hegemonyaya-karsi-buyuk-gorev
Hegemonyaya Karşı Büyük Görev

Hegemonyaya Karşı Büyük Görev

260 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Türk Milleti’ne yine büyük bir görev düştü, bu tarihi bir görev! Görevimizi yapacağız. Nasıl mı?

Dünya dönmeye devam ediyor. Bir sürü sorun var; “Eyvah!” denmemeli. Aslında bu bizim bildiğimiz dünya. Dün bir tür saldırılar olurdu, bugün bir başka türden saldırılarla karşı karşıya kalıyoruz; yani daha gelişmişleri. Amaç dün hangi ruhla savaştıysak, bugün de aynı ruhla savaşmak.

Bazen önemli dönemler olur. Kime rastlarsa… Bize rastladı, görev bizim, kaçamayız, “Görmedim,” diyemeyiz. Bugünün önemli olan hususunu dikkatlerden uzak tutmamak gerekiyor. Nedir? Soğuk Savaş dönemi ile kurulan düzenden sonra başlayan bugüne dek gelen düzen çok gelişti, artık taşmaya başladı, “Bana bir çözüm bulun!” dercesine; herkesin gözü önünde bir sancı çekiyor.

O halde ne duruyoruz? Ama işte zor olan bu! Duruyoruz, çünkü kolay değil. Kimin kontrolünde olacak bu düzenleme, hemen herkes bir yerden çekiştiriyor. Yaşanan buhran bundan dolayı. Eğer muktedir olan taraf bu tip tarihi geçişleri insanlık adına eksiksiz yapabilse, elbette tartışma olmayacak. Ancak bugün muktedir Amerika içinde de çıkar grupları kendi bildikleri doğrultusunda kurulacak düzene bir yol vermek istediklerinden tartışma büyüyor. Tartışma dönüp kurumsal çatışmalara sahne olacak konulara dönüşüyor. Hatta içeriden dışa yansıyor, başka ülkelerin de talepleri doğrultusunda sesler yükseliyor.

Farkında mısınız? Bugün küresel düzendeki tartışmada en fazla ses çıkaran Türkiye. Belki bu bir iddia ile oldu, belki de süreç öyle bir gelişti ki, bizi öne çıkardı. Her iki sebep de olabilir. Neyse!.. Bugün Türkiye, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan sesini yükseltiyor. Kime? Muktedir olana; yani emperyalizme. Şu bizim bildiğimiz emperyalizm! Ama yanı sıra birçok ülke ve güç odağı çıkıyor, “Ben de varım,” diyor. İşte, ister istemez düştüğümüz bu durum bizi, yani Türk Milleti’ni, yine belli bir misyona soktu! Sıkıntı çekiyoruz, başımız ağrıyor ama önemli bir dönemeçte bütün dünya için sesimizi yükseltiyoruz.

Nedir bu konu? Dünyada ekonomik büyüklükler kontrolü zor hale geldi; kontrol edecek bir düzenlemeye gebe, sancılanıyor. Örneğin ABD içindeki dolar, dışındaki dolarla mukayese edildiğinde, “Burada sorun var!” demeye başlıyorsunuz. Üreten Çin, Japonya, Avrupa, Hindistan, İsrail, hatta adını hemen söyleyemeyeceğimiz birçok küçük ülke, örneğin İzlanda, Singapur, ham madde açısından Rusya, İran, Suudi Arabistan diyor ki; “”Bende dolar birikiyor, ne yapılacak şimdi?” Evet! Sorun daha net: Emek ve işgücü dünya yüzeyine yayıldı, Çinli, Japon, Alman, vs. üretiyor, kendi başına, ortaklıklarla, bazısı bir tarafını o ülkede, bazısı başka ülkede, hatta Hintli gibi ülkeler kod yazıyor, algoritma birleştirildiğinde ne olur ne olmaz tam bilmese de, sonuçta üretim var, bu üretimde ve ticarette önemli ölçüde dolar kullanılıyor diye, “Patron Amerika olsun, düzeni Amerika kontrol etsin,” diyemeyeceğimiz bir noktaya geldik. Diğer yandan, “Patron küreselci görünmez eller olsun,” da denemiyor. İşte tam bu noktada tarihinden dolayı, emperyalizme “Dur!” deme pratiği olan Türk Milleti, yeni tartışmada öne çıktı (ben bunun doğal şartlarla oluştuğunu düşünüyorum,) ve “İnsana değer verin, çıkarı bu denli önde tutmayın, eşit olun, hak hukuk bilin, kontrolü birlikte yapalım!..” diyor.

Şimdi çeşitli ortaklıkların haritaları çizilmeye başlandı, bu ülkeler bir grup, diğer grup şu, bunlar birbirleriyle alışveriş yapıyor, diğerleri bu hattı kullanıyor, vs. Düzenleme elbette küresel olacak, ama “küreselci cinlerin” baskısı ile değil! Ne bir ülkenin çıkarına, ne de her şeyi kendilerine yontana, nerdeyse dünya üstü güç olana bağlı olmamalı. Ya nasıl olmalı? Dünyanın, insanlığın ortak değerleriyle olmalı. Öyleyse Çinli, Japon, Hintli, Alman, vs. milletlerin insanları sesleri net veya değil, ama bir arayış içindeler, iç politikalarında tartışıyorlar, liderlerine, “Şartlar değiştiyse işleri buna göre planla ve sonuçta bizim haklarımızı gözet,” diyorlar, iç politikalar, dış politikalar, küresel politikalar karmakarışık halde… Bu karışıklığı bilinçli sürdürüp, propaganda ile insanları yönlendirmek de işin içine girince, ki malum bireye dokunan bir çağa girdik; bir tür “kaosla çözüm arama stratejisi”ne dönüşmüş haldedir. Etraf toz duman; bundan! Neleri konuşuyoruz? Siber Savaş, Kültürel Savaş, Ekonomik Savaş, Politik Savaş, Askeri Savaş, Terör Savaşı, Teknoloji Savaşı, Bilgi Savaşı, Asimetrik Savaş… Neler devrede? Yumuşak, sert ve hibrit güç unsurlar.

Türkiye’nin söyledikleri önemlidir. Ama Milletin bunu tam anlayıp sahiplenmesi gerekmektedir. Gazeteler bunları yazmalı, televizyonlarda bu konular tartışılmalı, akademisyenler kongrelerde bunlara ait tezler sunmalı, filozoflar bu konuları açmalı, diplomatlar gittikleri yerlerde bu tarz cümlelerle konuşmalarına başlamalı… Türkiye sadece belli bir çevre içinde mücadele eden ölçekte kalmamalı, değilse bu çok kutsal misyonu bir başkası eline alır, bizim katkılarımız kayboluruz, üstelik üstümüzü başımızı parçalamış halde.

Bakın, derdimizi iyi anlatırsak bize verilen destek artar, hem de nitelikli destekten bahsediyorum. Örneğin Çin, Rus, Alman, Fransız, hatta Amerikalı, İngiliz entelektüeli ve politikacısı bu işi sahiplenirse, üzerimize gelen baskılar daha az olur. “Evet, bu hepimizin işi, neden Türkiye’yi hedef gösteriyoruz,” derler. Gidip Birleşmiş Milletler’de anlatalım, bütün insanlara, teknik birçok bilgi kocayalım argümanımıza. Politika böyle olmaz mı? Çünkü konu kapsamlı, dava büyük, böylesi bir politika da belli bir esasa göre yönetilmeli. Eylül ayında Merkel-Erdoğan görüşmesinde bu konuyu, “bir medeniyet ittifakı” bahsiyle vurgulayalım; daha derli toplu, ikna edici biçimde. Zira Avrupa dünya için değerli, anlamlı, dinleniyor.

Bugün Türk Milleti’inin bu büyük görevi insanlık tarihi açısından bir anlam ifade eder oldu. Durumun farkında olalım, halkımız bilinçli olsun, ufak tefek (gündelik) konulara kafamızı takmayalım, genel resmi iyi görelim, ne yaptığımızı bilelim; birlik ve berberlik ruhuyla!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kılıç Çekmek

DİĞER YAZI

Dış Politik Yaklaşımın Ruhu

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,