gucun-bilesenleri-ve-turkiye
Gücün Bileşenleri ve Türkiye

Filozof, Lider, Medeni ve Öğrenci

234 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Barış nasıl gelir? Hangi medeniyetten söz ediliyor? Politika neyin savunucusu? Coğrafyalar ve toplumlar hangi şartların baskılarına maruzlar?

Amerika yine on bin kilometre öteden bu coğrafya ve yönetimlere ayar vermenin sevdası içinde. Neymiş? Batı tipi demokrasi ve kapitalizm aynı anda olmalıymış. 

Şunu anlıyorum, Amerika’yı Avrupalılar kurdu. Bugün dönüp atalarının topraklarını savunmak istiyorlarsa bunun bir anlamı vardır. 

Ancak Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın hem savaşanları ve savaş alanı hem de galibi Avrupa ve Amerika oldu. Üstelik bütün dünya bedel ödedi. 

Eğer bugün deniyorsa, Batı tipi demokrasinin ve kapitalizminin tam gerçekleşmediği coğrafyalar kendi içlerinde savaşsınlar ve sonra ABD gelsin bunlara ne yapacaklarını söylesin, bu haksız bir istek olur, bu kadarı da fazla!

Amerika ve Avrupa bu söylediklerini, Immanuel Wallerstein’in ifadesiyle, zamanı ve mekânı sıkıştırarak, açgözlülükle yapıyorlar. Bıraksalar diğer milletler onları geçecekler. Mesele zamanı ve mekânı yöneterek dünyanın geri kalanını baskılamak, sürekli meşguliyet ve muhtaçlık yaratmak. 

Çeşitli milletlerin içindekilerin bir kısmı ABD’nin ve Avrupa’nın cazibesiyle hareket ediyorlar. Aslında cazibenin temel mantığı ne? Sömürü düzeni!

Hegelci aklın bugün doğal cazibeli ekonomi vasıtasıyla Amerikan Enternasyonalizminin, başka tabirle küresel düzenin (globalism) ihyasına çalışılmaktadır.

Bütün bunlar bir yana, gezegenimiz can çekişiyor! Türler yok oluyor, mevsimler değişti, buzullar eriyor, denizler berbat halde… Bu yetmiyormuş gibi insanlık virüslerin bulmacası içinde. Yarının endişesi içinde yaşayan insanlar hangi Hegelci kapitalist sömürüyle kendini güvende hissedecek ki? Bir yerde durmak, yaşamı sıkboğaz etmemek, dünyanın biraz olsun nefes almasına müsaade etmek gerekmez mi? Bunun kararını da ABD ve Avrupa mı verecek? Bu da onların insanlığı ve diğer canlıları büyük bir harabiyet içine sokup sonra kazandık diyecekleri bir dünya savaş çeşidi mi olacak?

Adil bir dünya istiyor insanlık. Herkesin sözünün dinlendiği, daha makul tüketim sistemlerinin kurgulandığı, insanı vahşileştiren, şeytanlaştıran değil, melekleştiren bir yaşamı istiyor. Bu denli zor mu Batı tipi sömürüden vazgeçmek? Sistem olacaksa dünya sistemi olsun ama içinde tüm insanlık olsun, tarih boyunca aç ve açık bırakılan toplumlar da…

Mesela filozof diye tanıtıyorlar Francis Fukuyama’yı, anlayamıyorum! Mevcut sistemi övüyor bu uzman. Medyada algı şöyle; kutsal düşünce dedi ki!.. Buna karşılık sistemin eleştirisini yapan ve Hapishanelerin Doğuşu’nu önümüze koyan Michel Faucault gerçekten bir filozof. Bu durumda öğrenciler kime bakacağını iyi bilmeliler. 

Feodal düzenle küreselci düzen arasında işe yaramış olan akademiya dahil entelektüel çevrelerin bundan sonra acaba ne işe yarayacaklarını da düşündüler mi? Onlara görevlerini tevdi edenler kimler olacak dersiniz. İnsan, insanlık tarihini, felsefeyi, kültürü, değer sistemlerini, gezegendeki ve sonsuz uzaydaki yerini bilecek ve sonra ortaya çıkıp fikir beyan edecek. Yoksa, kullanılan iyi bir malzemeden başka bir şey olmaz.

Dünyayı bir hapishaneye çeviren aklın bugünkü politik lideri kim acaba? Mesela lider diye tanıtıyorlar Joe Biden’ı, anlayamıyorum! Dünyayı fabrikaya çeviren, gerekli gereksiz ama sonuçta tüketim için sürekli usul geliştiren, parayı elinde tutan, insanları sömüren ve milyonlarca insanı aç bırakan ama önemlisi dünyayı bu işin içinden çıkılmaz hale getiren sistem için çalışıyor bu kişi, daha da yeni yöntemleri vaat ediyor. Medyada algı şöyle; kutsal ruh demokrasi dedi!.. Kim gerçek lider? Dünyayı ele geçirmek isteyen güçlerin politik temsilcileri mi? 

Bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu liderlik, ritüellerle karşımıza çıkan krallar gibi değil, tüm insanlığın içinden çıkanlarla olabilir. İnsanlığın ve hatta diğer canlıların geleceği için kibirli şeytanlardan medet ummak her bakımdan ziyandır.

Mesela medeni diye tanıtıyorlar… Hangisi medeni? Hangi demokrasi daha medeni? Hangi ülke ve kültür daha medeni? Kendinden başkasına, yola getirilecek malzeme gözüyle bakan sorunlu düşüncelerin tutumlarına ve eserlerine mi medeni denmeli?

İnsanlık dengeyi buldu kendiliğinden, doğallıkla bu dünyanın her bir noktasında, yüzlerce asrın tecrübesiyle. Dört bir bucaktaki insanlara gidip, her şartta benim gibi olmalısınız derken, orada neleri değiştirdiğinizi de biliyor musunuz? Mesela denizlerdeki sistemi sonsuz kaynak gördünüz ve bana hizmet etmelisiniz dediniz, şimdi burası tükendi, gemilerinizi uzaya mı süreceksiniz? Korsanlık ve kolonicilik gibi… Bu mu insanlığın ilerlemesi, medeniyeti, doğal hali? Bu insanın kötü tiplemesi, iyi tiplemesi böyle dememeli. Öğrenciler kime bakacağını bilmeli.

Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz neresi? Kimler yaşar buralarda? 

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Dersler

DİĞER YAZI

Küresel Eğilimler-2040 Okuma Rehberi

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden