kilic-cekmek
Kılıç Çekmek

Kılıç Çekmek

286 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Amerika ile diplomatik ilişkiler “çok kötü” bir hal aldı. En son Donald Trump, “Türkiye ile işler iyi gitmiyor,” dedi. ABD, Ortadoğu’daki oldubittilerini örterek konunun sadece ekonomik ölçekte gösterilmesinin fırsatını kullanıyor ve “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanlış politikalarıyla Türkiye krizde,” diyor. Elbette para, yani çıkar işi olunca, herkes hassasiyet gösteriyor ve ilgi duyuyor. Bu dünyada olabilecek en basit psikolojik baskı bu tür bir argümana karşılık geliyor. Kolaylık da bu! O zaman kendimizi kandırmayalım, bu duruma göre bir planlama yapalım. Bu yazıda çok uç örnekler göreceksiniz. Durumu tespitte uçlardaki çerçeveyi belirginleştirebilmek adına bu üslubu seçmiş oldum. Bakalım çok ciddi olan temel sorulara tatmin edici cevaplar bulabilecek miyiz?

Amerika ne durumda? Ekonomik Savaş mı diyelim, Emperyalizmle Savaş mı veya sadece Savaş? Amerika’nın diplomasi gücünü biliyoruz değil mi? Çünkü iyi bildiği işi yapıyor!

Amerika aynı yerinde, şu çıkarcı Amerika. İki Dünya Savaşı’nı kazanmış, hatta Japonların tepesine nükleer bomba atmış, NATO, BM, WTO, IMF, vs. uluslararası düzeni kurmuş, komünist SSCB’yi dağıtmış, Çin’i kapitalist yapmış Amerika bugün de şartlarına göre işini görmenin peşinde. Karşınızdakiler belli. Şartlar bunlar. Örneğin Almanya, Japonya, Güney Kore halen Amerika’nın işgali altında, bunu bilmeyen var mı? İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen devam ediyor.

Amerika bugünlerde uyguladığı küresel politikalarla kendi gücünü sağlamlaştırmak peşinde. Dolarla yaşıyoruz. Ama Doların önemli bir kısmı ABD dışında geziyor. ABD halkı, “İşsizim, vergi veriyorum, ama yine de feragat eden ben oluyorum,” diyor. Bu onların sorunu diyemiyoruz, çünkü iş dönüp dolaşıyor bize kadar, İranlıya, Rusa, Çinliye, Kanadalıya, vs. geliyor.

Dikkatinizi çekmiştir, Amerika’da Trump seçileli beri söylenmeyen şey kalmadı, yazılıp çizilmeyen, eleştirilmeyen, aşağılanmayan, ama her ne olursa olsun Amerika yolunda yürüyor. Bu nasıl oluyor? Adama “deli” bile dediler. Ama o bundan etkilenmedi bile. Her gün imzaladığı kararnamelerin görüntüsünü ve twitlerini yayımlıyorlar. Amerika dünyayı birbirine kattı, ama Amerika’nın içinde çarklar dönüyor. Demokrasi denen şey bu mu yoksa? Amerikan Merkez Bankası (FED) çalışıyor, bakanlıklar iş başında, yeni projeler uygulamaya konuyor, yatırımları yapılıyor, bir de değişik ülkelere yaptırımlar uygulanıyor, sorun çıkarıp yönetiliyor…

Türkiye ile aralarının pek iyi olmadığını söyleyen ve son hamlede çelik ile alüminyuma bağlı vergileri artıran Trump, umurunda değil, sanki sorunlar daha fazla çıkmaza girsin, hatta “daha başka sorun getirin” der gibi bir hava içinde.

Konu bu zaten: Sorun çıkar ve yardım çağırmalarını bekle, gelip durumu düzeltelim. Buna “kaos teorisi” gibi yakıştırmalar yapanlar da var. Pardon! Sorun çıkar derken, burada oyuncular Amerikalı olmayacak, sorun kendiliğindenmiş gibi çıkacak; yereldekiler zaten gönüllü, bunlar işi yapacaklardır.

Böyle bir Amerika’ya ve Trump’a Türk yetkililer ne yapmalılar? Soru bu!..

Bugüne kadarki ilişkileri hatırlayın. Telefonla konuştuk, el sıkıştık, şakalaştık… Basın ne diyor? “X” kişi “mevkidaşı” ile konuştu, yemek yedi… Peki, sonuç ne?

