Blinken Açıklıyor mu Ortalığı mı Karıştırıyor?

250 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken Türkiye aleyhine olan ne varsa söylüyor, lehineymiş gibi söyledikleri ise aslında aldatmaca. İfadeler Türkiye’ye dayatılmak istenen bazı hususları kapsıyor. Bakın söylenenlerin tercümesi ne?

Örneğin dün Blinken Temsilciler Meclisi’nde şunları söyledi: “Türkiye’nin son bir yıl içinde Doğu Akdeniz’deki bazı eylemlerinden kaygı duymaktayız ve Ankara’nın bazı durumlarda Yunanistan’a karşı provokatif eylemlerde bulunduğunu müşahede etmekteyiz. Bölgedeki sorunların çözümünün kışkırtıcı eylemlerle ve askeri yöntemlerle değil ancak diplomatik yollarla olabilecektir.

Son haftalarda Doğu Akdeniz konusunda olumlu gelişmeler yaşandığını kaydeden Blinken, “Türkiye’nin, daha yapıcı bir şekilde adım atılması noktasında AB ve diğer ülkelerle temasa geçmesiyle bölgede tansiyonun düştüğü görülüyor. Bunu destekliyoruz ve bu tür adımların bu istikamette atılabilmesine yardım etmeye devam edeceğiz,” dedi.

Blinken Türkiye’yi eleştirmiş! Nasıl? Bakınız: “Türkiye’nin NATO taahhütlerini, uluslararası hukuku ve Yunanistan’ın hava sahasını ihlal eden provokatif eylemlerini eleştirdik. ABD, Doğu Akdeniz’de istikrarın sağlanması ve tüm tarafların egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunması konusunda dikkatlidir. Bölgede ortaya çıkan anlaşmazlıklar askeri ve provokatif yollarla değil, barışçıl bir şekilde diplomatik yollarla çözülebilir.” 

Blinken Kıbrıs konusunda da şunları söyledi: “ABD, Adayı iki bölgeli-iki toplumlu bir federasyon olarak yeniden birleştiren kalıcı bir çözüme destek verecek. Birleşmiş Milletler’in (Kıbrıs meselesindeki) kritik rolünü desteklemenin yanı sıra bu olasılığı geliştirmek için çaba sarf edeceğiz. Ayrıca bu çabaya doğrudan Amerikan katılımını gerçekleştireceğiz. Amerikan diplomasisinin meseleye tümüyle müdahil olduğunu göreceksiniz.

Dışişleri Bakanı Blinken’in söylediklerini başka şekillerde tercüme edelim:

  • ABD, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yaptıklarının karşısındadır.
  • ABD’nin görüşüne göre Yunanistan’ı provoke eden, kışkırtan taraf Türkiye’dir, derhal bundan vaz geçmelidir. 
  • Yunanistan-Türkiye sorunlarının çözümü diplomatiktir ama bu ABD’nin istediği şekilde gelişmesi yönünde olmalıdır. Örneğin: Kıbrıs’ta çözüm federasyon olacaktır. NATO müttefiki ise Türkiye Rusya’dan satın aldığı S-400’leri kullanmayacaktır. Adalar Denizi’nde (Ege) ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan her ne yaparsa yapsın Türkiye askeri vasıtalarını sahaya sürmeyecektir.
  • Eğer ABD Yunanistan’a üs açıyor, silah yardımı yapıyorsa nedeni Türkiye’nin bu olumsuz tutumlarındandır.

Blinken aslında böyle söylemek istemektedir.

Daha önceden ABD Yunanistan’a F-35 ve fırkateyn satmak istediğini belirtmişti. ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi Geoffrey Pyatt yaptığı bir açıklamada, Atina’nın Washington ile F-35 savaş uçağı ve fırkateynlerin satışını görüşmeyi planladığını doğruladı. Ancak Pyatt, F-35’lerin Yunanistan’da bulundurulması için uygun altyapı inşa edilmesi gerektiğini vurguladı (en az 5 yıl gerekli). Pyatt, yeni fırkateynlerin satın alınmasına ilişkin iki taraf arasında bir anlaşma tamamlanana kadar Yunan donanmasının bir savaş gemisi alımı için geçici anlaşma ile desteklenebileceğini vurguladı. Bunun için bir talep mektubu hazırlanması aşamasında olunduğu bilinmektedir.

Ayrıca yakın zamanda ABD, Yunanistan’a hibe silah yardımında da bulundu. Neler verdi? 9 adet AH-64D Apache saldırı helikopteri. 50 adet OH-58D saldırı helikopteri. 350 adet M-2A2 ZPT. 60 adet MLRS paletli roketatar. 120 adet M-109A5 Obüs top. Μ-198/M-119 top.

Şimdi Türkiye soruyor, bütün bu çaba neden? Türkiye’ye karşı Yunanistan neden silahlandırılıyor. Yunan halkı bütün bu gelişmeleri onaylıyor mu? Yoksa her şey bir oldu bitti ve yanılsama ile mi gerçekleştiriliyor?

Şunu da söylemek mümkündür: Blinken, aslında Joe Biden Yönetimi diyor ki: Türkiye, silah imal ediyorsun, savunma sanayisi olarak gösterdiğin performansı ABD dengelemek zorunda. Bu denli büyüme, bağımsız olma, ABD, Türkiye’ye ihtiyacı olduğunda Yunanistan’a verdiği gibi silah verir… Bu kabul edilebilir mi? Türk milleti böyle bir bakış açısının farkında değil mi? Bu bakış açısı eskide kalmadı mı? Darbe günleri bundan dolayı olmadı mı?

Geçen günlerde Blinken başka dikkat çeken açıklamalarda daha bulunmuştu. Bu kez Dışişleri Bakanlığı’nda yaptığı bir konuşmada Blinken, küresel anlamda demokrasiyi teşvik edeceklerini belirterek şöyle dedi: “Ama demokrasiyi pahalı askeri müdahaleler ya da otoriter rejimleri güç kullanarak devirme girişimleri ile yüceltmeye çalışmayacağız. Bu taktikleri eskiden kullandık. Ancak iyi niyete rağmen başarılı olamadılar. Demokrasinin yüceltilmesine kötü bir nam kattı bunlar ve Amerikan halkına olan güveni zedeledi. Biz işleri farklı yapacağız.” 

Askeri güç yerine diplomasiye öncelik vereceğini ifade eden ABD’li bakan, ülkesinin savaşlardan ağır dersler çıkardığını ve Amerikan halkının uzun süren ABD müdahalelerinden yorulduğunu belirtti. Blinken, özellikle Afganistan ve Orta Doğu’daki müdahalelerden sonra kalıcı bir barış inşa etmede askeri gücün sınırlı bir rol oynadığını gördüklerini kabul etti. Şöyle söyledi: “Gelecekte askeri güç kullanmak durumunda kaldığımız zaman bunu sadece hedef ve misyonlarımız açık ve elde edilebilir ise değerlerimiz, kanunlarımız ile tutarlı ve Amerikan halkının rızası dairesinde yapacağız ve bunu diplomasi ile birlikte yapacağız.

Peki bu söylenenlerin tercümesi ne olabilir?

  • ABD bundan önce hedefleri net olmayan, kanunlarının dışında ve gizli kapaklı misyonlar yapmıştır.
  • ABD (kendilerince otoriter diye tanımladıkları) ülkelerin iç işlerine müdahale etmektedir. ABD, bu halisane niyetleriyle dolu askeri darbeleri yapmış, yaptırmış, itiraf ediyor.
  • Bu kez yapılacaklar akıllı güç (smart power) kullanılarak gerçekleştirilecektir.

Blinken aslında böyle söylemek istemektedir.

Başka söyledikleri de var, Blinken ABD’nin asıl tehdidinin Rusya ve Çin olduğunu yineliyor. Ama Çin’den bir hayli çekindikleri her halde belli! Benim anladığım şu, akıllı güç dedikleri ve her türlü operasyonun deneneceği süreçlerde dünya bir hayli yorulacak. Bunun etkisi Türkiye’ye ve Avrupa’ya kadar yansıyacak.

ABD’nin Çin ile mücadelesini de önemli bir öncelik olarak ifade eden Blinken, Çin’in ABD ile ilişkilerini “21 yüzyılın en büyük jeopolitik imtihanı” olarak tanımladı. ABD’nin Çin ile ilişkilerinin gerektiğinde rekabetçi, gerektiğinde işbirliği eksenli, gerektiğinde ise hasımlık üzerinden olacağını ifade eden Blinken, “Çin, istikrarlı ve açık uluslararası sisteme ve dünyayı bizim istediğimiz gibi yapan kurallar, değerler ve ilişkilere ciddi bir şekilde ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik olarak meydan okuyabilecek tek ülkedir,” dedi.

Söylenenler ve yapılanlar çelişiyor. Böyle dış politika olmaz Sayın Blinken! Git her nerede istiyorsan istediğini yap ama Türkiye’ye karışma lütfen! Hem herkese karışacaksın, hatta silah ve cephane vereceksin hem de demokrasi havarisi kesileceksin! Haydi hayırlısı!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Siyaset Sahnesi

DİĞER YAZI

Mısır ile Diplomatik İlişkiler

Politika 'ın son yazıları

Yeni-Rönesans

Küresel çapta önemli bir bariyeri aşmak üzereyken güçler arasındaki sürtüşmeleri çok doğru bir yere koyarak tartışmamız

Yeni Hakimiyet Mücadelesi

İnsanın hakimiyet mücadelesi bitmez. Belki de ilerlemenin yolu budur! Düşmanı ve kaynakları savaşla ele geçirme dönemi Soğuk

Neomedyeval Çağ

Yeni-Normalleşme mimarlarının hedefi neomedyeval düzendir. Bu konuyu yeterince özümsemeden geçersek, olup biten hakkında ne desek az