infin-bozulmasi-pandoranin-kutusu-acildi
INF'in Bozulması: Pandora'nın Kutusu Açıldı

INF’in Bozulması: Pandora’nın Kutusu Açıldı

271 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Başkan Donald Trump, 2 Şubat 2018’den itibaren ABD ve RF (eski SSCB) tarafından imzalanan Orta Ölçekli Nükleer Kuvvetler Anlaşmasını (INF) askıya aldı. Trump’a NATO destek verdi. Vladimir Putin, Güvenlik Konseyi’ni topladı ve RF’nin anlaşma olmadığını belirtti. Dünya medyası manşet attı, Soğuk Savaş mı, diye.

ABD yönetimi, Rusya’nın SSC-8 kodlu yeni tip orta menzilli Novator 9M729 füzelerinin NATO anlaşmasını ihlal ettiğini söyledi. Moskova yönetimi de ABD’yi Aegis füze savunma sistemini Romanya ve Polonya’ya konuşlandırmasıyla ve INF Anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Aralık 2018’de Brüksel’deki NATO Dışişleri Bakanları toplantısında INF Anlaşmasına uymaları için Rusya’ya 60 gün verdiklerini söylemişti. ABD’nin verdiği süre 2 Şubat’ta sona ermişti. ABD önümüzdeki altı ay içinde anlaşmadan çekilecek. Anlaşma bozulduğunda, ki bu durumda öyle görünüyor, ABD’nin NATO müttefiklerine Şubat ayından sonra nükleer füzeleri tekrar dağıtma olasılığı üzerinde durulacak.

Bu anlaşma neden yapılmıştı, hatırlayalım. SSCB dağılıyordu ve bu anlaşma ile ABD zaferini güçlendirmenin fırsatını bulmuştu. SSCB ise ne yapacağını belirlemek için zaman kazanmak niyetindeydi (sonuçta Rusya Federasyonu’nu açıklamak zorunda kaldı). Koca bir sistemi dağıtacaklardı. Üstelik INF altındaki bazı nükleer silahların imha edilmesi nükleer faaliyetlerin durdurulması anlamına da gelmiyordu. Ekonomik maliyetleri açısından geçiş sürecinde bu sınıftan kuvvetler sarfınazar edilebilirdi.

INF, bir dizi nükleer silah azaltma anlaşmasından sadece biridir. 1987 yılında ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mikhail Gorbaçov tarafından imzalanan anlaşma, 500-5.500 kilometre orta menzilli karadan atılan nükleer füzelerin yasaklanmasını (almak, üretmek, depolamak, test etmek, kullanmak gibi her durumda) öngörüyordu. Anlaşma denizden atılan füzeleri kapsamıyordu. Bu anlaşma, genel nükleer savaşın başladığı demekle karşılık bulmaktadır ve kaplama sahası ABD kıtasına ulaşmayan ölçektedir. ABD kıtası için asıl tehdit kıtalararası stratejik balistik füzeleri de kapsayan kuvvetlerdir. Anlaşmanın dile getirilen amacı, Doğu ve Batı Almanya döneminde, Avrupa’da nükleer savaş riskini azaltmaktı. Öte yandan Uzak Doğu coğrafyası da bu anlaşmanın kapsamındaydı. En azından 1987 şartlarına göre bugün bu Uzak Doğu bölgesi daha fazla dikkat çeker haldedir. Nükleer savaş tehdidinin ortadan kaldırılmasını amaçlayan anlaşma uyarınca, 4 yılda yaklaşık 2.700 füze imha edildi.

INF anlaşmasının NATO için anlamı nedir? Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ilk kez NATO kendi varlık ruhuna uygun bir olayla karşılaştı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Twitter hesabında, Rusya’nın INF Anlaşmasını ciddi şekilde ihlal ettiğini söyledi: “NATO, ABD’nin INF Anlaşmasını askıya alma ve geri alma kararını şiddetle destekliyor,” dedi. NATO üyeleri, Rusya’yı anlaşmanın yükümlülüklerini eksiksiz ve doğrulanabilir bir şekilde yerine getirmeye çağırdı.

Değerlendirelim: ABD ve Rusya dünyadaki nükleer silah toplamının yüzde 93’üne sahipler. İki tarafın da bu anlaşmayı bırakması yeni bir gerginlik anlamına gelmektedir. Ticaret savaşları, siber savaş ve nükleer düzenin bozulması küresel ve stratejik düzeyde başka bir gerilim yaratma potansiyeli yaratmaktadır.

Başka açılardan konuyu tartışmak mümkündür. Bunlar neler? 1) Anlaşma sadece Avrupa’yı kapsamıyor. Aynı zamanda Rusya’nın doğu kısmındaki ülkeleri de kapsar. Bu durumda, ABD tarafından korunan Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi Pasifik ülkeleri bu anlaşmanın aksamasından etkilenecek. 2) Bu anlaşmanın başla etkileri vardı. Dolaylı şekilde Çin gibi ülkeler için de nükleer güçlerin sınırlandırılması anlamına geliyor idi. Şimdi anlaşma bozulma yolundadır. Çin kolayca nükleer silah üretebilecektir. İngiltere, Fransa, İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore gibi ülkeler zamanla bu kervana katılabilirler. Hala ABD tarafından baskı altında ve potansiyel olarak tehdit altında olan İran da hesaba katılabilir. 3) INF’in bozulması, diğer kıtalararası nükleer anlaşmaların tehlikede olacağı anlamına da gelebilir.

Birleşik Devletler neden bu konuyu gündeme getirdi ve tarihin akışını değiştirdi? ABD’nin iddia ettiği gibi, Rusya anlaşmaya karşı bazı şeyler yapmış olabilir. Ama bu duruma tolerans gösterilebilir miydi, dolayısıyla sonuçlar tartışmalıdır. Rusya Federasyonu ise ABD ile Çin arasındaki yeni dünya düzenindeki olası iki kutupluluğa karşı kendini gösterebileceği alanlarda (merkez ülke stratejisiyle ve nükleer kuvvetleriyle) dengeleyici rol üstlenme imkânı bulacaktır. Bu tür bir dünya düzeninde Çin-ABD ikilisine kendini gösterme imkanı bulacaktır.

ABD, Rusların Pandora’nın Kutusunu açtığını iddia ediyor. Şimdi dünya başka bir aşamaya girdi. En azından kitle imha silahları (KİS) tekrar sahneye çıktı.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türk Yunan İlişkileri

DİĞER YAZI

Astana Süreci Kararlılığı

Politika 'ın son yazıları

Bakü Beyannamesi

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan Meclis Başkanları arasında Bakü Beyannamesi imzalandı. Bu gelişmenin özellikle savunma alanındaki anlamını