2019-dunya-politik-sahnesi
2019 Dünya Politik Sahnesi

2019 Dünya Politik Sahnesi

2 Ocak 2019
Okuyucu

2019’a gelene dek neleri tartıştık? ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte dünyada neler tartışılır olmaya başladı? Atlantik, Avrasya, Pasifik jeopolitiği konusunda neler olmakta? Genel politik eğilimler neler? Bu konuları cevaplayacağız. Tartışacağız ki ülkemizdeki ve bölgemizdeki asıl durum tespitini sağlıklı yapabilelim.

Trump’ı kendi ülkesinde eleştiren Küreselcilerin dikkat çektikleri konular neler? 1930’larda görülen türden bir politika yapma biçimi ilk eleştiri konusudur. Bu görüşe göre Trump ile birlikte ortaya çıkan genel politik biçim daha da genişlemiş ve başka ülke liderlerine de sirayet etmiştir. Dolayısıyla ABD başta olmak üzere çoğu ülkede popülist, milliyetçi ve demagojiyi öne çıkaran politik tarz sahne almıştır. Trump’ı eleştirenler bu siyaset biçiminin dünyada tehlikeyi de beraberinde getirdiğini savunmaktadırlar. Her alandaki riskler giderek artmaktadır. “Trump’ın yanında veya karşısında, ama bir biçimde etkisinde kalarak hareket eden liderler, tarif edilen siyasetle, daha fazla otokratik ve agresif tutumlarıyla dünyayı germektedir,” denmektedir.

Ancak bu duruma nasıl gelindi? Bugünkü durum (yukarıdaki gibi) Trump ile tarif edilse de, dünyada politikayı geliştiren elitlerin bunu öngördükleri ve bu atmosferi yarattıkları da iddialar arasındadır. Bu görece durum bir başka tartışma konusudur.

Trump’ın “Önce Amerika” demesi, komşu sınırlarına duvar örme çabası, küresel iklim senaryolarına inanmaması, önemli ölçüde Soğuk Savaş zamanında zorluklarla gerçekleştirilmiş olan nükleer anlaşmaları masada tutması, Atlantik İttifakı NATO’yu tartışılır kılması, küresel terör tehditleri için farklı tutumlar takınması somut gelişmeler halinde gösterilmektedir.

“1930” benzetmesinin sonucunda bir yere varılıyor: Dünya o tarihlerde Ekonomik Savaş ile başlayan sürecin sonunda nasıl bir büyük dünya savaşına girdi ise bugün de aynı tehlikelerin olduğuna dikkat çekiliyor.

Özellikle ABD politikaları için önemli görülen Avrupa’nın tavrı önemsenmektedir. Brexit, ABD-İngiltere ile yaşanan finansal paylaşım tartışması, Avrupa’daki bölünmüşlük, ekonomik yaptırımlar ve krizler, Fransa ve Almanya’ya sirayet eden yeni güvenlik arayışları, vb. birer sinyal niteliğinde gösteriliyor. Batı, Orta ve Doğu Avrupa bugün daha şüpheci olmuş görülüyor ve milliyetçi akımlar giderek yaygınlaşıyor.

Rusya ise aslında Avrupa’yı ama genel olarak dünya politikasını etkileyen diğer bir güçtür. Rusya, Trump’ın seçilmesine etki ettiğinden tutun (ABD’de yargı süreci devam ediyor), bugün konuşulan her konuda mevcudiyetini bütünüyle hissettiren bir duruş sergiler pozisyondadır. Nükleer konular, Ukrayna krizi, Enerji Savaşı, silahlanma, otokratik ve popülist politika biçimi, Avrasya ve Pasifik ittifakları… Her bir konuda Rusya aslında kendisi dile getirmese de politikaları ile “Önce Rusya” demektedir.

Bu bakışla dünyanın diğer alanlarında demokrasiler kendilerini kuşatma altında hissetmeye başladılar. Ortaya çıkan şüphecilik yeni arayışlarla beraber yeni savruluşları da tetiklemeye başladı. Bu maksatla manipülasyonlarla geliştirilen politikalar fırsatçı kesimleri teşvik etti. Genel olarak imkanını bulan güçler tarafından, bilgi teknolojileri ve Siber Savaş teknikleri kullanılarak, önemli krizler peşi sıra geliştirilir oldu.

