hayirlisi
Hayırlısı!..

Hayırlısı!..

13 Nisan 2018
Okuyucu

Suriye’de yaşanan son kimyasal saldırılardan sonra herşey birden bire başka bir şekil aldı. Peki, Türkiye ne noktada? Bu bir tür Soğuk Savaş mı, değil mi? İngiltere’de Skripal konusu nedir? Esad halkına kimyasal gazı Rusya’ya sorarak mı attı, sormadan mı? Mossad ve CIA Suriye’de kimlere ödeme yaptı? ABD, İngiltere, Fransa bölgeye kaç gemi ve uçak gönderdi? NATO ve BM ne karar aldı? Şu IŞİD nerede kuzum?.. Bu soruların önemi kaldı mı dersiniz? Yeni bir plan yaparlar ve saldırırlar!.. Gücü olan karşı koyar, değilse çöker. Bir tür kavga bu, ayakta kalan kazanır. Şu olmuştu, bunu demiştim… Ben uluslararası ilişkilerde mazeret türetenleri bir yana bırakıyorum. Düşüncem şöyle: Sorular önce sorulacak, olası cevaplar çok önceden hesaplanacak, adımlar buna göre atılacak.

Aferin bekleyecek değilim. Geçiniz bunları! Henüz işin başından, 2016’larda, Trump’ın adaylığından itibaren olacakları bu sitede defaten işaret etmiştim; 2018’e Doğru, Savaş Geldi Çattı derken bunu söylemiştim. Her fırsatta bu işin sonunun farklı yola sapacağına değinmiştim; hem insanlık hem de bölgemiz adına. Değişik konuları doğasına uygun eklemleyip ilgili tanımlamaları henüz durum ortaya çıkmadan yapmıştım. Hatta buradaki senaryolardan sonra çatışmanın Pasifik’e nasıl kaydırılacağını da işaret etmiştim ki bu şimdi bizim konumuz değil. Bu sözlerim şaşkın ördek tiplemelerinedir. Siz kusura bakmayın.

O kibirli uluslararası ilişkiler “öğrencileri” çocukça çıkışlar yaptılar, kitabi açıklamalarda bulundular, işler oldu bitti, sonrasında nasıl’ları açıklayıp laf kalabalığı ile ekranlarda boy gösterdiler. Halbuki iş aleminden tutun çok yerde kendilerine göre güvenli bir pozisyon almayı bekleyen ve bu nedenle sağlam bilgiye ihtiyacı olan insanlar vardı. Bu kibirli lafazanların kısıtlı bakış açılarıyla yetinmek zorunda kalanların değerlerindeki kaybı siz düşünün!

“Durum muğlak!” diye gösterilmesi politikacıların ve bürokrasinin hep işine gelir. Çünkü işin başındakiler hata yaparlarsa veya önlem almakta geç kalırlarsa, yaratılmış bu algıya dayanarak, “Ben ne yapabilirim ki, gördünüz, elimden geleni yaptım, gece gündüz çok çalıştım…” diyebilecek bir ortamı hazır bulurlar. Yani ihtiyaç duyulur bu şaşkın ördeklerin algı operasyonlarına, medyada çok yer verilmesini isterler haliyle…

Kitabi mi bakalım? Stratejide dersler vardır: Örneğin, inisiyatif almak, hedef belirlemek, baskın yapmak, kararlılık göstermek, vs. bu sanatın inceliklerindendir. Ancak burada görüldü ki stratejiyi kitaptan okuyan ve burada da kopya çeken o akademisyenlerin söyledikleriyle yetinmek işe yaramadı.

Neyse geldik bugünlere, Doğu Akdeniz şimdi bu halde!.. “Aman dikkat!” denecek ne kaldı ki? Kimi ikaz ediyoruz ki? Kime konuşuyoruz?

Peki, şu an karşı karşıya kalacağımız bir oldubittiyi biz önleyebilir miydik? Hayır. Neden? ABD, Rusya, İngiltere gibi “Küresel Oyuncu” değiliz de ondan. Neyiz? Bölgesel oyuncu düzeyindeyiz. Bu kötü mü? Hayır, olan bu! Neyi savunduk? Terör üzerinden kazanım elde etmenin yanlışlığını, Suriye’deki insanların acılarının dinmesini, ülkemizin sınırlarının ve halkımızın güvenliğini… Önemli düzeyde kabul görecek tarzda ne yaptık? Sahada bir yer tutmakla “durum üstünlüğü kazandık” denebilir. Politik tercih bakımından bu noktadan sonra asıl hedefe ulaşacakların yanında mı olacağız, karşısında mı, masada mı oturacağız, kenarda mı? Dahası, her şeye rağmen o kurulacak masada istemediklerimiz de oturacak mı? Birlikte göreceğiz!..

Bir başka soru: Peki, çok mu konuştuk? Evet. Az konuş ki kendini bağlama. Dara düşersen belki sıçrayabileceğin başka bir yer bulabilirsin. Kitaptan konuşalım, hep bir “B” planı olmalı, öyle değil mi? Oluşacak başka hallerde başka yönlere gidilebileceğini her şartta hesaplamak gerekir. Bir haklılık ve duygusallık olabilir ama sonuç almak için açık bir kapı elden bırakılmamalıdır.

Suriye meselesine Batı’nın müdahalesi başladı başlayacak! Sebebini ister Esad olarak görün, isterseniz sarin gazı; ister Rus-Amerikan çıkar savaşı, ister enerji paylaşımı; ister İsrail yayılmacılığı deyin, isterseniz mezhep savaşı; hiç fark etmiyor. Sonuçta istendiğinde gerekli uluslararası meşruiyetin oluşturulabildiğini bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz herhalde.

Şimdi bu sayfadayız… Hayırlısı diyelim abiler!

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

plutokrasi-masasi
ÖNCEKİ YAZI

Plütokrasi Masası

DİĞER YAZI

Sandık

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
98 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme