muttefike-son-cagri
Müttefike Son Çağrı

Müttefike Son Çağrı

349 Tıklama
5 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Görüldü ki hemen herkes aynı düşüncede, Türkiye Fırat’ın doğusunda ABD’nin yapmaya çalıştığı oldubittiyi asla kabul etmiyor. Millet güvenlik güçlerini Suriye sınırına gönderirken, marjinal bölücü ve terörist ruhlu politikacılar hariç, eksiksiz destek veriyor.

Türkiye Cumhuriyeti bu noktaya çok zor şartlardan geçerek geldi, şüphesiz. Bir kere müttefiki Amerika’nın göz göre göre, Türkiye’nin güvenliğine kast eden tarzda, Suriye’de bu tür teröre destekle inşa etmeyi planladığı uydu devletçik fikrini kabullenemedi. Halen daha bunu sorguluyor! Bunca yıllık işbirliği, dayanışma, omuz omuza mücadele… Nerede o dostluk ve müttefiklik ruhu?

ABD, sadece kuzey Suriye meselesinde değil, başka meselelerde de aynı tür oldubittileri yapmaya çalıştı. Suudileri kışkırttı. Mısır’ı uydu devlet haline getirdi. Filistin sorununun çözümünü kilitledi. Önüne gelene ambargo koydu…

Bugün gelinen noktada “iki eski dost” ülke olarak mı veya “birbirini asla kandırmamış iki dost” olarak mı konuşuyoruz, yoksa tersi mi? Bugün yönetim anlayışı bakımından hangi Amerika var? Gücü, adaleti, demokrasiyi, özgürlüğü, evrensel hakları temsil eden Amerika mı, yoksa asla güven vermeyen, Merkantilist, Popülist, Kleptokrat bir Amerika mı? Bu Amerikan Yönetimi mi tarif edilen Batı medeniyetinin normlarını ve kültürel düzeyini temsil ediyor? Örnek olunan bu mudur? İnsanlık bu tarz yöntemlerle ve anlayışlarla mı kendini güvende hissedecek?

Amerikan Yönetimini temsil edenler bu sözleri basit görmesinler. Bu sözler dünyanın geleceğinin belirlenmesinde nelerin, nasıl yapıldığını ve hatta yapılması gerektiğini iyi bilen bir anlayıştan gelmektedir. Bunlar sıradan insan hakları beyanları veya duygusal tepkiler olarak düşünülmesin. Bir kural konacak ise müşterek konmalıdır.

Temennim odur ki Amerikan Yönetimi üstün insanlık değerlerini hiçe saymaz ve adaleti basit politik çıkarlara değişmez. Bulunduğu yerden tekrar düşünür ve hatasını telafi etme erdemiyle hareket eder. Tıpkı dün gece aldığı kararlar gibi… Malum, Myanmar ve Yemen için bazı kararlar aldılar. Bu tür doğru işaretler sürdürülmelidir. ABD’nin Suudiler meselesinde de ikilemden kurtulması gerekmektedir. Bazı toplumlar için çok önemli olan mezhep ve etnik konuları bilerek kışkırtarak politika yapmanın aslında insanlığa zarar verdiğini, düşmanlıkları derinleştirdiğini unutmamalıdır. Ortadoğu’da her şeyin açıklaması ne İsrail’dir ne de enerjidir. Bunlar öndeki konulardır, asıl olan insani değerlerdir. Bu bağlamda işaret ediyorum, Amerika Irak ve Suriye’nin bölünmesinden yana olmaktan vaz geçmelidir. Bugün 4,5-5 milyon Suriyeli başka ülkelerde sığınmacıdır. Bunları düşünerek hareket etmek en doğrusudur. “Beş milyonu 10 bin kişiye değişirim,” diyen bir akıl varsa orada dursun artık.

Şimdi!.. Sadece Suriye sınırında ve Ortadoğu’da değil, asırları kapsayacak küresel çapta jeopolitik bir bölünmenin eşiğinde bulunulduğunu Amerikan Yönetimi şu an ya görecektir ya da bunu kabul ederek adımını atacaktır. Son ikaz budur! Türk Milleti Amerikan Yönetiminin adaletten ve insanlıktan yana olmasını temenni etmektedir ve beklemektedir. Tarihte örnekleri görüldüğü gibi bundan sonra da adalet ve insanlık yolunda omuz omuza olmayı istemektedir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Suriye Argümanı Çöktüyse…

DİĞER YAZI

Cenevre’de Dışişleri Bakanları Toplantısı

Politika 'ın son yazıları