abdnin-irana-bakarak-irakta-yapabilecekleri
ABD’nin İran’a Bakarak Irak’ta Yapabilecekleri

ABD’nin İran’a Bakarak Irak’ta Yapabilecekleri

456 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Diplomatik trafik artmış durumda. Irak bölgedeki merkezi konumuyla önem taşıyor. Peki, Irak yöneticileri yükü kaldırabilecekler mi? Özellikle ABD ve İran arasında diplomasi sürüyor. Geçen ay Irak Başbakanı Adil Abdül Mehdi Ankara ziyareti oldu. Dün (28 Mayıs 2019) akşam ise Cumhurbaşkanı Berham Salih İstanbul’da idi. Cumhurbaşkanlığı seviyesinde üst düzey çok konular üzerine anlaşmalar sağlandı. Temel konulardan biri de Türkiye-Irak Askeri İşbirliği Anlaşması konusu idi. Öyle ki, bölgede yaşanan gelişmeler bu son Irak Merkezi Yönetimini Türkiye’ye yanaşmak zorunda bıraktı. Zira ABD’nin gerek bölgesel politikalarındaki sertlik gerekse özel olarak İran’ı hedefliyor olması ciddi bir gerginlik yaratmaktaydı. Burada ortaya çıka bir temel soru var: İran’a karşı ABD’nin Irak’taki hazırlığı ve beklentisi ne olabilir? Şimdi bu soruya odaklanalım.

Genel olarak bölge Merkezi Kuvvetler Komutanlığı, CENTCOM’un kontrolündedir. Eğer CENTCOM bölgede kendine tahsis edilen kuvvetlerin intikalini isterse bunu kolaylıkla yapabilir. Örneğin Suriye’de Irak’a askerini veya uzmanlarını çekmesi çok kolay bir hamle olacaktır.

Obama Irak’tan asker çekmişti. Peki sonrasında ne oldu? Bugün ABD’nin Irak’ta değişik şekillerde Irak makamlarının verilerine göre 6 bin asker bulundurduğunu biliyoruz. Bu sayı geçen yıl 11 bin idi. Halen Suriye’de 2 bin askeri var (azaltılması konuşuluyor). Eğer bunları da Irak’a çekerse sayı artacaktır. ABD’nin Irak’ta resmen DEAŞ’la mücadele koalisyonu bağlamında açtığı 5 üs var ve bunların 4 adedinde (El-Esed, Besmaya, Taci, Bağdat) ABD’nin askeri konuşlu durumdadır. Erbil üssü koalisyona göre İngilizlerin kontrolündedir. Bunun dışında “fiilen” konuşlanma söz konusudur. ABD’nin Bağdat ve Basra havaalanlarında kara ve hava, Umm Kasr’da deniz piyade birliği bulunuyor. Spyker, Duhok, Sincar noktalarında, Suriye’dekilere benzer biçimde, kara unsurları dağılmış durumdadır. ABD Erbil’de kendine yeni bir askeri garnizon inşa ediyor. Son ay içerisinde Keyvan (K1) ve Beyci’deki (K2) havaalanlarında bir hareketlilik var. Muhtemelen Suriye’den çekilen birlikleri Keyvan ve Beyci’ye kaydıracak.

İkinci konu, Irak Merkezi Yönetiminin tutumudur. Öncelikle şunu söyleyelim, Merkezi Yönetim bir ABD-İran çatışmasından (özellikle askeri) yana değildir. Ancak içindeki yapısal sorunlar gereği, olası bir çatışmanın dışında kalmak için Irak yöneticilerinin çok mesai harcamasına sebep olacak niteliktedir.

Mevcut Irak Yönetimi elinde imkanlarla nispeten bağımsız bir ülke şeklinde hareket etmek istiyor. Bunu ne derece başarabilir bilinmez. Çünkü çok parçalı dengelere sahip Irak’ta zaten kuzeyde bir IKBY var. Her ne kadar Mesut Barzani’nin güç kaybetmesi söz konusuysa da ABD (ve hatta İsrail) açısından en temel müttefik kendileridir. Yeğen Necirvan Barzani’nin IKYB Başkanlığına hazırlandığı açıktır. Necirvan’ın önce merkezi yapı ve komşularıyla nasıl bir ilişki kuracağı henüz belli değildir, ama tahmin edilebilir.

Irak’ta diğer güç unsuru eski Baasçılardır. Bu guruptakiler hem İran’a hem de ABD’ye karşıdır. Hatta mümkünse dün olduğu gibi bugün de ABD ve İran’ın birbirlerine girmelerinden yana tavır takınacaklardır. Hal böyleyse de Baasçıların etkinliği sınırlıdır. Yapabilecekleri, radikal unsurları kışkırtmak ve bazı temel eşiklerde durumu provoke etmek olabilir.

Gelelim Haşdi Şabi kuvvetlerine. Haşdi Şabi, farklı ideolojik ve siyasi yönelimleri bulunan yaklaşık 50 milis organizasyonunun bir araya gelerek oluşturduğu, varlığı yasalarca tanınan paramiliter bir yapıdır. Haşdi Şabi yönetiminde ağırlığı olan Mehdi Mühendis ve Hadi Amiri gibi liderler, Saddam Hüseyin döneminde İran’a sığınıp ABD işgali sonuna kadar orada yaşayan, savaş tecrübesine sahip ve Tahran ile aynı ideolojik değerleri paylaşan kişilerdir. Bunun yanı sıra daha genç olarak, Asaib Ehl il-Hak lideri Qays Khazali ve Nüceba Hareketi lideri Ekrem Kaabi de yine Haşdi Şabi içerisinde İran Devrim Muhafızları ve Kasım Süleymani’ye yakın isimler olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla tıpkı Irak’taki diğer Şii siyasi gruplar gibi Haşdi Şabi de kozmopolitiktir. Ancak temelde İran’a, Ayetullah Sistani’ye ve Mukteda Sadr’a yakın siyasi düşüncelere sahip grupları barındırmaktadır. Haşdi Şabi açık olarak İsrail ve Suudi Arabistan karşıtlığıyla öne çıkmaktadır. Bu eğilimden dolayı Irak Merkezi Yönetimi, olası ABD ve İran silahlı çatışmasının bir biçimde Irak içine de sıçramasından endişe etmektedir.

ABD, Irak Merkezi Yönetiminin Haşdi Şabi ile ilişkisinden memnun değildir. ABD nasıl İran Devrim Muhafızları’nı terör listesine aldı ise benzeri biçimde Haşdi Şabi içindeki bazı kesimleri de terörist ilan etmiştir. ABD, Mehdi el-Mühendis, Qays Khazali ve Ekrem Kaabi gibi İran’a yakın isimlerin, en azından Haşdi Şabi’den dışlanmasını ve devlet ile bağlarının koparılmasını istemektedir. Her ne kadar ABD olası bir İran çatışmasında Irak’taki çeşitli unsurları (en azından Haşdi Şabi ve içindekileri düşünün,) tarafsız kalmasını sağlamaya çalışsa da bu pek mümkün görülmemektedir. Peki ABD, Merkezi Irak Yönetimine İran’a karşı tarafsız kalmanın garanti edilmesi konusunda neyi dikte ettirmek ister? Eğer ABD baskı uygularsa Irak iktidarı kendini iki taraflı bir çıkmazda kalmış hissedeceklerdir. Görüne o ki Başbakan Abdülmehdi başta olmak üzere diplomatlar Washington ve Tahran arasında hareketli çalışmalar içindedir. İran DİB Cevat Zarif’in son Bağdat ziyaretinde Irak tarafının aracı olma arzusu bu amaçla gösterilen bir çabadır.

ABD Irak’ta görece “kolaylıkla” çalışabilir. Çünkü petrol gelirlerinin paylaştırılması, dokunun karışıklık göstermesi, çıkara dayalı unsurların bolca bulunabilmesi temel ögelerdir. Üstelik Irak’ı ve insan kaynaklarını gayet iyi bilmektedir. Irak işgalinden bu yana değişen siyasi koşulların gereği olarak bir plan yapacak gözüküyor. Evvela kontrolü güç unsurlar ile vekalet için kullanabileceği unsurları seferber etmekle ilgilenecektir. Bu arada bolca provokasyon ve siyasi çalkantılar görülebilir. Bunlar bize bölgede ABD baskısının arttığının işareti şeklinde olacaktır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin İran’a Yönelik Kaotik Savaşı

DİĞER YAZI

Jeopolitiğin Önemi

Politika 'ın son yazıları