Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na Dönüş

6 Ağustos 2023
Okuyucu

Bilindiği gibi 18 Temmuz’da Rusya, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı (KTKA) uzatmayarak sonlandırdı. Düşünceme göre, KTKA’nın insani ve ekonomik yanlarına ilave bir denge ve güvenlik anlaşmasıdır, askeri ve güvenlik yönleriyle önemlidir, diğer nedenlerinin yanı sıra bu nedenle de devam etmelidir. Türkiye özveriyle, en başından itibaren bu bilinçle ve çok doğru bir çizgide, dünyada tek, bu yönde çabalarını sürdürürken, halen Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı seviyesinde yeniden yoğun bir diplomatik trafik başlatıldı, Ağustos’ta Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti gerçekleşirse, bu ziyaretin bir fırsat olarak değerlendirilmesi ve KTKA’nın daha fazla işler karışmadan kaldığı yerden işlerlik kazanması istenmektedir. Sanırım bu öyle kolay bir denklem değil!

ABD ve Rusya bu inisiyatifin asıl uçları konumundadır. Karadeniz’de en uzun kıyıya ve kapı hüviyetindeki Boğazlar’a sahip Türkiye, KTKA’nın devamı için her türlü özveriyi gösterirken, BM, Ukrayna, ABD, Rusya, İngiltere katkı sağlamalılar.

Henüz KTKA sonlanmadan, 17 Temmuz’da bir televizyon programında bu konuda görüşlerimi açıkladım. Ortada ABD ve Rusya arasında bir sorun vardı. Rusya açıkça tahıl ve gübre ihracatına yönelik kısıtlamaların kalkmasını ve tarım bankasının yeniden SWIFT üzerinden çalışmasını istedi. Bu yaptırımları delmek istemekti. Buna karşılık ABD, rakibi Rusya’ya uyguladığı yaptırımlarından taviz vermek istemiyordu. Sonuçta bu anlaşma süresince Rusya tek taraflı özveride bulunuyor, Ukrayna ve onunla birlikte işlem yapan Batılı tarım şirketleri fayda sağlıyor görünüyordu. 

Bir an şöyle düşündüm, KTKA sona erdikten, Rusya Odesa’daki tahıl altyapısına saldırdıktan (bir bombalanmayı müteakip açıklanan bilgi, Rus saldırılarıyla 60 bin ton Ukrayna tahılı yok oldu şeklinde), her iki savaşan ülkenin karşılıklı meydan okumaları devam ettikten sonra, Karadeniz’de istenmeyen durumlarla karşılaşılması söz konusuydu, bu görülebiliyordu.

Restleşmek! Kiev, Ukrayna tahılını Karadeniz üzerinden ihraç etmek ve Rusya’nın ablukasına rağmen bunu devam ettirmek için her türlü riski almaya hazır olduğunu açıkladı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitry Kuleba, Time dergisine bu konuda şunları söyledi: “Her türlü riski almaya hazırız. Bence dünyaya mesajımız şu, Rusya’ya ihtiyacımız yok!” İyi de nasıl? Ukrayna kara ve demiryoluyla taşıyınca pahalı oluyor, bundan dolayı Karadeniz çıkışına bağlı durumda. Üstelik Ukrayna tahıl borsası yabancı Batılı büyük şirketlerin elinde, belirleyici onlar. 

Buna karşılık Rusya’nın tahıl ihracı düşmüş de değil, dünyada tahıl borsasında da önemli bir güç konumunda, bunu sürdürebilecek kapasiteye sahip ve tahılını zaten satabiliyor.

Bir olasılığa bakalım: Karadeniz’e sahildar bu iki ülkenin (Rusya ve Ukrayna) çatışma alanını genişletmeleri demek, diğer kıyıdaş ülkelerin deniz sahalarında da bazı sorunlar veya baskılar çıkabilir, demekti. Boğazlar rejimine bakacak olursak olasılıklar gayet riskliydi. Savaşa taraf ve Karadeniz’e kıyıdaş olmayan ülkelerden biri, örneğin ABD ve/veya İngiltere, bir savaş gemisini, Montrö’ye uygun biçimde ön bildirimde bulunarak 21 günlük süreyle Karadeniz’de (örneğin) NATO üyesi ülkeler Romanya ve/veya Bulgaristan deniz sahasında seyrederken, Ukrayna yük gemisine destek verirler ise nelerle karşılaşılabilir? Böylesi bir ortamda Rusya ve kıyıdaş olmayan gemiler birbirleriyle angajmana girerler mi? Bu gibi durumlara karşı şimdiden neler düşünülmeli?

KTKA’nın sonlanmasının peşi sıra önemli gelişmeler yaşandı, ki bunların içinde yeterince tartışılmayan konu olarak askeri-güvenlik yönünün olduğunu da söyleyebilirim. En belirgin olarak Kremlin, “Rus ordusu, 20 Temmuz Moskova saatiyle 00:00’dan itibaren Karadeniz üzerinden Ukrayna limanlarına seyahat eden gemilerin askeri kargo taşıyıcısı olarak kabul edecek,” duyurusunu yaptı. Rusya’nın ardından Ukrayna’dan Karadeniz için tehdit açıklaması gecikmedi: “Ukrayna Savunma Bakanlığı, 21 Temmuz’dan itibaren Rusya’nın Karadeniz’de işgal ettiği Rus ve Ukrayna limanlarına giden tüm gemileri ‘potansiyel askeri yük taşıyıcıları’ olarak kabul edecek.”

ABD ve Rusya savaşı, isterseniz buna büyük rekabet deyiniz, devam ediyor ki bu nedenle meselenin asıl uçları şeklinde tarif ettim. ABD, Rusya’ya yöneltilen yaptırımların delinmemesini, Tarım Bankası’na uyulmasını, SWIFT işlemlerinin bağlayıcılığını, Karadeniz’den tahıl satışının kendi istediği gibi yapılmasını sürdürmek, buradan taviz vermemek istiyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri KTKA’nın devamından yanadır. Buna şüphe yok. Ancak Rusya bu anlaşmanın uzatılmayacağını açıkladığında Antonio Guterres’in yaptığı konuşmadan benim anladığım, biraz ABD yanlısı bir politikaya istinaden hareket ediyor gibi geldi, yanlış anladığımı varsayıyorum. Guterres konuşmasında, Rusya’nın Tarım Bankası talebini gereksiz bulduğunu ima etmişti.

Rusya ise kendi tahılına, Karadeniz’de taraf olmayan ABD’nin karışamayacağını açıkça ifade ediyor, fiyatı ben belirlerim, istersem bazı ülkelere bedava bile veririm diyor. Hatta konuyu sadece tahıl olarak değil, gübre olarak da destekleyeceğini dile getiriyor. İlk anlaşmada Rusların beklentisi bu yönden idi. Ukrayna tarafından uygulama eksiksiz yapıldı. Ancak üç dönem işletilen anlaşmanın Rusya’ya dönük uygulamalardan sonuç alınmadı. Dolayısıyla Ukrayna lehine, tek taraflı işleyen bu sisteme Ruslar daha fazla destek vermeyeceklerini dile getirdiler. 

Şunu göz ardı etmeyelim, çünkü fikrimce asıl konu gayet açık: Ruslar gıda güvenliği alanındaki gücünü kullanarak ABD’nin yaptırımlarını deldirmek (ki savaş içinde bu beklentiyi de tabii görmek gerekir). Daha başka boyutta açıklayacak olursak, Rusya enerji ve gıda güvenliği açısından şu ana kadar enerjide Batı’nın yaptırımlarına maruz kaldı, bunu kendi lehine işletemedi, şimdi elindeki ikinci konuyu heba etmek istemiyor.

Rusya 27-28 Temmuz’da St. Petersburg’da düzenlediği Rusya-Afrika Zirvesi’nde şu nu söyledi: “Yaptırımlara rağmen Rusya, Afrika’ya tahıl, gıda ürünleri, gübre ve diğer malları tedarik etmek için enerjik çabalarını sürdürecektir.”

