biz-kazanacagiz
Biz Kazanacağız!

Biz Kazanacağız!

Okuyucu

İlgileneceksiniz!.. Çünkü bizim öykümüz. Asıl kazancın bükümlü bir aynadan yansıdıklarına dair popüler bilim kokan alegorik bir anlatım: Meşrulaştırıcı paradigma dozunda. Yaşama bir başka pencereden bakacağız. Metafizikten yoksun ama bir o kadar da gerçek algısına boyutsal yaklaşım sunan içerikte…

Başlayalım öyleyse:

Her zaman, her yerde ve her şartta “biz” kazanırız. Onlar kaybederler. Kazandıklarını zannedenler de kaybederler. Zaman onların kaybettiklerinin şahidi olur, o kadar!

Her kazanç katlanarak ilerlemeyebilir. Başlamış kazanç azla yetinir. Durgun kazanç giderek durulur. Şeffaf kazanç sürekli dibi gösterir, berrak ve dingin. Katlanan kazanç çok olanın albenili grafiklerle tasdik edilmiş halidir. El değiştiren kazanç devir süreçlerinin kazançlarından dolayı haber edilir. Sürekli hareket edenlerde büyük bir akım vardır, sebeplenen çoktur, üşüşmelerden dibi görülmez, bulanır, dip giderek belirsizleşir, bataklar olur, çamur olur.

Her kazanç masaya yatırılamaz. Bulutların kazancı birer potansiyeldir. Kimin ne tarafa döndüğü belli olmayan enginlikteki kazanca en getirisi olan elbette bizimkidir. Masadaki kazançta göz olur, gözler olur, kendiliğinden gözeneklenir. Gözeneklerin ölçümleriyle işleme tabi tutulur. Bilimsel hal bunu gerektirir. Hareket kazançta değilse bile masa etrafındakilerdedir. Masa sabittir, insanlar gelir gider; mesai değişir, mesai kazanca gebedir; karşılık bekler.

İçselleştirilen kazancın doyumu fazladır. Doyurucu olanlar kendi ısısındadır, doğaldır, dengelidir, uyumludur. Resifler gibi içsel donanımlarında sonsuzluk döngüsü vardır, ta ki sizin doymazlığınız kıskançlıkla saldırana dek. Ama olsun, oraları bile büyük ihtişamlı özellikleriyle size bir örnektir, yeter ki siz de doğru kazanmanın keşfinden haberdar kalın.

Her kazanç şoklanmaz. Şoklanmış olanın çözülme süreci de bir iştir. Şoklanmış olanlar paketlidir, dondurulur, fırsatlara bölünür. Bölünenler sonra bir kez daha çarpılır. Ekonomik kazanç haline dönüşür. Şoklanmış kazançların paketçisi, depocusu, lojistikçisi, aracısı, parakentecisi, borsacısı, simsarı, hamalı var gibi görülür; bulanıklıklar buralarda kaybolur, çamur buralarda imal edilir. Kendi koydukları kuramları kendileri inkar ederler; yüzsüzleşirler.

Yüzsüzleşen beklentilerin finansörlüğünde çamurdan kuleler inşa edilir. Biraz ütopik, biraz da harcıalem; rüzgara ve yağmura dayanıksızlığı belirtisi. Ne o rüzgar bereketin habercisi, ne de yağmur bereketin ekicisi… Bu tür kazancın kuleleri ucu sivri ve görkemlidir. Çamurdan kuleler şişkin kazanç görünümlerin masallardan esintili yükseltileri yüz karası boyayla sıvanmıştır. Rüya-park şehirler çarpık kazançların yalancı parklarıdır.

Yüzler oralarda gezinir ve fotoğraf çeker, çektiklerini sanal aleme depolar. Silinecek görüntülerdir bunlar, kazanımsız… Çamurların arasındadır yüzler; biz öyle değiliz!

Doğru kazancın yalancı tortuların dökümüyle ortaya çıkarılan görkemden aldanacak merakı yoktur. Biz dediğimiz gerçektir. Bu aldanmalar ise zamanın yıkıp geçtikleri halinde birer yalan fotoğrafları görüntüsü halinde ileri yaşlarda belge diye duvarlara çivilense bile. Onlar içselleştirilememiş yalnız görseller, kazancın en bayağı halidirler.

Her kazanç sahibinin malı olmaz, bize aittir. “Biz” dedik ya! Sahibi ben, sen, o ise oradaki kazançtan bahsetmenin bize ne getirisi olabilir ki? Sahibiyse bir okka kazanç buharının damıtılma ameliyesi, belki yüksek teknoloji diye takdim edilebilir her defasında, masalarda, katlanan anlatılarda. Elden ele değiştiğinde birikir mi sanıyorsunuz? O sadece ilk sahibinin malıdır, balondur ama sadece bir kez görkemle uçurulur, bir kez!

Güneşi kovalamaktan kazanç elde etmeye çalışanlara helal olsun, iyi gayret! Koşturarak varılacak yerde çöl de var; nemli, yarasa kokulu derin dehlizlerde kaybolmak da. Volkanların tekrar azacağı başka bir evrende bulunmayı ister misin, ey şiddet; işte sana bir sonraki çamurdan kulelerin, haydi gayret!

Kovala, ey sen kovalak! Duramadığın divandan kaçarken meşgulmüşsün gibi görünmek için kovala, ey sahte yüzlü. Bak işte oksijen soluyan bize devrilmiş bir deveran. Nedir senin işin, kovaladığın o yapay işlerden kazancın, bize söyle ki; hak verebilelim, şahitlik edebilelim.

Koşturup varılacak yerde kara taşlar var, henüz üzerinden lavların sıcaklığı gitmemiş. Sivri ve sıcak taşlarda yürünemeyecek, koşmak ne mümkün! Ayaklar yara olacak sıcak taş işledikçe içine. Dikenden daha sivri ve içinde kırılıp yara yapan uçlar saplanacak her bir sinirine. Sızıdan azdıracak seni her seferinde… Şimdikinden daha azgın olacaksın ama bu kez farklı meşrepte. Görmek ister misin çölden sonra varacağın kraterin içini? Ben görmek dahi istemem, o ilkelliğin vahşi kükreyişini.

Ya kazanç kapısı maddenin en son şekliyle olgunlaştırıldığı engin zenginliklerin merkezinde açıldıysa, oraya varmak istemez misin? Yeni bir dünya ise varılacak, inan bana; orası ne Mars ne Venüs olacak. Siz oradan daha kıymetli madenleri getiremeden tepetaklak olacaksınız, düzeniniz devrilecek üstünüze. Bir vakitler İspanyolların yaptığı gibi olacak, madensel kazanç kendini iflasa sürükleyecek, basılı kağıtlarınız bunu resmedemeyecek, siz masa etrafında bunu hesap edemeyeceksiniz, o vakit geldiğinde.

Yeni dünyada derinde bir varış yok, daha karbonlaşmış bir zengin türev var, çok zengin, bilmediğiniz elementler o vakit yoğunlaşacak, şimdi yok, aramayın… Biz onlarla zenginleşirken, sen ve senin gibiler ayaklarına merhem arayacak ama bulamayacak. İşte çaresizliğin çığlığı!

Öyleyse odaklan! Kısa sürelerin oyalayıcı aşifteliğinden ve rüya-parklardaki çamurdan kulelerin aldatıcı kazanımlarından uzak dur. Kafanı meşgul etmesin bütün bu yapaylıklar. Odaklan içindeki saflığa, temel yapı taşlarının zenginliğine; oradan varabilirsin gerçek kazancın getirisine. Gerçeğe odaklan!

Biz öze odaklanıyoruz; gerçekten kazanmak için!

Meraklanmayın! Sonunda değil, her anında biz kazanırız… Ancak böyle düşünenler kazanır. Onlar, her bir dilimde birbirlerini oyalasalar da sonunda kaybederler, bu büyük kayıptır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Savaş Anketi

DİĞER YAZI

Maksatlı Aforizmalar (II)

Kültür 'ın son yazıları

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis

Politika ve Odaklanma

Yaşamımızda çok temel konuları tartışmak zorunda kaldık. Örneğin diyoruz ki başka gezegenimiz yok! Bu zaman diliminin