Kökenler

355 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Öğrenciliğimde haritaya bakar, İngiltere’nin o Güneş Batmaz İmparatorluğu’nu nasıl kurduğunun sebeplerini anlamaya çalışırdım. Bir ada devletinin insanları olsa olsa doğal sebeplerden dolayı böyle bir yola girmiş olmalı derdim. Denizciliğe olan ihtiyacın hat safhada olmasını değerlendirirdim. Golfstrimin etkisinin olması gerektiğini düşünürdüm. Benzeri birçok konuyu kendime göre açıklamaya çalışırdım. Bir arayıştayım ya, İngiltere Atlantik Okyanusu’nda, Avrupa ve Amerika kıtaları arasındaki bir ada, tam karşılığı olarak, yaklaşık büyüklükteki Japonya ada devletinin insanlarının Asya ve Amerika arasında Pasifik Okyanusu’nda denizcilikte ilerleme kaydederek imparatorluk kurma gücüne eriştiğini açıklardım. Benim merakım işin içyüzünü Lewis Dartnell’in Kökenler, Yeryüzünün Tarihi İnsanlık Tarihini Nasıl Şekillendirdi? isimli eserini okuyana dek bu böyle sürmüştü.

Öncelikle bir dünyalı olarak yaşadığımız gezegenin milyarlarca yıllık serüvenini, jeolojik süreçleri, biyolojik değişimi, insanların kültür oluşturma adımlarını, güneşten atom çekirdeğine kadar enerjinin ne denli önemli olduğunu, bütün bunların politik ayrımlara neden teşkil ettiğini, aslında her bir farklılığın doğal nedenlerle açıklanabildiğini bilmemiz gerekmektedir. Bu ise bizi “köken” konusuna götüren en temel açıklamalarla donatır.

Dünyaya ve içinde olup bitene bu köken gözüyle bakılırsa açıklamalar daha belirginleşiyor. Örneğin Daertnell şaşırtıcı biçimde açıklıyor[1]: Karbonifer Dönemde (360-300 milyon yıl önce) bugün kömür dediğimiz enerji rezervleri oluşuyor. Kömür dünyanın nerelerinde mevcut, ilk kimler çıkarıp kullanmayı düşünmüşler, Sanayi Devrimi ile ilgili gelişmeler ne şekilde gerçekleşmiş, bakın bütün bunlar bize sonuçta olup bitenin açıklamasını kendiliğinden getirip önümüze koyuyor. Hemen paralelindeki bir konuya değineyim, Sanayi Devrimi ile birlikte en önemli üretim maddesinin tekstil olduğunu da bilmemiz gerekmektedir. İngiltere icat ettiği buharlı makineleri en çok tekstil sanayiinde kullandı. Tekstil ihraç ürünü idi. Ayrıca tekstilin bitkilerdeki selülozla ilgili olduğunu biliyoruz. Diğer yandan selüloz demek okuduğumuz kitabın sayfaları demek. İngiltere’deki Güney Galler ve Midland gibi kömürün demir filizlerinin yanında bulunduğu yerlerde hem enerji var hem de cevher, bunu düşündüğünüzde refah ve güvenlik kavramlarını birlikte karşılıyorsunuz demektir. Şimdi hepsini toplayarak bakalım, gerekli hammaddeler önünüzde seriliyse Sanayi Devrimi de bütün doğallığıyla geliyor demektir. 

İngiltere’de odun kıtlığı, odun kömürü kıtlığı demekti; ama buna karşılık taşkömürüne ulaşma kolaylığının varlığı da ortaya çıkmıştı. İngiltere’de taşkömürü zanaat ve yatırım ile birleşerek ve daha az sayıda iş gücü ve fazla sayıda makine kullanımı şeklinde karşılarına geldi. Hindistan’dan veya Amerika kıtasından getirilen ucuz pamuk kaliteli ve çok miktarda ipliğe dönüştü. Denizaşırı tarlalardan istifade etmek demek kölecilik ve karşılığında ise ticaret demekti. Bütün bunlar 1840 yılında İngiltere’yi önemli bir merkez haline dönüştürdü. Bir bakış açısıyla bu yıllarda İngiltere taşkömürü çıkarıp kolaylıkla kullanırken, eşiti miktarda enerji üretmek zorunda olan başka bir coğrafya halkının, bir yılda 15 milyon dönümlük ormanı kesip odun kömürüne dönüştürmesi gerekliliği açıkça ortadaydı. 

İngiltere bu imkânın getirisini muhasebe ettikten sonra Avrupa ana kıtasına gözünü dikti. Sanayi Devrimi kendi kurallarını koymaktaydı. İngiltere, Kuzey Fransa, Belçika, Almanya (Ruhr bölgesi) kömür hilali olarak işaretlendi. 

Kuzey Amerika kıtası bu kömür meselesine sonradan dahil oldu. Amerika XIX. YY’a kadar odun kömürü kullandı. Ancak 1890’larda demir ve çelik üretiminde Amerika İngiltere’yi geride bırakmaya başlamıştı. Dünya modern kapitalist Andrew Carnegie (1835-1919) ismini bu dönemlerden sonra duydu. Pittsburgh ve Apalaş Dağları cevherleri bu isimler için zenginlik demek oldu. 

İngiltere Sanayi Devrimi ile beraber kömür madenini aşırı kullandı ve gelişti. Sonra kömür kendi adasında bitince dışarıdan taşımak ihtiyacı kendini gösterdi. Madencilik için çaba göstermek demek keşifler yapma ihtiyacı demek oldu.

Bu İngiltere meselesini bitirmeden önce şu noktaya da değinmem gerekmektedir. İngiliz İşçi Partisi ve işçi sendikaları 1900’lerde kömür madenciliğiyle kökleşmiş oldu. I. ve II. Dünya Savaşları zamanlarını da işte bu süreçlere ekleyerek bir değerlendirme yapın. İngiltere’de kökleşen İşçi Partisi merkezli çekişmelerde enerjinin yerini görmeden politik değerlendirme yapmak mümkün değildir. 2017 seçimlerinde İşçi Partisi parlamentoda 262, Muhafazakârlar 318 sandalye kazanmıştı. Dönüp İşçi Partisi’nin nerelerden oy aldığına bakın, İngiltere kömür yataklarının olduğu yerlerle oy miktarları aynı yerlerdir. Cumberland, Northumberland, Durham, Lancashire, Yorkshire, Staffordshire, Kuzey ve Güney Galler, gibi yerler.

İşte bu konular kömürle açıklanabilen bir dönemi kapsar niteliktedir. Sonra enerjinin petrolle elde edilmesi dönemi başladı. Dünyayı, zenginlikleri ve devrimleri petrole bakarak açıklama zamanına gelindiğini, insan ve politikanın ne şekilde evrim gösterdiğini bununla açıklamak hiç de zor değildi. 

Sonra, dijitalleşme dediğimiz ve o bildiğimiz kum (silikon) ile imal edilen zenginliğe gelip bakın; tüm dünyaya yayılacak yeni bir sistemin bizleri liberalizmden neoliberalizme doğru, ulus sisteminden küreselleşmeye doğru, iteceğini söylememiz hiç de zor olmayacaktır. Tartışmaların olduğu zamanlara bakarak değil, olup bitenin tamamına vakıf ölçekte, yeni tanım ve anlayışların kökleştiği zamana odaklanarak kapsayıcı bir yargıya varmamız gerekiyor. Kökenler devrimleri ve zenginlikleri, ama beraberinde kültürel değişimleri ve politik seçenekleri karşımıza koymaktadır, hepsi bu!


[1] Lewis Dartnell, Kökenler, Yeryüzünün Tarihi İnsanlık Tarihini Nasıl Şekillendirdi? Çev. Cüneyt Kural, Tellekt, 2020, İstanbul, S. 270-280.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Analiz Nedir, Analist Kimdir?

DİĞER YAZI

Kriz Enfantilizmi

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi