guterres-bilinen-bir-oykuyu-animsatti
Guterres Bilinen Bir Öyküyü Anımsattı

Guterres Bilinen Bir Öyküyü Anımsattı

312 Tıklama
5 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, her yıl 29 Kasım’da kutlanan Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü çerçevesinde düzenlenen etkinlikte konuştu. Guterres, İsrail-Filistin sorunun uluslararası toplum için en zorlu konulardan biri haline geldiğine dikkati çekti. Her BM Genel Sekreteri aynı sözleri söyler, ama kime? Bunca uluslararası çabaya rağmen İsrail kendince Filistin sorununu çözmüş durumda, “Filistin’i ayrı bir devlet olarak görmüyor, Filistin halkı İsrail topraklarında yaşayan bir toplum.” BM Genel Sekreterleri de diplomatik dille prensipte söylenebileceklerden söz ediyor. Belki vicdani rahatlık için bu gereklidir.

Aslında sözleri ağır ve İsrail’in tam da yaptıklarını tarif eder niteliktedir. Guterres şöyle diyor: ”Yıkımlar, yasa dışı yerleşim birimlerinin devam etmesi ve genişlemesi, zorla tahliyeler, toplu cezalandırmalar barış getirmeyecek. Aynı şekilde şiddet ve kışkırtma, tek taraflı adımlar nihai statü sorununu ve krizi çözmeyecek. Sadece samimi, köklü, üzerinde anlaşılmış parametrelere dayalı yapıcı müzakereler arzu edilen kalıcı iki devletli çözümü getirecek.” İsrail ve Filistin’e barış içinde beraber yaşayan iki devletli bir çözüm için cesur adımlar atması çağrısı yapan Guterres, ”Filistinlilere vazgeçilmez haklarının verilebilmesinin tek yolu bu. Kapsamlı ve adil bir barış için tek seçenek bu!” dedi. Guterres, uluslararası topluma da “iki devletli çözüm için çabalarını artırması” çağrısında bulundu. Gazze’deki insani duruma da dikkati çeken Guterres, ”Kalplerimiz Gazze halkının ıstırabıyla ağırlaşıyor. Yaklaşık 2 milyon Filistinli giderek artan fakirlik ve işsizlikle boğuşuyor ve sağlık, eğitim, su ve elektriğe erişim çok kısıtlı,” diye konuştu. İsrail’e, BM’nin insani yardım çabalarını engellemelerden vaz geçilmesi, insanların ve ürünlerin serbest dolaşımı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması çağrısı yapan Guterres, Hamas ve diğer militan grupların askeri yığınakları ve İsrail’e karşı roket saldırılarını da durdurması şartını koştu.

Tekraren işaret ediyorum, İsrail kendince o iki devlet fikrini çoktan geçti. Bunu Guterres’in başka bir yerde anlaması gerektiğini hatırlatırım, Kıbrıs. Sayın Guterres, Rumlar da Adada iki devletli bir çözümü istemiyorsa İsrail örneğinden hareket etmekteler, aman buraya dikkat!

Peki, Filistin halkının barışa kavuşması ve kendi topraklarında bir “mülteci” değil de vatanıymış gibi yaşaması için bu ortam içinde bir ışık gördüğünü söylemeleri mümkün müdür? Mısır tünelleri kapatıyor. Kendilerine ambargo devam ediyor. Denizden yararlanmalarının imkanları kısıtlanıyor. Filistin halkı duvarın arkasında mülteci kampında yaşıyormuşçasına muamele görüyor. Hangi anlaşma geçerli oldu ki bundan sonra İsrail yönetimi bir yola girmiş olsun? Sayın Guterres ancak para yardımı yapar, barış için asker ve yaralılara ilaç gönderir, bir de dünya kamuoyuna böyle düşüncelerini hatırlatır.

Uluslararası ilişkiler bu tarz öykülerle doludur. Ne yazık ki irade beyanı ile işler halledilemiyor. Yakın tarihte Araplar İsrail ile mücadele etmek adına birkaç kez birlik ve dayanışma kurdular, ortak hareket edeceğiz dediler, hatta ordu kuralım savaşalım dediler… Sonuç ne oldu? BM şahsında Guterres ne yapsın?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye Doğu Akdeniz Politikasını Neden Değiştirdi?

DİĞER YAZI

Doğu Akdeniz’de Doğalgaz

Politika 'ın son yazıları