Küresel Terörizmle Yaşamak

294 Tıklama
21 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Salt “uzun savaş” veya “sonu gelmeyen savaş” tanımları düşünüldüğünde bile insanlar küresel terörizmi kabullenmek durumunda bırakılıyor, dememiz mümkündür. Neredeyse terörle yaşamayı öğrenmenin kavuzları yayımlanıyor.[1] 11 Eylül üzerinde tam 20 yıl geçti, George W. Bush bir yandan “küresel terörle savaşı bitirmek”için naralar attı, diğer yandan “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedi. Bugün değişen bir şey yok! Ancak eleştirenler ve akıl verenler oluyor.

Adı “Küresel İslami Terör”, “İslam Devleti”, vs. olunca bakış açılarında bir yanlılık olabilir mi? Eğer 11 Eylül 2001’den sonra yaşananları analiz edersek, göreceğiz ki terör en fazla Müslüman toplumlara zarar vermektedir. İşte paradoksun asıl göstergesi bu!

ABD, Afganistan’a, “El Kaide ve Taliban ile savaşacağız” diyerek girdi. Devasa ordularla ve bütçelerle 20 yıl savaştıktan sonra El Kaide lideri Usama bin Ladin’i 2011’de Pakistan’da bir operasyonla öldürdü, 2021’de de Taliban ile anlaşarak bölgeyi terk etti. Vakıa bu!

Geride kalanlar neler? El Kaide ve türevleri olan (virüsle mücadelede alışageldiğimiz şekilde söylersek, “varyantları” demek de mümkündür,) radikal terör örgütleri neredeyse bazı Müslüman ülke coğrafyalarının halkları için bir tür yaşam biçimi haline getirildi. İslam Devleti (IŞİD) bugünün büyük düşmanı olarak planlı bir şekilde yaygınlaştırıldı ve çıban başı halinde sahada bırakıldı. Elimizde sayısız zalimlik dolu ve ibretlik türden görüntüler kaldı. Terörle mücadele için sarf edilen o büyük bütçeler, sorunu bariz görülen halklara yansıtılmadı, bölgenin kalınmasına ve ayağa kalkmasına harcanmadı. Ya ne yapıldı? Yeni bölücü ve ayrılıkçı vekil siyasi oluşumlar meydana getirildi. Devam eden de bu! 

Savaşın adına benzer ifade edecek olursak, o uzun veya sonu gelmeyen çabanın karşılığında; kentlerin harap edilmesi, kültürlerin yok edilmesi, insanların yoksullaştırılması, yardıma muhtaç hale getirilmesi, bölgelerin istikrarsızlaştırması, bu faaliyetlerin sponsorlarının kendilerine müzahir yeni bölücü ve ayrılıkçı eli silahlı aparatların yaratması söz konusudur. Uzun süren veya sonu gelmeyen işte bu “dönüşüm” olmaktadır.

Afganistan’dan çekilmenin tamamlandığı Ağustos 2021 itibarıyla ABD terörle mücadeleyi başka bir bakış açısında görüyor olabilir mi? ABD Başkanı Joe Biden, kendileri için terörizmin daha az bir endişe kaynağı olduğunu gösterdi. Terörle mücadele yerine Washington’un odağında Çin, iklim değişikliği ve diğer konular var. Biden “sonsuza kadar” olan bu savaşı sona erdiren lider görünüyorsa da başka bir doktrin geliştirmiş ve uyguluyor olamaz mı?

Foreign Affairs’te “terörle yaşamayı öğrenmek”ten bahseden Daniel Byman önemli eleştiriler yapıyor: ABD’nin 11 Eylül’den bu yana terörle mücadele adına yürüttüğü faaliyetler sonunda Orta Doğu’da rejim değişiklikleri meydana geldi. Dünyadaki Müslümanların iyi niyetini kazanmak gibi daha iddialı dış politika çabalarının çoğu başarısız oldu. Liderleri Ladin ve Bağdadi öldürüldüğüne göre, El Kaide ve IŞİD bugün çok daha zayıf olmalarına rağmen yaygınlaştı. Bugün ABD dışındaki ülkelerde El Kaide, IŞİD ve varyantı “cihatçı” tehditlerle karşı karşıyalar. Bu terör örgütleri bugün dünya çapında iç savaşlarda aktif olmaya devam ediyor. İşte itiraf niteliğindeki vaziyet bu!

Eğer bugün ABD daha az tehdit altındaysa, diğer ülkeler için tehdit devam ediyorsa, sahada mücadele için yaratılmış bölücü ve ayrılıkçı eli silahlı politik ABD vekilleri de konumlanmış haldeyse, sizce 20 yıldır inşa edilen proje bu olamaz mı? O halde Amerikan vatandaşlarının vergilerinden harcanan paralar boşa gitmemiş (!) denebilir mi?

Bu yaklaşımla savaş kavramının dahilinde kalarak ABD’nin kesin bir “zafer” tartışmasına muhatap olmayacağı açıktır. Uzun yıllar süren bir planı uyguladı. Yerine göre değişkenler vardı. Bunların kendi halindeki oluşumla bugünkü yapıya kavuşması zaman aldı. Batılı yazarların “cihatçı terörizme kalıcı çözüm” veya “zafer” türü yorumları sadece lafügüzaf.

Byman’a göre, tehdit nispeten az sayıda Amerikalıyı öldürdü ve artık dünyadaki günlük yaşamı şekillendirmediği noktaya indirgenebileceğini kabul ediliyor. Washington, tüm toplumları yeniden şekillendirmek için tasarlanmış büyük ölçekli isyan bastırma operasyonlarına daha fazla şüpheyle yaklaşıyor. Sırasıyla Barack Obama, Donald Trump ve Joe Biden, “cihatçı” örgütleri zayıf ve dengesiz tutmaya odaklandılar. İstihbarat, askeri operasyon ve iç güvenlik çabaları karışımı bir mücadele konseptini uyguladılar. Savaşı ülkelerinden “ileride” sürdürdüler. ABD’nin kendisi tehditten yalıtıldı. “Cihatçılık” yurt dışında kaldı ve hemen ortadan kalkmayacak kadar yaygınlaştı. Bu durumda ABD doktrini: “Yeterince iyi,” diye tarif ediliyor, bunun açıklaması ise “sorunu yönetmek politika olarak mümkün ve nispeten etkili bir yol” şeklindedir.

Peki, ABD’nin tarifleriyle oluşan bu küresel cihatçı terör tehdidinin mevcut hali ve geleceği için neler söylenebilir? Kısa cevap: Cihatçı terörün tehdidinin ciddiyeti bulunulan yere bağlı görülmektedir. Açalım, düşünce kuruluşu New America’dan elde edilen veriler: 11 Eylül’den bu yana ABD topraklarında cihatçı terörist saldırılarda 107 Amerikalı öldü, buna rağmen Avrupa’da terör daha fazla can aldı. Örneğin, Paris’te 2015’te sadece bir olayda, IŞİD intihar bombacıları ve saldırganlar koordineli bir dizi saldırıda 130 kişiyi ölümüne sebep oldu. Ayrıca, Avrupa’da bıçaklama ve değişik saldırılar da görüldü. Avrupa’da eylemlerin en yoğun olduğu zamanlar 2015 ve 2016 yıllarıydı. 2021’e yaklaşana dek geçen zamanda IŞİD’in gücü azaldı mı, yoksa hedefi mi değişti, bu bir araştırma konusu, ancak sonuçta cihatçı terör örgütlerinin ABD ve Avrupa’da eylemliliği azaldı. Temmuz 2021’de ABD’de El Kaide ile bağlantılı olduğu iddia edilen bir Suudi öğrenci Florida’da bir ABD Donanma Üssü’nde üç denizciyi öldürdü.

Avrupa ve ABD’de durum buysa diğer coğrafyalarda nasıl? Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya’da terör devam ediyor. El Kaide’nin bulunduğu ülkeler; Afganistan, Cezayir, Bangladeş, Mısır, Hindistan, İran, Libya, Mali, Pakistan, Suudi Arabistan, Somali, Suriye, Tunus, Türkiye ve Yemen. El Kaide ile tamamen ters olduğu halde IŞİD bu ülkelerin çoğunda var ve ilave olarak Kamerun, Çad, Irak, Mozambik, Nijerya ve Rusya’da görülmektedir. El Kaide, IŞİD, bunların çeşitli yan kuruluşları ve müttefikleri dünya çapında “iç savaşlarda aktif”olmaya devam ediyor. Bahse konu terör grupları Müslüman dünyasının dört bir yanındaki savaş bölgelerinde bulunuyor. Teröristler iç savaşlarda silah kullanmayı ve birbirleriyle yoğun bağlar kurmayı öğrenmeye devam ediyor. Bugün esas olarak uluslararası terörizme değil, iç savaşlara (çatışmalara) giriyorlar. Dolayısıyla, ilknesil cihatçıların aldığı eğitimi almıyorlar. Yerel liderler genellikle yerel ve yabancı savaşçılara ihtiyaç duydukları çatışmalar için görev veriyorlar. Bu durumda teröristlerin eğitimleri de değişmiş oluyor. Mevcut tablo bu!

Orta Doğu, Kafkaslar ve Güney Asya eksenlerinde merkez konumundaki İran’ın El Kaide ile ilişkisi nasıl değerlendiriliyor? IŞİD, İran Şiiliğini “mürted” olarak niteliyor. Ancak İran açısından El Kaide için durum başkadır; ABD istihbaratı bu durumu, “El Kaide için İran güvenli liman,” şeklinde açıklıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın terörizm raporunda (2020) belirtilen hususlar şöyle: 11 Eylül’den bu yana Tahran, [El Kaide’ye] bir kolaylaştırma ağı, İran’da faaliyet göstermesine izin veriyor, Afganistan ve Suriye’deki çatışma bölgelerine para ve savaşçı göndermeye devam etti ve hâlâ [El Kaide] üyelerinin ülkede ikamet etmesine izin veriyor.” 2020’deABD-İsrail işbirliğiyle gerçekleştirilen operasyon neticesinde, İran’da yaşayan üst düzey bir El Kaide üyesi Ebu Muhammed el-Masri’yi öldürdü. ABD ve İsrail, İran’ın bölgede El Kaide’yi kendi çıkarına kullandığı ve kontrolünde tutmak istediği iddiasındadır. El Kaide militanları ise İran’da mecbur kalmadıkça yaşamak istememektedir. Çünkü İran yetkilileri aşırı sıkı güvenlik tedbiri almaktadır, üstelik İran’ın resmî ideolojisinin Şii olması da bir başka sebeptir.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini, İran’daki bu durumu ve Taliban yönetiminin El Kaide ile ilişkilerini yan yana koyarsak bölgede yeni duruma göre neler söylenebilir? El Kaide daha rahat hareket edebilir. Hatta IŞİD yapıları da (örneğin Horasan grubu) başını dışarı çıkarmak için ortam buldular. Bunlar kendi aralarında çatışabilirler. Bölge bu tür terörist çatışmalarında daha da istikrarsızlaşır. ABD’nin istediği ilk konu, bölgenin daha fazla istikrarsızlaşması olabilir. Ancak bir başka konu daha var: Her ne kadar ABD bu bölgeden asker çektiyse de havadan harekât yapma imkânı kısıtlanmış değildir. O halde ABD, El Kaide, IŞİD veya başka türden olan teröristleri tespit ettiği taktirde (uçak ve drone ile) hava harekâtı yapacaktır. Hatta ABD dışarıdan daha rahat olarak, bölgedeki terörü ve aynı anda terörle mücadele etmek için ortaya çıkan vekil savaşçıları yönlendirebilir ve bölgeye müdahale edebilir. Nasıl olsa bu bölgeden ABD’ye taşan bir terör eylemi olmayacağı ve terörün sıçraması istenen yeni coğrafyaların olması hesaplanmış olabilir. Bu durumda İpek Yolu güzergahına paralel bakılırsa, Çin’den başlayarak Doğu Akdeniz’e uzanan eksende, içinde Afganistan, Pakistan, Tacikistan, İran ve bazı Türk Cumhuriyetleri de olacak şekilde yeni ve güçlü bir çatışma coğrafyası hesabı yapılmış olabilir. Bu ülkelere Malezya gibi güneydekileri de eklemek mümkündür.

ABD havadan harekatla kimleri öldürdü? El Kaide liderleri Usame bin Ladin ve Nasır el-Vuhayşi. Propagandacı Enver el Evlaki ve Adam Gadahn. Asyalı El Kaide lideri İlyas Keşmir. Batı’daki saldırıları düzenleyen Rashid Rauf ve Saleh al-Somali. El Kaide’nin Yemen’deki lideri Qasim al-Raymi. Grubun Kuzey Afrika şubesi lideri Abdelmalek Droukdel. Suriye’deki Ebu el-Kassam. 2019’da kendini halifesi ilan eden Ebu Bekir el-Bağdadi ve bağlıları.

Tabii görmediğimiz bir alan daha var, siber alan! Bunun alt açılımlarında, bölgedeki istikrarsızlığın medya ve sosyal medya dahil çeşitli propaganda vasıtalarıyla provoke edilmesi söz konusudur, yine değişik siber yöntemlerin de kullanıldığı bir ortamda her türlü saldırının da gerçekleştirilebileceği hesaba katılmalıdır. O halde terör ile siber konuları birlikte ele almak icap edebilir. Unutmayalım, El Kaide ve IŞİD internet ağlarını ve medyayı çok etkin kullanmaktadırlar.

Konu her ne kadar terörizm olsa da sonuçta ABD ile rakipleri Çin ve Rusya’nın kendi aralarındaki ilişkiye ve muhtemel anlaşma durumlarına bakmamız gerekiyor. Ana konular bellidir, küresel ekonomi, iklim krizi ve küresel terördür. Terörizme alan açmak adına neler yapılacak, öncelikle bunlara bakacağız. Afganistan’dan çekildikten sonra ABD açısından Sıfır Kayıplı Savaş ve Siber-Uzay, buna karşılık Asya-Pasifik bölgesinde ise (o iyi bildiğimiz) Vekalet Savaşı daha öne çıkmış görülmektedir. Bu durumda dünya terörle yaşamaya mahkûm ediliyor!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


[1] Foreign Affairs, September/October 2021, Daniel Byman, The Good Enough Doctrine, Learning to Live With Terrorism, (https://www.foreignaffairs.com/articles/middle-east/2021-08-24/good-enough-doctrine )

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Asya’da Füze Tehdidi

DİĞER YAZI

11 Eylül’ü Hatırlamak

Güvenlik 'ın son yazıları

Belarus-Polonya Göçmen Krizi

Geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan ve dünya gündemine oturan Belarus ve Polonya sınırında kendini gösteren düzensiz göçmen

Modern Savunma Teorisi

Bu teoriyi ortaya atmamın nedeni güncel savunma anlayışının eksiksiz anlaşılmasını sağlamaktır. Ülkemizde bazı çevrelerce savunma konusu