“Uçaklarımızı Uçurduk” Meselesi

Güvenlik

Dün gece Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşmiş Milletler Günel Kurulu (BMGK) dolayısıyla New York seyahati ve Türkiye’deki gelişmelerle ilgili olarak gazetecilere verdiği bilgiler haber oldu. Suriye’de Güvenli Bölge başlığı altında bazı açıklamalar da oldu. Açıklamaların içinde, “Son dönemde bölgede uçaklarımızı da uçurduk,” bilgisi de yer alıyor. Nedir bu konu, bakalım.

Suriye hava sahasında ilk F-16 uçuşun gerçekleştiği 23 Eylül’de Savunma Bakanlığı bir Tweet ile konuyu duyurdu ve kamuoyu böyle bir görevin uçulduğunu öğrenmiş oldu.

Peşinden bir havacı olarak tecrübeme açık kaynaklardan elde edilen bilgilere bağlı olarak durumu değerlendirdim ve konu hakkında bir Tweet’im oldu. “Adı üstünde Doğal Kararlılık! Suriye hava sahasında F-16’lar ile görev başladı. Mesaj anlaşılmaz ise devamı gelir. Tekrarlanacak.” Bu şekilde ifade etti.

Hatta ekledim: “Suriye’de 2 adet F16 karışık yüklü. 2 hafta tekrarlanacak. Suriye Adana mutabakatı, Daesh ile mücadele koalisyon ülkeleri, Astana mutabakatı ülkeleri bilgi sahibi.”

Peşinden cevabi Tweet’ler aldım. İfade edilenlerden bir tanesi şöyleydi: “Doğal Kararlılık, Operation Inherent Resolve’un Milli Savunma Bakanlığı tarafından kullanılan Türkçesi.” Bir başkası, “Nasıl oluyor da Türkiye Daesh’e yönelik ABD ile bu görevi uçuyor,” şeklinde 10 kadar Tweet dizisini neşretti.

Evet zaten bu meşru bir uçuş, koalisyonla ilgili uçuluyor. Böyle de açıkladım! Ama işin özü, yani maksat bu değildi.

Tekrar açıklamak istedim: “Koalisyonun Doğal Kararlılık için koordine, planlama ve Airtask – hava görev emri- yayımlama noktası TGS -Türk Genel Kurmayı- değil.  TGS bu görevi kendi planlıyor ve ancak bu ismi kullanıyor. Eğer ABD veya Suudi hava kuvvetleri ile koordineli uçulduğuna dair bilginiz varsa lütfen paylaşın.” “… takip edelim, birkaç tekrar olacak. Türkiye Suriye’de Daesh tehdidinin bittiğini savunuyor. ABD, Irak’ta İsrail ile taarruz yaptı. Hatta Türkiye bu tip görevleri Suudi gibi ülkelerle uçmuyor. Bunu da not edelim. Bence akıllıca bir gerekçe!” dedim.

Televizyon kanallarında ise konunun Türk Silahlı Kuvvetleri’nin inisiyatifiyle gerçekleştirildiğin açıkladım. Hatta en son olarak 25 Eylül gecesi bir televizyon kanalında bu uçuşların gösterdiği istikamette olası bir Suriye kuzeyi harekatında uçaklarımızın görevlerini nasıl yapabileceklerini de açıkladım.

Bilindiği gibi bu görev tekrarlandı. Peşi peşine 3 gün aynı görev uçuldu. Uçuşların nasıl gerçekleştiğini de ifade ettim, ırak hava sahasından girişle sınıra paralel Rakka istikametinde uçulduğu şeklinde bazı açıklamalarda bulundum. Belki uçuşlar bugünlerde yine tekrarlanacaktır.

Neyse ki en üst seviyeden bu görevlerle ilgili maksadı açıklayan bir ifadeyi dün gece işitmiş olduk. Cumhurbaşkanı konu hakkında gazetecilere şunu söyledi: “Son dönemde bölgede uçaklarımızı da uçurduk. Uçaklarımız da bölgede uçmak suretiyle zaten bu sürece devam etmekte olduğumuzun sinyallerini verdiler. Yani uçaklarımızın burada uçuşu herhalde boşuna değil. Bu basit bir seyrüsefer de değil!”

Sonucu söyleyeyim, Türkiye, BM çerçevesinde ihdas edilen Koalisyon Kuvvetleri kapsamında görev yapmak, 1998 Adana Mutabakatı ile Suriye’de Terörle mücadele etmek amacıyla ve Astana/Soçi/Ankara Mutabakatları ile Rusya ve İran’ın da kabul edebileceği şekilde, Suriye Kuzeyine uçaklarıyla inisiyatifle müdahalede bulunabilir. Olası bir harekatta bu şekilde görevler uçulacak ve PKK/YPG/DAEŞ gibi tüm terör hedeflerine karşı taarruzlar gerçekleştirilecektir. Bir engel yoktur.

Konu ettiğimiz bugünlerde uçulan bu görevler çok akıllı bir uygulamadır. Neden? Zira yarın ABD Hava Kuvvetleri Türk uçaklarına cevap vermek için gerekçe bulamayacaklardı. Koalisyon kapsamında 2014 yılındaki mutabakatların yanı sıra, bugün 5-7 Ağustos ABD-Türkiye Ankara Mutabakatı kapsamında uçulan görevler nasıl meşru ise yarın da meşru olacaktır, şimdiden ABD’nin bunu kabullendiği bir durum yaratılmıştır.

Evet, “bu basit bir seyrüsefer değil!”

Bir Cevap Yazın

Güvenlik 'ın son yazıları

Irak’ta Kargaşa Büyüyor

Irak’ta Hükümetin uygulamalarına, yolsuzluklara ve işsizliğe dayalı Bağdat ve Basra’da başlayan protesto
DÖN BAŞA