Aşı Jeopolitiği

344 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

2019 yılının sonlarında Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıkan Covid-19 ile 2020 yılı tamamen pandeminin etkisinde geçti. Konu sağlıkla ilgili kalmadı, aynı zamanda, adeta sosyo-ekonomik bakımdan küresel çapta el freni çekilmiş etkisi yarattı. İnsanlar evlerine kapandı ve ekonomide derin sorunlar yaşandı. 2020’nin son aylarında aşı bulunduğu bilgileri yayıldı ve ülkeler aşı üretimi ve tedarikinde yoğun çaba içine girdiler. Halen Covid-19’dan en fazla etkilenen ülkeler arasında ABD, en az etkilenenler arasında ise Çin var. Bakın yeni tartışmalar neler?

Yeni tip korona virüs (Covid-19) 1 Şubat 2021 itibariyle 103 milyon vakıa, 2,2 milyon ölüm (Bkz: https://covid19.who.int ) ile etkili olmuştur. Henüz salgın devam etmektedir. 

Mukayeseli bakılırsa, Amerika kıtasında 45,6 milyon ve takip eden sırada Avrupa’da 34,4 milyon vakıa en önde seyrediyor. Amerika ve Avrupa yayılımın yüzde 80’lik dilimini oluşturuyor. Demek ki Covid-19 bu gelişmiş bölgelerde daha fazla etkili olduğu açıktır. ABD’nin vakıa sayısı 26 milyon, ölüm ise 436 bin, bu dünyada en yüksek orandır. Virüs dünyaya Çin’den yayıldı, buna karşılık Çin durumu çok kısa sürede kontrol etti. Çin’in bilgileri şöyle, 101 bin vakıa ve 4,8 bin ölüm.

Üretilmiş değişik tip aşılar var ve ülkelerin aşı tercihleri bir ittifak yaklaşımını çağrıştırıyor. Esasında küresel bir salgından bahsedildiğinde, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi bir otorite ile bu ortak soruna düzenli ve akıllı bir yaklaşım sağlanması gerektiği düşünülmekteyken, üretim ve dağıtım bakımından yapılan tercihler dikkat çekiyor. Esasen aşılamada etkinlik, fiyat, ulaşabilirlik, gibi faktörler esas olmalı, ancak bu konu özellikle Rusya, Çin ve ABD ölçeğinde pek böyle yürümüyor. Zira onlar kendi çıkarlarını öne koyuyorlar.

Piyasaya sürülecek hale getirilen başlıca aşılar şunlardır: İngiltere’ye ait Oxford-AstraZeneca; ABD’ye aitModerna; ABD ve Almanya’ya ait Pfizer/BioNTech, Çin’e ait Sinovac ve Sinopharm; Rusya’ya ait Sputnik V. Bunun dışında henüz dağıtım aşamasında olmayan aşılar da vardır.

Başlıca ülkelerin aşı tercih planları şöyle: İngiltere, Oxford, Pfizer, Novovax, Janssen, Sanofi, Valneva’yı tercih ediyor. ABD, Oxford, Pfizer, Novovax, Janssen, Sanofi, Moderna’yı tercih ediyor. Kanada, Pfizer, Novovax, Janssen, Moderna’yı tercih ediyor. Japonya, Oxford, Pfizer, Moderna’yı tercih ediyor. Avrupa Birliği, Oxford, Pfizer, Moderna, Janssen, Sanofi, Curevac. Türkiye, başlangıçta 50 milyon doz Sinovac alıyor.

En fazla aşılanan ülke İsrail (nüfusun yüzde 57,65 aşılandı) kendisi aşı üreticisi değildir. Başka aşılanma durumlarına da bakalım. Örneklerle sıralayalım, 1 Şubat 2021 itibariyle her yüz kişide aşılanan kişi sayısı bakımından oranlar şöyle: ABD yüzde 9,6 (toplam nüfus 326,8 milyon). İngiltere yüzde 14,42 (toplam nüfus 66,6 milyon). Almanya yüzde 2,95 (toplam nüfus 82,3 milyon). Çin yüzde 1,67 (toplam nüfus 1,415 milyar). Rusya yüzde 0,69 (toplam nüfus 178 milyon). Türkiye yüzde 2,53 (toplam nüfus 81,9 milyon).

Aşılanma durumu böyle, şimdi sorun mutasyonlu virüs. Bu mutasyonlu virüs yine en çok Avrupa’yı etkilemiş görülüyor. Şimdi size son 15 gün içinde bazı ülkelerdeki milyon kişide günlük vakıa sayılarını vereyim: ABD 6.163 kişi/milyon; Kanada 1.684 kişi/milyon; İspanya 9.669 kişi/milyon; Fransa 3.978 kişi/milyon; İngiltere 5.435 kişi/milyon; İtalya 2.652 kişi/milyon; Almanya 1.918 kişi/milyon; Rusya 1.723 kişi/milyon; Türkiye 1.013 kişi/milyon; Avustralya (sadece) 3 kişi/milyon; Çin (sadece) 1 kişi/milyon.

Çin inanılmaz şekilde Covid-19’da kurtuldu denebilir. Mutasyonlu virüs de vakıa artışı yaratmadı. Üstelik aşılanma oranı diğerlerine bakıldığında düşük sayılır. Rusya da kötü durumda görünmüyor. Halen ABD, Brezilya, Kanada, İngiltere, İspanya, Fransa, Almanya, İtalya aşılama çabalarına rağmen pek iyi görünmüyor.

Bu durumda salgın ve aşı üretimi konusuna bakıldığında, karşı karşıya kalan ülkeler kimler diye sorabiliriz? İngiltere, ABD, Almanya, Çin ve Rusya. Bu ülke isimleri küresel ölçekte her düzeydeki bir rekabet halini de işaret etmektedir.

Geçtiğimiz aylarda DSÖ aşı tedarikinde küresel sorun yaşandığı konusunu tartışmaya açmıştı. Avrupa Birliği ülkeleri dahil, dünyanın genelinde tedarik güçlükleri yaşanıyor. Gelişmiş ülkeler dahi teslimat sorunu olduğunu işaret ediyorlar.

Jeopolitik sorun var mı? Bugünlerde bu soru gündeme gelmektedir. Ülkelerin izlediği iç politika stratejileri bir yana “aşı jeopolitiği” diye bir kavram ortaya çıktı. 

Aşı jeopolitik tartışmaları başlattı. Batılı ülkeler aşı sıkıntısı yaşarken, Çin ve Rusya geliştirdiği aşıları ihraç etmeye başladı.

Öte yandan pandemi büyük bir sosyo-ekonomik durgunluğa sebep olmuştu. Çin, 2020’de yüzde 2’nin üzerinde bir oranda pozitif büyüme yaşayan tek ülke oldu. Buna karşılık ABD ve Avrupa ekonomileri salgın nedeniyle küçüldü. Bu durum önümüzdeki dönemde Çin’in ürünlerine duyulan talebi ve ihracatı daha da artacak görünüyor. Çin’de Kasım 2020’de 70 milyar dolardan fazla rekor denen bir ticaret fazlası ortaya çıktı. Ayrıca Çin, Batı kapitalizminin gelişmekte olan ülkelerde bıraktığı boşluğu doldurmakta gecikmedi. 

Bütün bunların anlamı: Çin sağlık krizinden yararlanarak “yumuşak güç” ihraç eden ülke konumuna yükseldi. 

Yoksullara aşı dağıtımı konusu gündeme getirildi. DSÖ, yoksullar dahil bütün ülkelerin aşıya eşit erişimi için önemli konulara bahar aylarından itibaren dikkat çekmişti. DSÖ yoksul ülkelere aşının adil ve eşit dağıtılması için COVAX adlı bir mekanizma kurdu. Ancak aşı bağışı yapacak olan ülkelerde yaşanan sorunlar, planı büyük ölçüde sekteye uğrattı ve görünen o ki COVAX başarısız oldu. Bunun en temel nedeni gelişmiş ülkelerin üretilen aşıların yüzde 90’lık kısmını peşinen satın almalarıdır. 

Bu durum, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) sırasında Batı’yı şiddetle eleştiren Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın son açıklamalarıyla da doğrulandı. Ramaphosa, “Zengin ülkeler büyük miktarlarda aşı satın aldı. Amaçları bu aşıları istiflemekti ve bu, dünyadaki en çok ihtiyaç duyan diğer ülkelerin zararına yapılıyor,” dedi.

Ancak Çin, tam tersi bir tutum benimsedi. Başkan Xi Jinping, 18 Mayıs’ta yaptığı konuşmada, Çin tarafından geliştirilen herhangi bir aşının “küresel kamu malı” sayılacağını açıkladı. Ocak 2021 itibarıyla Çin bu söylediğini gerçekleştirdi. Çin halihazırda Brezilya, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Peru ve Şili’ye aşı sağlıyor. Fas, Faz-3 denemelerine katılma karşılığında 10 milyon Sinopharm dozuna öncelikli erişim elde edecek. Botswana ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sinopharm ile görüşmelerde bulunuyor.

DSÖ açısından aşının zamana göre eşit dağıtılması gerektiği üzerinde durulmasının bir nedeni de virüsten planlı kurtulmak için değişik coğrafyalarda faaliyetin aynı anda sürdürülmesidir. Halen vakıaların çokça görüldüğü gelişmiş ülkelerde aşılar daha fazla kullanılıyor, hatta bazıları nüfusuna göre fazla stoklama yapıyor. Bir senaryoya göre örneğin 2013-14 yılında bu gelişmiş ülkelerde salgın kontrol edilse dahi, dünyada Kuzey Amerika ve Batı Avrupa dışındaki coğrafyalarda, özellikle aşıya ulaşmakta güçlük çeken ülkelerde, virüs halen taşınıyor olacağından, küresel bir önlem alınmış sayılmayacaktır.

3 Şubat 2021’de Emmanuel Macron, Angela Merkel, Macky Sall, Antonio Guterres, Charles Michel ve Ursula Von Der Leyen Project Syndicate’de ortak bir yazı ile Küresel İyileşme için Çok Taraflı İşbirliği deklerasyonuna imza attılar. Pandemi ile ilgili hususlar önemliydi: “Covid-19 krizi, nesiller boyu küresel dayanışmanın en büyük sınavıdır. Bize apaçık bir gerçeği hatırlattı: bir pandemi karşısında, sağlık güvenliği zincirimiz ancak en zayıf sağlık sistemi kadar güçlüdür. Covid-19 her yerde, her yerdeki insanlar ve ekonomiler için bir tehdittir. Pandemi, testlere, tedavilere ve aşılara erişimi hızla genişleten, kapsamlı aşılamanın herkes için ulaşılabilir ve uygun fiyatlı küresel bir kamu malı olduğunu kabul eden güçlü bir koordineli uluslararası tepkiyi gerektiriyor. Bu bağlamda, Nisan ayında DSÖ ve G20 ortakları tarafından başlatılan benzersiz küresel platform Covid-19 Araçlarına Erişim (ACT) Hızlandırıcısına tam olarak destek veriyoruz. ACT misyonunu yerine getirmek için acilen daha geniş politik ve finansal desteğe ihtiyaç duyuyor. Ayrıca ortaklar arasında serbest veri akışını ve fikri mülkiyetin gönüllü olarak lisanslanmasını teşvik ediyoruz. Daha uzun vadede, bu pandeminin tüm derslerini çıkarmak ve bir sonrakine daha iyi hazırlanabilmek için yanıtımızın bağımsız ve kapsamlı bir değerlendirmesine de ihtiyacımız var. DSÖ’nün bu süreçte oynayacağı merkezi bir rol vardır.

Görünen o ki yeni tip korona virüs konusu henüz gündemden düşürülemedi. Bu konuda DSÖ önümüzdeki yıllar içinde güvenli bir dünya öngörüsünde bulunamıyor. Akılları karıştıran çok konu var ve yeni konular ilave oldukça akıllar daha da karışıyor. Bu yetmiyormuş gibi ülkeler birbirlerine karşı güvenliği tehdit edecek türden başka planlar içine girmekteler. Bu bir Soğuk Savaş alametidir diyenler bile çıkmakta!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Sincar Dosyası

DİĞER YAZI

Gara’da Pençe Kartal-2 Harekatı

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.