Asya’da Füze Tehdidi

121 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Asya’da stratejik seviyeden taktik seviyeye füze tehdidi giderek artmaktadır. Ülkelerin elinde stratejik ve taktik füzeler mevcuttur. Ancak son dönemlerde asimetrik unsurların taktik düzeyde roket sistemlerine ve füzelere sahip olmaları dikkat çekici görülmektedir. Bütün bu artan tehdit konuları Türkiye’yi bir şekilde etkilemektedir. İnceleyelim.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 20 yıl sonra Afganistan’dan asker çekmesinin yankıları sürüyor. Bu ülkede geriye kalan Taliban ve terör başlıkları oldu. 

Öte yandan ABD açısından en büyük tehdit Çin ve Rusya’dan, bir derece aşağıdaki tehdit ülkeler ise Kuzey Kore ve İran.

Asya’da nükleer silah kapasitesi ülkeler Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore, İsrail ve kısmen İran. Bu nükleer silahları füze kapasiteleriyle birlikte değerlendirirsek, atma vasıtalarının menzili kadar tehdit çemberi belirginleşmiş olur diyebiliriz.

Asya’daki silah kapasitelerini incelerken sadece burada bulunan ülkelerden bahsetmekteyiz. Ancak şunu da hesaba katmamız gerekir, ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin uçakları, gemileri, denizaltıları gibi vasıtaları ile Asya’daki görevlerine ilişkin ilave silah kapasitesi etki edebilmektedir.

Asya tehdit değerlendirmeleri açısından kitle imha silahları, balistik-seyir füzeleri ve terörizm ön plana çıkmaktadır. Hatta denebilir ki, bu başlıkların konuşulması istenircesine sürekli önümüzde tutulmaktadır. 

Terörizm bahsi küresel radikal terör ve nükleer terör diye iki başlıkta ele alınabilir. IŞİD-H bir küresel terör örgütüdür. Nükleer terör ise şu demek, eğer bir terör örgütü bir nükleer silah elde eder ve bununla ilgili tehdit oluşturursa, bu en istenmeyen bir durum olur. Nükleer maddenin (ve diğer kitle imha silahı olarak kullanılabilecek ajanların) bu denli çok üretildiği ve terör devletlerinin dahi olduğundan söz edilen bir kıtadaki tehdidi analiz edersek, durum bu yönden bir hayli ciddidir.

Şimdi terörizmi bir yana koyalım. Daha az konuşltuğumuz ikinci tehdit konusuna bakalım: Asya’daki füze tehdidi. 

Bu konuda CSIS’in ilgili sayfasındaki çizimlerden yararlandım. Siz de inceleyebilirsiniz. (https://missilethreat.csis.org/missile-maps-infographics/ )

Aşağıdaki görsellere bakalım:

Rusya

Soğuk Savaş döneminden sonra da Rusya füze tehdidinde geri kalmadı ve ABD için daima dengeleyici güç oldu. Füze envanterini yenilemeye devam ediyor ve testlerini de sürdürüyor. Rusya’nın her kategoriden füze sistemi bulunuyor. Teknolojisini Soğuk Savaş zamanında diğer bazı ülkelerle de paylaşmış durumdadır. Örneğin Çin, Kuzey Kore ve Hindistan teknolojileriyle Rusya’nınkiler yakındır. Hatta yeni dönemde İran ve Hizbullah’ın elindeki füze teknolojilerinin menşei de Rusya’nındır.

Çin

Amerika kıtasına da ulaşan füzelere sahip Çin’in bu stratejik gücü sürekli artmaktadır. Her geçen gün yeni bir füze tanıtmakta ve tatbikatlar yapmaktadır. Bu alanda Çin, Rusya’dan sonra en önemli güçtür.

Kuzey Kore

Rusya ve Çin’den sonra Asya’da en önemli füze tehdidi Kuzey Kore’den gelir. Kuzey Kore stratejik tehdit parametresini füzelere ve nükleer silahlara dayandırmaktadır.

Güney Kore’de füze artışı daha ziyade 2006 yılında hızlanıyor, bu yıldan sonra Kim Jong-un’un da etkisiyle, 2012-20 arasında en üst seviyeye çıkıyor.

Güney Kore

Güne Kore daha çok kendini korumakla ilgilenir. Kuzey Kore ve Çin tehdidi için envanterine bu tip silahları katmıştır.

Hindistan

Hindistan, Rusya, Çin ve Kuzey Kore’den sonra envanterini füzeyle doldurmuş bir diğer Asya gücüdür.

Pakistan

Başlangıçta Hindistan ile aralarındaki savaşa göre silahlanan Pakistan nükleer silah ve füzelerle de Güney Asya’da bir dengeleyici güç olmuş, bugün bu imkanlarıyla etkinliğini sürdürmektedir.

İran

ABD ve İsrail için tehdit görülen İran’ın tıpkı Kuzey Kore gibi silahlanmasını nükleer silaha kaydırması ve bu konuda gelişme içinde olduğunu bilmekteyiz, bunun yanı sıra füze teknolojisinde de gelişmektedir. İran 2017-20 yılları arasında topraklarından Suriye, Irak ve S. Arabistan’a 30’dan fazla füze atmıştır. İran, Ekim 2019’da Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine karşı füzelerini (ve drene’larını) isabetle kullanmış, bu konuda Körfez bölgesinde tehdit olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca Hizbullah’ın elindeki roket sistemlerinin geliştirilmesinde de İran’ın büyük payı olduğu ifade edilmektedir.

İran’da Mahmud Ahmedinejad döneminde (üretim: 2005-2013) füze projesi başladı, Hasan Ruhani zamanında (2013’ten bu yana) devam etti. İran’da her iki başbakanın döneminde Cumhurbaşkanı Ali Hamaney’in olduğunu da hatırlatalım.

İsrail

İsrail Orta Doğu bölgesinde sessiz ve derinden bir stratejik güçtür, nükleer ve füze kapasitesi vardır. Her ne kadar Orta Doğu’daysa da kapasitesi ölçeğinde Asya’da etkisi görülebilmektedir. Uzun menzilli Jericho füzeleri bulunur.

Hizbullah

Hizbullah’ın elinde roket sistemleri vardır. Hizbullah, Suriye ve Lübnan’dan bunları İsrail’e karşı kullanmaktadır.

Yakın zamanda Gazze bölgesinden İsrail’e karşı kullanılan roketler bir hayli etkili olmuştur.

Hizbullah başlığı altında anlatılan konular, dünyada, konumuz gereği Asya’da, asimetrik unsurların elinde bulunacak füze veya diğer önemli silahları çağrıştırmakta ve düşündürücü bulunmaktadır.

Bu bir endişe, eğer Asya’da değişik terör örgütleri, örneğin IŞİD-H gibi örgütler silahlanırken bu tür önemli sistemleri edinebilirlerse durum ciddi görülmektedir. Kontrol edilemeyen bir durum ile gerekli dengelerin kurulamamış olması dikkat çekici görülmektedir.

Örnek olması açısından bahsedelim. ABD, Afganistan’dan çekilirken ortaya şu fotoğraflar servis edildi, Taliban’ın elinde ABD menşeili teknolojik tanksavar roketleri var.

Füzeleri stratejik ve taktik diye ikiye bölmek bir yoldur. Ama ortaya çıkan ikinci bir tasnif biçimi daha var. Bundan böyle füze tehdidi iki ayrı değerlendirmeye tabidir: Birincisi, ülkelerin envanterindekiler, ki Asya’da çok fazlalar; ikincisi ise asimetrik unsurların elindekiler, ki giderek yaygınlaşmaktadır.

Bu ülkelerin ve Hizbullah’ın elindeki füze tehdidi bize yakın dönemlerden itibaren başka güçlerin de imkanlarını artırabileceğini işaret etmektedir. Öyleyse Asya’da terör kadar füze atma vasıtalarını da ele alıp inceleyeceğiz.

Sürekli sorulan soru, dünyada bir büyük savaş daha çıkar mı? Tahminlere göre büyük savaş çıkması uzak. Ancak zaten mevcut ilan edilmemiş savaş ortamında Orta Doğu’dan sonra ısınan Asya tam bir savaş alanıdır. Asya’daki tehdidin artışını sürekli konuşacağız. Belki stratejik füze veya nükleer silah kullanılmayacak, ama açıktır ki taktik füze tehdidi ve terörizm Asya’nın her yanını (stratejik füze menzilini görür gibi) etkiler türden görebileceğimiz ortam haline dönüştürecek. Ayrıca stratejik silahların caydırıcı ve baskı unsuru oluşturması hali devam eden bir konudur. Bu konu kapsamında drone tehdidi konusu işlenmemiştir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Isınma ve Jeostrateji

DİĞER YAZI

Küresel Terörizmle Yaşamak

Güvenlik 'ın son yazıları

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.

11 Eylül’ü Hatırlamak

11 Eylül 2001’deki terör eylemi nedeniyle hayatını kaybeden tüm insanları rahmetle anıyorum.Ancak şu da var, Uzun