Kriz Enfantilizmi

340 Tıklama
7 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar… Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar… İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi ve felsefe gibi alanlarda hüküm veriyor ve hepsine birden bakarak bazı süreçleri doğru açıklıyor. Bu açıdan en son öğrendiğim kavram olan “Kriz Enfantilizmi”ni sizlerle paylaşmak istedim, bana tam da anlatmak istediklerimi betimleyen bir kavram bu.

Cigin Liu’nun müthiş bilimkurgu romanı Ölümün Sonu’nu okuyorum. Fizikçi yazar kitabının bir yerinde Kriz Enfantilizmi kavramını öne sürmüş. Enfantilizm (infantilism) kavramına aşinayız, bir yetişkinin çocuksu karakteristikler göstermesi olarak tanımlanan ruhsal bozukluk olduğu bilinir. Yazar Liu kitabında enfantilizmi kriz ile birleştirerek oluşturduğu yeni kavramında, insanlığa, insanlığın geçmiş ve geleceğinde önemli yaşanan olayların anlaşılmasına ilişkin, tarihi, felsefi ve politik içerikli güçlü bir anlatım sunmaktadır.

Liu romanının satırlarında açıklıyor: “… insanlığın tarih boyunca yaşadığı tüm olaylar önemini yitiriyor. Kriz kültürün, siyasetin, dinin ve ekonominin temellerini sarstı. Etkisi medeniyetin en derinine ulaşmış olsa dahi, en çabuk tesiri yüzeyde göstermişti. Kriz Enfantilizmi’nin asıl sebebi, etkisini gösteriş şekli ve insanoğlunun özünde yatan muhafazakarlığın muazzam eylemsizliği arasındaki ilişkide bulunabilir.”

O halde önce bir krizin etkisini gösterme şekline, sonra da bu durumda oluşan insanoğluna özgü muhafazakarlığın eylemsizliğine odaklanmak gerekiyor. Meydana gelen olaylara bu açıdan bakabildik mi?

Muhafazakarlık! Bu kavramı anlamak adına mevcut uluslara, ortaya çıkış şekillerine, sürece önayak olan güç odaklarına, insanları savaş götüren liderlere ve partilere, uluslararası sisteme, Birleşmiş Milletler’e (United Nations), Uluslararası İlişkiler ve Uluslararası Hukuk teorisine ve teamüllerine bakın. Eğer böyle bakılmaz ise Kriz Enfantalizmi’nin eleştirisini yapmak mümkün olmayacaktır.

Esasen hayıflandığım zamanlarda kendime bir kavram ve dayanak arayıp durmuştur. Bu kurumsal yapıları, onların kendi içinde ve diğerleriyle olan ilişkileri ele alanların düştüğü kısır döngünün literatürde bir karşılığı olmalı, diye düşünmekteydim. Varmış meğer! Liu bana yardımcı oldu.

Artık kardinaller, senatörler, akademiya, kurumlarda yer alan memurlar ve yargıçlar, velhasıl yüksek yakalı cüppe giyenler, bu kavramı öğrenmeliler, öğrenmeliler ki kendilerine dönük tahlilleri yapabilsinler. Hatta sormak gerekiyor, o yüksek cüppeyi taşımanın bir bedeli mi var, diye; muhataplar kendilerini bu gözle eleştirsinler. Burada ben tek tek sayacak değilim. Bu alandaki insana has olumsuz tarifleri hak edenlerin, cehaletin, kibrin ve aymazlığın aslında medeniyete zarar verdiğini, yaptıklarının eylemsizlikle açıklanan yönlerinin olduğunu ve bazen tutumların ruhsal bozukluklarla ilişkilendirilebileceğini ben açıklamayayım. 

Krizler! Bu kapsamda hangi tür yaşananlar konu ediliyor? Tarihsel ve felsefi olanlar dikkate alındığına göre, büyük krizlerden bahsediliyor burada, günlük politik krizler şöyle dursun. Kriz aramak, krizden beslenmek veya kriz sözcülüğü yapmak değil burada mevzu olan. Ya ne? Asırların diğer asırlara yüklediği yükler vardır; işte tam da bu asırların oluşunda insanın cehaletini, kibrini ve aymazlığını hak edenlerle ilişkili açıklamalar vardır; tarihin gelişimi içinde analiz edildiğinde çocuksu denebilecek anlayış, muhakeme ve idrak eksiklikleri vardır… Bu türden köklü yön değiştirmelerin sebepleri ve bu sebeplerin mimarları yönüyle olan krizler konu edilmektedir.

Bakın bugünlerin köklü iklim değişikliği meselesine: XVIII. Asır Sanayi Devrimi’nden XXI. Asır ABD-Çin rekabetine ve küresel ısınma tehlikesine karşılık imzalanan Paris İklim Antlaşması’na dek, sizden krizi bir bütün görerek düşünmeniz, eksikleri ve eleştirileri de bu merkezden bakarak yapmanız istenir. Arada Birleşmiş Milletler de var, çeşitli ülkeler, medeniyetler, yüksek şahsiyetler, sosyal hayat, hukuk, bilim, ekonomi, politika, felsefe de… 

Şimdi bir dünyalı olarak meselelere bu Kriz Enfantilizmi gözlüğüyle bakabiliyor musunuz? Değilse de böyle olmanız istenmekte; sıfatları, kurumları, çabaları eleştirmeniz istenmekte, geleceği bu şekilde tarif etmeniz ve bu olgunlukla şekillendirmeniz beklenmektedir. Örneğin ben iki Dünya Savaşı’nı ve sonrasındaki Soğuk Savaş’ı (1890-1990 arasını) bu gözle irdeliyorum, yarına bu gözle bakıyorum.

Diğer yandan çok çocuksu (infant) çaba görüyorum, mevzi meseleleri pazarlayarak kendine çıkar elde eden ve onlarla zamanını tüketen… Mevzi meseleler krizden bile değil, sen önce asıldan haber ver!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kökenler

DİĞER YAZI

Haddi Aşmak

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kökenler

Kökenler devrimleri ve zenginlikleri, ama beraberinde kültürel değişimleri ve politik seçenekleri karşımıza koymaktadır. Nasıl mı?