Rusya, rakibi ABD ve ortaklarına karşı yeni bir çatışma ortamı yarattı, Afrika! Örneğin Nijer’deki gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz. Hatta bu konuyu çok eksenli de görmek gerekir, örneğin Wagner olayı patlak verdi, Batı bunu gayet iyi şekilde kendi lehine kullanmak istedi, Kremlin hamlesini yaptı, Wagner ile Afrika’da dengeleri değiştirebileceğini gösterdi. Bütün bunlar hızla oldu. Diğer açıdan Wagner, Belarus’a, tam da Polonya’nın karşısına yerleştirildi. Bütün bunlar dolaylı olarak güvenliğin bozulması halinde nelerin meydana gelebileceğinin örnekleridir. Ama sonuçta Putin açıkladı, Afrika’da belli ülkelerin borçları silinecek ve karşılıksız tahıl ihracına (yardımına) devam edilecekti.

İngiltere’yi de taraflar listesine ekledim. Zira İngiltere, Karadeniz, Hazar ve Doğu Avrupa ekseninde kendi adına yer tutmak adına Ukrayna’nın en büyük destekçisi ve ABD’nin en yakın ortağı hüviyetindedir. Şu ana kadar başta Karadeniz’in ve Odesa’nın güvenliği noktasında söz sahibi olmak için askeri girişimlerde bulunmaktadır. Askeri yardımlar ve bazı istihbarî çözümlemeler, gibi İngiltere’ye has faaliyetlerin sürmesi, bize belirgin bir durumu tarif etmektedir. İngiltere Savunma Bakanlığı, KTKA’nın sonlanmasının ardından, “Rus Karadeniz Filosu Ukrayna limanlarına abluka uygulamak için pozisyon değiştirdi,” açıklamasını yaptı. Bu aynı zamanda ABD’nin de ortakları için dikkat çektiği bir bakış açısıdır. 

Halen Rusya, Ukrayna’yı Karadeniz’de abluka altında tutmaktadır. Eğer Ukrayna tahılını dünya pazarlarına çıkaracaksa en iyi ve ekonomik yol deniz yoludur ve bu sadece Karadeniz’den olabilmektedir. Diğer taraftan karayolu ile Avrupa zaten Ukrayna’nın alıcısıdır. Ancak bu dünya pazarlarında ürünün değerinin oluşması yönüyle Ukrayna açısından tam bir rahatlık sunmayan yoldur.

KTKA sonlanınca Rusya, Odesa’daki tahıl lojistik sistemlerine saldırıda bulundu. Peşinden Ukrayna (ABD ve İngiltere’nin örtülü desteğiyle), stratejik sabotaj imkânı yaratmak amacıyla, Kırım-Kerç Köprüsü’ne, Sivastopol ve Novorossiysk deniz üslerine, Karadeniz’deki sivil ticaret gemilerine asimetrik çatışma biçimini kullanarak, kamikaze deniz dorunlarıyla saldırılar düzenledi. Son günler içerisinde bir ticari gemiye, bir askeri çıkarma gemisine (Ropucha sınıfı Olenegorsky Gornyk) yapılan saldırılar etkili oldu. Novorossiysk aynı zamanda Kazakistan petrolünün çıkış noktası halinde olup, bir boru hattı buraya ulaşmakta, tankere yapılan saldırı ile dünya ham petrol fiyatları az da olsa artış gösterdi.

Rusya’nın Azak Denizi’nden çıkış noktasının önemini biliyoruz, buna ilave Karadeniz’de önemli limanları Anapa, Novorossiysk, Gelendzhik, Tuapse, Soçi ve Taman’dır. Sivil deniz trafiğine olası saldırılar için sigorta şirketleri işlemleri maliyetlere etki edecek şekilde yukarılara taşıyabilir.

Sonuçta, küresel çatışma ortamında tansiyonun düşürülmesi ve gıda güvenliğinin yeniden sağlanmasında Türkiye’nin aldığı inisiyatif çok değerlidir. Bu konuya bütün yönleriyle bakılmalıdır. Problem çok zor da olsa Türkiye’nin çabasına destek verilmelidir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Sıfır Kayıplı Savaş Hayal mi?

DİĞER YAZI

Gıda Güvenliği Vurguncuları

Güvenlik 'ın son yazıları

193 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme