BM Genel Kurulu ve Savaşlar Çağı

Güvenlik

Yarın (24 Eylül 2019) gündemde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK, UNGA) var. Bakalım liderler neler konuşacaklar? Savaş mı, barış mı? Çağımızın Gri Bölge dinamikleri içinde savaş sözcüğü itici olduğundan bunun yerine çatışma veya rekabet, düşman sözcüğü yerine ise hasım veya rakip kullanılıyor. Ama ne denirse densin dünyada sürmekte olan bir savaş yaşandığı gerçeği ter edilmiyor. Nelerden söz ediliyor? Ticaret Savaşı, Teknoloji Savaşı, Siber Savaş, Bilgi Savaşı, Uzay Savaşı, Enerji Savaşı, Konvansiyonel ve İç Savaş, Terörle Savaş, Nükleer Savaş ve Coğrafi Savaş. Kimler hangi tarafta bir göz atalım. Ancak göreceksiniz ki şu savaş kavramını ne de çok kullanıyoruz!

Ticaret Savaşı

ABD ve Çin arasında bir Ticaret Savaşı olduğu açık. Hatta Ticaret konusuna Politika ve Finans yönleri de eklenince savaşın Ekonomi Savaşı olarak da açıklandığı süreçler yaşanıyor. Ekonomik Savaş için doların baskısından kurtulmak veya yeni bir değer sistemi üzerinden alışveriş sistemi kurmak isteyenler sürekli sosyo-ekonomik ortamları değerlendiriyor. Ticaret Savaşı başlığı altında özellikle otomotiv sektörü bağlamında Almanya ile ABD arasında gerginlik yaşandı. Ayrıca ABD’nin The Countering America’s Adversaries Through Sanctions, kısaca CAATSA olarak bilinen tek taraflı uygulamaları ile çoğu ülkede belli yaptırımlara başvurması belli olumsuzluklar yaratmaktadır. Buna karşılık Çin Modern İpek Yolu da denen Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifi ile küresel ticaret savaşında önemli adımlar atmanın eşiğindedir.

Teknoloji Savaşı

ABD ve Çin arasında Teknoloji Savaşı sürüyor. Başta bu ülkeler ve değişik küresel şirketler, Silah Sistemleri, Uzay, Yapay Zekâ, Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, 3D Baskı, Makine Öğrenimi, Robot Teknolojisi, Kuantum Teknolojisi, gibi alanlarda büyük bir savaş yaşanmaktadır.

Siber Savaş

ABD, İngiltere, Rusya, Çin, İsrail, Hindistan başta olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler önemli ölçüde bu savaş yöntemini siber alanda sürdürüyor. Ülkeler veya anonim unsurlar bu savaşın aktif ve değişken parametreli taraftarıdır. Siber Savaş stratejik tesisler ve faaliyetler için oldukça etkili bir tehdit ortamı oluşturmaktadır.

Bilgi Savaşı

Daha bilinen isimlerle Propaganda, Algı Yönetimi, Psikolojik Savaş, Post-Truth ve Yaratılmış Gerçeklik yöntemleri dijitalleşmenin de getirdiği ivmeyle değişik tekniklerle ve fırsatlarla uygulanıyor. Medya ve sosyal medya bu alanın hedefinde. Gri Bölge dinamikleri içinde Kamuoyu Yönetimi bahsi bu şekilde yönlendirilmektedir. Demokrasiler dahi tehdit altındadır.

Uzay Savaşı

Burada asıl konu “uzayın askerleştirilmesi” hadisesidir. Başta ABD olmak üzere Uzay Komutanlıkları kuran ülkeler var. Uzayda yaşanacak bir savaşın hazırlıkları sürüyor. İlk planda siber ortamın uzayda olan kısmı ve uydularla yönlendirilen silah ve iletişim sistemleri başta her türlü imkânın engellenmesi üzerine sürdürülen savaş giderek atmosferi aşma potansiyeli taşımaktadır. Uzayı kullanma yarışı ile bu potansiyel savaş alanı dünyadaki stratejik gelişmeleri de etkilemektedir. Bu alanda savaşı halen ABD, Çin ve Rusya sürdürüyor.

Enerji Savaşı

ABD enerjide küresel piyasaları ve güzergahları kontrol etmek ve bu alandaki hakimiyetini sürdürmek amacıyla direnmeye devam ediyor. Petrol Savaşı olarak da bilinen bu savaşta ABD’nin amacına bağlı olarak değişik streslere tabi kalmaktadır. OPEC ülkeleri (Cezayir, Angola, Kongo, Ekvator, Gine, Gabon, İran, Irak, Kuveyt, Libya, Kuveyt, Libya, Nijerya, Suudi Arabistan, BAE ve Venezuela) üzerinde önemli bir baskı vardır. Çin genişlemektedir. Rusya başat aktörlerdendir. Ancak bugün Ortadoğu’da özellikle ABD ve İran arasında önemli bir gerginlik yaşanmaktadır. Bu savaşı diğer ucunda İsrail ve Suudi Arabistan yer almaktadır. Yeni enerji alanı olan Doğu Akdeniz yakın gelecekte başka gerginliklere gebe bir havzadır.

Konvansiyonel ve İç Savaş

Konvansiyonel ve İç Savaş alanında halen dünyada büyük gerilimler ve çatışmalar sürmektedir. Bu savaş Gri Bölge destekli ama aslen dost-düşman belli bir çerçeve çizmektedir. Vekalet Savaşı burada Gri Bölge içinde yer almaktadır. Büyük güçler Sıfır Kayıplı Savaş ve Dördüncü Nesil Savaş yöntemlerini kullanmaktadır. Soğuk Savaş sonrasında Turuncu Devrimler, Paylaşım Savaşı ve Arap Baharı gibi süreçler gelip insanlığı büyük ölümlere ve göçlere zorlar hale getirmiştir. Bu tür savaşlarda ABD, Rusya, İsrail, Çin ve bazı Avrupa ülkeleri inisiyatifle savaşları yönlendirmekte ve kendi çıkarlarını geliştirmektedirler. Saydığımız ülkeler Afrika ve Güney Asya coğrafyalarında önemli Nüfuz Savaşları içindedir. Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir sorunu alevlenmiş haldedir. Pasifik’te Kuzey Kore ve Tayvan potansiyel çatışma alanlarıdır. Ortadoğu’da Suriye Savaşı sürmektedir. ABD, İsrail ve Rusya burada çıkarlarını kalıcı hale getirmek istemektedir. İsrail’in Lübnan, Irak, Suriye ve İran’da yapmak istedikleri vardır. İran halen en sıcak gündemi oluşturmaktadır. Yemen’de savaş sürmektedir. Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilim devam etmektedir. Bu ve buna benzer savaşlar ve hazırlıkları amacıyla dünyada konvansiyonel silahlanma süreci çok yukarılara taşınmış haldedir.

Terörle Savaş

Soğuk Savaş sonrasında 11 Eylül’deki New York Dünya Ticaret Merkezi saldırısından sonra ABD’nin ilan ettiği Küresel Radikal Terörle Savaş dünyaya başlıca bir tehdit tanımı getiren konu olmuştur. Uzun Savaş, Bitmeyen Savaş ve Sonu Olmayan Savaş gibi başka açıklamalarla da bu tür bir savaş sürekli gündemde tutulmaktadır. Terörle Savaşı küresel, bölgesel ve yerel diye ayrıştırmak mümkündür. Ancak bütün bunların içinde her türlü Gri Bölge faaliyeti söz konusudur. Belli başat ülkelerce terör, Kaotik Savaş ortamlarının oluşturulmasına imkân veren tarzda bir aparat olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle terör İç Savaş ile ilgili olabilmektedir. Vekalet Savaşı, Sıfır Kayıplı Savaş ve Dördüncü Nesil Savaş yöntemleri terörle iç içe yaşanan olayları işaret etmektedir. Bunun en bariz örneği Suriye’de gerçekleşmiştir. Hedef coğrafyalarda din ve mezhep tabanlı düşmanlıklar özellikle manipüle edilmektedir. Ortadoğu’da mezhepçilik konusu dahi çatışma sebebi haline dönüştürülebilmektedir. Halen ABD’nin ve beraberindeki koalisyon güçlerinin DAEŞ’le, El Kaide ve uzantılarıyla ve Taliban ile sürdürülen mücadele devam etmektedir. Bu terör örgütleriyle sürdürülen mücadelenin alanı Asya-Pasifik bölgesi, Güney-Hint coğrafyası, Ortadoğu ve Afrika kıtası boyunca sürmektedir. Suriye, Irak, Pakistan, Afganistan, Arakan, Yemen gibi yerlerde önemli olaylar gerçekleşmektedir. Ancak terör potansiyel bir konudur, başka alanlara da evrim göstermeye açıktır. Küresel Terör ve Kitlesel Terör kavramlarının yanı sıra, Bireysel Terör, Devlet Terörü, Radikal Dini Terör ve Radikal Etnik Terör gibi kavramlar da geniş kullanım alanı bulabilmektedir. Hatta Nükleer Terör ve/veya Biyolojik Terör ve Kimyasal Terör konularını da kapsayacak biçimde Kitle İmha Silahı Terörü konusugündemdedir. Sonuçta nefret ve şiddet yolu ile baskı kurma amacı istismar edilebilen bir konudur, ancak Asimetrik Savaşiçin de bir alandır.

Nükleer Savaş

Aslen Nükleer Savaş bir “caydırma” amaçlı Soğuk Savaş yöntemidir. Ancak daha önce Dünya Savaşı’nda ABD’nin Japonya’ya kullandığı gibi, etkisi “kitlesel” olan ve insanlığın hiç başvurmaması gereken bir savaş türüdür. Maalesef bugün yine gündeme gelmiş ve yer bulmuştur. ABD ile Rusya arasındaki The Intermediate-Range Nuclear Forces Treaty, INF Antlaşması bozulmuştur. Şimdiden Strategic Arms Reduction Treaty, START Antlaşmasının da yenilenmeyeceği ifade ediliyor. ABD ve Rusya tekrar bu Kitle İmha Silahları’nın (KİS) ve atma/fırlatma vasıtalarının üretimine başlamışlardır. Avrupa alanındaki bu yöndeki olumsuz gelişmeler tartışılırken, diğer alanlarda da başka sorunları gündeme getirdi. İsrail’e karşı İran’ın nükleer programı söz konusuydu. Önceki ABD Başkanı Barack Obama İran ile The Joint Comprehensive Plan of Action, JCPOA denen Antlaşmayı yapmıştı. Ancak Donald Trump bunu bozdu. Şimdi İran hedeftedir. Bunun dışında ABD ile Kuzey Kore arasında da belli diplomatik temaslar oldu ancak bu konuda şimdilik bir kesinti söz konusudur. Diğer yandan Pakistan Hindistan ile arasındaki sorundan dolayı nükleer tehdidin hatırlanmasına sebep olacak konuşmalar yapmaktadır. Esasen dünyada KİS alanında bütün dengeleri bozan ülke Çin olmuştur. Çin sürekli nükleer silah ve atma/fırlatma vasıtaları imal etmektedir. Bu da göstermektedir ki Yeni Soğuk Savaş kavramı gündemdedir ve dünya yeniden bir Nükleer Barış veya Nükleer Denge dönemini buluncaya kadar sancılı evreden geçecektir. Son olarak, ne değişti diye sorulabilir. Teknolojideki devrim bu alandaki her türlü çalışmayı da etkiledi. Sadece KİS’lerde değil, fırlatma/atma ve savunma sistemlerinde de önemli gelişmeler oldu. Örneğin 2026 yılında Rusya’nın devreye koyacağı yeni füze sistemlerinin “Hipersonik Program” ile ilişkilendirildiği bilinmektedir. Bu tip yeni teknolojik programların ürünlerini savunma sistemleri ile bulup önlemek de şimdilik mümkün görülmüyor. Bu durum tehdidi daha da büyük hale getiriyor. Bu duduma uzaya taşınabilecek sistemlerle de bakılırsa tehdit gerçekten korkunç hale geliyor.

Coğrafi Savaş

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de işaret etti, Arktik Savaş dönemine girildi diye. Esasen iklimdeki değişimle birlikte yakın zamanda Kuzey Kutup bölgesinde buzların erimesiyle birlikte yeni bir kıtanın daha ortaya çıkmasıyla ve burada Pasifik-Atlantik geçişlerinde işlevsel ve ekonomik yeni bir ticaret yolun daha açılmasıyla birlikte jeopolitik bakışta farklı boyut oluştu. Burada başta Bir Kuşak Bir Yol projesiyle inisiyatif alan Çin, bir kıyısı Atlantik’te diğer kıyısı Pasifik’te olan ABD, Kuzey Kutup bölgesinin tam üzerinde olan Rusya ve elbette Avrupa Kıtası, düşünmeye başladılar, bu coğrafi avantajdan daha fazla nasıl nasipleniriz diye. Bunun dışında Coğrafi Savaş konusu genel olarak bir Paylaşım Savaşı olarak da açıklanabilir. Örneğin son dönemde Asya-Pasifik ve Afrika daha geniş bir çıkar alanı oldu. Atlantik ve Avrasya bu alanlarda çıkarlarını Post-Kolonyal Çağ başlığı altında tartışmaktadır.

Bütün bu savaş içerikli kavramları hatırlamak dahi insanı sıkıyor. Ancak yarın gerçekleşecek BMGK böyle bir ortamda gerçekleşecektir. Üstelik burada sözünü etmediğimiz insanlığın doğa ile sürmekte olan savaşı sonucunda ortaya çıkan “çevre” sorunlarını da hatırlamamız gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

Güvenlik 'ın son yazıları

DÖN BAŞA