Bu sürecin etkisiyle bazı ülkelerin içinde kendini savunmasız hisseden kesimler ortaya çıkmaktadır. Yeni duruma göre örgütlenme ve donatılma ihtiyacı duyan kesimler, kendini koruma refleksi geliştirmek adına, endişelerini yerel ve küresel siyasete aktarmak ihtiyacı duymaktadırlar. Dolaylı da olsa bu durum küreselcilerin işine gelir bir sonuç çıkarmaktadır. Küreselci-Milliyetçi politikalar ile sahnelenen oyunda bu tür etkileşimler söz konusu olmaktadır.

Hiç şüphesiz bu genel politik ortam Çin’e küresel politika yapmak adına büyük bir fırsat sunmaktadır. Esasında küreselcilerle birlikte ekonomik ve politik büyüklüğe erişen Çin, Rusya’nın da katkısı ile bugün sesini yükselterek, dünyaya uygun atmosferin yakaladığını düşündürtmektedir. Silahlanmasını sürdürmektedir. Çin, Trump’ın Ekonomik Savaş’ta bir numaralı rakibi konumundadır. Diğer taraftan özellikle Pasifik bölgesi jeopolitiğinde ABD’nin bir numaralı rakibidir. Çin, Yeni İpek Yolu Projesi (One Belt One Road Initiative) ile duyurduktan sonra, ilgi alanını Atlantik’e kadar uzatmış, bunu için Avrupa ve Avrasya jeopolitiğinin tam da içine yerleşmiştir. Bütün bunları göz önüne alan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 2019’un ilk günlerinde, “Tayvan bizim toprağımızdır,” iddiasını tekrar hatırlatmıştır.

Bugünkü asıl konu, Atlantik’ten Avrasya’ya ve oradan da Pasifik’e gerçekleşecek jeopolitik güç aktarımının sıkıntılı gerçekleşeceği hususudur. Rusya ve Çin ile Küreselci güçler bunu idrak etmiş durumdalar. Trump ise tam da bu süreçte Milliyetçi konumlanma ile bir savunma refleksi göstermektedir. Bu iki farklı tutum dünyada reel-politikayı doğrudan etkilemektedir.

Bu mevcut durumun tarifi başta ABD politikasını, beraberinde dünyanın diğer taraflarındaki politik hareketleri etkilemektedir. Bu durumda öne çıkan politik reflekslere ilişkin başlıklar; korumacılık ve caydırıcılık; ticaret ve teknoloji; ittifaklar ve kurumsal yapılar; göç ve mülteciler olmaktadır. Hemen bütün hükümetler ve kurumlar bugün bu tür politik alanlarda çaba sarf etmektedirler. Bu alanların kendi içinde çıkmazları olabildiği gibi, manipülasyonlarla durumlar sürekli etki altında tutulmaktadır. Manipülasyonların ne yazık ki savaş ve terörle de meydana getirilmesi söz konusu olmaktadır. Bazı ülkeler yerel ve bölgesel çapta barış ve istikrar adına güvenlik sınavı vermektedirler. Her bir güvenlik sorununun silahlanmayı ve yeni ittifak arayışını çağrıştırdığı ise aşikardır.

2019’un ilk günlerinde dünya politik sahnesi durumu bu şekilde özetlenebilir.

Ülkemiz ve bölgemiz açısından temel konular; ekonomi, terörle mücadele, Suriye, İran, Irak ve Ukrayna krizlerinin çözülmesi, göç (sığınmacılar), Avrupa Birliği projesi, Doğu Akdeniz’in paylaşımı, Kıbrıs ve Mavi Ülke konularında komşularla çözüme gidilmesidir. Bunlar bilinen başlıklardır. Ama kimse, “Al sana istediğini verdim,” demez. Burada önemli olan işte bu konularda, güç mücadelesi içinde, avantajlı sonuçlar elde edilecek politikası oluşturup sonuç alabilmektir. Bu, belli ölçüde iç dinamiklerin gücü ile ilintili gelişeceğinden, millet olarak mücadele edilecek bir alandır. Yeter ki durumu iyi kavrayalım ve basit politikalar yapmayalım!

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

analiz-abd-turkiye-bolgesel-iliskisi
ÖNCEKİ YAZI

Analiz: ABD-Türkiye Bölgesel İlişkisi

dunyanin-popcorn-zamani-politikalari-ve-filmin-ikinci-perdesi
DİĞER YAZI

Dünyanın Popcorn Zamanı Politikaları ve Filmin İkinci Perdesi

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
97 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme