Stratejik Derinleşme

23 Mayıs 2024

Politikada “stratejik derinleşme” terimini ifade etmekle, beraberinde neleri söylemiş oluyorum: Aktif, nötr (yeni-izolasyonizm) ve karma politikalar, politik seçenek olarak aynı anda yapılması gerekenler.

Alternatif Stratejik ve Politik Kavramlar

Nötralizasyon (etkisiz hale getirme) sosyolojide geçiyor. Nötralizasyon, bir egemen yapı tarafından, gayri meşru veya illegal olarak tanımlanan eylemlerde bulunanların ahlaka veya yasalara dayandırarak baskı altına alınmasıdır. Bu terim, yine politika alanında da geçen bir ifadedir. Ama burada da nötürleştirme, etkisizleştirme olarak ele alınmalıdır.

Bunun dışında izolasyonizm (yalnızcılık veya infirak) olarak bilinen politik bir kavram var. Örneğin tarihinde bir dönem Amerika Birleşik Devletleri bunu stratejik olarak uygulamış idi. Başka örnekleri de var. Bu politik terim, kendini diğer ülkelerin sorunlarından ve dünya politikasından uzak tutan devletlerin stratejik politikalarını tanımlamak için kullanılır. Bu, bir ülkeyle ilişki kurmanın doğuracağı olumsuzlukları önleme düşüncesine dayanmaktadır. Fakat izolasyonizmin tarihteki örneklerine bakılırsa, daha çok ticarette uygulanmış ve bu nedenle yaptığı çağrışımlar buna dayalı bir politika gibi algılanmaktadır. Örneğin devletlerin hiçbir ticari sözleşmeye taraf olmaması gerektiğini savunan politika böyledir.

Yeni-izolasyonizm nedir? Bahsettiğim sanat gibi alanlar değil, konumuz itibariyle bir stratejik yöntem olmalıdır. Yine de terim doğru, kendi başına kalarak sorunları çözmek açısından bu kavramı kullanabilirim, böylelikle sadece ticareti çağrıştırabilen izolasyonizmden de kurtulmuş olurum.

Statükoculuk, pasif politika yapmak, tarafsızlık (neutrality), tek taraflılık (unilateralism), azar azar politik değişiklik yapma (incrementalism) gibi yan terimler de var. Yeri gelirse bunlardan yararlanmak da mümkün olabilir.

[restrict paid=”true”]

Benim önerim veya aradığım ise ülkenin veya uluslararası gücün, bir dönem de olsa, ileri veya geri hareket etmeden, nötr kalmayı seçmesi ile açıklanması gereken bir durumun tarifi olmalıdır. O halde uluslararası terminolojide aşina olunan anlatımla, izolasyonizm veya yeni-izolasyonizm bu manada geliştirilebilir.

Aktif Hamleler

Stratejik hamlelerden aktif olanlar, artı ve eksi yönlü olsalar da bir hareketin görüldüğü hamlelerdir. Başka ifadeyle bunu, savunma veya taarruz olsa da fark yoktur, manasında işaret ediyorum.

Ülkeler hasmına veya rakibine neyle saldırı yaparlar veya angajmana girerler?

  • Açık olarak: Askeri, politik, ekonomik, hukuk alanlarında.
  • Örtülü olarak: Siber, enformasyon, istihbarat, terör alanlarında.

Bu tür saldırılar taraflarca kayda alınır, uluslararası sahada aynıyla veya başka şekilleriyle karşılığı vardır, kullanılır.

Bugün başat güçler askeri yönden stratejik caydırma (fiili saldırı değil) ve bunun yanı sıra diğer açık ve örtülü saldırıları türlerini aynı anda uygularlar.

Ülkeler kendi kapasitelerinin ötesinde ayrıca ittifaklarla güç birliği oluştururlar ve etkilerini buna göre tanzim ederler. Örneğin NATO bir politik-askeri ittifaktır, stratejik güç unsurudur. NATO karar alıyor, genişliyor, tatbikat yapıyor, silahlanıyor, vs. dediğimizde etkisi caydırıcılık manasında çok fazladır.

Ülkeler birbirleriyle ilişkilerinde neyle karşı karşıya olduğunu ve hatta olacağını bu saldırının karakteristik yapısına bakarak analiz ederler, varsa imkanları karşılık verirler, hatta anlaşma hamlelerini yaparlar.

Bu şablona göre şimdi istediğiniz ülke veya ülkeleri, ne yapıyorlar veya yapmak istiyorlar, diye gözden geçirebilirsiniz. Örneğin İran-İsrail ikilisinin havuzunda vakumlanan ne tür angajmanlar var, sayabilirsiniz. ABD, Rusya, Çin, Ukrayna, Tayvan, İngiltere, Japonya, Avrupa, hepsine bakabilirsiniz. Hatta angajmanların haritasını çıkarabilir, askeri ve diplomatik faaliyetleri anlamlandırabilirsiniz.

Aktif politikaları sürekli görmekteyiz. Hele Orta Doğu’da veya Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada çarpıcı bir olay olmayan an yok! Ülkeler, devletler, devlet-dışı aktörler, sürekli faaliyet içindeler.

Ne oluyor böyle olunca, işler düzeliyor mu? Bazen ülkelerin politika yapıcılarının kendi eğilimleri bakımından da kritik edilecek bulgulara varabilmek mümkündür.

Ama yine de şunu söylemek mümkündür, herkesin aktif olduğu bir yerde siz ne yapacaksınız da saldırı altında kalmadan, herhangi bir alanda istismar edilmeden ayakta kalabileceksiniz? Dolayısıyla bu öyle genelleyerek yapılabilecek tercihler olmayabilir; ama yine de bunun bir alternatifinin olduğu da bilinmelidir.

Nötr Politika Olarak Yeni-İzolasyonizm

Şimdi gelelim bir başka noktaya, nötr olana. Bu nedir? Ülkeler planlı olarak rakiplerine hiçbir saldırı yapmadan veya onlarla angajmana girmeden de belirli bir zamanı, dönemi, krizi kendi lehine sonuçlar çıkaracak şekilde kullanabilirler. Bu da stratejik yönden etkili bir yöntemdir. Bu yöntem çok akıllıca yönetildiğinde önemli stratejik kazanımlar elde etmeyi sağlayabilir.

Demek ki kazanmak için illa tek yol var demeyeceksiniz!

Nötr politikalarda, izolasyon sağlanan veya yalnızlığa girilen dönemlerde, diğer ülkelere karşı dışarıda olabilecek ileri veya geri yönlü çabaları içermemekle birlikte, bulunulan noktada kalmak, başkalarının alanına girmemek, ama kendi iç işlerinde veya hedef aldıkları hususlarda iyileşmek, derinleşmek, sorun çözmek, dirilmek, dönüşüm yapmak, gibi süreçleri işletmektir. Örneğin bu planlı süreç, bilim-teknoloji, ekonomi, sağlık, gibi pek çok konuyu kapsayabilir.

O halde yeni-yalnızcılık (yeni-izolasyonizm) için dışarıya karşı nötür politika gütmek, ancak zaman ve şartlar itibariyle bulunulan yerdeyken fazlasıyla çaba sarf ederek, derinliğine hareket ederek, güç kazanmak hedeflenecektir.

Bütün mesele güç kazanmak!

Demek ki dışarıya karşı pasifizmin bu yöntemi bize içeride aktivist olmayı gerektirmektedir. Ama çok gerektiğinde, zorlanılan şartlarda, eğer baskı arttıysa, dışarıyı oyalamak veya gösterişsiz (düşük profilli, low-profile)) küçük küçük hamleler yapmak suretiyle, yani incrementalism ile hareket ederek, sonuçta amacın gerektirdiği uygun kazanımı elde etmek mümkün olabilir. Elbette bu tarafsızlık (neutrality) veya mevcut kalındığında tek taraflılık (unilateralism) olarak değerlendirilebilecek bir stratejik yöntemdir.

Bu tür bir stratejik yalnızlaşma politikasını tercih etmek için şartlar çok iyi tartılmalıdır. Aktif veya yalnızlık, hangisi uygulanırsa daha az kayıpla ve fakat daha fazla kazançla ilerleme sağlar, bunun hesabı iyi yapılmalıdır ve planlı olarak süreç işletilmelidir. Dolayısıyla çok iyi kontrol mekanizmaları kurulmalıdır ki her an detaylı biçimde gözlenebilsin. Bir de bakılır ki bazılarından baskı gelir, bazıları sizi anlar ve başını diğer tarafa çevirir. İşte o başını diğer taraflara çevirme açısından durumu garanti edecek imkanlar neler, bunları hesap etmek ve iyi bilmek gerekir. Bunların hepsi aslında politik risk konusudur.

Karma Politikalar

Artık dosya bazlı politikalar yapılıyor. Her konu ayrı… Çok yönlü, çok taraflı, çok boyutlu, kazan-kazan, vs.

Burada ihmal edilmemesi gereken nedir? Yalnız başınıza derinleşmeniz gerekenler var, başkaları (hasım veya rakipler) bunu yapmanıza engel olmak isteyebilirler, onların amaçları bu! Ama bunlar asla ihmal edilecek konular değildir.

Çin Halk Cumhuriyeti’ne bakıyorum, içeride öyle revizyonlar ve stratejik hamleler yaptı ki, uygulaması ve kararlılığı herkesi şaşırtmaktadır. Kalkınmak dediğimiz kavram bile Çin için bir büyük derinleşme projesi olmuştu ve başardılar. Ama aynı Çin bugün hangi adımları atıyor, dışarıda ileri hamleler, stratejik caydırıcı politikalar… Hiç boyun eğiyor mu? Planlı, kontrollü… Kısa denebilecek zamanda küresel güç oldu ve çok konuda küresel belirleyici! Elbette jeopolitik güce sahip ama şu da var, Çin eskiden olduğu gibi bir kapalılık zihniyetiyle hareket etmiyor, beyni afyonla uyuşturulmuyor, bugünü geçtim, dünyada yarının şekillendirilmesi açısından bir iddiayı ortaya koyuyor. Belki bu iddiası onu ve dünyayı bir büyük savaşa sokacak, ama o buna da hazır olmak açısından derinlik kazanmaya devam ediyor.

Sonuç

Çok karmaşık zamanlarda ve kaotik hallerde, yine çok farklı hamleler yapmak gerekebilir. Doğru hamle ne, bu zaten zor bir sorudur. Liderler neyi tercih edecekler, buna bakmamız gerekir.

Türkiye, çağlar boyu kendi karakteri gereği zorlu bir coğrafyada konumlanan bir ülkedir. Konumuz pasif kalmak hiç değil, bilakis aktif olmak! Sadece aktif hareket etmek de değil, isabetli biçimde derinlik gerektiren politikaları uygulayabilmek. İşte böyle bir alternatifle de durumunu güçlendirmek.

Örneğin Türkiye 2016’lardan bu yana yaptığı hamleler yönüyle, Libya, Doğu Akdeniz, Kuzey Kıbrıs, Azerbaycan ve Güney Kafkasya, Hazar ve Orta Asya, Suriye ve Irak, Afrika Boynuzu ve Afrika, Balkanlar ve Karadeniz hamlelerini yapmasaydı, bana göre eksik olurdu. Bunlar dışarıda olanlardır. İçeride de yapılanlar var, Cumhurbaşkanlığı sistemi, Savunma Sanayii yatırımları, gibi.

Peki, stratejik derinleşme için politikaların hepsine birlikte bakıldığında açık bir nokta var mıydı? Derinleşmemize mani olanlar yönüyle düşünelim. Beraberinde, kendi kendimize yapamadıklarımız, yanlış uygulamalarımız, zaman ve enerji kaybına sebep olan dikey gelgitlerimiz… Eğer var diyorsak, kendimizi frenlemiş olmuyor muyuz?

İlk akla gelen konular neler? Siber alanda ileri ülkeler çok fazla yatırım yaptılar. Bilim-teknolojide fazla ilerideler. Eğitim-öğretim programları ve kurumları neredeyse uçtu!.. Küresel şirketleri aşırı büyüdü. Yapay zeka, makine öğrenimi ve ağ sistemleri gibi konularda, yarı iletkenler yönleriyle fazla ilerideler. Küresel gerçek rekabet koşulları da bu merkeze kaydı. Küresel değer üretme parametreleri değişti. Sosyolojik açılardan sürükleyici pek çok değişim yaşanıyor. Bütün bunlar politik seçimlerin üst üste birikimiyle gerçekleşiyor.

Peki, en azından bunlar için derinilik kazanmak adına hangi noktadayız, küresel ve reel rekabet atmosferinde neleri söyleyebiliriz?

Küreselleşirken kökleşmeyi asla bırakmamak gerekir.

Politik seçenek olarak düşünün, stratejik derinleşme yönleriyle neler oldu, neler olmalıydı!..

[/restrict]

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

İran’ı Konuşmak

Politika 'ın son yazıları

973 views

İran’ı Konuşmak

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekiler için dün, bugün cenaze töreni yapılıyor ve yarın toprağa verilecekler. Peki bu durumda bizler İran'ı nasıl konuşmalıyız?
993 views

Reisi’nin Olayı

Dün öğle saatlerinde İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Amirabdullahiyan'ın içinde olduğu bir helikopter, Azerbaycan sınırında İlham Aliyev ile açılışı yapılan barajların töreninden sonra dönüşte kötü hava şartlarında düştü ve sadece İran değil, herkes şokta. Enkazı Türkiye'den kalkan Akıncı İHA buldu. Ben bir havacı olarak burada kendi açımdan bazı hususlara değineceğim.
883 views

Rusya’nın Kharkiv Harekatı

Son günlerde Ukrayna-Rusya savaşında önemli bir gelişme var. Rusya için Kharkiv harekatı çok önemli bir koz olacak. Bu kez Rusya tarafı daha derli toplu harekat yapıyor, politikada daha akıllıca ifadeler seçiliyor. Zelensky ise endişeli görünüyor.
1K views

Politik Vizyona Göre Konumlanma Stratejisi

Ülkeler için sihirli kelimeler refah ve güvenlik, öyle değil mi? Peki 2030’lardan sonrasına bakın, dünyadaki gelişmeler ve Türkiye özelinde cevap arayın, vizyonumuz ve stratejimiz ne, refah ve güvenlik için neler düşünülmeli? Bu stratejik-vizyona esas olacak şekilde, politik anlayışımız, sosyo-politik ve sosyo-ekonomik etkileşimlerimiz ne durumda, neredeyiz, ne tarafa doğru gidiyoruz, riskler neler?
948 views

İsrail Gazze’de Ne Yapmak İstiyor? 

Hamas-İsrail çatışmasında 7 Ekim’den bu yana 212 gün geçti, Gazze konusunda ne noktadayız? Şurası net, 12 bini çocuk 35 bin Gazzeli öldürüldü, 1,5 milyon insan şu anda çok zor şartlarda yaşıyor, en son noktada Refah’a saldırı oldu olacak türü bir İsrail baskısı da sürüyor.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme