Güney Kafkasya

20 Eylül 2023
Okuyucu

Güney Kafkasya bölgesinde yeni bir kırılmanın başladığını iddia edilebilir mi? Böylesi bir iddianın bugün hatırlanmasının nedeni açık, ABD ve Ortakları ile Rusya’nın yaşadığı büyük gerilime dayanıyor. Batı bloku Rusya’yı çevrelemek adına yeni bir gerilimi ateşlemesine, istikrarsız bir bölgede yeni oyun başlatmak istemesine dayanıyor. Bu saha Güney Kafkasya! Soruyu başka türlü soralım, şimdi sıra Rusya’ya Güney Kafkasya istikametinden baskı uygulamaya mı geldi?

Aslında NATO’nun Rusya’yı çevrelemekle ilgili bir stratejisinin varlığı uzun zamandır dile getirilmektedir. NATO’nun genişleme perspektifindeki adımları da buna hizmet eder. Ukrayna’daki savaş, ABD ve Ortaklarının Rusya’nın gücünü Moskova’ya doğru geriletmeye yaradığını da açıklar. Fakat Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı bir işgal hareketiyle NATO’nun çevrelemesini yok edebileceğini düşünmesi, tartışmalı bir konudur, aynı zamanda halen devam eden savaşın sonucuna bağlıdır.

Eğer tam da bu zamanda, ABD ve Ortaklarının eline bir fırsat geçti ise ne yapar? Örneğin Ermenistan bu fırsatı vermiş olabilir mi?

Rusya’nın Yeteneği

SSCB dağılmadan önce, 20 Şubat 1988’de, Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi Yüksek Sovyeti denen yapı, bir kararla Karabağ’ın Ermenistan ile birleştiğini ilan etti. 28 Kasım 1989’a gelindiğinde ise SSCB, Dağlık Karabağ’daki özerk yönetimin son bulduğunu, bu kararla Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğunu ilan etti. Ermenistan 1 Aralık 1989’da, Dağlık Karabağ da içinde kalacak şekilde, Azerbaycan’ın yüze 20 kadar topraklarını işgal etti. 

Birleşmiş Milletler’in kararlarıyla tespit edildiği üzere bu işgal tanınmadı ve Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çekilmesi istendi. (Bugüne dek BM’nin ilan ettiği, Ermenistan’ın işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını geri vermesi, hakkında 4 adet kararı var.) 

23 Eylül 1991’de Ermenistan bağımsız olduğunda Dağlık Karabağ ve 7 rayon işgal altında idi. Ayrıca Ermeniler bu bölgede nüfusu değiştirecek hamleler yaptı. Ermenistan 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ’ı hukuksuz bir referandumla Artsak Ermeni Halk Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Prag’da 30 Ocak 1992’de Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) toplandı ve Azerbaycan-Ermenistan sorununu ele aldı. 24 Mart 1992’de AGİT Karabağ sorunu ile alakalı olarak 11 üyeyle Minsk Grubu’nu kurdu. AGİT, Rusya ve NATO, birlikte, Karabağ ve Nahcivan’ın Azerbaycan toprağı olduğunu beyan etti. 1994’te Minsk Üçlüsü faaliyete geçti. Rusya, Fransa ve ABD esasen Ermeni diasporasının en fazla etkili olduğu üç ülkedir. Bu üç ülkedeki Ermeni diasporasının etkisiyle, Minsk’in kurumsal yapısı vasıtasıyla soruna çözüm bulmaya değil, tam tersine, süreci akamete uğratmaya dönük gayret gösterildiği görüldü.

Azerbaycan’a bağımsız bir devlet statüsü aldı, sonra ne oldu? Azerbaycan’ın ülkesi belirlenirken Dağlık Karabağ Azerbaycan’da kaldı. Sonra Azerbaycan 18 Ekim 1991 tarihinde bağımsız oldu. Dağlık Karabağ, Azerbaycan toprağıydı. Ermeni işgalinden yaklaşık 30 yıl geçtikten sonra 2020’ye gelindi. 27 Eylül ila 10 Kasım 2020 tarihleri arasında 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı ile işgal altında bununan topraklar Ermenilerden geri alındı. Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan arasında 10 Kasım 2020’de Ateşkes Anlaşması imzalandı. Rusya bu ateşkesle durumu kontrol ettiği mesajını verdi.

Bugün Rusya neden Karabağ konusunda Azerbaycan tarafında kararlar alıyor? Çünkü SSCB dağılırken imzaladığı anlaşmalar bununla ilgiliydi. Eğer Rusya tersine davranacak olursa, bugüne kadarki tüm yaptıklarını ve bildiklerini yok saymış olur. Peki bu şartlarda ne tür hamleler yapabilir? Politik. Yani bugüne dek Ermenistan konusunda Rusya askerini devreye koyamıyor ise bunun anlamı Ermenileri Batı’nın kontrolüne bırakmadan hareket etmek ve diğer taraftan Moskova’da yaşayan sayısı 1,5 milyon civarında olan diasporanın tepkisini almamak istemesidir.

SSCB dağılırken Rusya dikkatli davrandı, Ermenistan’ı tam olarak terk etmedi. Askeri amaçlı Kolektif Güvenlik Örgütü Antlaşması imzalanmıştı. Ermenistan Rusya’nın son kalesi konumundaydı. Ermenistan’daki Rus askeri üsleri, 5 bin kadar askeri, danışman ve eğitmeni vardır. Rusya Kafkasya’da, Batı dünyasına karşı, kendi nüfuz alanı sınırını muhafaza etmektedir. Rusya’nın en bilinen 102. Askeri Üssü Gümrü’dedir. Ermenistan ile Rusya’nın Acil Müdahale Gücü adında bir askeri birimi ve ilgili anlaşması vardır. Bu güvenlik yapısı bugün durumu kontrol edebilecek bir güç müdür? Öyle görülüyor ki Rusya kendi nüfuz alanını korumak adına başından beri belirlediği bu planından bugün geri adım atacak bir zorlu durumla karşı karşıyadır.

Stratejik Bakış

Ukrayna-Rusya arasında süren ve her geçen gün uzamasına dair emareleri alınan savaşın çerçevesinde sözünü etmemiz gereken önemli hususlar var. Nedir bunlar? NATO genişlemesini sürdürüyor. Avrupa silah deposu halinde. Karadeniz bir hayli gergin. Bu yeter mi? Eğer ABD ve ortakları, Kafkasya’da Rusya’yı zayıflatacak olursa amacına bir adım daha yaklaşmış olacaktır. Baltık’tan Hazar’a kadar olan sahada, Rusya’yı batıdan olduğu gibi güneyden de çevreleyebilecektir.

(Haritaya bakınız.)

O halde Güney Kafkasya’nın istikrarsızlaştırması zamanı geldi mi, şeklinde sorulmalıdır.

Rusya’ya karşı böyle bir ABD ve Avrupa hamlesini en başta hangi ülke istemez? Türkiye. Türkiye bir an önce azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşmasının imzalanmasını ve bölgeye istikrarın gelmesini ister. Türkiye bölgeye barış ve istikrarın bir an önce gelmesi, başka ellerin müdahil olmaması için bölge ülkelerine sürekli önerilerde bulunmaktadır. 3+3 formulü bunlardan biridir.

Güney Kafkasya’da İstikrarsızlık

Ermenistan’daki terör odaklarını (vekilleri) ve bu bölgedeki sorunları (çözüm aşamasına geldiği halde durumu) provoke ederek, Güney Kafkasya bölgesini istikrarsızlaştırmak bir hedeftir. Batı bloku, Ermenistan’ı kontrollü şekilde istikrarsızlığa itiyor ve bu bir plandır. Güney Kafkasya’da nasıl Gürcistan, NATO ve Avrupa Birliği ile yakın ise Ermenistan da benzer şekilde düşünsün, isteniyor. Bu doğrultuda Batılılar bazı Ermeni gruplara vaatte bulunuluyorlar, “siz de bize yaklaşın,”deniyor. Bu açıdan, başta ABD ve Fransa olmak üzere, Batı coğrafyasında yaşayan diaspora bu yönde büyük gayret sarf etmektedir. bu beraberinde Türk düşmanlığı ile de sahnelenmektedir. Batı bloku tarafından Ermenistan’da yaşayanlara, Ukrayna’ya başlattığı istila girişimi gerekçe gösterilerek, “Rusya’dan umudunuzu kesin!” denmektedir.

Güney Kafkasya’nın istikrarsızlaştırılması için zaman geldi denebilir mi? Mevcut şartlar ve gelişmeler bize bunu söylemeye yeter mi?

Azerbaycan-Ermenistan barış süreci ağır aksak gidiyor ve belki de duraksadı denebilir. İkinci Karabağ Savaşı sonrasında, yaklaşık 3 yıldır Ermenistan ve Rusya, Ateşkes Anlaşması’nın gereğini yapmadı.

Ateşkes Anlaşması’nın bazı noktalarını özetle hatırlatayım: Ermeni ordusu Karabağ’ı boşaltacak, Rus barış gücü bu çekilmeye refakat edecek, Rusya bir barışı koruma merkezi oluşturacak, Laçin Koridoru Rus barış gücünün kontrolü altında kalacak, Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’a bağlayan yeni ulaşım bağlantısı, yani Zengezur yolunun inşası gerçekleştirilecek.

Eğer Ermeni ve Rus Devletleri bu ateşkes için aldıkları yükümlülüğü yerine getiremediyse, bir barış anlaşması imzalanamadıysa, her geçen gün bu durumu provoke etmek isteyenleri cesaretlendirir. Aslen bu ayak sürüme istikrarsızlığa bir davettir.

Ermenistan’ın iç siyasi yapısı oldukça karışıktır. Başbakan Paşinyan siyasi krizin içindedir. İktidardaki Sivil Sözleşme Partisi‘nin iç siyaset açısından önemli olan Erivan Belediyesi’nde bile oyları düştü. Prag’da Paşinyan, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımaya hazır olduğunu ifade etmişti. Şimdi halkın bir kısmı, muhalifler ve teröristler sokağa çıktılar ve seslerini yükseltiyorlar, Paşinyan’a “vaatlerini geri al” diyorlar. Nitekim Paşinyan “darbecilerden” bile bahseden oldu.

Ukrayna-Rusya savaşı sürmektedir. Ermenistan’daki Rus birliklerinin dikkati dağıldı. Rusya için hem Ukrayna hem de Kafkasya hayatidir ancak bugün durum şöyle: Rusya Ukrayna’da başlattığı savaşı kazanmak zorunda ve bu durum (buna birinci cephe denebilir) daha önceliklidir. Rusya, Azerbaycan-Ermenistan Ateşkes Anlaşması’nın gereğini yaptırmak için üzerine düşen noktalarda ilerleme kaydedememektedir.

Rusya, İran konusunda ikilemdedir. Rusya ile İran’ın arası iyi durumda görünüyor. Ukrayna’daki savaş için İran, Rusya’nın silah tedarikçisi pozisyonunda. Ancak Güney Kafkasya’da Rusya, İran’ın çeşitli Ermeni güçlerini desteklemesinden rahatsız, bunu yeterince seslendiremiyor.

Kafkasya kritik bir coğrafyadır. Eğer Kuzey Kafkasya bölgesinde yer alan Çeçenistan’da siyasi hareketlenmeler başlar ise Rusya güneye daha zor bağlanır. Rusya’nın Karadeniz’de güçlü kalabilmesi için Kırım-Azak neyse Kafkasya’da aynı önemdedir.

İran Azerbaycan’a karşıdır. İlk akla gelen yaklaşık 20 milyon nüfuslu Güney Azerbaycan konusudur. Ancak bu çok sıcak bir konu değildir. Şimdi sıcak konu Zengezur Koridoru’dur. İran, Türkiye-Türk dünyası bağlantısını sağlayacak Zengezur Koridoru’nu hedef alıyor. İran, Hazar’da Türklerin değil kendisinin güçlü olmasını istiyor. Halen Nahçıvan bölgesine doğru baskı uyguluyor. İran, Azerbaycan sınırına yakın noktalarda askeri tatbikat gerçekleştiriyor. İran yetkilileri Zengezur Koridoru’ndan dolayı açık bir dille Azerbaycan’ı tehdit eden açıklamalar yapıyor. İran, Azerbaycan’a Türkiye’den ve İsrail’den gelen politik ve askeri destekten rahatsızlık duyuyor. İran, Türkiye ve Azerbaycan’ın askeri açıdan güçlenmesinden oldukça rahatsız.

İran’ın durumunu ABD yönüyle de değerlendirelim. İran’ın Güney Kafkasya’da meşgul olması Orta Doğu’da (Suriye, Irak, Hürmüz, Körfez Bölgesi, Doğu Akdeniz, İsrail bakımlarından) ABD’nin işine gelen bir husustur. ABD, Kafkasya’dan geçecek Çin’in İpek Yolu projesinin akamete uğramanın yollarını aramaktadır. Çin’den başlayan İpek Yolu’nun Orta Koridor’u Zengezur’dan geçiyor, bu bir güç mücadelesi konusudur. ABD, Çin’in bu projesinden dolayı kontrolü elinden tutmak istiyor, bölgenin istikrarsızlığından yana politikaları destekliyor. İran, her ne kadar ABD’nin düşmanıysa da Azerbaycan konusundaki tutumuyla burada ABD çıkarına hizmet ediyor. ABD, İran’ın bölgedeki faaliyetlerinde önüne engel olmamakla kendi amacını gerçekleştirebileceğini hesaplamaktadır.

ABD, Ermenistan’da süreci lehine geliştirmenin zamanının geldiğini düşünüyor. Geçtiğimiz hafta Ermenistan, ABD ile müşterek askeri tatbikat yaptı. ABD, Gürcistan’da güçlü konumdadır. ABD akıl verdi Ermenistan uyguladı. Nedir bu konu? Roma Anlaşması gereği Uluslararası Ceza Mahkemesi süreciyle Putin’in Ermenistan’a geldiğinde savaş suçlusu olarak tutuklanabileceği sürecin önünü açmak istedi.

Sonuç

Özellikle Kafkasya’da inşası süren barış ve istikrar sürecinin, ABD, Fransa, diaspora, AB ve İran başta olmak üzere dışarıdan hareketle etki altına alınmasına ve bu durumun Ermenistan iç siyasetinde olumsuz bir dönemi başlatmasına tanık olabiliriz.

Bölgede barış ve istikrar için Türkiye’ye her zamankinden çok görev düşecek görünüyor.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Şiddet Dönemi

DİĞER YAZI

CB Erdoğan’dan Vekalet Savaşı Açıklaması

Güvenlik 'ın son yazıları

192 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme