyoruz, imparatorluklar belli dönemlerde çok güçlüyken, dünyaya hakimken, zaman içinde güçlerini yitirirler ve baki kalmakta zorlanırlar, belki tükenirler. Hatta tükenmiş medeniyetleri biliriz, bugün sadece arkeologların ilgilendiği… Bu nedenle, güçlü kalmayı sürdürmek bekanın anahtarıdır. Eğer konumuz bir ülke ise milli güç unsurlarını en üst ve verimli seviyede güçlü tutmak, başkalarının zenginliklerini ve güçlü taraflarını ortaklıklarla kullanabilmek ve sonunda toplam gücü dünyaya bir baskı, ama aynı zamanda liderlik unsuru olarak nüfuz ettirme başarısını gösterebilmek gerekir. Beka her şeye dirençli ve hazır olmak demektir; diğerleri benzer şartlarda kayıp verirken, siz ilerleyebiliyorsanız o zaman gücünüze güç katarsınız.

Beka, bugünkü şartlarda bir küresel veya uluslararası hiyerarşik sistemin içerisinde sürekli ve başarılı mücadele vermeyi gerektirir. Güçler arası dengelerden söz ederken, bir ülkenin hem gücünü muhafazası hem de dengeler değişirken kazanım elde edebilme hünerini gösterebilmesi gerekir. O halde siz yıkılmayacaksınız, satrançtaki gibi, başkaları yıkılabilir, siz kendi çıkarınıza olanlarla ilgileneceksiniz, ülkünüz hem bir medeniyet tarifi yapacak hem de bu yolda liderlik ederken iddianıza karşı çıkanların elemine edilmelerini sağlayacak, ancak ileri sürdüğünüz iddianız en fazla kabul edileni olacak, başka türlü baki kalmak zordur. Beka, bir hayali veya ideali gerekli görür, ama olmayacak hayallerle ilerlemenin söz konusu olmadığını da içinde barındıran bir tariftir.

Bekada keskin noktalar neler biliyor musunuz? Coğrafyanızla çok iyi kaynaşabildiniz mi? Çalışmalarınızla, ürettiğiniz değerlerinizle, bilginizle, geçiminizle, önerdiklerinizle, paylaştıklarınızla etrafınıza yararlı olabildiniz mi? Mükemmel olanla ilgileniyor musunuz? Bunu bir ülke ve kültürünüzle sürekli geliştirerek en önlerde olmayı başarabiliyor musunuz? Öyleyse korkmayın, ara sıra yıpransanız bile, üstünüze kitle imha silahları atılsa veya depremler sarssa bile, baki kalmayı garantileyebilirsiniz.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD Batıyor mu, Çıkıyor mu?

DİĞER YAZI

Şam Sevicilik

Politika 'ın son yazıları

49 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
79 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
84 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
78 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
113 views

İran’ın Riskli Durumu

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün (24 Ocak) Ankara'da idi. Ben de merakla bekledim, net ne açıklama olacak diye. Ekonomik Konsey gereği yapılan anlaşmaları kastetmiyorum. Benim görmek istediğim stratejik ve jeopolitik duruma getirilebilecek açıklık idi. Ne gördüm? Bugünden sonra Türkiye hem çok dikkatli olmalı, hem İran'dan alabileceklerini azami şekilde kısa dönemde almalı. Ama risk yok! Zira riskin çok yüksek olduğu bir döneme girdik, bunu göremeyenlere özellikle işaret etmek isterim. Sonuçta amaç Türkiye'nin gelişmesi, güçlenmesidir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme