Gıda Güvenliği Vurguncuları

12 Ağustos 2023
Okuyucu

Türkiye’nin inisiyatifiyle inşa edilen ve uygulanan Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması konusunun önümüzdeki günlerde nasıl sonuçlanacağını birlikte göreceğiz. Ben burada sizlere bu çok ciddi konuyu bir vurguna dönüştüren taraflar hakkında bilgiler vereceğim. Süreç hangi şartlarda ve nasıl oluştu, şimdi dünyayı neler bekliyor, inceleyelim.

Küresel iklim krizinin etkilerini dile getirmeyen kalmadı. İnsanlığın geleceği için gerçekten bir küresel kıtlık sorunumuz var. Hatta buna su sorununu da eklersek, felaket! Gelişmiş ve orta gelişmiş ülkeler kendi sorunlarına bir şekilde çare bulabilmekteler. Gelişmiş olanlar bütün sistemi kontrol edebilecek avantaj noktalarını bilerek politika belirleyebiliyorlar. Ancak yoksul ülkeler için durum çok farklı. Onlar ne olup bittiğini bile pek anlayamıyorlar. Temel sorunları şöyle, piyasalara hâkim değiller, lojistik konusunda yoklar, çare üretecek ve bunları ilgililerle müzakere edecek kapasiteleri oldukça düşük… Böyle olunca Birleşmiş Milletler ve gelişmiş ülkelerin kurumları ele ele verip yoksul ülkelere dönük ciddi politikaları üretmek zorundadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından yönetilen Tarım Piyasası Bilgi Sistemi, arz, kullanım ve ticaret tahminlerini sağlamak için Uluslararası Tahıl Konseyi’nden alınan verileri içermektedir. Yani küresel meseleler için insanlığın bir kurumsal yapısı ve deneyimi var görünüyor.

Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, ABD başta, G-7 ülkelerinin Rusya’ya “yaptırım”uygulamaları gibi küresel ve ateşli bir durumun içerisindeyiz. Rusya’nın tahıl kapasitesi çok yüksek düzeyde. Eğer küresel kıtlık ve yoksullara gıdayı güvenli şekilde ulaştırmak gerekir diyorsanız, savaş ve yaptırımlar bir yana, doğrudan bu noktaya odaklanarak, çözümü üreterek, ki belli, usulleri harfiyen uygulamak gerekir. Ama öyle mi oluyor?

Savaş başladığı tarihte küresel buğday fiyat endeksi yüzde 23 artış gösterdi, bu belirsizlikten dolayı normal bir reflekstir. Buğday fiyatlarının zirve yaptığı Temmuz 2021 ile Haziran 2022 arasında; dünya üretimi 5 milyon ton, ticaret hacmi 3 milyon ton, aynı dönemde stoklar 3 milyon ton arttı. En önemlisi, toplam buğday arzı (kullanımı) 275 milyon tonu aştı. Bu artış, o dönemde, küresel bir kıtlığın olmadığının kanıtıydı. Haziran 2022’de (4 ay içinde) fiyatlar bir süreliğine düştü, fakat savaş devam diyorken ve ne zaman biteceğine dair belirsizlik daha da artıyorken, bu kez fiyatlar savaşın başladığı tarihe geri döndü. 

Derken, 22 Temmuz 2022 tarihinde Karadeniz Tahıl Koridoru İnisiyatifi (veya Anlaşması) imzalandı, uygulandı. Küresel çapta belli rakamların rayına oturması beklendi. Temmuz 2022 ila Haziran 2023 arasında, küresel arzın talepten fazla olduğu görüldü. 

Sonra Rusya’nın görüşüne göre, beklentileri karşılanmadı ve anlaşma Temmuz 2023’te sonlandı. Bu sürede küresel açıdan kim kazandı, kim kaybetti? Küresel piyasaları kızıştıranların yaptığı nasıl izah edilebilirdi? Son iki yıl için, “Kıtlık olacak!” demek doğru bir husus muydu, yoksa manipülasyon muydu? Bu bağlamda, öyle görülüyor ki, bazı politikacılar ve medya kuruluşları manipülasyona başlamışlardı. 

Ukrayna’nın tahılını bir şekilde piyasalara arz etmek gerekiyor. ABD ve ortakları ve Ukrayna şöyle bir iddiada bulunuyor; Rusya (petrol ve gaz benzeri biçimde) tahıl satarak bunun geliriyle silah alıyor! Rusya’ya bu şekildeki bir değerlendirmeye dayandırılarak yaptırım paketi uygulanıyor. Duruma yansız bakıldığında, aynı şey tersine de doğru olmakta: Ukrayna da tahılını satıp kendine silah alabilmekte veya askerine maaş verebilmektedir. 

Takipçilerim bileceklerdir, aslında ben Karadeniz Tahıl Anlaşması konusunun daha çok güvenlik boyutunu önemsedim, kıtlık meselesini ikinci planda ifade ettim. Ama bir de savaşan iki tarafı düşünerek şunu söyledim: “Ortada bir savaş olsa da burada siviller tarım yapıyorlar, mesela çiftçiler bir yıl ürünlerini satamadılar, bunun nedeniyle sonraki yıl da ekim yapamayacaklar, hatta silolardaki ürün çürüyecek, bunlar çürüyeceğine yoksula verilsin, bu insani bir durum, savaşla ilgili görülmemelidir.”

Savaştayız ve deniz yoluyla ulaşımı tek Karadeniz’den olan Ukrayna’ya düşmanı Rusya tarafından abluka uygulanmaktadır. Bu ulaşıma kapıyı (Boğazlar’ı) açan ülke Türkiye’dir. Eğer Karadeniz kapalıysa Ukrayna’nın kara ulaşımı, Polonya, Bulgaristan, Macaristan, Estonya, Slovakya ve Romanya gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri tarafından uygulanan zımni ithalatla sağlanmaktadır. Bu durumda, savaşan taraflar, buna eklenen ve üzerinden ulaştırma sistemi geçen ülkeler var, ama sonuçta kazanan küresel şirketler oluyor. Hem bunlar “kıtlık olacak” diyerek, piyasalar üzerinde bir tür manipülasyon yapıyorlar. 

Roma Kulübü’nün Dönüşümsel Ekonomi Komisyonu Üyesi ve Massachusetts Amherst Üniversitesi Ekonomi Profesörü Jayati Ghosh 11 Ağustos 2023 tarihinde Project Syndicate için “Küresel Tahıl Kıtlığı Efsanesi“başlıklı bir makale kaleme aldı. Öyle ki, Ghosh’un açıklamaları bu piyasaları bilenlerin düşüncelerini aktarmaktadır. Tahıl piyasalarını bilenlere gidin sorun, hemen herkes, sorunun kıtlık olmadığını, piyasaların olduğunu söyler. Glosh makalesinde fiyatlardaki artışın sebepleri şöyle sıralamış: “Düşen ihracat, azalan döviz gelirleri, sermaye kaçışı ve yüksek borç ödeme maliyetleri birçok ülkenin gıda maddesi ithal etme kabiliyetini azalttı.” Ne yapılması gerekiyor, o da belli. Buna ilave, çıkarcı hareket edenleri kontrol edecek mekanizmalar çalışmıyor olmalı. Açıklama şöyle: “Tahılı yardım amacıyla dağıtmak yerine, yoksul ülkelerin döviz kırılganlıklarını azaltmalı ve temel gıda maddelerinin yerel ve bölgesel üretimini artırmayı desteklemek için önlemler almalıdır.

Tahıl piyasasını kontrol eden küresel şirketler şunlardır: Archer-Daniels-Midland, Bunge (yakın zamanda Viterra ile birleşti), Cargill, Louis Dreyfus ve Glencore. Küresel tahıl piyasasının yüzde 80 oranında elinde tutan beş dev şirket sahiplerine, ilgili politika yapıcılara, Birleşmiş Milletler temsilcilerine sormak gerekir; Ukrayna’daki savaşla ilgileniyorsunuz, ancak, bu şartlardayken neden küresel piyasaları bir dengeye kavuşturmuyorsunuz? Cevap belli: Serbest piyasa ekonomisi…

Yine Ghosh’un ifadesine göre, Ukrayna savaşının ilk aşamalarında (özellikle Mart ve Haziran 2022 arasında), dört büyük tahıl tüccarı, Archer-Daniels-Midland, Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus rekor kazanç elde etti. Örneğin, Cargill’in yıllık geliri yüzde 23 artışla 165 milyar dolara ulaştı. Louis Dreyfus’un kârı yüzde 80 arttı. Bu kazançlar dünyadaki gerçek arz-talep dinamikleriyle uyumlu değildi. Ayrıca, Nisan ve Haziran 2022 arasında, tahıl vadeli işlem piyasaları hareketlilik yaşadı. Emeklilik fonları da dahil olmak üzere, finansal yatırımcılar, Paris buğday vadeli işlem piyasasındaki uzun pozisyon paylarını (Mayıs 2018 ila Nisan 2022 arası itibariyle) yüzde 23’ten yüzde 72’ye çıkardı. Fon sahiplerinin kârları milyar dolarları buldu. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği bu süre içinde sadece seyretti dense yanlış olmaz. Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması süresi içinde ihraç edilen Ukrayna tahılı 32,9 milyon metrik ton, bunun yüzde 81’i İspanya, İtalya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerine, Çin’e giden kısmı var ve Türkiye’de işlenmek için kalan tahıl ürünü bu grup içinde hesaplanıyor. Ukrayna’da düşük gelirlilere giden pay yüzde 3 (örneğin sadece Bangladeş’e buğdayın yüzde 9’u).  

Karadeniz Tahıl Anlaşması, Rusya ve Ukrayna’yı kapsıyordu. Ukrayna’dan tahıl çıkışı yapıldı, ancak Rusya’nın beklentileri (hem tahıl hem de gübre) karşılanmadı. Rusya, Türkiye’nin de aracılığıyla yoksul ülkelere yardım olarak bedelsiz tahıl ürünü vereceğini vaat etti, bu gerçekleşmedi. Sonuçta, Rusya bu anlaşmayı durdurdu. Bu kez St. Petersburg’da toplantıya katılan bazı Afrikalı ülkelere doğrudan kendisi açıklama yaptı, onlara bedava tahıl vereceğini ilan etti. İşte bu süreci değerlendirenlerin aklında bazı soru işaretleri kalmış olabilir. Denebilir ki; Karadeniz inisiyatifi kapsamındaki Ukrayna tahılı yoksul ülkelere gönderilecek miydi, neden gönderilemedi ve sonuç ne oldu? 

Sonuç: Karadeniz Tahıl Koridoru İnisiyatifi konusu öncelikle bir güvenlik meselesidir, elbette dünyanın çok öncelikli işlerinden birisi olan gıda güvenliği bakımından bu anlaşma hayatidir ve dolayısıyla süreç devam etmelidir. Ama üç-beş firmanın bu savaş hali i bir vurguna çevirmesine engel olacak kurumlar vardır ve görevlerini yapmalıdırlar. Kanımca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, çözümden yana olduğu şüphesiz, yine de bu konuya daha hassas yaklaşmalıdır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na Dönüş

DİĞER YAZI

Karadeniz Tablosu

Güvenlik 'ın son yazıları

26 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
74 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
125 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
178 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
190 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme