siber-savasa-hazir-miyiz
Siber Savaşa Hazır mıyız?

Siber Savaşa Hazır mıyız?

467 Tıklama
17 Dakikalık Okuma
Okuyucu

ABD gibi Uzay Komutanlığı ve Siber Karargâh kuran, Rusya gibi bu tür kurumsal çalışmaları pek görülmese de yarattığı etkileri belirgin hale gelen veya Çin gibi yayılma arayışları dikkat çekici boyutlara ulaşan ülkelere bakarak bir soru soralım: “Savaş mı yapacaksınız?” Soğuk Savaş zamanında nasıl nükleer savaşla ilgili sorular akıllara geldi ise bugün de benzerini düşünebiliriz, hem daha karmaşık bir biçimde! Görünen o ki kurallar geçmişe oranla bir hayli güç şartları içerecek şekilde gelişecek. Zira kaotik bir gelişim söz konusu! İnceleyelim…

Uzay Komutanlığı diye birlik ihdas eden ülkelerin uzmanları önlerine konan hedeflere dayalı “vazife tahlili” yapmaktalar. Yani aslında “elinde neler var ve bunlarla neler yapılabilir” diye düşünerek bir ilerleme yolu izliyorlar. Yine de bazı çevreler için bu konuda bir zorlama varmış izlenimi doğmuyor değildir. Acaba şöyle denebilir mi? Uzayda bir paylaşım oluyor, kurallar konuyor ve daha fazla çıkar elde etmenin hazırlığını yapman ülkeler şimdiden o serbestlik hissi uyandıran alanın parsellenmesinin peşindeler. Hatta konu bu kadarla da kalmıyor. Eğer uzayı siber alan olarak okursak durum daha da belirsiz hale geliyor. Siber uzayda şimdiden paylaşımlar sürüyor. Uzay Komutanlıkları ve Siber Uzay Programlarının birlikte bir açılım konusu olduğu anlaşılıyor. Tersten bakıldığında bu durum bir sorun yumağı olarak da anlatılabilir. Bütün bunlar yakın gelecekte insanlığı çok yakından ilgilendiren alanlarda etkisini gösterecek. Bu durumda şimdiden belli sınırların çizilmesi gerektiği açıktır, ama tatmin edici yeterlilikte olması güçtür.

Siber uzayda para eden türden ne tür konular var? Uydular, elektromanyetik dalga… Bunun üzerine politika belirleniyor olması, program ifade edilmesi, okullarda dersler verilmesi, teknolojinin yönlendirilmesi, komutanlıklar kurulması ve resmi kişiler için yönergeler yazılması… Bütün bunlar neden yapılıyor? Görünürdekilerle sınırlı kalındığında bunca faaliyetin fazlaca olduğunu söyleyecek olursak beraberinde cehaletimizi de göstermiş olmuyor muyuz?

Peki, bu konu hakkında incelik içeren noktalar hangileri? İnsanın var olduğu her yerde, ister dünyada, isterse uzaydaki bir kolonide olsun, fark etmez, yönetenlerin, çalışanların, değer üretenlerin, sosyal yaşamda yer alanların veya bu süreçlere koşulmuş robotların ve destekleyici makinelerin kullandığı her cihaz ve uygulama etkinlikle işini yapacak ise bir siber uzay kullanılacaktır. Faaliyetlerin tümüne, kuantum teknolojinin çok hassas yöntemleri, bulut teknolojisinin kolaylıkları, öğrenen her türlü makine, 3-D baskı sistemi, iletişim kapasitesi, yapay zekalı ürünler ve uygulamalar girmektedir.

Siber uzayda olacaklara hükmedecek güçler her şeyi kontrol etme imkanına sahip olacaklar. Nedir bunlar? Piyasalar, teknolojiler, yaşam koşulları, sosyal düzen, hatta demokratik bütün uygulamalar… Bugünden tanık olduk! ABD seçimlerine Rusya’nın etki ettiği şeklindeki bir sorun sahası ne denli önemli tartışmalar yarattı, öyle değil mi? Giderek örnekler çoğalacaktır…

Ortaya çıkacak keşmekeşliği önlemek için bir koruyucuya ve kollayıcıya ihtiyaç olacak. Bundan daha önemlisi, eğer bu alan bir savaş alanı ise ki öyle; caydırma, güç kullanma, denetleme ve angajman kuralları gibi stratejik ve taktik fonksiyonların geçerlilik kazanacağı bir alan olacaktır.

