turkiye-abd-menbic-plani
Türkiye-ABD Menbiç Planı

Türkiye-ABD Menbiç Planı

Okuyucu

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Amerikalı mevkidaşı Mike Pompeo ile görüşmesinden sonra yapılan açıklamaları değerlendirelim. Dün (4 Haziran 2018) Washington’da bulunan Bakan Çavuşoğlu, Menbiç konusunda ABD ile mutabakata varılan yol haritasının ayrıntılarını anlattı. Plan üç aşamadan oluşuyor ve planın birkaç ay içinde (6 aydan az) tamamlanması planlanıyor. Bu Çavuşoğlu-Pompeo görüşmelerinin ilki oldu.

En başta söylemeliyim: Türkiye “Fırat’ın Batısını terörden arındırma” hedefini önce askeri adımlarla ve şimdi de diplomatik yolla sağlamıştır. Temel amaç ise “beka ve bölgede istikrar” ile ilgilidir ve bunun için Türkiye kesinkes haklıdır. Bu temel amaç için daha atılacak adımlar vardır. Hatta bu amaç için tek başına Türkiye’nin de çabası yetmeyecek, başka ülkelerin de katkısı gerekecektir. Halen Türk askeri PKK’ya karşı Kuzey Irak’ta Kandil yolundadır. ABD ile Menbiç konusunda varılan anlaşmayı küçümsememek gerekir, çünkü Türkiye gücüyle bunu yapabilmektedir, adım adım gidilmesi ise doğru bir stratejidir. Dolayısıyla aşağıdaki bilgileri bu gözle görmek gerekmektedir.

Önce bazı ana noktaların üzerinde geçelim ki son imzalanan planın genel anlaşma mantığı bakımından anlamı nedir Hatırlayalım, Türkiye’ye gelip giden ABD’li diplomatlar mealen şöyle diyorlardı: “PKK ile YPG arasında bağ var. Gelin YPG’yi Suriye içinde birlikte kabullenelim, SDG olarak destekleyelim. Buna karşılık şu PKK sözünü unutalım. Yani yıkanmış PKK milis olsun. Bu SDG desteğimizle bölgenin otonomisinde başarılı olsun. ABD ve Türkiye, bir ittifak halinde Rusya’nın yayılmacı amaçlarının karşısına bu kartla çıkalım…” Bahse konu ittifak içinde başka kimler var? Batı ülkeleri ve Ortadoğulu İran karşıtı Mısır, Suudi Arabistan, BAE vs. ABD’nin buradaki ana partneri ise İsrail.

Buradaki asıl sorun neydi? Sorun sadece bölgede İran tehdidi ve Rusya’nın varlığı değil, aynı zamanda enerji kaynaklarının paylaşımı konusuydu. Bu sebeple Kuzey Suriye’de, bizim PYD/YPG dediğimiz, Batı’nın daha çok SDG olarak açıkladığı unsurların olduğu bölgede (Suriye topraklarının yaklaşık üçte birinde) yaklaşık 2 bin askerle ABD yerleşmiş haldedir. SDG’nin kontrolündeki bölge Suriye nüfusunun yaklaşık %17’sine tekabül etmektedir. ABD bölgeye yerleştirdiği bu unsurları eğitti ve donattı. Silahlandırma konusunda binlerle açıklanan tır sevkiyatı ve uçak sortisi var.

Yılbaşında ABD ile Türkiye arasında yoğun bir diplomatik süreç başlatılmıştı. Çözüm bekleyen pek çok sorun vardı: Kuzey Suriye, FETÖ, Silahlanma, Rusya, İran, Doğu Akdeniz, IŞİD, PYD/YPG…

Şubat 2018’de önceki Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Ankara’daydı. Görüşmeler sonunda her bir sorunu çözecek mekanizmanın kurulacağı bildirilmişti ve uzmanlarıyla çalışmalara başlanmıştı. Takvime göre hazır olan planlar onaya sunulacaktı. Ancak Başkan Trump, Tillerson’u görevden aldı ve yerine Pompeo’yu getirdi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun ABD de gerçekleştirilecek mekanizmaların onayı görüşmesi ise haliyle ileri tarihe atıldı. Derken geçtiğimiz haftalarda Çavuşoğlu’nun ABD’ye Pompeo ile anlaşmaya gideceği duyuruldu.

Menbiç planı için imzalar atıldı ve sonra basının önüne çıkıldı. Çavuşoğlu ABD’li mevkidaşıyla birlikte, iki ülke arasındaki mekanizmalardan biri olan “Suriye Ortak Çalışma Grubu’nun tavsiyelerini esas alan Menbiç odaklı yol haritasını” onayladıklarını ifade ettiler. Yol haritasının amacının Menbiç’in bütün terör örgütlerinden temizlenip ilçede güvenlik ve istikrarın kalıcı bir şekilde sağlanması olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, buna yönelik planın üç temel aşamadan meydana geldiğini bildirdi. Çavuşoğlu basın önünde şöyle dedi: “İlk aşamada PKK’nın Menbiç’ten çıkarılması için uygulanacak planın parametreleri, yani bir ön hazırlık çalışması olacak. Ardından PYD/YPG/PKK’nın yerel yapılardan çıkarılmasına yönelik planlama tamamlanacak, daha sonra da bu bağlamda Türkiye ile ABD Menbiç’te güvenlik ve yerel yapıların oluşturulmasında işbirliği yapacak… Yol haritasının amacı esasen ABD’nin bize 2016’da verdiği sözü tutması anlamına da geliyor.” Hesaba göre Kasım 2018 dolaylarında PYD/YPG/PKK unsurları Menbiç’ten çıkmış olacak ve Türkiye’ye sığınmış bölgenin asıl sahipleri peyderpey yeni yılda evlerinde olacaklar.

Pompeo’nun sadece Menbiç ile ilgili bir planı kabul etmesi ABD çıkarları adına bir geri adım mıdır, tartışılır. Buradan her iki ülke arasındaki diğer bütün sorunların zamanı gelince ele alınacağı anlaşılmaktadır. “Bekle gör!” politikası geçerlidir.

Dışişleri Bakanı başka cari konulara değindi. Açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla, S-400 ve F-35 konusunda Pompeo Çavuşoğlu’na bir garanti vermemiş görünüyor. Pompeo, Türkiye’nin niyetini ve görüşünü Kongreye aktarmayı taahhüt etmekle yetinmiş durumda. Demek ki bu konular halen Senatörlerin iradesindedir ve politik argümanlardır.

Pompeo ile yaptığı görüşmede FETÖ konusunun da ele alındığını belirten Çavuşoğlu, bu konuda bir çalışma grubu oluşturulduğunu söyledi. Pompeo’nun FETÖ konusunda ABD’de soruşturmalar yapıldığını hatırlattığını belirten Çavuşoğlu şöyle dedi: “Çalışma grubu bu konuları ele alacak. Pompeo, ‘Sizden gelen ve gelecek her şeyi ciddiye alacağız,’ dedi. Bu önemli! Bir önceki yönetim bu konularda ciddi adımlar atamamıştı.” FETÖ konusunu en iyi bilenlerden biri de eski CIA Başkanı şimdinin Dışişleri Bakanı Pompeo’dur. Bundan sonra konuyu inceleyeceğiz demesi manidardır.

Bugün Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Antalya’da bir basın toplantısı yaptı ve bazı detaylara açıklık getirdi. Şimdi bunlara bakalım: “YPG’yi terör örgütü kabul edecekleri izlenimini almadım. YPG Menbiç’ten çekilirken silahlar alınacak. Çekilmeyle süreci bittiğinde silahlar da alınmış olacak. Çekilen YPG’liler Fırat’ın doğusuna gidecek… “Şu anda Menbiç’te bu yol haritasını uygulayacağız, daha sonra diğer şehirlerlere doğru yol haritamızı uygulamaya başlayacağız. İşte o zaman ABD’nin tavrı belli olur. YPG’yi çekecek mi ne olacak? Bunların içinde çok sayıda Arap da var. Biz SGD bilmeyiz dedik, bizim gözümüzde bunların hepsi eşittir YPG/PKK’dır dedik. YPG/PKK terör örgütüdür. Terör örgütlerine bir şehri teslim edemeyiz. Ağırlıklı Arap olan yerlerde yönetimde ve güvenlikte Araplar olacak… Diğer tarafta çoğunluk Kürtse YPG/PKK dışındaki Kürtler olacak. Güvenlik güçlerinde ve yönetimde YPG/PKK’dan oluşan ya da onların oluşturduğu kurum ya da kuruluşlarda bir yönetimi biz kabul etmeyiz…” Çavuşoğlu böyle dedi. ABD ile bozulan ilişkilerin düzelmesinin mümkün olduğunu dile getiren Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Atacağımız adım esasen hem Suriye’nin geleceği için önemli hem de ABD ile bozulan ilişkilerimizi tekrar rayına koymak için bir fırsat. O yüzden bu yol haritasının tam olarak uygulanması gerekiyor. Her iki tarafta da bu kararlılık var,” diye ekledi. Çavuşoğlu bir soru üzerine, YPG’nin Menbiç’ten çekilmesi sürecinde üçüncü bir ülkenin rol almayacağını da vurguladı. FETÖ konusu da dile getirildi: “(Pompeo) FBI’ın ciddi bir şekilde soruşturma başlattığını teyit etti. Ciddi bir soruşturma olduğunu söyledi. Bu soruşturma önemli. Bu soruşturmadan memnuniyet duyduğumuzu, bu konuda da işbirliği yapabileceğimizi, charter okullarının nasıl suistimal edildiği gibi konularda da kendilerine yardımcı olabileceğimizi söyledik.

İlk planda benim merak ettiğim ayrıntılar vardı. Bunların üzerinden geçeyim:

  • Türkiye ve ABD arasındaki Kuzey Suriye bağlamındaki temel sorun, ABD’nin bir terör örgütü ve uzantısı gayrimeşru ve suni yapı halindeki PYD/YPG/PKK’yı muhatap alması yerine, meşru ve müttefik Türkiye ile işbirliği içinde olması idi. Buna bağlı olarak vaktiyle Kuzey Irak’ta Barzani’ye (KDP) verilen “eğit-donat” ve müteakiben “devlet inşası” desteği benzeri şekildeki bir modelin, ne olursa olsun bahse konu Kuzey Suriye’deki yapıya verilmemesi gerektiği idi. Bu çerçevede elde edilen nedir? Bakan Çavuşoğlu’nun ifadelerine bakılırsa ABD’nin kesin tavrı ve müteakip durum uygulamada anlaşılacak.
  • Bu aşamada görüşmelerin sadece Menbiç bağlamında sınırlı kaldığı açıktır. Sonraki adım ne olacaktır? Aynı planın Fırat’ın Doğusuna da uygulanacağı belirtildi.
  • Acaba imzalanan anlaşma metninde Menbiç’ten çıkarılacak unsurlar için Çavuşoğlu’nun ifade ettiği gibi YPG mi diyor, yoksa SDG mi yazılı? Bakan Çavuşoğlu vurgu yaptı, -sözle- YPG/PKK şeklinde teröristi ön plana çıkardıklarını ifade etti. Ancak şurası önemlidir: Bakan, “YPG’yi terör örgütü kabul edecekleri izlenimini almadım,” dedi. O halde kavramlar henüz oturmamış!
  • Anlaşma metninde PYD/YPG/PKK’nın elinde var olan ağır silahların akıbetinden bahsedildi mi? Görünürde bu silahlar Fırat’ın Doğusuna taşınacak, geri alınmayacak. Acaba durum böyle mi? Dışişleri Bakanı teröristlerden silahların geri alınacağının mutabakatta yer aldığını işaret etti. Başka sorular oldu, toparlarsak, peyderpey ilerleyecek bu plana göre niyet YPG/PKK’yı bitirmek! Bakalım öyle mi olacak. Çünkü SDG konusu ve geri alacağım dediği onca silahı ABD’nin ne yapacağı çok açık değil gibi duruyor.
  • Türkiye bu anlaşma ile Kuzey Suriye’de Fırat’ın doğusundaki SDG’nin (aslen PYD/YPG/PKK’nın) varlığını kabul etmiş oldu mu? Hayır, Türkiye bunu kabul edecek bir tutum içinde olmamış. Üstelik ABD tarafı da bu niyette olmadığını göstermiş. Ama yine de sonucun uygulamada açığa çıkacağı belirtiliyor. ABD’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü nasıl gerçekleştireceğini bugüne kadar yaptıklarına bakılırsa anlamak mümkün değildir.
  • Son olarak ABD, PYD/YPG bölgesinde harcamak için 550 milyon dolarlık bütçeyi de onayladığı söyleniyor, teyide açık bir konudur. Acaba en azından anlaşmada bahse konu yardıma yer verildi mi, bilmiyoruz? Yani ileriki aşamalarda buradaki unsurların silahlandırılması ve eğitimi duracak mı konusunda bir açıklama gelecektir. (Bilinmiyor.)
  • Bu anlaşma Rusya tarafından nasıl yorumlandı? Çavuşoğlu bu mutabakatın ABD kontrolündeki bölgeyi kapsadığını, Batı Suriye ile ilgili olmadığını (Rusların Tartus Bölgesinde olduğunu), açıkladı. Ama yine de genel itibarı ile Ruslar ne diyor, bu yakın zamanda açıklığa kavuşacak gibi görünüyor.
  • Ayrıca eski CIA Direktörü Pompeo da, yenisi Türkçe bilen Gina Haspel de FETÖ, IŞİD, Hizbullah dahil, bölgedeki tüm yapılara ve siyasi konulara hakimdir. İsteseler değil ABD içindeki uzantılarına ait meseleleri çözmek, bu coğrafyadakilere bile hemen el atabilirler. Ama eğer “bir durup bakalım” dedilerse, asıl amaçları ne olabilir? ABD’ye giden heyetin bu bakımdan bir çıkarımı var mıdır? Pompeo FBI’ın ciddi çalışma içinde olduğunu ifade etmiştir.

Sorular ve cevaplar bunlardı. Yani, bekle ve gör!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD-Çin Savaşı ve Türkiye

DİĞER YAZI

Mattis’in Söylemek İstedikleri

Politika 'ın son yazıları