G7 ve Başka Bir Oluşum mu?

Diplomasi

Bugün Putin’den G7’yi işaret eden çok çarpıcı bir açıklama geldi. Çin, Hindistan ve Türkiye’den söz etti. Asıl yapmak istediği belki de Batı kaynaklı mevcut yapıları Asya-Pasifik alandaki ülkelere tartıştırmak idi. Bakın neler yaşandı?

Dünyada Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) petrol ambargosu esnasında ortaya çıkan durgunluğu aşabilmek adına o günkü şartlarda, Komünist olmayan Batılı demokratik gelişmiş ülkeler, Fransa, İtalya, Japonya, İngiltere, ABD ve Batı Almanya tarafından, 1975 yılında Altı Grubu kuruldu. Buna bir yıl sonra Kanada da katıldı ve adı Yediler Grubu (G7) oldu. Zamanında G7 sürekli Soğuk Savaş dönemi konularla ilgilendi.

Soğuk Savaş bitti. G7 ülkeleri, küresel ekonomik yönetişim, uluslararası güvenlik ve enerji politikaları ana konuları etrafındaki tüm dünyadan sorumlu patron edasıyla hareket etmeye başladı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) veya Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) aksine, G7, belli bir tüzük ve sekretarya çalışması çerçevesinde hareket eden bir yapıya sahip resmiyeti bağlayıcı bir kurum değildir. Üye ülkeler arasında yıllık olarak dönen başkanlığı görevi üstlenilir. Her yıl yapılacak zirvenin gündemini ev sahibi ülke belirler ve bunun için düzenlemeleri gerçekleştirir.

Rusya gruba 1998 yılında ABD Başkanı Bill Clinton tarafından davet edildi. Rusya nasıl olsa artık Komünist değildi. Üstelik Batılı sisteme acilen adaptasyonu sağlanmalıydı ki kendileri için tehdit olmaktan çıksın. Rusya daveti kabul etti ve 1998-2014 arası Sekizler Grubu (G8) meydana geldi. Ancak Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak edince G7’deki pozisyonu askıya alınmış oldu. Ancak 2015’den itibaren görünür biçimde Serbest Piyasa Ekonomisine sahip Rusya’nın ekonomisi yükselişe geçti. Rusya enerji piyasasında çok önemli konumda ve özellikle küresel güvenlikte başat güçlerden biri. Bu durumda şartlar G7’yi tekrar zorlamaya başladı. Rusya’nın askıya alınan konumunun kaldırılması iki yıldır tartışılıyor. Başkan Trump 2018’de Rusya’nın gruba tekrar kabul edilmesini istedi. Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Fransa’nın Biarritz kentinde düzenlenen 2019 zirvesinin öncesinde Putin’e ev sahipliği yaptı. Bu gelişmeler G7 için tartışmanın devam ettiğinin göstergesidir.

Gelinen noktada G7’nin sorunları ve küresel ağırlığı azalmış oldu. Yukarıdaki tablo (CFR’den) G7’nin küresel GDP’deki payının özellikle 2006’dan sonra azalmakta olduğunu gösteriyor. Buna karşılık Yirmilik Grup (G20) aynı seviyesini sürdürüyor. (G20 üyeleri: Almanya, ABD, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği.) Bu şartlarda tartışma genişliyor, ekonomik etkinlik azalırken, küresel ısınma gibi konularda ilerleme söz konusu olamıyorken, başka güvenlik konularında çözüm üretememişken ve özellikle ABD Başkanı Trump Çin’e Ticaret Savaşı ilan etmişken, “G7 ile nereye varılabilir?” şeklinde bir soru soruluyor.

İşte durum buyken bugün Rusya’nın en doğusundaki Vladivostok kentinde düzenlenen V. Doğu Ekonomi Forumu’nda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Yakın zamanda görüştüğüm Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, neden Türkiye’nin de G7’de yer alması konusunu gündeme getirmediğimi sordu. S-400 alımından sonra Türkiye’nin hava sahasını güvenli bir şekilde koruma altına aldığı düşünüldüğünde, uluslararası meseleler ve bölgedeki rolü dikkate alındığında, Türkiye’nin çalışmalarına böyle bir formatta ihtiyaç duyulacak ve bu yerinde olacak,” dedi. G7’nin hala faydalı bir format olduğunu kaydeden Putin, “Ancak Çin ve Hindistan’ın olmadığı bir uluslararası bir organizasyonun verimli olabileceğini düşünmüyorum,” diye ekledi. Putin bu konuşmayı bugünkü forumda Japonya, Hindistan ve Çin yöneticileri varken yapmıştır.

Buradan pek çok anlam çıkarılabilir. Benim düşüncem ise şöyle: Dünya düzeni bir hayli değişim gösterdi. Soğuk Savaş ve sonrasındaki düzende Çin’in yükselişine kadar da değişimler yaşandı. Ancak halen hem BM hem de G7 gibi gruplar sorgulanır oldu. Egemen Batı’nın yanı sıra Asya-Pasifik’te yeni bir dünya daha öne çıktı. Eğer amaç ekonomi ise başka tartışmalar yapılmakta, eğer küresel güvenlikse başka, bir de enerji üzerine ortaya çıkan yeni şartlar var. Bütün bunlar dünyaya yeniden bir toparlanma döneminin geldiğini işaret ediyor.

Eğer konu G7 bağlamında konuşuluyorsa, bu G8, G10, G12 veya G20 olsun, amaç hasıl olmadıkça sadece göstermelik temsiller şekline dönüşmektedir. Bugün G7’nin ötesinde Rusya, Çin, Japonya, Hindistan başta, ilave olarak Türkiye (jeopolitik konumu ve Putin tarafından söylendiği gibi küresel barış açısından etkinliğiyle,) olmadan bir yere varılamayacak hale gelinmiştir.

Ayrıca bu tür çıkışların belki başka oluşumların doğmasına ve geliştirilmesine de etki edebileceğini göz önüne almamız gerekmektedir. Örneğin Asya-Pasifik’te küresel bir çekim alanı oluştu ise bunun küresel misyonuna dönük belli tanımlamaların kurumsal bağlamda yapılması ihtiyacı dahi konuşulabilecek konular içindedir. Asya-Pasifik bölgesinde jeopolitik ve stratejik etkinlikleri bağlamında Batıya karşılık ama Serbest Piyasa Ekonomisine sahip ve demokratik yapılarıyla Rusya, Hindistan, Çin, Japonya, Türkiye ve Güney Kore belli bir düzeyde işbirliği içine girip güvenlikten sosyo-ekonomik ihtiyaçlara varana dek pek çok alanda küresel ilişkileri kurumsal formata getirebilir.

Bir Cevap Yazın

Diplomasi 'ın son yazıları

ABD’ye Ültimatom

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Güvenli Bölge konusunda ABD’yi hedef alarak, Ankara’da varılan mutabakat

Güvenli Bölge

ABD ile Türkiye Güvenli Bölge konusunu görüşüyor. Türkiye’de çoğu kişi ABD’nin yine
DÖN BAŞA