Siber uzayda caydırıcılık nasıl olacak, önleyici tedbirler ve misilleme nasıl uygulanacak? Bu maksatlar için yapılacaklar güven verir şekilde tam mı, yoksa ne yapılırsa yapılsın eksik mi gerçekleştirilecek?

ABD, Rusya, Çin gibi güçlü ülkelerin yürüttükleri kampanyalarda henüz bir caydırıcılık fonksiyonu oluşturulmuş değildir. Sadece ortada “soğuk” bir savaş başlangıcı türünden çekinceli süreç söz konusudur ve aynı zamanda geçerli olacak kuralları deneyerek belirleme dönemine girilmiş gözükmektedir.

Rakibi caydırmanın felsefesi nedir? Eğer rakip beklediği faydadan daha fazla bir maliyetle karşı karşıya kalacak ise girişeceği işten cayacaktır ve pratikte bir anlaşma masasına oturacaktır. Siber uzaydaki meselelerde örneğin Çin, ABD’yi masaya oturtma noktasına getirecek ise işte şimdiden bunun mücadelesi verilmektedir. Örneğin Uzay Komutanlığı buna dönük çalışma yönergelerini hazırlamaktadır.

İleride teknolojisi çok yüksek uyduların (Çin’in Micius projesi gibi) bir şekilde çatışma alanındaki konumlamalarının ve bunların savunmalarının şimdikinden daha karmaşık olacağı açıktır. Dolayısıyla bugünkü çalışmalar bu tarz güçlükleri göz önünde tutarak hazırlık yapmaktadır. Angajman kuralları buna göre belirlenmektedir. Soğuk Savaş zamanında tahminler nükleer hesaplamalarla yapılıyorken bugünkü yeni soğukluk sürecinde (veya buna karanlık dönem de denebilir,) hesaplamalar yapay zekâ imkanlarına göre belirlenecektir. O halde hangi güçlerin karşı karşıya geleceği ve ne gibi bilinmezliklerle ilgilenecekleri ortada mı?

Devletler bir yana bu tehdidin en tedirgin edici tarafı anonim örgütler, korsanlar ve taşeronlardır. Çünkü hukuki açıdan kaygan bir zemin oluşturmaktadırlar. Örneğin anonim bir örgütün Siber Savaşta etkin olabileceğini düşünürsek durum, yıkıcılık katsayısı bir yana, nükleer savaş senaryolarından daha yaygın bir tehdit oluşturacağı şeklinde kabul edilebilir. O zaman bu durumun caydırılacağını nasıl işaret etmek gerekiyor. Örneğin bir kentin nükleer santraline veya nükleer güçle çalışan silah sistemine siber atak yapmak mümkün ise karmaşık teknolojiye sahip bir uyduyu düşürmek veya onu kullanmak da mevcut problemler içine kaydedilebilir. Uzayda olabilecek tehdidin bu tür adı bilinmedik korsan bir örgütün çabasıyla irtibatlandırılması söz konusu mu? Evet. Bu durumda caydırıcılık ilkesi uygulamada nasıl çalışır? Bir hayli zor olacak gibi…

Şimdiden söylenebilir, ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler bize bugün çok acımasız veya alışılmadık gelen uygulamaları başlatmış görülüyor. Bugün ABD’nin Çin’e karşı (veya daha özelde Huawei şirketine) uyguladığı ticari tedbirleri anlamakta güçlük çekenler var. Peki bu tür uygulamalar yeterli olacak mı? Eğer olmayacak ise yakın zamanda daha neleri göreceğiz? Demek ki konu sadece ticaret veya ekonomi meselesi değil, başka konular var ki şimdiden ülkelerin alışılmadık tepkileri söz konusu ediliyor.

Bilinen bir angajman kuralı var, ABD gibi ülkeler silahlı çatışma kurallarını siber taarruzlar için de geçerli görmekteler. Ancak saldırı ve savunma gereçlerinin çalışma şekilleri çok farklı. Küresel ölçekte buna dair değişik uygulamalar gözlendikçe yeni tanımlar diğer ülkelerin yetkililerinin aklında daha belirgin biçimde yer edecek. Örneğin Rusya’nın Ukrayna’ya uygulamakta olduğu hibrit savaşı (konvansiyonel ve siber teknikler müşterek biçimde) ABD tarafından anlaşılırken, Almanya ve Fransa gibi ülkeler duruma yeni vakıf oluyorlar. Bu durumda bu ülkelerin Rusya’yı caydırıcı ne tür teknikleri geçerli olabilir ki? Ancak ve ancak bilinen usullerle bir karşı politik söylem veya yaptırım geliştirebilirler. Yaptıkları da bu olsa gerek! Neden? Çünkü olay çok fazla gri alanları içeriyor. Yine Rusya’nın Robert Mueller’in raporunda yer aldığı gibi, Rusya’nın ABD seçimlerine yönelik uyguladığı siber teknikler neticede ABD’nin bir iç meselesi olmaktan öte gitmiş, bir ülkenin saldırısı şeklinde mütalaa edilmiştir. Buradaki gri alanlar çok fazladır.

Öyleyse, ya saydıklarımızdan başka ülkelere olan ataklarla ilgili neler mümkün olabilir dersiniz? Ki daha bir nükleer santrali veya milyonlarca kişinin elindeki cihazlara iletişim imkânı veren uyduyu kimseye hissettirmeden tersine amaçlarla işletmeye kalkışmadık bile!.. İnsan karşılaşmadığı bir iş için ne tür bir caydırıcı usulü devreye koyabilir ki? Örneğin ABD hesabına çalışan bağımsız bir timin Yeni Zelanda’daki adı belirsiz bir noktadan Çin’e ait bir siber imkânı ortadan kaldırması veya istismar etmesi halinde, eğer tehdit ortaya çıktı ve hatta ilgililerce gri alanlar üzerinde belli bir değerlendirme yapıldı ise bu durumda kim kimi muhatap alacak dersiniz? Bu tür hallerde nasıl adil ve güven verici bir hukuk sistemi işetilecek? Eğer adalet bir misilleme yapmakla tecelli edecek ise buna dair tertiplenme ne zaman ve ne ölçüde gerçekleşecek? İşte Siber Savaş yeteneklerinin yöneticileri bunlarla ilgilenecekler. Ayrıca hukuk da başka türlü işleyecek gibi görülüyor!..

Öyleyse başat güçlerin dışındaki ülkeler bu tür konulara nasıl hazırlanıyorlar, diye sormamız gerekiyor. Sürekli yeni tekniklerle ilgili değişik saldırıların, misillemelerin, bazıları caydırıcı olan tedbirlerin ve neticede ticarette olduğu gibi normal işlemesi gereken usullerin içine yerleştirilmiş politik uygulamaların muhatapları bu işin üstesinden nasıl gelecek? Böyle bir durumda ülkeler arasındaki muhataplık şartları bile farklı kategorilere bağlı olacak gibi görülüyor. Zira inkâr etmek veya inkârın geçerliliğini sağlamak başka bir sorun sahasıdır. Bu durumda ikna ve ispat etme yöntemlerinin zorlaşacağı, alınan tedbirlerin kalıcılığının sağlanması gerektiği bir durumdan söz edebiliriz miyiz? Kalıcı uygulamaların ve kuralların olması gerekiyor ki bir istikrardan söz edilebilsin. Aksi halde ne olur? Kaotik şartlar! Bütün bu işlerin maliyetini kimler üslenecek?

İstikrarsız bir döneme girdik. Şimdiden senaryolar yazılıyor. ABD, Çin teknolojisiyle geliştirilen Kuzey Kore’nin nükleer kabiliyetlerini sürdürmesine müsaade etti diyelim. Böylesi bir senaryoda, “ABD neden bu ölçekte bir riske girdi?” diye sormamız gerekir. Eğer ABD buradaki kitle imha silahlarını istismar edip Çin’e karşı kullandırır ise kim suçlu olacak? Kuzey Kore mi? Bu sadece bir senaryodur, endişe etmeyelim!.. Ancak geleceğin sorun sahalarında bu tip karmaşık denklemler hep var olacaktır. Dikkat çekilen nokta budur.

Sonuçta dünyanın karanlık bir döneme girdiğini söylememiz gerekiyor. Günden güne yeni uygulamalar ve şoklar görecek gibiyiz. Ülkelerin her tür kapasiteyi birlikte kazanması mümkün değildir. Bu nedenle uzayda ve siber uzayda etkinliği ileri olanların diğerlerinden ayrışması söz konusu olacak gibi görülüyor. Bu kopuşun elbette bir bedeli olacaktır. Politikacılara çok iş düşecek!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Esed’e Kim Dur Diyecek?

DİĞER YAZI

Savunma Sanayii ve Milli Muharip Uçak

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.