ABD ve İran’ın Enerji Savaşı

Güvenlik

ABD ve İran gerilimi dünya gündeminin birinci sırasına yerleşti. Konunun bir Enerji Savaşı olduğu açık. Bu yazıda son gelişmelerle Enerji Savaşı bağlamında ABD ve İran’ın ne yapmak istediklerini tanımlayalım ki bu önemli konu aklımızda netleşmiş olsun.

ARAMCO, Abkaik (Abqaiq) küresel petrol sevkiyatının %8’ini karşılayan günde 7 milyon varil üretimi olan bir tesistir. Husilerin üslendiği, ancak henüz yapanın kesin olarak zikredilemediği, arkasında İran’ın olduğu iddialarının yoğunlaştığı, bu saldırı sonunda Suudi Arabistan petrol üretiminin yarısı durdurdu.

Husiler, Yemen’de ABD, Suudiler ve Birleşik Arap Emirliği (BAE) başta olmak üzere koalisyonun desteklediği zayıflamış hükümete karşı, İran destekli fiili yönetimde olan bir kesimdir (belli kesimler bunlara terörist de demektedirler). Suudi Arabistan Husilere hava saldırıları düzenlemektedir. Geçtiğimiz günlerde bu saldırılar hastane, kent merkezi, hapishane gibi değişik noktalara olmuştur ve sivil ölümleri çoktur.

Suudilerin bu müdahalelerine cevap vermek amacıyla Husilerin üslendiği ama henüz teyidi kesinleşmemiş bu Abkaik saldırısında Suudi kaybı yoktur, sadece tesis vurulmuş gözükmektedir.

Abkaik saldırısı üzerine ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Arabistan’a gitti. Oradan, “Saldırıların Yemen’den geldiğine dair hiçbir kanıt yok,” dedikten sonra esasen sorumlu olarak İran’ı işaret etti. Bu işin arkasında İran var dedi. Washington’da Başkan Donald Trump ise her türlü seçeneğe hazır olduklarını ifade etti ve bir saldırı işareti vermiş oldu. ABD’nin asıl amacı ne?Saldırmayı en sona saklayarak, bu şartlarda İran’a azami baskı uygulamak, şeklinde değerlendirilebilir.

Pompeo’nun açıklamaları bize tarihte olan bazı örnekleri anımsattı. George W. Bush yönetimi sırasında, Başkan Yardımcısı Richard Cheney, Ağustos 2002’de yaptığı bir konuşmada, Irak’a karşı saldırıyı başlatan kampanya öncesinde, “Saddam Hüseyin’in artık kitle imha silahlarına (KİS) sahip olduğuna hiç şüphe yok!” diye açıklamıştı. Hatta ABD’nin KİS değilse bile, peşi sıra “Saddam’ın Cehennem Topu” gibi bir yalanı ortaya atmaları dünya diplomasi tarihine geçmişti. Belki bu kez böyle değildir, ama henüz bir kesinlik de yok. Başkan Bush zamanında İran “şer ekseni” içinde gösterilen bir ülkedir.

OPEC ülkeleri (Cezayir, Angola, Kongo, Ekvator, Gine, Gabon, İran, Irak, Kuveyt, Libya, Kuveyt, Libya, Nijerya, Suudi Arabistan, BAE ve Venezuela) içinde ABD’nin sözünü dinlemeyenlerin başına neler neler geldi, öyle değil mi? Belki bunlar içinde ABD bir tek İran’a diş geçiremedi. Öyle anlaşılıyor ki sırada İran var, ama plan nasıl gerçekleşecek?

ABD baskısını artırıyor, buna şüphe yok. Bu ABD’nin bildiğimiz yönüdür. Trump yönetimi iş başına geçtikten sonra ABD, 2015 Nükleer Antlaşması’ndan çıktı (2018). Barack H. Obama zamanında İran ile varılan Nükleer Antlaşma gereği, P5+1 ülkeleri ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen bir süreç başlatılmıştı. ABD önce ambargo ve ekonomik yaptırım uygulamaya başladı. Bir “12 maddelik Yol Haritası” açıkladı (Mayıs 2018). Ulusal Güvenlik Strateji Dokümanı (2018) içinde İran’ı düşman ülke gösterdi ve bu dokümanda, “İran’da rejim mutlaka değiştirilmeli,” dedi. Varşova’da İran Karşıtı Koalisyon’u ilan etti. Bölgeye sürekli yeni deniz, kara ve hava kuvveti paketleyip intikal ettiriyor. Yeni Patriot bataryaları dahil, F-35 savaş uçakları ve ağır bombardıman uçakları B-52’le bölgeye intikal ettirildi. Basra Körfezi’nde ABD donanması var. 5. Filo Körfez açıklarında. 6. Filo ise Akdeniz sularında. ABD Güney Kıbrıs’a dahi asker kaydırdı. CENTCOM’a taktik nükleer silah kullanma yetkisi verdi. İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütü ilan etti.

Son yıllarda İran’da çok vilayette ayaklanma ve terör girişimi oldu. Hatta, bir eylemi üslenen IŞİD dendi ama her neyse, belli odaklar Parlamento binasına bile saldırarak terör eylemi gerçekleştirdi. Ahvaz’da askeri törende bir eylem gerçekleşti. İran’da rejimi değiştirecek bir yol bulunamayınca öyle görünüyor ki, ABD yöntemi değiştirdi. Küresel petrol arzının %30’unun gerçekleştiği Hürmüz’de tanker alıkoymaları başladı. ABD’ye ait bir stratejik Global Hawk tipi İHA bölgede düşürüldü. İran’ın bir tankerine Cebelitarık’ta el kondu. Derken Husiler üzerinden bu Abkaik (ve yakınında Kureyş tesisi de var,) gerilimi yaşandı. Bu son saldırı hakkındaki geniş açıklamalarımı Suudi ARAMCO Petrol Tesisini Kim Vurdu? yazısında yapmıştım, burada tekrar etmeyeceğim.

İnsanın aklına şöyle bir soru gelmiyor değil, İran ağır su üretimini sürdürüyor ve uranyum zenginleştirme faaliyetinde henüz işin yarısına bile gelmemişken, elinde bir nükleer silahı hazır değilken, ARAMCO tesisi Abkaik saldırısı gibi bir savaş sebebi olabilecek bir olayı göz göre göre neden şimdi yapsın veya yaptırsın? Biraz daha bekleyip, örneğin bir yıl sonra nükleer silah yaptıktan sonra karşı olduğu ülkelere sataşmaya başlasa daha mantıklı olmaz mı?

Bahsedilen ABD koalisyonu içinde İsrail görünmüyorsa da aslında bölgedeki asıl İran düşmanı ülke İsrail’idir. İsrail’in nükleer silahları vardır ve genişleme alanı içinde karşısında duran kendisiyle vekaletçiler aracılığıyla çatışan ülke İsrail’dir. İsrail ve İran bölgede, Suriye, Lübnan, Doğu Akdeniz ve Filistin’de karşı karşıyadır. İsrail diplomasisi sürekli Körfez Ülkeleri ile temas edip İran’a karşı alınacak bölgesel önlemleri örgütlemektedir. İsrail Ortadoğu’nun en öneli sorunu olan Filistin ile ilgili Yüzyılın Planı’nı açıklamaya hazırlanmaktadır. Bunu en rahat ve tepkileri minimize edecek biçimde kaotik bir ortamda yapabilir, bunu da not etmemiz gerekir.

Abkaik saldırısı ile ilgili çok değerlendirmeler yapılıyor. ABD (ve İsrail) için hedef İran, buna şüphe yok! Bazı konuları işaret edeyim: İran, nükleer güç sahibi olamasın ve elindeki füze geliştirme programlarından vaz geçsin. İran bölgede din ve mezhep üzerinden bir yayılmacılık politikasından da vaz geçsin. Bunları biliyoruz, hatta ifade edilen 12 maddelik Yol Haritası da bunları kapsıyor.

Ancak, bu Abkaik olayı daha başkadır. Aslında Enerji Savaşı’nı dünya Ticaret Savaşları ile birlikte okuma yapmak gerekiyor. Yapılmak istenenin tam karşılığı nedir? ABD politikası gereği İran’ın dünya piyasalarına petrol arzının azalması yönünde bir baskı uygulanıyor. İran 1990’lardan bugüne yaklaşık günde 4 milyon varil petrol arz ediyor. ABD bunu başka kaynaklarla dengelemek istiyor ve İran’ın petrol gelirlerinin düşmesini istiyor. Abkaik onarıldıktan sonra buradan daha fazla petrol arzı ile bir dengelemeye gidilmesi dahi konuşulan konulardandır.

Bugünlerde can kaybı olmadan gerçekleşen saldırının hedefi Abkaik onarılıyor, üretimi artacak. ABD bölgeye daha fazla silah gönderiyor. Bahreyn, BAE ve Suudi Arabistan yeni silah siparişlerini geçtiler bile.

Bu planda kavga şundan çıkıyor: ABD, İran’ın Hürmüz’den petrol çıkışını azaltacak tedbirler alıyor. Buna karşılık İran da benzeri hamleleri yapıyor. İran’a karşı olan Körfez Ülkeleri’nin petrol arzını azaltacak hamleler yapıyor.

Çatışma nereye gider?

  • ABD stratejik petrol rezervini açma kararı verdi, Trump bunu açıkladı. Petrol fiyatı 70 doların çok üstüne çıkmadan tutuldu. (Petrol fiyatlarının artması pek çok açıdan ABD politikasına uymuyor, çünkü başta Rusya ve İran zenginleşiyor, en azından bu paradoksa bağlı bir planın devrede tutulması şart olarak değerlendiriliyor.) Eğer Suudiler de belli bir süre sonra stratejik rezervlerini devreye koyar ve petrol arzını artırırsa, bu şekilde petrol fiyatlarında büyük bir kriz oluşmayabilir. Bu konu biraz da zaman bağlı gelişecek, zaman artarsa beklenti tersine gelişebilir.
  • ABD gerginliği İran’a karşı bir uluslararası baskı halinde meşrulaştırmak ve genişletmek istiyor. Trump, “İran’daki 15 hedefi vurmaya hazırım ama acelem yok,” dedi.
  • ABD ve İran sonunda İran’da ya rejimi değiştirmekle ya da belli hedefleri vurarak bu tırmanmayı artırmakla ilgileniyorlar. Eğer bu yola girilirse geniş bir çatışma alanıyla karşı karşıya kalınacaktır. Devreye özellikle Rusya ve Çin, Japonya, Avrupa ne şekilde girer, bunları izlemek gerekir.

Bir Cevap Yazın

Güvenlik 'ın son yazıları

Irak’ta Kargaşa Büyüyor

Irak’ta Hükümetin uygulamalarına, yolsuzluklara ve işsizliğe dayalı Bağdat ve Basra’da başlayan protesto
DÖN BAŞA