Savaşa savaş, kısasa kısas, twite twit desek de değişmeyecek. Misliyle karşılık vermenin bile anlamı yok sanki. Belki bundan dolayı, “Bizim de Allah’ımız var!” diyoruzdur, kim bilir?

O zaman Allah’a sığınıp işimize bakalım. Örnekler: “Amerika’yı yok kabul edelim. Rusya’dan S-400’lerden sonra SU-35 satın alalım, Suriye’de basıp geçelim, İran’a uygulanan ambargoyu delelim, Filistin kampına askeri birlik gönderelim, ülkede dolarla ev arsa satanı mahkemeye sevk edelim, hatta Şangay İşbirliği Örgütü’ne ve BRICS’e girelim. Kendi aklımızla ve el emeğimizle uçak, gemi, nükleer bomba yapalım. Kızdırırlarsa başka ülkelerden toprak kazanalım, bedeli dünya savaşı olsa bile gözümüzü kırpmayalım, savaşa girelim… İçimizde hainler varsa, kapı dışarı edelim. Aldığımız ortak kararları beğenmeyenlerin elinden kimliklerini alalım. Yabancının malını alana, ‘yerlisini neden almadın?’ deyip sorguya çekelim. Türkçe konuşmayana iş vermeyelim… ‘Yerli malı, Yurdun malı!’ diyelim, başka bir şey söylemeyelim. Yabancı ilan levhalarını Türkçeye çevirelim. Gerekirse yabancı müzik bile çalmayalım!..” Sınır ne?

Ama bizim güvendiğimiz bir ülke, yani, “Yeni partnerimiz, stratejik ortağımız,” diyebileceğimiz, gidip Amerika ile aleyhimize iş yaparsa ne olacak? Bugün şakalaştığımız veya telefonlaştığımız bir lider yarın bizi satarsa ne olacak? “Kalleş” mi diyeceğiz? Başka bir dünyada mı yaşıyoruz biz?

“Evangelistten kaç Ortodoksa güven, Yahudiye kız Protestanla evlen!..” Bu tür anlatımlar garip değil mi? Bir yere kadar garip, ama…

Ama gerçek dünyada ilginç istekler olmuyor değil. Öyleyse şöyle soralım: Gerçekte ne isteniyor bizden? Rejimi mi veya Başkanı mı değiştirelim, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden sonra güneyimiz Suriye Kürdistan Bölgesel Yönetimi kurulmasına izin mi verelim, Fethullah’ı mesih mi yapalım, Kudüs’te ne olursa olsun, işimize mi bakalım, IMF’ye mi gidelim, bilemedin İsrail’e toprak mı verelim? Ne isteniyor, açıkça söylesinler…

Ama böyle işte; dünya sistemi böyle! Kapitalistseniz, “mış” gibi yapamazsınız, gereği neyse uygularsınız. Liberalseniz, “mış” gibi yapamazsınız. Borsanız varsa çalışma şekli belli. Merkez Bankanız varsa da durum aynı. Piyasaya çıkıp alışveriş şekline bakın; mallar ve ticaret tezgahı belli. Hedefiniz G7 veya 10 ise eğer, emperyalist olmanız gerekiyor, Makyevalist, Merkantilist veya başka bir şey, itiraz edemezsiniz. Para ve pasaport varsa cebinizde, bunları değerli yapmak zorundasınız. Ürettiğiniz malı bir diğerine göre daha kaliteli ve ucuz imal etmeniz şart.

Biz ise özgürüz! İyi de tehlike yok mu? Bizi bize kırdıranlar kimdi? Bizi bize düşman edenler, ötekileştirenler kimler? Bırakın Trump’ı anlamayı, memleketimizin televizyon kanalında tartışan iki vatandaşımızın söylediğini anlamak dahi mümkün olmuyor. Özgür olanlar böyle bir davranış yoluna itilerek mi kontrol ediliyor?

Biz ise iyi bildiğimiz işi yapıyoruz: Kılıç çekiyoruz!.. Mazlum milletler adına, dünyaya çekidüzen vermek adına!.. “Dünya beşten büyük!” değil mi?

Taşlar yerinden oynayınca sorunlar kartopundan çığ gibi büyüyor. Demek ki temel taşlarla oynamadan önce durup düşünmek gerekiyor. İstikrar çok önemlidir. Neyse, şimdi önce ateşi söndürmekle ilgilenelim, sonra bakarız taşları tartışmaya!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Emperyalizmle Mücadele

DİĞER YAZI

Hegemonyaya Karşı Büyük Görev

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden