Geçitkale

26 Mayıs 2021

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan 19 Mayıs 2021’de gençlerle olan programında Kuzey Kıbrıs’ta Gazi Magosa-Geçitkale Meydanı’na kalıcı SİHA/İHA konuşlandırılacağını bildirdi. Meydan kolaylıklarının hazırlığı tamamlanmak üzere. Bu proje yakın zamanda gerekleşecek. Aralık 2019’da Geçitkale’ye görülen lüzum üzerine geçici konuşlanan Türk İHA’ları söz konusu olunca ben de burada daimi bir konuşlanmanın olması gerektiğine dikkat çekmiştim. Bugün görüyoruz ki bu düşünce gerçekleşecek. Peki, bunun yansımaları neler olabilir, değerlendirelim.

16 Aralık 2019’da Geçitkale Hava Üssü başlıklı yazımda şöyle yazmıştım: ‘Türkiye Doğu Akdeniz’de keşif-gözetleme faaliyetlerini güçlendiriyor. Bu maksatla KKTC Geçitkale’de bir Hava Üssü harekata hazır hale getirildi.’

Türkiye, Libya’daki çatışmayı durdurmak için çalışıyordu ve bununla irtibatlı olarak Tunus’a bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bağlantılı olarak, Doğu Akdeniz’deki Türkiye’nin pozisyonunu 25 Aralık 2019’da Türkiye’nin Sürpriz Tunus Ziyareti başlıklı yazımda değerlendirmiştim ve ifademi şu şekilde tamamlamıştım: ‘Türkiye sondaj gemileriyle faaliyet, Libya antlaşmaları, KKTC’ye deniz (İskele Boğazı) ve hava üssü (Geçitkale) açma hamlelerinden sonra bir de Tunus hamlesiyle Doğu Akdeniz’de konumunu güçlendirmiştir.

2019 sonlarında Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta bu türden bir hava üssü açmasının yararları belli olmuştu. Benim ifadelerin aynı zamanda tam bir buçuk yıl sonra olacakların da bir sinyali niteliğindeydi.

Kuzey Kıbrıs’ta artık vizyon bellidir: Adada iki devlet olacak ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak yola devam edilecek. Kabul eden eder…

Bu durumda bugünden KKTC’nin hak ve menfaatlerine bağlı ihtiyaçların denizden ve havadan yapılacak keşif gözetleme ve gerektiğinde duruma erken müdahale etme görevleri önemli olacaktır.

Halen Ada’da İngiltere’ye ait 2 Askeri Üs (Ağrotur ve Dikelya) bulunmaktadır. İngiliz Üsleri temel anlaşmalar gereğidir, hukuken sorunlu değildir.

Bunlara ilave olarak zaman içinde Rum Kesimi’nde ABD’nin ve Fransa’nın askeri birlik konuşlandırması söz konusu olmuştur. Rum ordusu geliştirilmektedir. Son anlaşmalarla ABD tarafı buraya silah ve askeri malzeme desteği yapmaktadır, eğitimlerine destek vermektedir. ABD, İsrail ve Yunanistan başta olmak üzere Rum kesimi sürekli müşterek askeri tatbikatlar icra etmektedir. Hatta Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır bile askeri açılardan Rum kesimi yanında yer alabilmektedir. Bu askeri destekler ve faaliyetler uluslararası hukuk açısından sorunludur. Ayrıca bölgede esasen Suriye’den dolayı Rusya donama güçleri cirit atmaktadır.

Doğu Akdeniz’de Türk tarafının bölgede varlık göstermesi ve egemenlik haklarını koruyup kollamak üzere gerekli tedbirleri alması büyük önem arz etmektedir. Özellikle denizde terörü, kaçakçılığı önleme ve arama kurtarmadan tutunuz, Rumların ve ona destek veren ülkelerin faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasına kadar pek çok vazife icra edilmesi söz konusudur. Bilindiği gibi Rumlar hukuksuz bir şekilde denizi parsellemekte ve şirketlere ruhsatlar vermektedir.

Bütün bunların ötesinde bölgede Türk Güvenlik Güçleri’nin yapacağı görevlerin eksiksiz olabilmesi için Dalaman’dan icra edilen İHA görevlerinde havada kalma süresi azalmaktadır. Geçitkale’de daimi üslenme olduğunda bölge sürekli kaplama alanı içinde tutulabilecektir, olası müdahalelere karşı reaksiyon süresi tamamen kısalacaktır.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Meşru Tarafın Hassasiyeti

DİĞER YAZI

ABD’nin DAEŞ Operasyon Bütçesi

Güvenlik 'ın son yazıları

Savaşta Teknoloji Kullanımı

Birincisinden dördüncüsüne kadar her nesil savaş biçiminde gördüklerimiz, sert güçten makine kullanım becerisine doğru bir değişimi gösterdi. Bugün yeni nesil savaşlar uygulanırken, artık beşinci nesil savaşlar oluyor, burada teknolojinin sahadaki taktik uygulama becerisini hesaba katmamız gerektiği açık. Konu şu, savaşta durumu değiştirme inisiyatifiyle hareket eden teknolojiyi kullanım bilinci yüksek askerleri düşünüyoruz. Bunlar bize yeni bir tariflerin yapılmasını gerektiriyor: Gelişen teknolojiye göre askerin sahadaki uygulamasını tam uyumlu hale getirmek, hatta askerin bu yeteneğine başvurarak savaşı kazanmayı bilmek.

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme