abd-ile-yuksek-gerilim
ABD ile Yüksek Gerilim

ABD ile Yüksek Gerilim

276 Tıklama
6 Dakikalık Okuma
1
Okuyucu

ABD, Türkiye ile Suriye’de “yüksek gerilim” yaşıyor. IŞİD ile mücadele etmek üzere kurulan uluslararası koalisyonda görev yapan ABD’li Halkla İlişkiler Birimi tarafından Suriye sınırındaki Türkiye’yi tedirgin eden PYD/YPG güçleri hakkında çok önemli açıklamalar yapıldı. Haber Reuters’ta da bir biçimde duyurulmuştur. Buna göre ABD “30 bin milisten oluşan bir sınır güvenliği birliği” kurulması çalışmasını yürütmektedir. ABD bu kapsamdaki görüşmelerini Suriyeli “müttefikleriyle” yaptığını açıklamaktadır. Sözü edilen birlik “Suriye’de Türkiye ve Irak sınırı bölgesinde görev alacak, 30 binlik gücün 15 bini YPG milisi olacak,” denmektedir. Koalisyon’dan verilen bilgilere göre, Suriye Demokratik Güçleri içindeki Araplar Fırat Nehri Vadisi bölgesinde, Türkiye sınırında ise YPG milisleri konuşlanacak.

Anlamı nedir? PYD ile ilgili siyasi bir oluşum söz konusudur ve bu oluşumun fiziki sınırları korunmak istenmektedir. Bu fiili durumun meşrulaştırılması çalışması anlamına gelir. Dolayısıyla YPG, ABD’nin teçhiz ettiği ve eğittiği meşru bir güç halinde olacak, barış görüşmeleri masasına taşınacaktır. Birliğin Suriye Demokratik Güçleri altında görev alacağına dikkat çekiliyor. Eğer böyle gerçekleşirse Suriye topraklarında ABD’nin güdümünde bir toprak olacak. Halen Suriye’de 2 bin ABD askerinin yer aldığı bilinmektedir. Böylelikle ABD kendine 30 bin kişilik bir güç daha meydana getirmiş olacak gözükmektedir.

Suriye sorununa kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla Cenevre’de BM çerçevesinde görüşmeler devam ediyor. Türkiye-Rusya-İran Astana’da bir çaba içindedir. Bu çabanın Cenevre ile irtibatlandırılması aranan bir zemindir. Cenevre’nin yavaş ilerlemesi ise bazı soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. Acaba ABD, PYD’nin bu oluşumunu tamamlamak için mi süreci yavaşlatmaktadır? Eğer böyle ise ABD, bir barış havası söz konusu olsa dahi, PYD’yi kullanarak Suriye’de Rus askeri üslerinin önüne bir set çekmek istemektedir.

Ancak Rusya ve ABD arasındaki bu “yerleşme” mücadelesi sürerken en olumsuz etki Türkiye’ye doğru meydana gelmiş olacaktır. Sınırında istemediği PKK uzantısı bir Kürt oluşumu resmileşecek gözükmektedir. Bilindiği gibi bu oluşum, Irak sınırından Akdeniz’e kadar uzanan ve Türk sınırının güneyini tamamen kapatan bir Kürt kuşağı anlamına gelecektir. Kuzey Irak’taki Barzani’nin kontrolündeki bölge ile birlikte düşünülürse, İran sınırından itibaren Akdeniz’e açılan bir Kürt toprağının sınırları çizilmiş olacaktır.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’daki ABD Maslahatgüzarı DİB’lığına çağrılmış ve konu hakkında kendisinden açıklama istenmişti. Bugün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da aynı konuda açıklama yaptı. “Teröre karşı her türlü müdahale hakkımız mahfuzdur,” diyerek sınır ötesi yeni bir harekatın başlayacağının sinyallerini vermiş oldu. ABD’nin “endişe verici adımlar” attığını işaret eden Kalın, YPG’nin bir kez daha terör örgütü uzantısı olduğunun altını çizmiş oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Tokat’ta yaptığı konuşma esnasında, “terörden arındırma operasyonunun Afrin ile devam ettirileceğine” dikkat çekmiştir. “Bir gece ansızın gelebiliriz!” ifadesi tekrarlanmıştır.

Basında, Türk topçusunun sınırın ötesine atışlar yaptığının ve Hatay bölgesinde tank sevkiyatının olduğunun, haberleri yapılmıştı. Yakın zamanda Türk birlikleri Suriye’deki görev bölgesini Afrin istikametinde genişletebilir. İki gün önce Erdoğan-Putin telefon görüşmesinin de bu anlamda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Esad, ABD’nin topraklarında işgalci, PYD’nin ise hain olduklarını vurgulaması devam etmektedir.

Gelişmeler dikkat çekicidir. Bu konuda özellikle ABD ve Türkiye karşı karşıyadır. Askeri alanda olduğu gibi ikili ilişkilerin diğer alanlarda daha da gerginleşme potansiyeli vardır. Bunun adı yüksek gerilimdir!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Asi mi, Kahraman mı?

DİĞER YAZI

Afrin Sonrası

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,