Trump Kaybetti mi?

120 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bugün yarın ABD Başkanını bulacak. İtirazlar olur, bir süreç işler, sonra Yüksek Mahkeme ”bu iş bitmiştir” der ve büyük ihtimalle Joe Biden ABD başkanlık koltuğuna oturur. Ben burada çok net bir değerlendirme yapacağım; Demokratların stratejisi ne idi, süreç nasıl yönetildi, sonuçlar ne oldu?

Şunu hatırlatarak başlamalıyım, 3 Kasım 2020 gecesi bir Tv kanalında yayındayken ilk soru ”kim kazanır?” idi. Konuşmacı ve programa bağlanan sekiz uzman vardı. Üstelik uzmanlardan biri önemli bir kamuoyu araştırmacısı, diğeri ABD’de kamuoyu araştırması yapan kuruluşun başındaki kişi idi. Akademisyenler, tecrübeli gazeteciler… Ben ve bir ekonomist akademisyen, iki kişi net olarak ”Biden kazanır” dedik; diğerleri ”Trump kazanır” dediler (karakolda biter diyenler de Trump’ı desteklediler). Ertesi gün yayında ABD’den yayına bağlanan o uzman, ”Trump kazanacak, ben matematikle bunu söylüyorum, iddiam bin dolardır,” diye hatırlattı (bu iddiayı ilk bir hafta önce benim de bulunduğum bir programda ilan etmişti). Benim görüşüm ifade edildi ve bu bin dolarlık iddia espirili biçimde 4 Kasım’da ekranda konu oldu. Elbette benim kamuoyu yoklamam yoktu, ama stratejik değerlendirmem açıktı. Bakın…

Amerikan tarihinde İç Savaş (1861-65) döneminden bu yana en kritik gerilmenin yaşandığı aslında sadece bir seçim idi. Demokrasiyi ve özgürlükleri şiar edindiğini söyleyen ABD 2020 Başkanlık Seçimi ile dünyayı hayretler içinde bıraktı. Sorular çoktu; ABD çatırdıyor mu, hegemonyası bitiyor mu, Çin ABD’yi geçiyor mu, uluslararası sistem sonlanıyor ve yerine küresel yeni bir sistem mi geliyor?.. Böylesine tartışmalar yapılmaya devam edecektir.

Peki bu seçim neden bu kadar gerginlik yarattı? Küresel çapta ilan edilen Ticaret, Teknoloji ve Siber Savaşlar, Uzay Ordularının kurulması, Nükleer Anlaşmalardan çıkılması ve yeniden üretimin başlaması, Pasifik Okyanusu’nun silahlanması ve ısınması, Çin’in küresel arzı baskılaması, IV. Sanayi Devrimi’nin değişimi gerektirmesi… Pek çok yeni konu varken küresel bir pandeminin (COVID-19) halen sürmesi, ABD’de ırkçılık ve işsizlik sorunlarıyla boğuşması güncel sonuçlar oluşturdu.

Cumhuriyetçi Donald Trump yönetimi iktidarını çok tartışmalı geçirmişti ki durum halen böyledir. Koltuğu devretmesi gereken tarih olan 20 Ocak 2021 gününe kadar Trump ABD ve dünya için tartışma yaratmaya devam edecektir. Geçen dört yıl süresince Trump kendi atadığı kabinesini bile sürekli değiştirmek zorunda kalmıştır. Mueller Raporu, azil üreci, doğrudan kendisini alan eleştiriler hakkında yazılan yarım düzine aşağılayıcı kitaplar, daha önce bir başkanın gördüklerinden kat kat fazla idi. Demokratlar Trump’ı hiç rahat bırakmadılar.

Üstelik Demokratlar bu seçime iyi hazırlanmıştı. Analizleri doğruydu, stratejileri belirgindi. Demokratlar daha önce oy vermeye gitmeyen seçmen gruplarını sandığa götürecek sebepleri yaratıp buna uygun bir kampanya süreci yöneteceklerdi. Burada iki madde ile Demokratların kampanyalarının stratejisini ifade edeyim: 1) Posta oyları kolaylığı. 2) Gençlerin, Demokrat seçmenlerin ve siyahi vatandaşların sandığa getirilmesi. Bunun için Mart 2020’den bu yana geçen yaklaşık sekiz aylık sürede, yukarıda işaret ettiğim konjonktürel ve cari sebepleri ya yarattılar ya da iyi kullandılar.

Genelde Amerikan halkı en fazla yüzde 60 oranında sandığa giderken bu kez yüzde 70’lere varılmıştı. Bu yüksek sandığa gitme oranı 1900 yılından sonra ulaşılan bir seviye oldu. Bu konu ABD demokrasi tarihi açısından önemsendi. Demek ki gösterilen çabalar yerini bulmuştu!

Joe Biden kendine Camala Harris’i yardımcı atardı, Harris ve önceki siyahi Başkan Barack Obama sürekli aktif idi. Biden yüksek teknoloji ile devreye konan özel video konferans metodu ile her akşam birlerce Amerikalıya misafir oldu, birebir soruları cevapladı. Ama tersi işler de oldu; kullanılan teknoloji kullanılarak seçmenlerin ikna edilmeleri temin edildi. Buna sosyal medya teknoloji şirketleri ile ana akım medya da destek verdi. Trump böylesi bir kampanya ile karşı karşıya kalmış idi.

Daha önceki seçimlerde Florida tartışmalı eyalet idi. Bu kez Pennsylvania en tartışmalı eyalet oldu. Salıncak (kritik) eyaletlerden söz edildi ve görüldü ki gerçekten bahsedilen eyaletler sonucun belirlenmesinde gitti geldi. Pennsylvania için oy vermenin daha uzun sürmesi konusu, posta oyları gerçekten farklılık yaratan konulardı. Yasal bazı düzenlemelerin bu bahsedilen noktalara göre yapılmış olması ile sonucun belirlenmesinde bu konuların ortaya çıkması şans değil, bir hesap üzerine gidildiğini göstermekteydi. Ama işte bu durum Demokratlarca seçime iyi hazırlanıldığının da kanıtı olmaktaydı.

Yukarıdaki tabloya bakıldığında Biden’a (Demokratlara) oy verenlerin daha çok kadınlar, siyahiler, göçmenler, gençler, üniversite ve üstü okumuşlar olmuştu. Bu tablo Biden’ın kampanyasının başarıya ulaştığının da bir kanıtı olmuştu.

Oy verenlerin gerekçelerinin önde olanları; ekonomik sebepler yüzde 35, ırkçılık yüzde 20 ve koronavirüs yüzde 17 ile öndeydi. Bakılırsa COVID-19, hemen ortaya çıkan işsizlik ve George Floyd olayı 2020 yılının olaylarıydı. Anlaşılan azil ile görevden uzaklaştırılamayan Trump bu kez seçimde 2020 yılının olaylarıyla seçimi kaybetmeye itilmiş idi. Durum bunu gösteriyor! Eğer Trump COVID-19, George Floyd ve ekonomik performansı iyi yönetebilseydi bu seçimde kazanma şansı yüksek olacaktı. Zira Ocak 2020 başlangıcında bile ABD ekonomisi gerçekten iyileşmeye başlamıştı, vatandaş bundan memnun idi. Mart 2020 gelince her ne olduysa oldu, ABD sokaklarında çatışmalar ve vandalizm bile görüldü.

Aslında bütün konu bu şekilde özetlenebilir. Çok söze gerek yok, durum net!

Bir cevap yazın

ÖNCEKİ YAZI

Cumhuriyet ve Yeni-Muhafazakarlık

DİĞER YAZI

Biden Ne Dedi, Ne Demedi?

Politika 'ın son yazıları

ASEAN Jeopolitiği

ASEAN Jeopolitiği konusu felaketler yılı olarak anılacak 2020'nin son günlerinde yaşadığımız en çarpıcı konulardandır. Güney-doğu Asya