dezenformasyonla-ve-derin-sahtekarlikla-mucadele
Dezenformasyonla ve Derin-sahtekarlıkla Mücadele

Dezenformasyonla ve Derin-sahtekarlıkla Mücadele

457 Tıklama
17 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bilinen ama üzerinde yeterince akıl yürütmediğimiz bir ödevimiz hakkında yazacağım. Enformasyon, dezenformasyon, yaratılan gerçeklik, derin-sahtekarlık, demokrasi, yapay zeka, sanal alem, medya, sosyal medya, hukuk ve insanın değişen ihtiyaçları gibi kavramlar ve olgular üzerinde duracağım. Oldukça yararlı bir tartışma olacağını düşünüyorum, hele Türkiye için. Zira Avrupa ve Amerika başta olmak üzere dijital dünyada ileri olanlar bir süredir bu konuyu profesyonelce tartışıyor, bırakın entelektüel seviyeyi… Hatta kanuni düzenlemelerini demokrasinin ve teknolojinin ikisi arasında somutlaştırıyorlar, zor iş!

Birey ve toplum için enformasyon istenen ve olması gerekendir. Tam tersine, dezenformasyondan kaçılır ve zararlı olarak kabul edilir. Ancak özellikle sanal dünyanın günlük yaşama ve özellikle haberciliğe getirdiği farklı boyut bilinen gerçeklik kavramını da masaya yatırmak gerektiğini ortaya koydu. Günümüzde gerçeklik mi, yoksa yaratılan gerçeklik mi değerlidir, diye basit ama tedirgin edici sorular sorulur oldu. Haberciler ciddi ciddi tartışıyorlar, hem toplum hem de kendi konumları ve fonksiyonları adına. Konuyu daha fazla oranda günlük hayata yansıttık, politika, ekonomi, sosyal hayat içinde mücadele veren birey ve toplum kendine göre bir rol biçici oldu. Şöyle isteniyor: “Bana bilgi verin, ben bununla kendi gerçeğimi bulabilirim.” Genel kanı ve talep bu şeklide oluştu.

Günümüzde sosyal medya kolaylıklarıyla hemen herkes bir haberci konumuna geldi. İçerik hazırlanıyor, yayımlanıyor; beğeni alınıyor, alınmıyor. Örneğin ben bir blog yazarıyım. Yazdıklarımın içinde bilgi de olabiliyor, haber verme de, değerlendirme de, kişisel yorum da. Sorumluluk tamamen bana ait. Okur da kendi seçimini yapıyor, ta ki yazdıklarımı bulmak için çaba sarf etmekten, yazdıklarıma kendi beğenilerini veya yorumlarını eklemeye kadar. Tabi bir de klasik medya düzeni var. Onlar da kendilerini güncelleyerek sosyal medya ile ilişkilendirdiler. Halkın yorumlarını ve sosyal medyadaki oylamalarına göre anında değerlendiriyorlar. Şimdi genel olarak günümüzde bu şeklideki bir medya atmosferi içindeyiz.

Ancak günümüzde yıkıcı, bölücü, ucu bucağı belli olmayan, kasıtlı, düşmanca medya unsurları ve girdileri de ortaya çıktı. Şimdi konumuz bu oldu. Konunun kabul edilemeyecek tarafına bakıyoruz. Kim için? Hem birey hem de toplum, hem medyanın etik durumu hem de bireylerin veya fikir sahiplerinin çıkarı için.

Bugün tartışılıyor, demokrasi kakofonidir diye. Yani demokrasi biraz gürültülü, çok sesli bir rejim halindedir. Ama böyle olması bireyleri ve kurumları kültür düzeyi bakımında yukarılara taşır deniyor. Peki demokrasiyi istismar etmek kime yarar sorusu nasıl cevaplanmalı? Demokrasileri istismar etmek bir defa içerideki kötü maksatlılara yarar; devamında ise dışarıdaki rakiplerin istismarına açıktır. Hal böyle olunca, geneli ilgilendirdiği cihetle, işte tam bu sanal alemin sunduğu yoğun ortamda, politikaya dezenformasyonun nasıl etki ettiğini iyi bilmek gerekmektedir. Hatta ülkeler kendilerini adil, eşitlikçi ve bunlara bağlı olarak hukuki bakımdan çerçevesi belli bir düzlemde tanımlamak durumunda kalmışlardır. Bu bağlamda politikaya neler etki etmektedir? Özellikle son zamanlarda örnekleri görüldüğü için dezenformasyonun ve derin-sahteciliğin günlük yaşamı nasıl etkilediğini bilmemiz gerekiyor. Yine buna koşut olarak, ne tür önlemler alınırsa doğru bir iş yapılmış olunur sorusu orta duruyor. İşte ilgililer bu durumu günlük yaşama monte etmeye başladılar.

Yapılan tanım artık öyle bireylerin masumane hataları veya eksiklikleri noktasında çıkmış, savaş kelimesiyle anılır olmuştur. Bugün, “dezenformasyon savaşları yapılıyor,” denmektedir. Ürkütücü değil mi? Bu açılardan konuya daha yakından bakalım. Çünkü  savaş yapılıyor, bu demek ki; hayatta kalınması ve bekaya dayalı önlemlerin alınması gereklidir.

Donald Trump’ın seçilmesi hadisesindeki tartışmalar halen devam ediyor. Rus menşeli etkilemelerle seçimlerde yönlendirmelerin yapıldığı değişik komisyonlarda soruşturuldu, bazıları mahkemelere konu oldu. Teknolojiyi ve çoğu sosyal medya şirketlerini bünyesinde barındıran ABD’nin kendisinin bu yöndeki konumunu ve atacağı adımları bilmek diğer ülkeler için üst düzeyde merak konusu. Hatta yapay zeka (AI) konusu da devreye girmek üzereyken teknoloji üreten bütün yapıların ne yapacağını bilmek gerçekten çok merak edilen bir konu oldu.

Tartışmalara bakılırsa kısa dönemdeki stratejiler için, kanun yapıcılar özellikle dört yeni tehdide odaklanıyor görünmektedir: 1) Yapay zekanın demokratikleştirilmesi, 2) sosyal ağların evrimi, 3) ademi merkeziyetçi uygulamaların yükselişi ve 4) dezenformasyonun “arka kapısı” konusu.

Önümüzdeki yıllarda, günlük yaşam döngüsü daha büyük verilerle ilişkilenecek, daha iyi ve karmaşık algoritmalar ve özel donanımlar elimizin altında olacak, bireyler giderek artan yapay zeka ortamlarına erişebilecekler. Örneğin sağlık hizmetleri, ulaşım… Peki bu alanlarda dezenformasyon nasıl önlenecek?

Halen yapay zeka çok yönlü sorunları içeren uzayda bir karadelik gibidir. Bilinen endişelerin yanı sıra AI, sahte baskı, ses ve video hikayelerinin yaratılmasını kolaylaştıracak ve bu konuda demokratikleşmeyle ilgili kültürü de geriletmeyecek çözümler aranıyor. Elimizdeki bilgisayarlar dijital içeriklerin değişik maksatlı ama daha belirgin olarak ekonomi ve politika alanlarında manipülasyon yapmak için kullanılmasına uzun süredir izin vermektedir ve bazen elimizi kolumuzu bağlamaktadır. Çünkü ipin ucunu bulmak dijital olmayan döneme göre daha zorlaşmış haldedir. Şu an dijital alem istendiği taktirde sahte içeriğin kolaylıkla hazırlanmasına oldukça elverişli bir ortamı sunmaktadır. Görüntülerle ve ses tonlarıyla rahatça oynanabilmektedir. FakeApp ve Lyrebird gibi uygulamalarla derin-sahtekarlıklar bir bilgisayar veya akıllı telefon kullanan herkes tarafından üretilebilir ve yayılabilir haldedir. Bu yılın başında, kullanıcıların videoda yüzlerini kolayca değiştirmelerine izin veren bir uygulama Twitter ve Pornhub’da üretilmişti. Yapay zeka vasıtasıyla derin öğrenme programları devreye girecektir. Bu durumda kendi kendine öğrenen bir dijital ortamın bize neler yapabileceğini hiç düşünüyor musunuz? Bırakın insanları, yapay zekalı robotlar bile enformasyon talep eden toplumu zehirlemeye yetecektir ve bu durum çok uzak bir vadede gerçekleşmeyecektir.

Derin-sahtelik ve dezenformasyon demokrasi ile nasıl uyumlu hale getirilecek? Hukuk çok hızlı gelişen bir teknoloji dünyasında ihtiyacı nasıl kapsayabilecek? Zorluk budur. Sahte içerikleri üreten algoritmalar gerçekliğin sunumunu nasıl etkileyecek? Her türlü içerik daha kolay bir şekilde çoğaltabildiğinden, derin-sahtekar ve dezenformatif diğer algoritmalar kolaylıkla tespit edilemez halde olacaklar. Üstelik bunları tespit etmek için yine yazılmış programlara, algoritmalara ihtiyaç olacak. Algoritmayı algoritmaya denetletmek işin doğası gereği yapılması zorunlu bir yöntemdir ve bu işin başında oldukça riskli bir durumu kabul etmek demektir. Yani ortamın değerleri öğrenen ve üreyen bir ağ sistemi içinde geliştirilecektir. Sistemlerin rakipleri de bu bağlamda piyasaya sürülecektir. Hükümetler, sivil toplum ve şirketler bu konularda nerede duracaklar? Hak ve sorumluluklar nasıl düzenlenecek? Demokrasilerin ödevini yerine getirmelerini nasıl garanti altına almış olacağız? Gelin çıkın şu işin içinden!

Son birkaç yılda görüldü ki Rusya menşeli dezenformasyon Batılı hükümetler için bir sorun halinde. Burada Rus menşeli etkilemeleri gündeme taşıyoruz, sebebi topluma verilen bilgiler böyle olduğundandır. Halbuki mesele bu kadarla kalacak bir konu değil. Çin, İngiltere, Hindistan ve ABD’nin kendisi en az Ruslar kadar bu işlere yatırım yapmış, hiç değilse ilgilenen olmuş ülkelerdir.

Somut olsun, verilen bilgilerle devam edelim. Örneğin Kremlin destekli kampanyalar, Fransız Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un “gey lobi” tarafından desteklendiğini iddia eden sahte öyküler yayıldı, Arap göçmenler tarafından tecavüze uğrayan bir Rus-Alman kızının öyküsü konu edildi ve bir komplo teorisi şeklinde bilgiler yayıldı. Diğer çabaların yanı sıra Katalan bağımsızlık referandumu hakkında çokça yazılıp çizildi. Bütün bunlar dezenformasyon vasıtasıyla politikaya etki etmek anlamı taşımaktaydı.

Avrupa bu olanları dikkatlice incelemek zorunda kaldı ve sonunda harekete geçme kararı verdi. Somut olarak Almanya’da Ocak 2018’de “Ağ İcra Kanunu” yürürlüğe girdi. Bu kanun özellikle “nefret söylemini ve dezenformasyonu sınırlamak” amacına dayandırıldı. Almanya’nın bu adımına bağlı olarak Fransa ve İspanya da bir düzenleme yapma yoluna gitti. Hatta Avrupa Birliği (AB) Nisan 2018’de bu yönde bir çerçeve strateji belirledi. Bu stratejiyle; 1) medya okuryazarlığını teşvik etmek, 2) üçüncü taraflar için bir gerçek-denetim hizmetini finanse etmek, 3) Facebook ve diğer platformlar için güvenilir medya olma hüviyetini sağlanmak, öngörülmektedir.

Bilindiği gibi Facebook CEO’su Mark Zuckerberg geçen hafta AB’ye bir açıklama yaptı. AB milletvekillerine dezenformasyon yapan ve aşırılığı olan içeriklerle ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Zuckerberg de “ödevimi aldım” dedi, ne olur bilmem!

Bu kapsamdaki ilk adımlar önemlidir. 1) Demokrasiden vazgeçilmemektedir. 2) Mevcut kanunlar ve stratejiler yeterli gelmemektedir. 3) Teknoloji ilerledikçe beraberinde gelen sorunlara da cevap verecek hukuki düzenlemelerin yapılması icap etmektedir. Teknoloji kendi adımlarıyla gelmiyor, dezenformasyon gibi önemli bir konuyu da beraberinde taşıyor, çünkü sosyal medya bağlamında insanlık bunu yaşamına kattı. Burada problem nerede? Tedbirleri çok hızlı alabilmekte. 4) Dolayısıyla, hızla düzenleme çıkarma kapasitesi önemli olmaktadır. Hükümetlere düşen bu bağlamdaki sorunları gidermeye odaklanmış icra kurullarını oluşturmak, çok hızlı bir şekilde kanuni kapsamı belirlemektir.

Bence bugünkü dezenformasyon problemleri oldukça ilkel ama bir o kadar da başımızı ağrıtıyor. Örneğin, Google, Facebook ve Twitter’daki mevcut dezenformasyonun altından kalkamıyoruz. Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) manipülasyonunu bile çözemedik. Parayı veren Google’da üste çıkabiliyor. Bu bir hizmet sektörü oluşturdu; demokratik mi, etik mi, halen tartışıladursun. Google, tweaks üzerinden algoritmalarını manipüle etme girişimlerinin önüne geçmeye çalışıyor. Ama sonuçta öğreniyoruz işte!

Gelelim Türkiye’ye. Ben bugünlerde tartışılan konulara ve alınan tedbirlere bakıyorum da eyvah diyorum. Kat etmemiz gereken çok mesafe var!

Bir cevap yazın

biz-turkuz-ve-bu-oyun-bitti
ÖNCEKİ YAZI

Biz Türk’üz ve Bu Oyun Bitti!

bilgelik
DİĞER YAZI

Bilgelik

Kültür 'ın son yazıları