ABD’nin Küresel Geri Dönüşü

297 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bu yazıda kısa bir durum tespiti yapalım. Bugüne dek ayrıntılı analizlerimde daha çok ABD sistemi, politikaları, seçimler, Joe Biden yönetimi, bölgemizde olması muhtemel gelişmeler gibi konuları ele aldım. Şimdiki konu şu: Biden yönetimince tespit edilmiş küresel ve bölgesel ABD politikaları nasıl uygulanacak?

Televizyon programlarında ve yazılarımda işaret ettim, aslında Biden’ın gelişi ile Amerika Birleşik Devletleri, ABD’nin uygulayacağı stratejiler gayet belirgindi ve bunları kendileri de ifade ettiler. O halde sürpriz bir durum yok!

ABD, (2018 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde yazdığı gibi) Rusya’yı, Çin’i, Kuzey Kore’yi, İran’ı düşman ilan etmişti. Bugün büyük rakip olan Rusya ve Çin’e dolaylı yollardan, yani Gri Bölge Savaşı ile yüklenecektir. Bunu yaparken ekonomik, politika, askeri açılardan önemli ölçüde Avrupa’nın ve diğer müttefiklerinin desteğini almak isteyecektir. 

Avrupa’da askeri varlığını güçlendirecektir. Rusya’nın nüfuz politikaları Baltık ve Doğu Avrupa’da durdurulmak istenecektir. Bu aynı zamanda Avrupa’ya, bensiz yapamazsınız, demek olacaktır. Bu eksendeki ABD faaliyetleri Baltık’tan Karadeniz’e uzanacaktır. Dolayısıyla Avrupa Komutanlığı, EUCOM aktivitesini bu bölgede yoğunlaştıracaktır.

ABD’nin Stratejik Nükleer Kuvvetler Antlaşması, START’ı Ruslar ile masaya oturup yenileme süreci ilginç olacak. Zira ABD, Rusya için de ajanda üretiyor, muhalif lider (!) dediği Alexei Navalny gibi gündemlerle. Dolayısıyla Kuzey Buz Denizi’nden Hint-Pasifik bölgesine, Çin’den Avrupa ve enerji konularına ABD’nin Rusya ile konuşacağı çok mesele var. Hatta Orta Doğu, Afrika, Libya, Suriye gibi bölgesel meseleler bile bu kapsamdaki meselelerdendir.

ABD sinerjisi, artı Kanada, Avrupa, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda, İsrail, yerel ve bölgesel aktörler, NATO, derken Çin’e angaje olacaktır. Çin ile her alanda ve her coğrafyada rekabet edecektir. Asıl hedef Çin! 

ABD yönetimi Yumuşak Güç ile demokrasi ve özgürlük ihracı yöntemini devreye koydu bile. En çok Çin’i bu yolda hedef seçti. Hong Kong ve Uygur konuları gelişmeye açıktır. Tayvan konusu ise en büyük sürtüşme meselesidir. Kuzey Kore ise bu arada kullanılan çok yönlü bir aparattır.

Her ne kadar Uzun Savaş radikal küresel terörle (onlar İslami terör diyorlar) mücadele ise de unutulmamalıdır, alanı çok geniş tutulmaktadır. Orta Doğu, Uzun Savaş’ın ihtiyaç duyduğu terörist imal ve ikmal alanıdır; ama uygulama alanına, örneğin Afrika’ya veya Çin sınırına taşınması operatik bir konudur.

ABD, Çin’i tecrit etmek isteyecektir. Nerde? Uzayda, İpek Yolu’nda (Kuzey Buz Denizi, klasik yol, Asya, Güney Çin Denizi ve Hint Okyanusu, Doğu Akdeniz, Avrupa, Afrika) ve Siber alanda. Neysel tecrit edeceği konusu ise yerine ve imkanlarına göre seçilecektir.

ABD, İsrail’e tam destek veriyor. İsrail’i Merkez Kuvvetler Komutanlığı, CENTCOM kapsamına aldı, öncesinde EUCOM’ın kapsamındaydı. İbrahim Anlaşmaları tam gaz ilerliyor olacaktır. Arap dünyası ABD ve İsrail ile bütünleşiyor. İşte en son haber Yemen ile geldi. Bu sorun da çözülecek deniyor, ama en azında bazı uçlarda törpülenecek ve üstü örtülecek görünüyor. 

Bir diğer adım Libya’ya yönelik olacaktır. ABD 2012’den bu yana Kuzey Afrika’yı ihmal etmişti. 2019’dan itibaren Afrika Komutanlığı, AFRICOM’un, Çin’in nüfuz alanına kaptırdığı Afrika’ya bakış açısı yeni baştan geliştirildi. Biden yönetiminde Brett McGurk sadece Orta Doğu’dan değil Aynı zamanda Afrika’dan da (MENA’dan) sorumlu oluyor. Bu durumda ABD, Libya’da ipleri ele alacak görülüyor.

Dolayısıyla ABD, Arapların desteğini (veya sükûnetini) tam sağladıktan emin olunca İran ile masaya oturma vakti geldi diyecektir. O halde onların bakışıyla normalleşmeye (!) devam denebilir. İran ile konular, rejimin değişmesi (demokratikleşmesi ve liberalleşmesi) ve nükleer anlaşma meselesidir.

ABD’nin Gayrinizami Harp Doktrini (COIN) ile yürüttüğü Vekalet ve Hibrit Savaş alabildiğine gelişecek bir konudur. Bu savaş yöntemlerini çıkarına dayalı diplomasi, siber, ekonomik yaptırım, askeri caydırıcılık ve manevralar ile destekleyecektir. Bu durumu Pasifik’ten Atlantik’e, Kuzey Buz Denizi’nden Afrika’ya kadar yayacaktır. Merkezde ise Afganistan’dan Doğu Avrupa’ya kadar olan bölge var. 

Dolayısıyla Türkiye birçok eksende gerilme noktası üzerinde yer alan stratejik konuma sahip ülke olmaya devam ediyor. ABD’nin Türkiye ile ilgisi politik ve askeri başta olacak biçimde detaylı hususlar üzerine yoğunlaşacak. Yani Türkiye ile ABD hem çok fazla diplomatik ilişki içinde olacak hem de çok zıt noktalarda sürtüşme yaşayacak gözüküyor.

Henüz Türkiye ile Biden yönetimi arasında ilk temas kurulmadan ABD tarafı yeni ajandasını oluşturacak imalatlar peşindedir. Temas noktasına gelindiğinde demokrasi başlıklı konulardan başlayacak ve bölgesel sorunlarda, özellikle de Suriye’de isteklerini ifade edecektir. Ama en büyük gerilme konusu S-400’ler üzerinedir.

ABD, COIN’e devam ediyor demiştim, terör örgütleriyle bu manada ilişkilerini sürdürecek. Örneğin bizlerin terörist dediğine, ABD terörist değil diyecek, ama geri plandan da aparatların eylemliliğini güçlendirecek düzenlemelerden geri kalmayacaktır. Bu arada yoğun diplomasiyle barış ve istikrar dilini öne sürerek hareket edecektir. Bu bazıları için kafasını karışıklığı yaratacak yöntem olabilir. 

En bariz örnek PKK terör örgütüdür. ABD’ye göre, PKK Kandil-Sincar’da genişleyecektir, 2015 yılında kurulan SDG (Suriye Demokratik Güçleri) projesi de sorun olmaya başlarsa bu kez PYDK (Kürt Ulusal Birliği Partileri) ile ilerlenir derken, Suriye konusunun Cenevre’de çözülmesinde ipleri eline almak isteyecektir. Bu arada PKK terör örgütü ve diğer isimlerle olan unsurları, hatta DAEŞ aparatını, ileri sürerek Türkiye ve nüfuz sahibi olduğu bölgeler üzerine baskı yaratacaktır.

ABD, NATO müttefikim Türkiye demeyi sürdürecek, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi desteklenecek; zaten ilk açıklamalar da bu doğrultuda geldi. Ancak ABD’nin bu sözlerinin öte yanında S-400, Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Yunanistan, FETÖ, HDP, gibi tartışmalı olan konuları da öne çıkarması dikkat çekicidir. Yunanistan ile meselelerini çöz, bunun için (istikşafi, vs.) görüşme yap, ama Kıbrıs konusunda ne olacağını gel bana sor derse, bu şaşırtıcı olmamalıdır.

ABD küresel ölçekte “Geri döndü!’” dedirtecek her türlü diplomatik, askeri ve diğer manevraları baskılı (dominant) biçimde gerçekleştirecektir; Biden bunu söyledi bile. Açıklamaları şahince görenler çıkabilir. Dolayısıyla ısınan, sürtünme gücü ve etkisi yüksek stratejik ve operatif olaylarla dolu bir sürece girildi, bunu dünyaya açıklamaya başladılar bile. Biden yönetimin yoğun medya (sosyal ve yapay zekâ, AI destekli olanı dahil) operasyonları gerçekleştireceğini, kamuoylarını etkileyeceğini sakın aklımızdan çıkarmayalım! Çağımız artık bunu gerektiriyor ve kullanımı bizi şaşırtmasın. Amaçları; diplomasiye alan açmak, ajanda üretmek, sahada gerekli şartları sağlamak ve baskı üzerinde etkili olmaktır.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Batı Kapitalizmi ve Antikapitalizm

DİĞER YAZI

Siyaset Bağlamında Türkiye ve ABD İlişkileri

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden